EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

13 Temmuz 2016 Çarşamba

YAVUZ HAKAN TOK YAZDI ''“COVER”LAR ASLINI YAŞATIR… MI?..''

Zeki Müren’in en parlak, en şaşaalı döneminde pek çok benzeri, onun gibi davranan, giyinen, şarkı söyleyeni çıkınca Paşa’ya sormuşlar ne diyorsunuz bu duruma diye. “Taklitler aslını yaşatır,” diye cevap vermiş gülerek. Gerçi taklitlerinin yolunu da ustaca manevralarla kesmiş hep ama o ayrı mevzu tabii. “Taklitler aslını yaşatır”. Peki ya “cover”lar?.. “Cover”lar aslını yaşatır mı? Ya da yaşatmalı mı?
Bu sorunun cevabını kimse veremiyor. Yaşatsa bir türlü yaşatmasa başka türlü. Yani iki ucu dertli değnek. Yine de doyulamıyor “cover” yapmalara. Bir şarkıcı çok sevdiği bir şarkıyı bir de kendi söylemek isteyebilir ki bu en masum gerekçe. Hazır tutmuş bir şarkıdan nemalanmak, kısa yoldan dikkat çekmek gibi ticari gerekçeler de bir yere kadar makul karşılanabilir. Ama işte dinleyici, hele ki duygusal bağ kurduğu şarkılar söz konusu ise kimi zaman çok muhafazakâr olabiliyor. Dedim ya, iki ucu dertli değnek.
‘60’lar ve ‘70’ler yeterince tüketilmiş olmalı ki son zamanlarda müzik piyasası ‘80’ler ve ‘90’lara dikti gözünü. ‘80’lerin arabesk şarkıları kapış kapış “cover”lanıyor; ona keza ‘90’ların pop “hit”leri de pek revaçta.


FERHAT KÖSE – “NAZLANMA”

Ferhat Köse, konservatuar eğitimli bir müzisyen. Müzik kariyerini ağırlıklı olarak sahne müzisyenliği ile sürdürüyor yıllardır. Soner Arıca’nın orkestrasında gitar çalıyor, şarkı söylüyor, zaman zaman solo programlar da yapıyor farklı mekânlarda. Ben onu birden fazla kez Soner Arıca’ya eşlik ederken izledim ve dinledim. Sahne enerjisi yüksek, güler yüzlü, dinleyici kavramayı iyi bilen bir solist ve iyi de şarkı söylüyor.
Ferhat Köse, albüm/şarkı yayımlama konusunda aceleci davranmayanlardan. Nitekim ilk teklisi 2014 yılında Ossi Müzik etiketiyle piyasaya çıkmıştı. O teklide haliyle Soner Arıca’nın desteğini almış ve sözü ve müziği Arıca’ya ait “Çaresiz” adlı şarkıyla Ferhat Köse müzik piyasasının göze görünür saflarına adım atmıştı.
Ardından 2015 yılında içinde “Çaresiz”in de bulunduğu “Buraya Kadar” adı verilmiş ikinci bir Ferhat Köse teklisi yine Ossi Müzik etiketiyle yayımladı.  Aynı yılın yaz aylarında piyasaya sürülen üçüncü teklisinde ise bir “cover” şarkı seslendirdi bu defa; Aşkın Nur Yengi’nin meşhur “Nazlanma”sını.
“Nazlanma”, Aşkın Nur Yengi’nin ilk bestesi ve ikinci albümünün açılış şarkısıydı. Şarkının ham hali üzerinde Sezen Aksu bir takım düzeltmeler yapmış ve Aşkın’ın o dönem çok ilgi çeken şişe çalma numarası ile de “Nazlanma” epeyce ses getirmişti. Aşkın’ın şişe çalarak şarkıya adeta mührünü vurması bir yana, şarkının sözleri, melodik yürüyüşü ve kurgusu, hani nasıl derler “so ‘90’s” olunca, 2010’lu yıllarda bir başka şarkıcının yeniden söylemesi nasıl olur diye düşünmeden edemiyor insan. Ben de düşünmüş idim. Ne ki Ferhat Köse, şarkının aranjörü Serkan Balkan’la birlikte bu işin üstesinden gelmiş. Şişe çalma meselesi tamamen reddedilmemiş, yok sayılmamış mesela ve Aşkın’ı hatırlatma pahasına “sample” olarak kullanılmış bu düzenlemede. Buna bir selam göndermek de denilebilir aslında ki bence “cover”ların bir yerinde böylesi bir selam çakabilmek “cover”ı kıymetlendiren bir şey. Şarkının orijinal halini büsbütün reddetme tavrını kendi adıma çok sevmiyorum (bazen gerekebiliyor, o ayrı.)
Şarkının bu yeni düzenlemesinde o “so ‘90’s” hali epeyce törpülenmiş, bir parça İspanyol havası ile renk katılmış. Ferhat Köse önceki iki şarkısından farklı olarak bu defa hareketli ve eğlenceli bir şarkıyla karşımıza çıkmakla da iyi yapmış. Belki de ilk çıkışını böyle yapmış olması daha avantajlı olabilirdi onun açısından. Çünkü romantik ve hüzünlü şarkılardan ziyade neşeli şarkılarda enerjisini doğru yansıtabileceğini (en azından adını daha çok duyurana kadar) düşünüyorum onu sahnede izlemiş olmanın verdiği bilgiçlikle.


TANSEL KARADUMAN – “HESAP VER”

Bir başka Aşkın Nur Yengi “hit”i de Tansel Karaduman tarafından yeniden seslendirildi yakın zamanda. Yengi’nin 1991 yılında piyasaya çıkan “Hesap Ver” adlı albümünün açılışında “Nazlanma” yer alıyor, hemen ardından da “albüme adını veren “Hesap Ver” geliyordu. Söz ve müziği Şehrazat’a ait “Hesap Ver”i, sonrasında Emel Sayın ve 2007 yılında ikinci kez Aşkın Nur Yengi seslendirmişti. Başka da söyleyen olmamıştı bu şarkıyı. Kuvvetle muhtemeldir ki talip olan çok oldu ama bu kadar kıymetli bir şarkı için gelen her talebi Şehrazat kabul etmemiş olmalı.
Tansel Karaduman, üniversitede eğitimini aldığı beden eğitimi öğretmenliğini bilfiil sürdürmekte iken müzikle olan bağı ağır basınca öğretmenliği bırakıp şarkı söylemeye başlamış. Uzun yıllar süren sahne deneyimi sonrası, ilk albümü “Her Gece”yi 2013 yılında piyasaya sürmüştü Karaduman. Geçtiğimiz günlerde ise Bonus Müzik etiketiyle yayımlanan “Hesap Ver” teklisi ile çıktı karşımıza.
Şarkının Aykut Gürel tarafından yapılan ilk düzenlemesinde ‘90’lı yılların klavye “sound”u hâkimdi ister istemez çünkü o yıllarda o “sound” çok havalı bir şeydi. 2007’de Sadun Ersönmez’in yaptığı düzenleme ise tamamen akustik ama buna karşın bir parça sertti ki buna koşut Aşkın da artık tecrübeli bir yorumcu olarak vurguları daha kendinden emin ama saha sert söylemişti şarkıyı. Tansel Karaduman’ın seslendirdiği bu versiyonun düzenlemesi Yusuf Sağlamlar tarafından yapılmış. Yaylıların daha fazla ön planda olduğu, şarkının can acıtıcı sözlerini ve melodisini doğru biçimde işleyen, etkili bir düzenleme olmuş bu. Tansel Karaduman ise sesinin sınırlarını zorlamadan, fazla yüksek perdelerde dolaşmadan (ki zor bir şarkı) iddiasız ama temiz yorumla seslendirmiş şarkıyı.
Bu, artık bir klasik olarak kabul edebileceğimiz Şehrazat şarkısını, bu defa bir erkek sesinden dinlemek ve iyi bir şarkının aradan geçen yıllara nasıl hâlâ kalbe dokunabildiğini bir kez daha deneyimlemek için arşivinize katabilirsiniz.


SELİN ATASOY – “KIYAMAM”

Bir başka Şehrazat klasiği daha bugünlerde yeniden seslendirildi. Zerrin Özer’in sesinden kulaklarımıza yer etmiş “Kıyamam”, Erhan Bayrak’ın düzenlemesi ve Selin Atasoy’un yorumuyla, geçtiğimiz günlerde Seyhan Müzik tarafından tekli formatında yayımlandı.
Selin Atasoy, ilk albümü “Hiç”i 2014 yılında yayımlamış ve biz iyi bir sesle, iyi bir şarkıcıyla tanışmıştık o albüm sayesinde. O albümde ağırlıklı olarak kendi yazdığı şarkıları seslendiren ve çok da iyi bir ekiple çalışan Atasoy, yine işi sıkı tutmuş ve “Kıyamam” gibi önemli bir şarkıyı Şehrazat’tan almayı başarmış.
Erhan Bayrak, şarkıyı bir de gitar soloyla süsleyip, daha enerjik yürüyen bir hale sokmuş. Öyle ki şarkının 1997 yılında yapılmış ilk ve 2000 yılında yapılmış ikinci versiyonlarına kıyasla bu versiyonu 30 saniye kadar daha kısa.
Tabii Zerrin Özer gibi baskın ve karakteristik bir yorumcudan sonra bu şarkıyı yeniden seslendirmek hiç kolay değil. Her ne kadar son yıllarda sesi ve şarkıcılık stili epeyce deforme olmuşsa da, en azından bu şarkıyı seslendirdiği yıllarda Zerrin Özer ses aralığı, volümü ve gırtlağını kullanma biçimiyle az bulunur, eşsiz bir ses (idi.) Geniş bir ses aralığında gidip gelen “Kıyamam” onun için biçilmiş kaftandı bu yüzden. Selin Atasoy belli ki bunun bilincinde olarak girmiş stüdyoya ve Zerrin Özer’e benzemek yerine kendi gibi olmayı tercih etmiş. Daha yumuşak, daha resesif bu yüzden. Zerrin’in dominant ve bir parça agresif “seeeeen”lerini aramazsa kulağınız, şarkıdan farklı bir lezzet almayı tercih ederseniz, 2016 model “Kıyamam”a kulak vermelisiniz. 


ALEX – “GİDELİM BURALARDAN”

Nazan Öncel’in “Göç” albümü, sadece kendi kariyerinin değil, ‘90’lar Türkçe müziğinin de kırılma noktalarından biridir. Ana akımın bütün şiddetiyle, gürül gürül aktığı bir zamanda akıntının ters yönüne doğru yola çıkarılmış bir küçük kayıktır ki hiç ummazken suyu yara yara ilerlemiş, bugünlere dek sağ salim gelebilmiştir. Bir deli işidir, bir mucizedir, bir aykırı çiçektir; ne derseniz deyin işte.
“Gidelim Buralardan” da “Göç” albümünün bütün niyetini ve manasını bir solukta anlatan ilk şarkısıdır. “Dayanamıyorum,” der Nazan Öncel bütün içtenliğiyle, “gidelim buralardan”. Ters yöne doğru kürek çekeceğini bile bile gitmeye azmetmiştir bir kere. Gider de. O albümden sonra da başka bir yerden ses verecektir artık. Ardından “Sokak Kızı” gelir, “Demir Leblebi” gelir ve biz de Öncel’in peşine takılır, gittikçe gideriz “buralardan” onunla birlikte.
Pop müzik tarihindeki yeri ve konumu bir yana, benim hayat çizgimde de önemli yol ayrımlarından birinde karşıma çıkmıştır “Gidelim Buralardan”. Kim bilir benim gibi kimlerin hayat çizgilerinde nerelerde durmuştur, orasını bilmek mümkün değil. Kıymetli bir şarkıdır velhasıl, özeldir.
Hâl böyle olunca kimse dokunmasa etmese diyorsunuz ister istemez. Hadi dokundu biri madem, bari hakkını verse. İşte o iş o kadar kolay olmuyor.
Müzikte çoğunlukla ticari olmayandan yana tavır koymuş, zoru denemiş, kendine ait bit yol seçmiş bir müzisyen Alex. “Cover” yapmak için bu şarkıyı seçmesinden de belli değil mi? Alex’in “Gidelim Buralardan”1, Nazan Öncel’de 21 yıl sonra yeniden seslendirdiği teklisi, geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlandı.
Bir kere risk çok büyük. Zira Nazan Öncel’den sonra bu şarkıyı kim, nasıl söylerse söylesin kabul ettirmesi zor bir kemik kitle var ki buna ben de dâhil olabilirim. Ama bir tarafta da (aşağı yukarı her “cover” şarkının itici gücü olan) şu gerçek var ki; bu şarkı ilk yayımlandığında henüz doğmamış çocuklar, bugünün dinleyici profilinde önemli bir yer teşkil ediyor. Haliyle zamanının çok sevilmiş bir şarkısı bugün yeniden söylenip klip çekildiğinde yeniden keşfedilebiliyor, örnekleri çok.
“Gidelim Buralardan”ın yeni düzenlemesini Manga’dan Yağmur Sarıgül yapmış, hatta Sarıgül, şarkının klibinde de oynamış. Düzenleme, orijinalinin izinden giderken bir parça daha “rock” ruhunu ön plana çıkarıyor. Buna karşın Nazan Öncel’in yürek yakan çığlığı başta olmak üzere, şarkının orijinalini aratan en büyük unsur Alex’in çok edepli ve romantik yorumu.
Oysa yıllar içinde yaptığı çalışmalarda zaman zaman “rock” müziğine de yakın durmuş Alex, bu şarkıyı çok daha hırçın, agresif bir yorumla seslendirebilirdi. Nedense buna gerek görmemiş ya da özellikle böylesini tercih etmiş. Tam da bu yüzden o (belli ki canı çok yandığı için) gitmek isteyen ama can-ı gönülden basıp gitmek isteyen kadının hikâyesi, tıpkı bu yeni klipteki gibi, sevgilisiyle birlikte kötü adamlardan kaçmak isteyen romantik adamın aşk hikâyesine dönüşmüş. Yukarıda bahsi geçen yeni jenerasyon için bu da yeni bir öneri olabilir ama galiba şarkının orijinaline tapmış benim gibiler için değil.


EBRU POLAT – “DOKUN BANA”

Ebru Polat, eski şarkıların mirasını yiyip de bir türlü bitiremeyenlerden. Kaç tane eski şarkıyı yeniden söylemeye teşebbüs etti, ben saymayı unuttum ama bu kez enteresan bir seçim yapmış (ya da onun için birileri yapmış.) Ebru Polat, yeni teklisinde, ‘90’ların kendine has isimlerinden biri olan Gülhan’ın “Dokun Bana”sını yeniden söylemiş. Şarkı, geçtiğimiz günlerde Seyhan Müzik etiketiyle tekli formatında yayımlandı.
Almanya doğumlu Gülhan, ilk albümü “Dokun Bana”yı 1999 yılında yayımlamıştı ama o albüme adını veren şarkı, asıl patlamasını iki yıl kadar sonra yaptı. Gülhan’ın ikinci albümü 2000 yılında piyasaya çıkmış ve “Dokun Bana” o albümde de bu kez yeni versiyonu ile yer almıştı. İlk albümdeki “rock” ve Anadolu-“rock” çizgisinin yerini elektronik pop-“rock” ve dans müziği almıştı bu kez ve şarkının bu yeni düzenlemesi de bu çizgideydi.
2001 yılında ise “Dokun Bana” adını taşıyan korkunç bir yarışma programı yayınlandı Show TV’de. “Korkunç” diyorum çünkü yarışmacılar dayanabildikleri kadar süre sadece bir arabaya dokunarak, ellerini hiç çekmeksizin duruyorlar ve en sona kalan arabayı kazanıyordu. Ekran başında bir araba uğruna eziyet çeken, neredeyse hayatlarını ortaya koyan insanları izlemenin nasıl bir vahşi zevki vardı bilmiyorum ama bu yarışma o günlerde çok reyting yaparken bir yandan da Gülhan’ın bu şarkısının popüler olmasını sağlamıştı.
Gülhan 2003 ve 2005 yıllarında birer albüm daha yapıp sonra ortalardan yok oldu ve duydum ki bu aralar o da geri dönemeye hazırlanıyormuş. Eh, onu tekrar hatırlamak adına bu şarkısının gündeme gelmesi iyi oldu da denilebilir belki. Ama gündeme geldi mi sahiden ya da gelecek mi? O çok belli değil.
Ebru Polat ne yapsa bir şarkıcı gibi şarkı söyleyemiyor. Evet uğraşıyor, ediyor, şarkılar buluyor, aranjörler tutuyor, klipler çekiyor… Hatta saçını süpürge etmiş nice müzisyenden daha fazla para da harcıyor olabilir bu işler için. “Harcayabiliyor” diyeyim ya da. Ama işte yaptığı işlerde hep en önemli unsur eksik kalıyor: Şarkıcı. 2008 yılında yayımlanan dört şarkılık ilk albümünü dinlerseniz zaten şarkıları kendisinin söylemediğini hemen fark edeceksiniz. Sonrasında yayımlanan albümlerinde ise kendisinden çok vokalistlerin söylediği de ayan beyan ortada.
“Dokun Bana” bu anlamda doğru bir şarkı seçimi. Çok geniş bir ses aralığı istemeyen, söylemesi kolay bir şarkı. Tabii yine stüdyoda destek atılarak en azından eli yüzü düzgün bir şey çıkarılmış ortaya. Düzenlemeyi yapan Erdem Kınay şarkının zaten 2000 yılına göre oldukça yenilikçi havasını, üzerine hemen hiçbir şey koymadan bugüne taşımış. Bir de havalı bir klip çekilmiş. Hepsi bu. Bence bu işten bize tek kâr, Gülhan’ı ve bu şarkıyı yeniden hatırlamak olabilir. Gerisini seversiniz sevmezsiniz, size kalmış. 
 
YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK,TEMMUZ 2016, İSTANBUL
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe