EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

24 Ocak 2017 Salı

HAFTANIN KONUK YAZARI: ERDEM YENER


                "VAROLMANIN DAYANILMAZ İTİCİLİĞİ"

          "Niye bütün derdimiz var olmak?" diye düşündüm o gece. Sonra da "Erdem Allah aşkına gece gece saçma sapan konuşup germe adamı?" diye ekledim. İkimiz de yorgun ve düşünceliydik. Birimiz var oluşun değerini sorgulamak istiyorduk, diğerimiz de fifa oynamak. Orta yolu bulacak üçüncü bir kişi de yoktu. Allahtan uyumlu birisiyizdir. Hem fifa oynadık, hem de var olmayı sorguladık.Kafama takıldı konu.  Birbirimize sağol, var ol diyoruz da hangi şartlarda var olmamız gerektiğini söylemiyoruz ya hani.
          Çünkü insanların asıl derdi bi şekilde "var olmak". Ben de esas derdimin "var olmak" değil, "varlık göstermek" olduğunu farkedince "Aha" dedim, "ortalık yerde havalı havalı konuşmak için bi sebebim daha oldu". Genellikle böyle konuşan insanların ağzına vurma isteğim hasıl olduğundan, ortalık yerde konuşmak yerine buraya yazmaya karar verdim.

          Var olmanın bedeli ölümdür. Ama bildiğimiz ölüm değil bence. Spritüalizm, ölümü "ruh ile beden arasındaki ilişkinin sona ermesi" şeklinde tanımlıyor. Bu tanımla yola çıkarak da aslında salt var olmanın bedeli olan bu ölümün günlük hayatımızda birden fazla kez yaşandığına dikkat çekmek istedim. Çünkü var olma çabası; niteliksiz bir yaşamı beraberinde getiriyor ve bir şeylerin parçası olma gayreti, parçası olduğumuz ya da olmak istediğimiz "şey" hakkında yeterli olma gerekliliğini göz ardı etmemize neden oluyor. "Bi şekilde var olayım da" diyoruz. Sonra yitip gidiyoruz.

          Hapşırdığımızda söylenen "çok yaşa" bile "iyi yaşa", “güzel yaşa” ya da “sağlıklı yaşa” dan daha eski ve kullanımı daha yaygın. Yani biz hep yaşamak istiyoruz. Nasıl olduğu önemli değilmiş gibi. Ölümüne korkuyoruz ölümden ve aslında hayatı yavaşlatıyor bu korku. İnsan bir şeyden korkunca, sanki her şeyden korkuyor gibi. Ne yaparsa yapsın korktuğu başına gelecekmiş gibi. Ölümden korkmak varlık göstermenin en büyük engeli. Ölümle "burun buruna" gelmiş insanlar var ya hani okuyoruz gazetede, tv de görüyoruz falan; "Hayatın tadını çıkarmak lazım, fani dünya, güzel yaşamak lazım" gibi şeyler söylüyorlar. Adam kendince son noktaya gidip, geri dönmüş ve aklında artık bi tek şey var; hayatı güzel yaşamak. Korkuyu aşmış artık yani. Gerçekten ömrünün hakkını verecek enerji ve arzuya ölümle yakınlaştığında sahip olmuş. Çünkü o güne dek ne kendisi için, ne de dünya için gerçek bir şey yapmamış. Şimdi de yeniden doğmuş gibi hayatı “gerçekten”(?) yaşama sevdasıyla, var olmaktan çok varlık göstermek arzusuyla dolmuş.
          Demek ki dedim “aslında esas korkulan ölüm değil, ölürken eksik olmak”, ölüm döşeğinde “Hakkınızı helal edin" diyerek vedalaşan adamın o mağrur duruşuna sahip olamamak... Gerçekten neyden korktuğumuzu anlamak içim ölümle burun buruna gelmek zorunda mıyız? O noktaya gidip "lan aslında konu bu değilmiş" demek?

          Varlık göstermenin bedeli de ölümdür. Ama o, bildiğimiz ölümdür. Tıp, ölümü "bir canlının hayati fonksiyonlarının, geri dönüşü olmaksızın sona ermesi" şeklinde tanımlıyor. Bu tanımdan bir yola çıkacak halim yok. İnsanın hayatında sadece bir kez yaşayabileceği, ortak dünyamızın gerçek bir parçası olmak için çabaladığı ömrüyle gururla vedalaşabileceği tek ve en gerçek andır o ölüm. Var olmakla kalmamış, varlık göstermiş ve böyle ölmüş birinin ardından "Allah hepimize böyle ölmeyi nasip etsin" demişliğimiz çoktur. İşte benim de derdim buymuş meğersem.
         
          Küçüklüğümden beri insanın, hayatını yüz kere bozup yeniden inşa edecek kadar vakti vardır diye düşünürüm. O insan ölüm döşeğinde olsa bile bu geçerli. Bu dünyadaki her şey, güzel ölmek için var. Son nefesimizin "ohh" olması için her şeye sahibiz. Yaşarken "ahh" demek de bunun için var. "Ahh" tan korkanın ağzından "ohh" duyulmayacaktır yani. Uzun lafın kısası Cobain'in dediği gibi; "Solup gitmektense, yanmak daha iyidir."

          Okuduğunuz için teşekür ederim. Sağolun, var olun!.

Erdem YENER /HAYAT MÜZİK/2017
Share this post

3 yorum Yeni Yorum Yap

  1. Adsız19:06

    Belki de ölümün bedelidir var olmak, olamaz mı? Sonuçta varlığımızın bir süresi, bir sonu var. Ama ölümden sonrasının süresini biçebilen yok bildiğim kadarıyla.
    Varlığına anlam bulmaya çalışsan da bi yerlerde sayılsan da bir gün yoksun işte...Belki de en güzeli şu sınırlı süreyi, sınırsız bir şekilde yaşatacak ruhu bulabilmek...Yoksa o varmış bu varmış hepsi boş...Biri var mı her şeye bedel dediğin ona bak sen ;)

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe