EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

13 Kasım 2017 Pazartesi

YAVUZ HAKAN TOK YENİ TEKLİLERİ DEĞERLENDİRDİ!


İREM DERİCİ – “BAZI AŞKLAR YARIM KALMALI”

“İrem Derici şarkıları” diye bir şey var mı? Henüz yok. Belki erken, belki de değil. Tartışılır. Ajda Pekkan da hayatı boyunca popüler, çok popüler, en popüler olmanın peşinde koştu ama “Ajda Pekkan şarkıları” diye bir kavram oluştu yıllar içinde ve Pekkan’ın son bilmem kaç yıldır saçmalamasına rağmen etkisini yitirmedi. Hadi o kadar uzağa gitmeyelim; “Demet Akalın şarkıları” diye de bir şey var; beğenirsiniz, beğenmezsiniz o ayrı.
Onu da geçtik… Bir Rihanna şarkısı ile bir Beyonce şarkısını ilk dinleyişte ayırt edebilir misiniz? Rahatlıkla. Şarkıcının sesini duymadan hem de.
Örnekler çok uzak gelebilir ya da fazla yakın. Sorun da burada başlıyor zaten.
İrem Derici’nin yeni şarkısı “Bazı Aşklar Yarım Kalmalı” geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlandı. İspanyol yürüyüşlü, Akdeniz ezgili, kulağa hoş gelen, çok tanıdık, bildik bir melodik örgüyle dinleyeni kolay yakalayan bir şarkı. Sözleri Ayla Çelik yazmış, besteyi Gökhan Tepe yapmış, Erhan Bayrak da düzenlemiş. Amenna. Hepsi kulvarında garantör isimler. Şarkının klibinin altına yazılan yorumlarda bahsi geçtiği üzere, İrem’in hafif nezleli şarkı söyleme hâli geçirdiği burun operasyonlarının sonucu mu yoksa sahiden nezleli miydi stüdyoya girdiğinde onu bilemem ama ilk şarkısından bu yana şarkıcılığının bir yanı rayına oturdu, orası kesin. Vurguları ve prozodisi bu şarkıda nihayet yerli yerinde.
Yazının başında yazdıklarıma geri dönmek gerekirse… Sorun şu ki bu şarkıyı pekala Ziynet Sali ya da Funda Arar da söyleyebilirdi. Hiç yadırgamazdık. İkisinden de ve çok daha fazla sayıda nicesinden de benzer şarkılar çok duyduk yıllardır. Hani ortada bir havuz var ve o havuzdaki herhangi bir şarkı o sıra kime denk gelirse o söylüyor gibi bir durum. Ya da o söylemezse öbürü söyler gibi. Sav ileri sürmüyorum; gerçeğin ta kendisini dillendiriyorum.
Buradan bakıldığında bu şarkı uzun vadede İrem’e ne kazandırır bilinmez. Ama bir şey kaybettirmez de; orası kesin. Şu sıra popüler piyasada “iş yapan” bütün şarkıcılar aynı formüllerle ilerliyor. Bir tane cesur çıkmadı kaç zamandır. İrem niye alsın bu sorumluluğu üstüne diye de düşünebilirsiniz. E siz de haklısınız.


DERYA ULUĞ – “NABIZ 180”

Derya Uluğ yakın dönemde tanış olduğumuz genç kadın şarkıcılar arasında şarkıcılık performansı açısından açık ara iyi. Sahnede seyretmeden söyleyebiliyorum bunu zira stüdyolarda yoktan var edilmiş şarkıcılarla sağlam şarkı söyleyenler arasındaki fark her şekilde hissediliyor. Nitekim Uluğ’un yeni şarkısı “Nabız 180” de bunu tek başına gösteriyor.
Derya Uluğ ve Asil Gök ortaklığıyla yazılmış ve yine bildik yollardan ilerleyen bir şarkı dinliyoruz. Popun arabeskle sarmaş dolaş olduğu bir şarkı. “Nabız oldu 180” gibi, “eller nasıl da mutlu ya da ne güzel rol yapıyor” gibi bugünün pop dinleyicisinin algısına hemen dokunacak (ve nispeten farklı) sloganların yanında “kalbimde bir migren” gibi farklı olma çabasında kantarın topuzunun kaçtığı bir yer de yok değil (bir önceki şarkı “Canavar”ı hatırlayınız.) Buna karşın sakin ve şarkıcının performansını öne çıkaran düzenlemesi, standart dışı (en azından şarkının ana melodisini tekrar etmeyen) “intro”su ve belli ki uğraşılmış kontrşanları filan bana iyi geldi. Nicedir Ozan Çolakoğlu’nun böylesi bir düzenlemesini duymamışsam demek.
Daha ikinci şarkısını yayımlamışken üçüncü şarkısında ne yapmış acaba diye merak ettirmek bir başarıdır, bunu kabul etmek lazım. Üçüncü şarkıda ilk iki şarkının etki alanının dışından ses vermek de bu zamanda risk almak demek. Bundan sonrası ne olur bilemem ama “Canavar”ın bana düşündürdüklerini bu şarkı için düşünmediğimi söyleyebilirim en azından.


KİBARİYE – “İSTANBUL SAKLASIN BİZİ”

Kibariye’yi özlemiş miyiz? Özlemişiz. O da uzun yıllardır şarkı söyleyen ama kendi şarkılarını yazmayan diğerleri gibi bir yerde tıkandı, ne söyleyeceğini bilemedi. Bu arada sesi yorulmuştu, abartılı şarkı söyleme biçimine kendini fazlaca kaptırmıştı derken şöyle ağız tadıyla dinlenebilecek bir albüm yapmayalı çok oldu. En son Yaşar Gaga albümünde “Sevdam Ağlıyor” ve “Onursuz Olmasın Aşk”ı söylemişti ki (bence) “keşke söylemeseydi” dedirten yorumlardı onlar.
Kibariye, geçtiğimiz günlerde Avrupa Müzik etiketiyle yayımlanan yeni teklisinde bu kez “İstanbul Saklasın Bizi” adlı şarkıyı seslendiriyor. “Aşk ve Ceza” adlı dizide kullanılan ve 2010 yılında yayımlanan aynı adlı dizi müzikleri albümünde yer alan “İstanbul Saklasın Bizi”, söz ve müziği Aysuda Ülkü Zeren’e ait bir şarkı. Şarkının o versiyonunu Kıraç seslendirmişti. Şimdi ise Kibariye, Erhan Bayrak düzenlemesi ile yeniden seslendiriyor.
Erhan Bayrak düzenlemesi dedim ama siz bu bilgiyi buradan başka bir yerde göremeyeceksiniz zira şarkı servis edilirken basın bülteni de dâhil olmak üzere hiçbir yerde Erhan Bayrak’ın adı geçmiyor. Geçenlerde yazdım Twitter’a. Bundan bir beş on yıl sonra bu yılların müziğini araştıran biri hangi şarkıyı kim yazmış, kim düzenlemiş asla bilemeyecek. Müzik dijitalleşmeye başladığından bu yana albüm / şarkı künye bilgileri, gereksiz bir şeymiş gibi algılanmaya başladı ve beni en çok şaşırtan da şarkı üretenlerin buna razı geliyor olması.
Kıraç’ın sesini verdiği şarkıları uzun uzadıya dinleyemeyen bir dinleyici olarak bu şarkıyı zamanında es geçmiş olduğuma üzüldüm desem yalan olmaz. Derin, oylumlu, incelikli bir şarkı çünkü. Kibariye’ye de çok yakışmış. Kendisi de sevmiş olacak ki tıpkı eski günlerdeki gibi söylemiş; çok abartmadan ve zorlamadan. Erhan Bayrak da nasılsa Kibariye söyleyecek diye kolaya kaçmamış, şarkıcıya sırtını yaslamamış, özenle işlemiş şarkıyı. Bir de Kiboş’u şarkının bulduğu her boşluğunda “lalalilala” yapma alışkanlığından vazgeçirebilse çok iyi olacakmış.
Kibariye’yi bu şarkıda dinleyince popun yakın dönem modası uyarınca “techno” ritim üzerine tiz perdelerden çığlık çığlığa arabesk nağmeli şarkılar söyleyen genç kadın şarkıcılara selam edesim geldi. Suyunun suyunun suyunu çorba diye içenlere de. Müsaadenizle çocuklar!


MAHMUT ÇINAR – “GÜZ GEÇER”

Kulüplerin, “beach”lerin, radyolar, müzik televizyonları ve tıklanma kaygılarının dayattığı “sanayi tipi” şarkılar popüler müziği bir bataklığa çeviredursun, bu döngüyü reddeden dinleyiciler ve müzisyenler, topyekun “alternatif” diye adlandırdığımız şemsiyenin altında nefes alıyor nicedir. Akım kendi yıldızlarını yaratıyor ve ne dinleyicisi ne de üreteni milyarlarca tıklanmayı, günde bilmem kaç kere radyo döngüsüne girmeyi filan dert ediyor.
Alternatif akımın kaçınılmaz yükselişinde alternatif televizyon yayıncılığı yapan YouTube platformlarının etkisi büyük. Garaj Stüdyo da bu platformlardan biri. Pasaj Müzik’in bir oluşumu Garaj Stüdyo ve uzun süredir sektöre taze kan pompalıyor.
Mahmut Çınar’ın ilk resmi klibi “Satır Satır”, Kasım 2016’da Garaj Stüdyo’da yayınlanmıştı. Söz ve müziği kendisine ait olan ama Bülent Ortaçgil kokusu bir hayli hissedilen bu şarkıyı Gözde Öney’le beraber seslendiriyordu Mahmut Çınar. Sonrasında yine Gözde Öney’le bir düet, “Eski Bahar Şarkısı (Sen Oku)” yayımlandı. Çınar’ın bu defa solo olarak dinleyici karşısına çıktığı “Güz Geçer” ise Eylül 2017’de servis edildi.
Bahçeşehir Üniversitesi’nde öğretim üyesi olduğu dışında bir bilgiye ulaşamadım hakkında. Yani işin “PR” kısmı henüz işletilmemiş görünüyor. Buna karşın sadece bu üç şarkıyla kendine bir kitle edindiği aşikar. Her şeyden önce iyi bir şarkı yazarı Mahmut Çınar. Alternatif müzik üretmenin şartıymış gibi (hele ki bir de elinde gitar varsa) yaya dağıta şarkı söylemek yolunu seçenlerden de değil. Doğru düzgün şarkı söylüyor, şarkılarının bir derdi var ve o derdi inandırıcı bir biçimde dillendiriyor. Ve dinleyende daha fazla şarkısını duyma, dinleme hissi uyandırıyor.
Henüz dinlemediyseniz mutlaka dinleme listenize ve takibe alın. Kârlı bir keşif olacaktır.


FUNDA ARAR – “AŞK OLSUN”

Bu kendini tekrar etme, zaman içerisinde edindiği konfor alanının dışına çıkamama meselesini çok fazla dillendiriyorum ama ben yazmaktan sıkıldım, yapanlar yapmaktan sıkılmadı ne çare. Funda Arar da son albümünde farklı bestecilerle de çalışmış olmasına rağmen yine aynı yerden ses veriyordu. Dedim ya; konfor alanı. Her hal ve şartta alıcısı var. Ki Funda Arar ne yapsa belli bir satış garantisini verebiliyor. Bu da kolay vazgeçilebilecek bir şey değil.
Albüm henüz soğumadan araya bir tekli aldı Funda Arar. Bunu daha önce de yapmıştı. Bu yöntemin doğruluğu çoğu zaman tartışılır ama bu defa işe yarayacak gibi zira Arar’ın yeni şarkısı albümün genel seyrinin dışında ve ötesinde.
Geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlanan “Aşk Olsun” adlı şarkının söz, müzik ve düzenlemesi Eflatun’a ait. Tüm Eflatun şarkıları gibi bu şarkının da iskeleti sağlam, sorunsuz. Bir de gayet modern ve güncel ama ortalama Türkçe pop klişelerinden azade bir düzenleme ile işlenmiş ki dinlerken şöyle bir rahat nefes alıyorsunuz. Gitar duyuyorsunuz, basgitar duyuyorsunuz, ne bileyim, keman var ama alaturka makamdan çalmıyor filan derken “pop gibi”, ferahfeza bir pop şarkı dinliyorsunuz.

YAVUZ HAKAN TOK / EKİM/ HAYAT MÜZİK/2017
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe