EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

23 Kasım 2016 Çarşamba

YAVUZ HAKAN TOK KASIM TEKLİLERİNİ DEĞERLENDİRDİ!


NECDET KAYA – “YETMEZ Mİ GÖNÜL?”

Sabahattin Ali şiirlerinin şarkıya gelir bir tarafı olduğu su götürmez. Şiirlerinden bu kadar çok “hit” şarkı çıkmış az şair var: “Leylim Ley”, “Aldırma Gönül”, “Ben Sana Vurgunum”, “Dağlar Dağlar”, “Geçmiyor Günler”, çok fazla bilinmese de benim en sevdiklerimden biri olan “Gurbet Hapishanesi”…
Kürk Mantolu Madonna kitabıyla kahve fincanlı fotoğraflar paylaşmak moda olmadan çok ama çok evvel Kuyucaklı Yusuf’u, Hanende Melek’i, Gramafon Avrat’ı kitaplarında, olmadı Yeşilçam filmlerinde tanımış bir nesil vardı bu ülkede. Şiirlerini okumuş ya da okumasa da şarkılarda dinlemiş ve illa ki söylemiş bir nesil de.
Şimdilerde bir Sabahattin Ali şiiri daha şarkıya dönüştü. Genç kuşağın başından beri hep kalıcı ve sağlam işler yapmış bestecilerinden biri, Çağın Bodur tarafından bestelenen “Yetmez mi Gönül?”ü Alper Atakan’ın düzenlemesiyle Necdet Kaya seslendiriyor. Şarkı, geçtiğimiz günlerde tekli formatında Sony Müzik etiketiyle yayımlandı.
Konservatuarlı bir müzisyen olan ve ilk albümünü 2007 yılında yayımlayan Necdet Kaya, bugüne dek dört albüm yapmış, halk müziği dalında yaptığı bu albümlerle türün genç isimleri arasında yıldızını parlatmış bir isim. Kaya’nın halk müziği çizgilerinin dışına çıkan ilk çalışması ise bu şarkı oldu. Aslına bakılırsa “rock”ın içinden arabeskin, popun içinden alaturkanın, halk müziğinin içinden popun geçebildiği, türler arası keskin çizgilerin artık silinmeye başladığı bir dönemde özellikle genç isimleri klişe kategorilerin içerisinde anmak da haksızlık. Hele ki ülke genelinde dinleyici çok büyük yüzdeyle bu ayrımlara takılmıyor iken.
Nitekim bu şarkı iyi bir besteci, iyi bir aranjör, iyi bir şarkıcı ve büyük bir şairin dizelerinin buluşmasından ortaya çıkmış iyi ve etkili bir şarkı. Sabahattin Ali’nin 41 yıl sürmüş kısa ve hüzünlü hayat hikâyesinin izlerini taşıyan şiirin hakkını veren beste, düzenleme ve yorum, dinleyeni o dakika etki altına alıyor. Bir de üzerine Sinop hapishanesinde, Sabahattin Ali’nin kaldığı koğuşta çekilmiş klibi izleyip, duvarda asılı fotoğrafını gördüğünüzde boğazınız düğümleniveriyor.
Basit şarkıların, basit müziğin, basit işlerin, basitliğin üzerimize sağanak gibi yağdığı bir zamanda böyle ruha dokunan şiirlere, şarkılara sıkı sıkı sarılası geliyor insanın.


EMRE KAYA – “DIN DIN”

Biraz iddialı olmak iyidir; her alanda ama galiba en çok da popüler bir iş yapıyorsanız. Ama iddianızın içi ya da altı yeterince dolu değilse sakil durma riski her zaman var. Mesela Emre Kaya’nın kendini “beste fabrikatörü” ve de “hit makinesi” ilan etmesi gibi.
Emre Kaya’nın kaç “hit” olmuş şarkısı var? Beş, on, yirmi, elli?.. Elli değil bildiğim kadarıyla ama öyle bile olsa kendine bu lakabı yakıştırmamış Onno Tunçlar, Sezen Aksular, Kayahanlar, Selmi Andaklar, Melih Kibarlar, hadi onları da geçtim Altan Çetinler, Ersay Ünerler, Soner Sarıkabadayılar filan varken insan bir durup düşünmez mi?
Kaldı ki daha iddialısı da var. Bana gelen bir basın bülteninde “pop müzik dünyasının dâhi yıldızı” diye söz ediliyor kendisinden. Deha nedir ne değildir, dâhi kime denire filan hiç girmeyeceğim şimdi.
Peki, bu kocaman kocaman lafların arkasından son gelen işe bakalım. Şarkının adı “Dın Dın”. DMC etiketiyle yayımlanmış. Söz ve müzik “fabrikatör”ümüze ait, düzenleme ise Turaç Berkay Özer tarafından yapılmış.
“Arkamdan konuşup beste yapacağına yüzüme konuş da düet yapalım,” diyor Emre Kaya “Dın Dın”da. Eskiden kamyon arkası özdeyişleri vardı. “Babam sağ olsun”, “Rahmetli de sollardı”, “Tek rakibim Türk Hava Yolları” şimdi ilk aklıma gelenler. Sonra devir değişti. Kamyon arkası özdeyişleri Twitter aforizmalarına dönüştü.
Bu aforizmalardan birini alıp şarkı sözü haline getirmek ancak bir “beste fabrikatörü”nün aklına gelebilirdi. Bravo! Hele ki sazı eline alıp sevdiceğini “dın dın” çalmakla tehdit etmek son yıllarda duyduğum en yaratıcı “atar” olabilir. Tebrikler, alkışlar!
‘90’ların içinden geçen ya da geçmemiş olsa bile merak edip o yılların dergilerini karıştıranlar bilirler ya da bileceklerdir ki ‘90’ların ortalarında Tarkan ve Burak Kut rakipti. Her bakımdan eşdeğer görülüyor, kıyaslanıyorlardı. Sonra Tarkan nereye gitti, Burak Kut nereye? Burak Kut’un ‘90’lardaki onca “fan” ı nerede şimdi misal?
Yani çok “fan”ı olmak, çok kalabalık toplamak, kendini beğenmeye, kendini kendi gözünde büyütmeye yetiyor gibi görünebilir. Ama kalıcı olan “iyi iş”tir her zaman. “Kötü iş” de kabul görür, parlar zaman zaman ama gün gelir öyle bir hızla söner ki ne külü kalır ne de dumanı.
Ha bir de fabrikalar seri üretim yapar ve çıkan her ürünün bir diğeriyle aynı olması gerekir. Yani müzikte “fabrikatör” olmak pek de muteber bir şey değildir; onu da hatırlatayım.

 
BURCU GÜNEŞ – “BİRLİĞE ULAŞ”

Ben bildim bileli “birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan günlerde”yiz. Ama galiba içi boş bir klişeye dönüşeli çok olmuş bu cümle en çok bu sıralar kullanılmayı hak ediyor. Bir hır gür, bir yan bakma, bir hor görmedir gidiyor ki sonu hiç hayır değil gibi. Evet, memleketten bahsediyorum; üzerinde yaşadığımız topraklardan.
Burcu Güneş bundan yıllar evvel Mevlana’dan bestelediği bir şarkıyı tam da bu sebepten bugünlerde seslendirip tekli formatında piyasaya sürdü. “Birliğe Ulaş” adını taşıyan şarkı DMC tarafından geçtiğimiz günlerde servis edildi.
Mevlana’nın yaşadığı zamanı düşünün, sonra da oradan buraya aradan geçen zamanı. İnsanoğlu ne kadar değişmiyor, ne kadar çabuk unutuyor, nasıl ders almıyor ve tarih nasıl tekerrür ediyor hepsini bu şiirden çıkarmak mümkün. Aklımıza gelmez, açıp okumaz, belki bir ya da iki satırına Twitter’da paylaşanlar sayesinde denk gelirdik. İyi ki bir şarkıya dönüşmüş de başından sonuna dinliyoruz şimdi.
Burcu Güneş gibi ana akım popun tam ortasında duran figürlerin böyle incelikli işler yapmalarını önemsiyorum. Nilüfer, Nükhet Duru, Erol Evgin filan gibi isimlerin birer ikişer vardı böyle şarkıları eskiden. Sezen de çok yazdı, albümlerine koydu böylesi şarkıları, haliyle Sertab, Levent filan da söyledi yeri geldi. Ana akım popun dışında zaten hep vardı söyleyecek sözü olan şarkılar ama dedim ya, ana akım popun dinlenirliği, tanınırlığı yüksek, ortalamayı yakalamış yıldızlarının etkileme alanı daha fazla ve bunu bir şekilde olumlu yönde kullanma çabası gösterenleri önemsemek lazım.
Şarkı şu ya da bu tarafa değil, “insana” söylüyor sözünü. Sanırım Burcu Güneş’in maksadı da tam olarak bu. Yoksa nerede ne söz ettiğin, nerede nasıl göründüğün, hangi ortamlarda bulunduğun ve bulunmadığına, sosyal medyada ne paylaşıp paylaşmadığına, hatta ne giyip ne giymediğine bağlı olarak bir tarafa mal edilmek an meselesi bugünlerde. Muhakkak bir yere, bir tarafa yaranmaya çalıştığını iddia edenler olacaktır. Ben oradan bakmıyorum açıkçası.
Şiirin kelimelerini, ifadelerini hiç eksiltmeyen Burcu Güneş’in bestesi, Okan Akı’nın senfonik düzenlemesiyle zenginleşmiş, büyümüş. Özellikle koronun girdiği kısımlar hayli etkileyici. Burcu Güneş’in şarkıcılık performansı için de biçilmiş kaftan bir şarkı olmuş.
Bu arada şarkının ağırlığına uygun, çok sade, çok iddiasız bir klip çekilmiş ama ben olsam şarkının mesajını daha sarsıcı bir kliple perçinlemeyi tercih ederdim, onu da söyleyeyim.
Yerini bulur ya da bulmaz, anlaşılır ya da anlaşılmaz ama bu şarkıyı yapmak ve yayımlamak tek başına bir cesaret örneği, bir incelik bence. Tebrikler Burcu Güneş. 
 

SONER SARIKABADAYI – “BİTANEM DEME BİTANEM”

Yine yüz metre öteden “Bu bir Soner Sarıkabadayı şarkısıdır,” dedirtecek bir şarkı yazmış ve söylemiş Soner Sarıkabadayı. PNDN Müzik etiketiyle yayımlanan “Bitanem Deme Bitanem” adlı şarkının söz ve müziği Sarıkabadayı’nın, düzenlemesi ise Ozan Bayraşa’nın imzasını taşıyor.
Mirkelam sağ olsun, zamanında malum yanlış kullanımla dalga geçmek için “Bi’ Fotoğraf Çekinebilir miyiz?” diye bir şarkı yazmıştı. O gün bugün fotoğraf çektirmeyi herkes fotoğraf “çekinmek” sanıyor; öyle kaldı. İbrahim Erkal da “Bitanem” diye bir şarkı yazmıştı (ki bu “bir” kelimesinin şarkılarda “bi” diye kullanılmaya başlanmasının sorumlusu da Sezen Aksu’dur) öylece “bir tanem” de oldu “bitanem” (Word bile altını kırmızıyla çizdi, düzelt diye, bak şimdi.) Ölsen değişmez artık, yapacak bir şey yok. Peki, öyle olsun. Pop şarkıları dil yanlışları da dâhil gündelik kullanımdan etkilenmeyecek de ne etkilenecek Allah aşkınıza?
“Bitanem Deme Bitanem” Sarkıbadayı “hit”leri arasına girer mi? Pek sanmam. Orta sıralarda kalır muhtemelen. Bir albümde A1 olmazdı en azından. Şarkının bizzat adı gibi, “Kimine az geldim kimi ne de fazla” gibi sloganlara rağmen böyle bu. Hoş ve romantik bir sonbahar şarkısı olarak dinler geçeriz sanki. Yanılıyorsam da zaman gösterir nasılsa.
Yine de kendi tarzını bulalı çok olmuş, seversiniz sevmezsiniz, müziğine kendi damgasını vurmuş bir şarkı yazarının ve kendi şarkı söyleme biçimiyle de söz konusu damgayı sabitlemiş bir şarkıcının eli yüzü düzgün bir şarkısını daha cebe koyabiliriz. Ya da cepten çalabiliriz, Spotify olur, Deezer olur ne bileyim ben.
Yeri gelmişken Soner Sarıkabadayı’yı bunca yıldır hâlâ bir albüm yayımlamamakta gösterdiği istikrar (ya da ısrar) nedeniyle kutlayayım. Bugünleri çok önceden görmüş ve seneler evvel şarkı şarkı yürümeye karar vermişti; öyle de yürüyor nitekim.

YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, KASIM 2016, İSTANBUL   
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe