EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

1 Ağustos 2017 Salı

YAZARIMIZ YAVUZ HAKAN TOK ''HANDE YENER'' HEPSİ HİT VOL. 2 ALBÜMÜNÜ DEĞERLENDİRDİ!


HANDE YENER – “HEPSİ HİT VOL.2”

“POST-TRUTH” HÜKMÜNÜ SÜRERKEN

“Zamanın ruhu pişkinlik” yazdım geçenlerde Twitter’a. Ekleyin ekleyebildiğiniz kadar. Arsızlık, yüzsüzlük, utanmazlık, yalancılık… Hepsi aynı kapıya çıkıyor.
“Post-truth” çağında yaşıyoruz. 15 dakika süren bir yağışta doğal afete uğramış şehrin “seçilmiş” yöneticileri zerre sorumluluk üstlenmeyebiliyor örneğin. Siyasetçi bugün öyle yarın böyle söylediğini, yaptığını kolayca inkâr edebiliyor.
Yazdığı şarkı ciklet manisinden alıntı çıkan besteci susarak kapatabiliyor konuyu.
Şehrin bilmem kaç kilometre uzağında ruhsuz ve sevimsiz bir gökdelenin bilmem kaçıncı katında “doğayla iç içe, şehre beş dakikada mesafede” yaşadığımızı zannedebiliyoruz.
Parayla kiralanmış stantlara tepeleme yığılmış kitapların gerçekten çok sattığına gözü kapalı inanıyoruz. Aynı anda yüzlerce sinemada gösterime girmiş bir filmi böyle delice talep eden biziz sandığımız gibi.   
Herkes kendi gerçeğini, doğrusunu uyduruyor; bize de inanmak, kabullenmek, öyle sanmak düşüyor.
Hande Yener’in yeni albümü “Hepsi Hit Vol.2”, geçtiğimiz günlerde Poll Production etiketiyle piyasaya sürüldü. Albüm, isminden de anlaşıldığı üzere Yener’in 2016’da yayımlanan albümünün bir devamı gibi görünse ve hatta bu albümdeki bazı şarkıların isimleri daha o günlerde duyurulmuş olsa bile iki albüm arasında gözle görünür farklar var.
Bir “post-truth” örneği olarak albümdeki her bir şarkının birer “hit” olduğuna inanmamızı dikte eden “Hepsi Hit” başlığı bile bu defa yeterli gelmemiş olacak ki, Hande Yener ve albümde ağırlıklı olarak şarkıları ve düzenlemeleri bulunan Mert Ekren görülmemiş türden bir tanıtım kampanyası yürüttüler albüm çıkmadan önce ve de çıktıktan sonra. “Tanıtım kampanyası” tabiri çok masum kaldı tabii. Düpedüz agresif ve kendi “iyi” malını başkalarının “çürük” malı üzerinden pazarlamaya çalışan, tabiri caizse “çirkef” bir kampanyaydı çünkü bu (neyin iyi neyi çürük olduğu konusu zaten tek başına sakat, o ayrı.)
Çok kaba bir benzetmeyle popçuları bir pazarda mal satmaya çalışan pazar esnafına benzetmek gerekirse (ki bu durumda gerekiyor), aslında hepsi aynı toptancıdan aynı malı aldığı ve sattığı halde tezgâhının konumu avantajlı, şekli şemaili gösterişli, müdavim müşterisi çok ve çığırtkanlılığı dikkat çekici olanın daha çok satış yaptığı çıkarımına varabiliriz. Ama mesela pazarcılar yan yana tezgâhlarda mal satmaya çalışırken bağıra çağıra “ondan alma benden al, onun malı kötü, benimki daha güzel,” demez. Orada bile o kadarcık da olsa bir centilmenlik, bir adap vardır.
“Evet ben bir ‘dünya starı’yım… Ama Temmuzun 7 gününü İstanbul konserlerine ayırabiliyorum. Yani düşün öyle starım. Hadi abi…”
“Allah’a şükür 19 yıldır bir numarayız emeğe saygı duyuyorum ve Hande Yener, Mert Ekren diyorum gerisi fıssssss.”       
“Yıl olmuş 2017 hala darbuka ritmiyle bel, bilek kıvırıyorsun. Artık o beylik 2/4 lük ritm öyle kropop aranjelenmio, söylenmio.. Cidden bir yenileyin kendinizi.”
“Şaşkınlığınızı şarkı çıkıncaya saklayın.. Algılamaya Ram yeterse tabi”
Bu cümleler Mert Ekren’in Twitter’a yazdıklarından sadece birkaçı (“emoji”ler dışında aynen alıntıladım.) Hande Yener’in Tarkan ve “yok saydığı” rakibeleri hakkında söyledikleri basında genişçe yankı buldu zaten, Twitter’da yazdıkları ve RT ettiklerine hiç girmeyeceğim, çok uzar yazı çünkü.


Tüm söylenen ve yazılanlardaki agresifliği, adapsızlığı (özellikle de Ekren’in Altan Çetin’i ima ederek yazdıklarını) filan geçtim; ortada ciddi bir gerçeklik sorunu var.
“19 yıldır bir numara” kim mesela? Peki (yukarıdaki alıntılarda yok ama) Mert Ekren’in bir başka iddiasında dillendirdiği gibi Hande Yener’in bu yeni şarkıları sahiden Lady Gaga, Rihanna, Justin Bieber, yani MTV müziği standartlarında mı? Sahiden darbuka yok mu bu şarkılarda mesela? Ama ben duyuyorum. “Yuva kurmak”, “şükretmek”, “hakkını helal etmek”, “kaderi inkâr edememek”, “kalbin müebbet yatması” ve daha buna benzer nice alaturka tabir zırıl zırıl darbuka çalıyor şarkı sözlerinde, o nasıl olacak?  
Pekala bana da kelime dağarcığı meramını anlatmakta zorlanan bir söz yazarının “özeten” diye Türkçe’de var olmayan bir kelime uydurması, sonra tıpkı “Kırmızı”dan “Mor”u türetmesi gibi Yener’in eski şarkılarından ilhamla “Yanıyorsan altını kısalım mı biraz?”, “Mutlu olma benden sonra” gibi cümleler devşirmesi 2/4’lük vuruştan daha “kropop” geliyorsa ne yapacağız?
Üreten herkes yaptığı işi en şahane zanneder.  Zannetmese üretemez zaten. Buna amenna. Hepimiz popta yavan, suyunun suyu işlerden sıkılıyor, söylenip duruyoruz zaman zaman. Mesela ben de Tarkan’a söylendim albümünü yazdığım zaman. Ama bu üslupta değil. Bu bakış açısıyla da değil. “19 yıldır bir numara” olduğu yerde yazdığı “hit” şarkı sayısı bir elin parmağını geçmeyecek birisinin “hit” şarkı yazma konusunda en son laf söyleyeceği kişi Altan Çetin olabilir. “Edep ya hu!” derler adama.


Hande Yener’in bir demecinde “Tek rakibim Türk Hava Yolları” dediğini bile gördüm az önce bu yazı için bakınırken ki bu cümleyi bu devirde artık kamyon arkası yazısı bile yapmıyorlar. (Bak darbukaları yine duydum şu an.)   
Ne gerek var bütün bunlara? Şu paragraflar boyunca bunları yazana kadar albümdeki şarkılardan bahsediyor olabilirdim oysa. Bu agresif tavrın, bu yersiz kibrin ve ona buna sataşma taktiğinin yaptıkları işi parlatmadığını, aksine cilasını söktüğünü göremiyorlar mı gerçekten? Ya da reklamın iyisi kötüsü olmaz mantığı mı bu? Hande Yener’in Twitter’a yazdığı gibi “sıfır reklam”la mı yürüyor albüm sahiden? Bu ne öyleyse?
Evet, darbuka dâhil alaturka enstrümanlar kullanmamak, daha elektronik bir tarzı benimsemek bir tercihtir ama bu albümdeki seviye dünya popüler müziği seviyesi midir sahiden, orası tartışılır. Kaldı ki Türkiye gibi çok derin ve kadim bir söz ve saz geleneğinden gelen bir ülkede müzik yaparken köksüz ve tarihsiz Amerikan müziğine öykünmek gerekli midir o da tartışılır. Avrupa’da böyle bir kaygı yok nitekim. Fransızlar Fransız gibi, İtalyanlar İtalyan gibi, Yunanlar Yunan gibi müzik yapmaya devam ediyorlar. Fransa’da Gilbert Becaud’nun, İtalya’da Mina’nın, Yunanistan’da Mikis Theodorakis’in (ya da onların yolundan giden genç müzisyenlerin) “demode” olmakla, yerel olmakla itham edildiğini hiç duydunuz mu?
Evet, albümde hep olmasını istediğimiz, beklediğimiz Hande Yener şarkıları gibi şarkılar da var ama “Kraliçe” dönemine rahmet okutan şarkılar da var. “Alev Alev”, “Faili Meçhul”, “Şükür” ne kadar iyi, eli yüzü düzgün pop şarkılarıysa mesela, “Patates”, “Vay”, “Benden Sonra” o kadar derme çatma, basit bir melodi cümlesine dayalı tekrarlarla kurgulanmış vasatın altı pop şarkıları. “Patates” düpedüz kötü. Çıkış şarkısı olarak seçilen “Bakıcaz”, “Mor” kadar bile “hit” değil aslına bakarsanız.
Hatırlarsınız Hande Yener’in çok iddialı ve havalı başladığı elektronik müzik deneyiminde vardığı nokta Nahide Ekengil parodilerine dönüşmüştü bir süre sonra. Ekengil’in şarkısı “Pilates” o dönem Yener’in yaptığı müziğin nasıl da kolay yapılabildiğini gösteren çarpıcı bir ironi içeriyordu. Bu yakınlarda Orkun Işıtmak’ın 24 saatte yazıp, kaydedip klibini çektiği bir şarkı var YouTube’da (“Sen ve Ben” şarkının adı.) O şarkıyı bir dinleyin ve Hande Yener’in söylediğini düşünün. İşte bu albümdeki bazı şarkılar aynen o kolaycılıkta.
Buna karşın Mete Özgencil ve Hande Yener gibi bir daha asla bir araya gelmez dediğimiz iki ismin bir araya gelişi şerefine ister istemez kulak kesilerek dinlediğimiz “Ben En Çok” ve “Leyla”, Hande Yener’in o hep olmak isteyip de bir türlü kararını tutturamadığı “cool” pop yıldızı çizgisine nasıl da cuk oturuyor. Albüm kapağındaki, bilhassa arka kapak fotoğrafındaki Hande Yener bu şarkıları söyleyen kadın işte; “Patates”i söyleyen değil.

Kaldı ki Hande Yener’in doğru şarkıyla buluştuğunda çok da etkileyici, dokunaklı olabilen bir sesi var. Yani başından sonuna “cool” durması da şart değil. Hani Ajda Pekkan’ın en hüzünlü şarkısı bile ağlatmaz ama Sezen Aksu neşeli bir şarkıda bile ağlatabilir ya adamı; istediğinde Hande Yener de öyle olabiliyor. Bu bir Tanrı vergisi. Buradan yürümek demode mi? “Sana Bir Şey Olmaz” hem buradan yürüyüp hem de modern kalabildiğine göre o kadar da demode değil demek ki. “Misafir” de ona keza.
Bu arada albümün eli yüzü düzgün şarkılarından “Faili Meçhul”ün Daft Punk’ın “The Game Of Love”ına çok benzediği yazılıp çizildi epeyce. Bir de “Vay”ın nakaratının Bendeniz’in “Güzeller Güzeli” şarkısının nakaratından alıntı olduğu bizzat Bendeniz tarafından iddia edildi. Not düşmek adına bunları yorumsuz olarak buraya yazayım zira şarkıların bestecisi bu iddialara bildiğim kadarıyla cevap vermedi.
Hande Yener’in hâlâ mevcut potansiyelini doğru değerlendiremediğini, isimlerin peşine takılıp gitme ve o isimlerle alelacele seri üretime geçme (Bknz: Erol Temizel, Sinan Akçıl, Berksan ve şimdilerde Mert Ekren) takıntısı yüzünden kendi markasına zarar vermeye devam ettiğini düşünüyorum. Bir durup sakinleşmeli. Zira bu telaş ve meydanı boş bırakmama kaygısı rakibi olmadığını düşünen birisinin takınacağı tavır değil. Şayet bir durup kendine uzaktan bakabilse, daha uzun vadeli ve kariyer odaklı düşünebilse belki o da bu albümdeki en az beş şarkıyı eleyecekti albümü çıkarmadan önce. Ve belki o zaman bu kadar yaygaraya da gerek kalmayacaktı. Çünkü ne derseniz deyiniz, bu kadar şişinmenin içinde aslında kendinden ya da yaptığı işten o kadar da emin olamamanın saklı olmadığına ikna edemezsiniz beni.
Listelerde en çok satanmış, en çok tıklananmış, en çok konuşulan, çalınanmış filan bunları geçiniz. Bir Aleyna Tilki çıkar, bir Çağatay Akman çıkar öyle bakakalırsınız sonra. Siz “Ama + 20 yıl” derken onlar sizin satışlarınızı, tıklarınızı katlayıverirler. Hande Yener kıdeminde ve yetkinliğinde bir ismin başka kaygıları olmalı bugüne ve yarına dair.
Pop müziği eleştirirken dilimize doladığımız argümanlar aslında hep aynı kabilenin elinden çıkan işlere ve o işlere öykünenlere dair. Yoksa ne acayip, ne yenilikçi ve parlak genç müzisyenler var. Ben Hande Yener olsam gider Okay Barış’ın Mahmut Orhan’ın, kapısında yatarım mesela. Beaten Fame’i (ya da Elçin Orçun’u) dinlerim, The Away Days’i, Jakuzi’yi, Bubituzak’ı, She Past Away’i dinlerim. Onlardan bana nasıl bir şarkı çıkar diye bakarım. Aklıma ilk gelenleri yazdım (bazıları çok uç örnekler de olabilir) ama inanın saymakla bitmez ki Justin Bieber müziğinden daha ilham verici şeyler çıkacaktır duyana.

Sözün kısası “Hepsi Hit Vol.2” ile Hande Yener ne bizim onu görmek istediğimiz gibi, ne de kendisini gördüğü (sandığı) gibi olabilmiş; üç yanlışın bir doğruyu götürdüğü yerde kalmış. Umarım ve dilerim ki bu yanılsama hâli bizi ve onu altı ay sonra çıkacak bir “Hepsi Hit Vol.3”e kadar götürmez. O, önümüzdeki günlerde çok muhtemeldir ki “Vay” a çektiği klibin ne çok tıklandığını söyler durur, “fan”ları şarkıya tapınır, “post-truth” bir kez daha hükmünü sürerken biz illa Hande Yener dinlemek gerekirse “Ben En Çok”la, “”Leyla”yla, “Sana Bir Şey Olmaz”la, “Faili Meçhul”le filan idare ederiz.
Sonra mı? Sonrası malum. Hande Yener bu, biliyorsunuz. “Beş dak’kada değişir bütün işler!”

YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, TEMMUZ 2017, İSTANBUL
Share this post

4 yorum Yeni Yorum Yap

  1. Adsız19:54

    Benim için hande yenerin en iyi albümü mete özgencil le çalıştığı albümdür son 4 yıla kadarda 5 i geçmeyecek iyi şarkıları vardır. Mormuş yayamış dinlenmiş falan filan hikaye. Çok doğru bir cümle doğru kişilerle buluşsa iyi bir sesi var ame bu kadın nedense kendini bitirecek ne varsa o yöneyöneliyor. Mesela unut diye bir şarkısı introsu mete özgencilin dinleyiciyi düşünmeye iten sözleri alt yapısı her şeyiyle çok iyi bir şarkı ve o albüm gibi bir albümü yok müzik hayatında 1 başarılı albümü var romeı falanda değildir ama şimdikilere göre iyi. Bu Hande yenerin aceleci kafa yapısından dolayı ve çevresinde de anlaşılan o ki onu iyiliğini isteyen birileri yok yok ki şuanda bu durumda bitiriyor kendini...

    YanıtlaSil
  2. Bir hande fanı olarak yazınızda katıldığım yerler var bir seviyorsun şarkısı patlamış gidiyordu hala gidiyor biz hande fanları olarak albüme gerek yok çok dedik. Ama yazınız eleştirinin dışında oldukça taraflı olmuş . Bu albüm geçen yılla karşılaştırılmaz geçen yılki gibi ticari albüm değil şarkılar daha yavaş tonda. Hareketli olabilecek şarkılarda (vay,benden sonra) klişe sözler çok. Hande ne yazıkki birinin peşine takıldımı gidiyor dediğiniz gibi ve bir yerde üretkenlik bitiyor. Ama albümdeki Şükür, Misafir, Ben en çok, Leyla, Sana bir şey olmaz diyen o tok sesli kadını bu kadar da gömemezsiniz. Bu işten ekmek kazanıyorsunuz biraz tarafsız olun lütfen.

    YanıtlaSil
  3. Yavuz bey'in bu tahlilini Hande Yener'in okumasını isterdim.mutlaka da okumuştur zaten. twitter fan sayfaları ne kadar çirkefleşirse o kadar çok Hande Yener'den retweet almalarıyla övünüyorlar. anlamadığım şu, belki de artık 30'ların ortasında olduğumdan yeni çağı ben anlayamıyorum. neden illa ki "birisiyle" albüm hazırlamak gerekiyor. neden çeşit yok. farklı düzenlemeler farklı enstrümanlar duymak istiyorum. 90'larda bir albümde 4-5 farklı aranjörle çalışmak övünç unsuruydu. ayrıca, "abone" ile başlayan ve artık argo ve günlük hayatta kullanılan sözcüklerden şarkı yapılması, şarkının sadece "o" günlerde dinlenilmesi sonrası için unutulması anlamına geliyor. 2 sene önce "patatese bağlamak" diye bir söylem yoktu. belki 20 sene sonra da olmayacak. yani ileride bir Sezen Aksu çıkacaksa bu Hande Yener'den çıkmayacak. Ya Sıla ya da Gülşen olacak. ama onların da önlerinde uzun bir yol var. Sezen Aksu'nun (Allah uzun ömürler versin) Hurşid Yenigün veya rahmetli Atilla Özdemiroğlu hakkında kötü bir sözünü duydunuz mu? Onno Tunç ile kavga edip Uzay Heparı ile çalışırken hiç onun hakkında olumsuz bir şey dediğini duydunuz mu? çalışılan isimler birer profesyonel tercihtir ve asla kişisel ilişkileri bozacak duruma düşmemeli. işte burada "asrın hatası"nı yapıyorlar. onunla kavga et,ona laf at, ona çak buna çak. bakın hiç müzik konuşmuyoruz farkında mısınız? Kayahan, Nilüfer ile kanlı bıçaklı oldukları dönemde bile belli bir seviyede tartışıyorlardı.çünkü bir gün herkes birbirinin yüzüne bakacak.Hande Yener veya Demet Akalın neyse gelmişler 45 yaşlarına pop-starlık yapıyorlar.ne kadar kızarsak kızalım aşağıdan çok sağlam isimler geliyor. Aleyna Tilki mesela. bir 5-6 sene sonra görmek gerekir onları. Albüme gelecek olursak evet, Alev Alev, Faili Meçhul öne çıkıyor. Mete Özgencil'in şarkıları da güzel. gerisi ise yürüyüş/koşu için iyidir.bir sonraki albüme kadar idare eder. ama hiçbir albümü 'Apayrı' ayarında olamayacak sanırım ona üzülüyorum.

    YanıtlaSil
  4. Adsız10:18

    Tek kelime ile mukemmel bir degerlendirme olmus, her satirina katiliyorum. Eski bir Hande Yener seveni olarak gelinen durum beni de cok uzuyor. Bu ukala tavirlar yorumlar, hele sadece reklam amacli Tarkan'a dil uzatmalar. Kendini gereksiz yere dibe batiran tavirlar. Mert Ekren de beni cok sasirtti, o tavirlarda olan biri oldugunu bilmiyordum. Yazik. Hem sarkilariyla, hem durusuyla one cikan pek kimse kalmadi artik. Albumda guzel sarkilar var ama boyle tavirlardan sonar insanin dinleyesi gelmiyor hic. Benim gibi ilk albumunden beri sevenlerini bile soguttuysa kendinden, bir durup ben ne yapiyorum demesi lazim insanin.

    YanıtlaSil

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe