EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

18 Nisan 2017 Salı

YAVUZ HAKAN TOK NİSAN AYI TEKLİLERİNİ DEĞERLENDİRDİ!


SATTAS – “BİR BEN MİYİM?”

Türkiye’nin “reggae” grubu Sattas ilk ve (şimdilik) tek albümünü 2012 yılında piyasaya sürmüştü. O zaman bu zaman yeni bir albüm yapmadı ama çok şey yaptı. Sziget gibi, Montreal Caz Festivali gibi çok önemli uluslararası ve sayısız ulusal festivalde sahneye çıktı, yanı sıra rutin sahne programlarına devam etti. Sattas’ın nicedir beklenen yeni çalışması ise bir Sony Müzik etiketiyle geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir tekli oldu.
“Bir Ben miyim?” adı verilmiş teklide iki şarkı var. Birisi bir “cover”. Beklenmedik bir “cover” hem de. Duman’ın 2005 çıkışlı “Seni Kendime Sakladım” albümünün “hit”lerinden biri olan” Aman Aman” Sattas marifetiyle “reggae” ritmi ve formunda çıkıyor karşımıza. Neresinden baksanız üzerinden 12 yıl geçmiş, yani “eski” olmuş (yani “cover” yapılabilecek olgunluğa erişmiş) bir şarkı “Aman Aman”. Ona amenna. Ama bana sorsanız Sattas’a “cover” için elli tane şarkı seçsem, bu şarkı o ellinin arasında olmazdı. Yani ters köşe. Yani şahane!
Müzikal yapıları farklı olsa da duruşları benzer iki grup Sattas ve Duman. Ama bu şarkının o duruşla doğrudan bir ilgisi yok. Aslına bakılırsa arabesk, alaturka ve hatta halk müziği tınılarının içinden geçtiği ve bu nedenle de Kaan Tangöze’nin vokalinin pek de yakıştığı, çok “yerli” bir şarkı “Aman Aman”. “Reggae” ise tamamen başka bir coğrafyanın “halk müziği”. Buna karşın iki farklı iklimin ortak noktasını yakalamış Sattas bu düzenlemeyle. Yani başından beri en iyi yaptığı şeyi yapmış yine: Yerli “reggae” yapmış. O efkârlı şarkının eğlencesini de çıkarmış üstelik.
Tekliye adını veren “Bir Ben miyim?” ise yeni bir özbeöz Sattas şarkısı. Söz ve müziği grubun solisti Orçun Sünear’a ait bu şarkı da ilk albümde tanıştığımız Sattas müziğinin özgün bir örneği.
Bu iki şarkı, Sattas’ı hiç dinlememişleri bile tavlayabilecek ticari avantaja sahip, bunu söylemek lazım. Bu da grubun hedef kitlesini büyütmesi anlamında fayda sağlayacaktır. Ne ki beni beş yıl aradan sonra gelen bu iki şarkının kestiğini söyleyemem. Devir albüm devri değil belki kabul ama Sattas gibi söyleyecek sözü olan grupların daha fazla söz söylemesinin tam da zamanı.


ÇAMUR – “AYRILAMIYORUZ MELİHA’YLA”

Tam 11 sene oldu. Çamur’un ilk albümü “Bu Aşkın Izdırabını” 2006’da yayımlanmıştı. Albüm o dönemde duyuldu, duyulmadı, kitlesine ulaştı ulaşmadı o ayrı mesele ama Türkçe müziğin tarihinde daha önce ve sonra hiç olmamış bir şey oldu ve Zerrin Özer 2007 yılında yayımlanan “Zerrin Özel” adlı albümünde Çamur’un ilk albümündeki şarkılardan tam sekiz tanesini yeniden seslendirdi.
Kendine özgü şarkıları ve müzikal tavrıyla ‘70’lerin Anadolu pop ruhunu 2000’lerde yakalamayı başarmış Çamur’un dağılmasından sonra ise grubun iki elemanından biri olan Murat Ak, 2013 yılında “Destur” adlı verilmiş bir solo albüm çıkardı.
Murat Ak ve Çağatay Kadı’nın tekrar bir araya gelip Çamur’u devam ettirme kararı aldıklarını öğrendiğimden beri merakla beklediğim yeni Çamur işi geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Arpej Yapım etiketiyle piyasaya sürülen 45’likte (doğal olarak) iki şarkı var. 
Tekli yerine 45’lik tabirini kullandım zira bu tekli aynı zamanda 45’lik formatında da yayımlandı. Bir süredir memleketi altına alan plağa geri dönüş furyası bizi 45’liklere tekrar kavuşturur mu yoksa bu da daha önce tek tük yapılmış denemelerden biri olarak mı kalır orasını bilemem ama bir müzik markete ya da plakçıya gidip sevdiğim bir grubun 45’liğini satın alma fikri bile beni ziyadesiyle heyecanlandırdı. Aynı şarkıları telefon ekranına iki dokunarak, bilgisayar faresini iki tıklayarak dinleyebilme konforu kimin umurunda?
45’liğin A yüzündeki şarkı “Ayrılamıyoruz Meliha’yla”. Bir Attila İlhan şiiri olsa ancak böyle bir ismi olurdu bir şarkı sözünün. Öyle bir ruh hali, bir dönem işi (dönem dizisi olur da dönem şarkısı olmaz mı; oluyormuş işte.) Söz ve müziği Murat Ak’a ait bu şarkı Ak’ın solo albümünde de yer almıştı ancak bu defa Çağatay Kadı’nın düzenlemesiyle bir Çamur şarkısına dönüşmüş.
B yüzü şarkısı “Ömrüm” ise daha önce duymadığımız, yeni bir şarkı. Murat Ak’ın 2014’de kaybettiğimiz müzisyen Ömür Kılıçaslan anısına yazdığı bir şarkıymış bu. Tıpkı diğer şarkı gibi bu da yine tam Çamur müziğinin ve tavrının tek başına özeti olabilecekken bir yerden falso veriyor ne çare. Şarkının A kısmı Nazan Öncel’in “Gitme Kal Bu Şehirde”sinin B kısmının (“bir avuntu biraz keder, böyle bize neler oldu” cümlesinin özellikle) çok yakınlarından geçiyor. Kuşkusuz kasıtlı değildir ama ister istemez takılıyor kulağa.
Çamur şarkılarını başından beri hem çok kişilikli hem de çok dokunaklı ve bize ait buluyorum. Ülkenin güncel müziğinde en çok eksikliğini duyduğumuz şeyler bunlar. O bakımdan bu 45’lik çok dinlensin, arkası hız kesmeden gelsin ve Çamur’u bilmeyenler de bilsin, tanısın istiyorum. Umarım öyle olur.


SONER SARIKABADAYI – “TEKÂMÜL”

“Öğreten adam” olmaktan oldum olası çok korkarım ve olanlardan da ömrü billâh hazzetmemişimdir. Lakin bunu da yazmasam olmazdı.
Google hazretlerine danışarak filan değil, bizatihi Türk Dil Kurumu’nun 1998 tarihli matbu Türkçe Sözlük’üne bakarak yazıyorum:
Tekâmül: 1. Olgunluk, olgunlaşma. 2. Evrim, gelişim, gelişme.
Tekâmül etmek: 1. Olgunlaşmak. 2. Evrim geçirmek, gelişmek.
Tekâbül: 1. Karşılıklı olma, karşılama. 2. Karşı olum.
Tekabül etmek: Karşılık olmak, karşılamak, bir şeyin yerini tutmak.  
Şimdi gelelim Soner Sarıkabadayı’nın “Tekâmül” isimli yeni şarkısına… Ne diyor şarkıda: “Aşk bize göre derine tekâmül ediyor, kimine göre serine…
Bu cümledeki yanlış kullanımı bulmak size kalmış. Benden bu kadar.
Bir yanlış kullanım nedeniyle koca bir şarkıyı harcamak değil niyetim. Hepimiz zaman zaman gündelik dilde kullanımı giderek azalmış, özellikle de Arapça ve Farsçadan gelen kimi kelimeleri kullanırken hata yapıyoruz; ben de yapıyorum, yapmışımdır. Belki o kelimeleri pek seven Sıla bile yapmıştır. Herkes Hakkı Devrim değil sonuçta. Gelin görün ki yazılmış bir şarkı o kelimenin üzerine kurulunca ve o kelime şarkının adı da olunca iş sakata geliyor.
Soner Sarıkabadayı’nın PDND etiketiyle yayımlanan bilmem kaçıncı teklisi bu. Ben artık ipin ucunu kaçırdım. Fazladan bir şey vaat etmeyen ve önermeyen, belki Osman Çetin’in son derece modern düzenlemesiyle bir tık yukarıda görülebilecek ama genel seyriyle bildik bir Soner Sarıkabadayı şarkısı “Tekâmül”.
Ama iyi ama kötü bir stil ve tavır sahibi olmanın zamanla kendini tekrara ve sıkıcı olmaya doğru gittiği noktada Soner Sarıkabadayı ve bir küçük (ya da büyük) değişiklik ihtiyacının sinyallerini veriyor bu şarkı en çok. Yani mesele doğru kelimeyi kullanmaktan daha derin; bakmayın siz benim işin o kısmına takıldığıma. 


ATHENA – “GEBERİYORUM”

1993 yılında Ali Kocatepe, 10 yıl aradan sonra yeniden Nükhet Duru’nun yapımcısı olmak üzere kolları sıvar. 1977-1979 yılları arasında yayımlanmış ilk dört Nükhet Duru albümün yapımcısıdır Kocatepe. Ama daha da önemlisi “Melankoli”, “Ben Sana Vurgunum”, “Çakır”, “Benimsin Diyemediğim” gibi her biri birer klasik olacak Nükhet Duru şarkılarının da bestecisidir aynı zamanda. İkili 1983 yılında bir kez daha bir araya geldiklerinde ortaya çıkan iş bu defa bir 45’liktir. Yine Ali Kocatepe’nin sahibi olduğu 1 Numara Plakçılık etiketiyle yayımlanan bu “dev 45’lik”te yine Ali Kocatepe’nin iki bestesi vardır.
Aradan 10 yıl geçtikten sonra ise bu defa ilk kez Sezen Aksu’nun prodüktörlüğünde bir albüm için hazırlıklara başlayan Nükhet Duru’nun yapımcısı yine Ali Kocatepe’dir. Sezen Aksu o günlerde Kocatepe’ye Nazım Hikmet’in bir şiirini bestelemesini önerir. Başta Sabahattin Ali olmak üzere nice şairin şiirini bestelemiş Kocatepe için bile zor bir şiirdir “Günler” çünkü içinde “geberiyorum” gibi bir şarkıda pek de sevimli durmayacak bir kelime vardır. Buna karşın Kocatepe, şiiri çok ustalıklı bir biçimde bir şarkıya dönüştürmeyi başarmakta zorlanmaz. Üstelik şarkının adı da “Geberiyorum” olur.
Bu şarkı Nükhet Duru’nun 1994 yılı Şubat ayında yayımlanan ve kendi adını taşıyan albümünde dinleyici karşısına çıkar. 2006 yılında Ali Kocatepe şarkılarını farklı şarkıcılar tarafından seslendirdiği ve bir nevi saygı albümü sayılabilecek “41 Kere Maşallah” adlı albümde aynı şarkıyı bu defa Ferhat Göçer seslendirir.  2015’de ise aynı şarkı Ahmet Aslan’ın “Na-Mükemmel” albümünde yer alır.
Şarkının hikâyesini anlatmak zorundaydım zira Athena’nın bugünlerde yeniden seslendirdiği bu şarkı alelade bir “cover” değil. Kıymetli bir şiirden bestelenmiş kıymetli bir şarkıyı kıymetli bildiğimiz bir gruptan dinliyoruz nihayetinde. “Geberiyorum”un Athena düzenlemesinin yer aldığı tekli geçtiğimiz günlerde Pasaj Müzik etiketiyle yayımlandı.
Epeyce konuşulan “Ses Etme” video klibinden ve aynı şarkının 7 farklı versiyonunun bulunduğu tekliden sonra Athena’nın bu şarkıyla karşımıza çıkması belli ki tesadüf değil. Bir karşı duruş gösterme, bir çomak sokma (neye karşı duruş, neye çomak sokma orası karışık olsa da) durumu söz konusu, amenna. Gelin görün ki Athena’nın “Geberiyorum”a bu anlamda fazladan bir şey kattığını söyleyebilmek zor.
Şarkının ilk versiyonundaki senfonik hâl, şiirdeki hüznü ve isyanı ve umutsuzluğu ve umudu yansıtma (ya da katlama) biçiminin yanından bile geçtiği söylenemez. Ne şarkının düzenlemesinde ne de Gökhan’ın söyleyiş biçiminde “geberen” birinin sesini duymak mümkün. Athena’nın herhangi bir şarkısı için bile fazla romantik ve sade suya tirit bir tavır bu. Bu doğru şarkı - doğru grup eşleşmesinden bu yanlış sonuç nasıl ve neden çıkmış onu bilmiyorum ama benim size tavsiyem bu şarkıyı ilk haliyle, Sadun Ersönmez’in düzenlemesiyle Nükhet Duru’dan dinlemenizdir. Tüyleriniz diken diken olmazsa para yok.

YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, NİSAN 2017, İSTANBUL
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe