EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

1 Aralık 2017 Cuma

YAVUZ HAKAN TOK YENİ TEKLİLERİ DEĞERLENDİRDİ!


SERHAT FEAT. MARTHA WASH – “I DIDN’T KNOW”

Biz hâlâ ‘70’lerde Ajda Pekkan’ın az biraz, ‘90’larda Tarkan’ın bir hayli yol kat ettiği yurt dışına açılma çabalarını konuşuyoruz kendi aramızda. Bu konuda bir öğrenilmiş güçsüzlüğümüz, hatta bir kompleksiniz var, evet. Oysa Serhat Hacıpaşalıoğlu çoktan makus kaderimizi yenip, buralardan görmekte nedense zorlandığımız başarılara imza attı bile. Atmaya da devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan yeni teklisi “I Didn’t Know” şimdiden dünya listelerine girdi.
Bilenler bilir, dünyada gerçek verilere dayanarak hazırlandığı asla tartışma götürmeyen müzik listeleri, özellikle de dünya müzik trendlerini belirleyen ülkelerdeki müzik listeleri arasında “dance chart” tabir edilen listelere girmek diğerlerine kıyasla daha zordur. Zira bu listeler plak şirketlerinin güçleri ve ticari veri hesaplamalarının ötesinde “dj”ler ve radyoların çaldıklarına dayalı olarak yani tam tabirle “sahadan” alınan verilerle oluşturulur. İşte Serhat’ın başarısı en çok bu noktada kendini gösteriyor zira Serhat üçüncü kez, bir şarkısıyla daha bugünlerde “dance chart”larda kendine yer buluyor. Üstelik Victor Lazio ile düet seslendirdiği “Total Disguise” ve solo projesi “Je M’adore”den sonra, bu defa yanına Marta Wash’u da alarak o girilmesi çok ama çok zor Amerika müzik piyasasının kapılarını da zorluyor. 
The Weather Girls ikilisinde başladığı müzik kariyerinde “It’s Raining Men” gibi bir disko klasiğine sesiyle imza atan Martha Wash, ‘80’lerden bu yana kendi kulvarında bir “süper star” olarak yol almaya devam ediyor. Wash geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye gelerek, Serhat Hacıpaşalıoğlu’nun organizasyonunu üstlendiği Liselerarası Müzik Yarışması finalinde konuk sanatçı olarak sahneye çıkmıştı. Yarışmanın kulisinde onunla bir arada olmak, iki üç cümle de olsa konuşmak benim için çok heyecan vericiydi. O günlerde Martha Wash ve Serhat’in birlikte bir de şarkı kaydedeceklerini bilmiyordum tabii.
Sözleri Nektarios Tyrakis’e, müziği Olcayto Ahmet Tuğsuz’a ait “I Didn’t Know”, Eurovision Şarkı Yarışmasını takip edenlerin iyi bildiği bir şarkı zira Serhat 2016 yılındaki yarışmaya San Marino adına bu şarkıyla katılmıştı. Şarkı, yarışmanın kendi mantığı ve matematiği içerisinde doğru anlaşılamamış ve finale kalamamıştı. Ancak Serhat ve Marta Wash düetiyle “I Didn’t Know” Eurovision’un anlam ve öneminin dışında ve çok ötesinde bir yerden ses veriyor şimdi.
Alman plak şirketi Cap Sounds etiketiyle Avrupa ve Amerika’da aynı anda piyasaya sürülen teklide düzenlemesi  Guy Waku ve Johan Bejerholm tarafından yapılan şarkının Johans, Markus Adler ve Cutmore tarafından yapılmış beş farklı versiyonu yer alıyor. Vokal kayıtlar İstanbul’da, video klip çekimleri ise Milano ve Londra’da gerçekleştirilmiş. Yani hem prodüksiyon hem de “sound” anlamında uluslararası standartta bir iş bu.
Bugünün basınında müzik gündemi haberlerinde kendine çok yer bulamasa da Serhat’ın bu azımsanmayacak başarısını tarihe not düşmek boynumuzun borcu. Bu teklinin dünya müzik sektöründe kazandığı ve önümüzdeki günlerde kazanacağı başarıları takip etmek de öyle.
NOT: Tekliyi Türkiye’deki dijital platformlardan da edinmek ya da dinlemek mümkün.


GÖKHAN TEPE – “SEVDA ÇOCUKLARI”

İlk kez bir Gökhan Tepe şarkısına bu kadar yakınlık duydum desem bilmem ayıp etmiş olur muyum? Şüphesiz sektörde ‘90’lardan bu yana hafife alınmayacak bir yer edinmiş Gökhan Tepe’yi hiç mi hiç bağlamaz bu yargım. Kaldı ki “Yürü Yüreğim” gibi  “Birkaç Beden Önce” gibi zamanında sevdiğim şarkıları olmuştur benim de ama beni hiç mi hiç sarmayan şey onun şarkı söyleme biçimi idi hep. Çoktan ‘90’lardaki ilk albümlerinde kalmış olması gerekirken bu zamana kadar taşıdığı Tarkanvari aşırı içli şarkı söyleme biçimi.
Geçtiğimiz günlerde birkaç yeni başka şarkıyla beraber Gökhan Tepe’nin yeni şarkısı “Sevda Çocukları”nı da bu önyargıyla atmıştım “playlist”ime. Ama ne oldu biliyor musunuz? Telefon cebimde, yolda yürüyorum ve sırada hangi şarkının olduğunu bilmiyorum doğal olarak. Bu şarkı çıktı sonra. Nakarata kadar söyleyenin Gökhan Tepe olduğunu anlamadım. Yenilerden biri diye dinledim. “Ne güzel şarkıymış, söyleyen kim acaba?” diye merak ettim hatta. Gökhan Tepe beni faka bastırmıştı bu defa.
“Sevda Çocukları”, söz ve müziği Serdar Aslan’a ait bir şarkı. Düzenleme ise Erhan Bayrak tarafından yapılmış.
Ayla Çelik, Şebnem Sungur, Serdar Aslan ve Gökhan Tepe bazısı tek, bazısı birlikte şarkılar yazarak bir ekip oluşturdular yıllardır. Bu ekipten sadece Gökhan Tepe’ye değil, başka şarkıcılara da şarkılar çıkıyor üstelik. Her işte olduğu gibi pop müzikte de ekip çalışması doğru kimya yakalandığında her zaman sağlıklı sonuçlar vermiştir ki bu ekipte de veriyor. Nitekim diğerleri bir yana, Tepe’nin daha önce “Çok Özlüyorum Seni” ve “Yalan Olur” gibi başka Serdar Aslan şarkılarıyla da başarı yakaladığı ortada. Bu şarkının Nihat Odabaşı tarafından çekilen klibinde de bu isimlerin tamamı yer alarak adeta ekip ruhuna işaret etmişler birlikte.
‘70’lerden bir Melih Kibar – Çiğdem Talu şarkısı tadı da alabilirsiniz “Sevda Çocukları”ndan, ‘90’lardan bir Kayahan şarkısı tadı da. Hem melodi hem de söz anlamında yoğun ve güçlü. Düzenleme ona keza, şarkının tam da ruhunda, ayarında bir yerde. Tepe’nin yıllardır aynı yerden ses veren şarkı portföyüne kendini tekrar etmeyen ve de kıdemini vurgulayan böylesi bir şarkıyı katması da ayrıca değerli.
Söylemeden edemeyeceğim, Gökhan Tepe’nin bu tonu her ne ise umarım ve dilerim bundan sonra buradan devam eder. Dinleyici kaybeder mi bilmem ama bir tane kazandı, orası kesin.


GÖKHAN SAYHAN – “AŞK HEP VAR”

Bir önceki şarkısı hakkında bir şeyler karalarken “daha fazla fark edilmeli,” diye yazmışım Gökhan Sayhan için. Kedi olalı arada bir fare tutabiliyorsam demek. Sahiden daha fazla fark edilmeye başladı Gökhan Sayhan. Yeni şarkısı “Aşk Hep Var”ın verileri bunu gösteriyor.
Arpej Yapım etiketiyle yayımlanan “Aşk Hep Var”ın söz ve müziği Gökhan Sayhan’a, düzenlemesi Yılmaz Şallıel’e ait. Sağlam melodik yapısı, müzikal tadı yerinde düzenlemesi ile “Aşk Hep Var” Sayhan’ın kendine has ses rengi ve oturmuş şarkı söyleme biçimiyle de kulağı yakalıyor.    
Müzikte hem eğitimi alarak “okullu”, hem de hem de uzun yıllar sahneye çıkarak “alaylı” tecrübesi edinen Gökhan Sayhan, 1999 yılından beri süregelen kariyerinin bu üçüncü teklisiyle adından daha fazla söz ettirmekle kalmıyor, müzik sektörünün bu zor zamanlarında hâlâ yeni isimlerin de kendine bir yer açabileceğini gösteriyor.


BERRAK – “MERSİ”

O Ses Türkiye denilen ve aslında bir yarışma olup olmadığı çok su götüren televizyon şovu birincilik kazananlara pek yaramıyor ama şova yarışmacı olarak bir şekilde katılanların kariyer dökümlerine bir referans olarak yazılıyor. Gerçi onlar başarılarını çoğunlukla O Ses Türkiye’den bağımsız kazanıyorlar; İrem Derici örneğinde olduğu gibi, o ayrı.
Berrak da “O Ses Türkiye’den Sony Müzik Türkiye’ye” başlığı atılmış bir basın bülteni ile tanıtılıyor bu günlerde. Liseden itibaren keman ve piyano eğitimi almaya başlayan Berrak, sonrasında koro şarkıcılığı, caz vokal ve ses kayıt teknolojileri üzerine eğitimine devam ederek donanım kazanmış. Bu dökümün yanında O Ses Türkiye’nin lafı bile edilmez aslında ama ne çare “haber değeri” orada.
Berrak’ın Sony Müzik etiketiyle yayımlanan bu ilk teklisinde seslendirdiği “Mersi” adlı şarkının söz ve müziği Selahattin Erhan’a ait. Erhan işin prodüktörlük kısmını da üstlenmiş, şarkının düzenlemesini ise Osman Çetin yazmış.
Selahattin Erhan Türkiye’de yapılan popüler müziğin eski zamanlarını da bu zamanlarını iyi bilen, takip eden bir şarkı yazarı ve kime nasıl bir şarkı yazması gerektiğini iyi biliyor. Belli ki bu şarkı da böylesi bir “proje şarkı”. Gündelik dilin, internet dilinin ve Türkçe’nin eskiden beri kullanılan beylik deyimlerinin bir arada kullanıldığı, “atarlı” tarafıyla Demet Akalın, “efe” tarafıyla Sıla sularında gezinen bir üslubu var şarkıcının dillendirdiği hikâyenin. Bunu yer yer çok eleştiren oluyor ama pop müzikte bu formül gayet mubahtır, iş ki bir mantık çerçevesinde, bir hikâye anlatsın şarkı sözleri.
Kıvrak bir melodi, ona keza bir düzenleme şarkının asıl artıları. Ama onlardan da fazla öne çıkan Berrak’ın böylesi “piyasa işi” bir şarkıda bile fark edilebilen şarkıcılığı. Hem güçlü bir ses, hem iyi bir şarkıcı Berrak, o çok belli. Berrak’ı yakın vadede “piyasa işi” olmayan bir şarkıda da dinlemek için can atıyor olabilirim. Bu şarkı dinleyicide bu hissi yaratabilirse zaten amacına hizmet etmiş olacaktır şüphesiz.


ERSAY ÜNER – “İKİ AŞIK”

Yeni bir şarkıyı gündelik Türkçe pop müziğin tam da ortasına bırakılabilecekken çekip çevirip dışına düşürürseniz ne olur? Hemen söyleyeyim: Öncelikle “Radyolar çalar mı acaba?” dan başlamak üzere sonu soru işaretiyle biten sayısız cümleniz olur kafanızda hiç yoktan. O yüzden de popüler bir şarkıcı iseniz bu riske girmezsiniz. Girmeyenler çok. Ersay Üner popüler bir şarkıcı değil. İşin popülerlik tarafını besteciliği ile görmüş geçirmiş zaten. Canı şarkı söylemek istediğinde de o yarışa katılmıyor bu yüzden. Daha önce de öyle yapmıştı, yine öyle yapmış.
Ersay Üner’in yeni teklisi “İki Âşık”, geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlandı. Şarkının söz ve müziği (doğal olarak) Ersay Üner’e ait, düzenlemesi de öyle.
Ersay belli ki bir besteci olarak neyi tutabileceğinin matematik zekâsına sahip olmakla yetinmiyor. Yıllardır başkalarına verdiği şarkılarının “demo” versiyonlarını kendisi yapar, düzenlemeyi yapacak olanlara da bir anlamda yön verirdi hep ama işin aranjörlük kısmına resmi olarak çok sık imza atmadı. Nitekim ilk teklisi “Yürüdüm”de de aranjör olarak Serkan Ölçer’in imzası vardı. Ama bu defa şarkısını kendi aranje etmiş. İyi ki de öyle yapmış zira bu paragrafın ilk cümlesini kurdurdu bana. Evet, şarkı yazmayı iyi biliyor, evet yazdığı şarkılar “hit” oluyor ama bu kadarı yeter tembelliğine düşmeyip aranjör olarak da sektöre yenilikle gelmekten çekinmiyor. Zira bu şarkı her şeyden önce düzenlemesiyle ortalama ve demode Türkçe pop standartlarının üstüne çıkmış.
Şarkıcı olarak da kendini daha iyi ifade edebildiği ya da gösterebildiği bir şarkı bu. “Trap”in doğası gereği biraz karanlık bir atmosferi var şarkının ve o noktada iyi şarkıcılıktan, güçlü sesten ziyade gerekli olan o bir parça mekanik his, o “cool” hava çok doğru yakalanmış.
Bir klarnet solo, bol acılı yaylı partisyonuyla dakikada 1 milyon tıklama almak da vardı kolayından. Şarkıda o doku da var çünkü. Burada başka bir öngörü, başka bir cesaret çıkıyor ortaya. Sadece bu bile Ersay Üner’i tebrik etmeye yeter. 

 YAVUZ HAKAN TOK / ARALIK/ HAYAT MÜZİK/2017
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe