EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

10 Haziran 2016 Cuma

YAVUZ HAKAN TOK HAZİRAN TEKLİLERİNİ DEĞERLENDİRDİ!


YONCA EVCİMİK – “AHA”

Yonca Evcimik, 2014 yılında yayımlanan “15.” albümünü nedendir bilinmez pek değerlendiremedi. Kendi kulvarında çok iyi bir albümdü oysa. Gençti, dinamikti, tazeydi. Geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle çıkan yeni teklisinde ise bildik bir formülü yineliyor. Bir Sezen Aksu şarkısıyla ‘90’lara göz kırpıyor.
Sezen Aksu oturmuş, tam da Yonca Evcimik söylesin diye bir şarkı yazmış. Basit, hafif, uçucu, eğlenceli, son yıllardaki hemen hemen tüm Sezen şarkılarından farklı olarak kalabalık sözlerle boğulmamış, dile kolay, gündelik bir şarkı. Yani neresinden baksanız doğru bir bileşim. Gelgelelim Aytuğ Yargıç’ın yaptığı düzenlemenin şarkının amacına ne kadar hizmet ettiği tartışılır. Hani şarkının çatısı çıksın diye ritim ve akor üzerine “demo” yapılır ya, sanki öyle yapılmış da, sonra böyle kalmasına karar verilmiş gibi. Çok daha coşkulu, eğlenceli olabilecek bir şarkı, hiçbir etki bırakmadan başlayıp bitiveriyor; artık aceleyle mi yapıldı, özellikle böyle olsun mu istendi bilmiyorum.
Şarkının klibi ise Yonca’nın dans edip şarkı söylerken bunu hem nasıl abartısız ve doğal, hem de nasıl ehil bir biçimde yaptığını ve bu konuda memlekette belki de hala rakipsiz olduğunu bir kez daha ispat ediyor. Yakın dönemde bir dolu dans eden genç şarkıcı çıktı ama kameraya bu kadar iyi oynayan kimse çıkmadı.


EMRE ATABAY – “DELİ GİBİ”

Emre Atabay, yeni nesilde dikkatle takip ettiğim birkaç isim arasında. Çünkü çok sağlam bir müzik geçmişi var ve 2015 baharında piyasaya çıkan ilk teklisi “Yok Sana” da bunu hissettiren bir şarkıydı. Zira sağlam bir müzik geçmişine sahip olmak  iyi işler yapabilmek için her zaman yeterli olmayabiliyor.
Malum olduğu üzere, Türkçe popüler müzikte genç erkek şarkıcı konumlandırması genellikle bıçkın, biraz tacizkâr, biraz posta koyan, çok artist ya da aşırının aşırısı, iç bayıltıcı romantik, gerçeklikle bağları kopma noktasında cefakâr ve fedakâr bir profilde seyrediyor. Bu kalıpların dışına çıkabilmiş, suniliği göz ve kulak yakmayan her deneme başımızın tacı ki Emre Atabay ve müziği her şeyden önce bu açıdan dikkat çekici. Naif, sade, sakin ve müzikal açıdan da Türkçe pop kriterleri içerisinde yenilikçi.
Emre Atabay’ın ilk teklisi ile ikinci teklisi arasına lüzumundan fazla bir zaman aralığı girmiş olması bir dezavantaj. Popüler müzikte yeni bir önermede bulunuyorsanız, bu konuda devamlılığı sıcak tutmanız şart. Bunu bir kenara koyarsak, ikinci tekli de ilk tekliyi aratmayacak kadar iyi.
GNL etiketiyle yayımlanan “Deli Gibi” adlı teklinin basın bülteninde Emre Atabay’ın şarkısı hakkında şunları söylediği yazılı: “İçinde hem blues, hem türkü hem de triphop öğelerini barındırıyor. Şarkıda hüznü yaşarken aynı zamanda mutluluğun da tadını alıyorsunuz, şarkının modu oldukça baskın bir durumda…”
“Blues”, türkü ve “triphop” bileşimi kulağa biraz tuhaf gelse de şarkıyı dinlediğinizde sahiden bunu fark ediyorsunuz. Emre Atabay şarkıyı yazmakla kalmamış, düzenlemesini de kendisi yapmış ve kayıt esnasında bütün enstrümanları da kendisi çalmış. Daha yolun başındayken bu derece bildiğini okuyabilmesi ilginç. Öyle ya, radyolarda şarkıların çalınması için şarkıcılar bir yana, söz yazarı ve bestecilerin ve hatta aranjörlerin adları sorgulanıyor bu zamanda. Tanıdık bir isim yoksa vay halinize. Atabay’ın bu zinciri kırabilen genç isimlerden biri olduğu rahatlıkla söylenebilir.
“Bir seni sevdim, inanırmı ki? Bir seni seni sevdim inanmadı ki,” cümlelerinde bir özne karmaşası yok değil. Sevilen kim, “İnanır mı ki?” diye bahsedilen ve inanmayan kim, orası biraz karışık. Bunu görmezden gelirsek hem söz hem de beste açısından ferah, açık, temiz bu şarkı ile Emre Atabay bir kez daha dikkat çekmeyi ve bundan sonra yapacağı bir üçüncü işi merak ettirmeyi başarıyor.


MELİS KAR & HALİL SEZAİ – “YALNIZ MASAL”

Düetlerin dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çok fazla yaygınlaşması boşuna değil. Bir taşla iki kuş vuruluyor, çifte “PR” yapılıyor çünkü. Yapan, sunan memnun, alan, dinleyen memnun sonuç itibariyle. Tabii kazın ayağı her zaman öyle olmuyor ve bazen düet bir şarkı bir tarafın lehine, diğer tarafın aleyhine bir sonuç da verebiliyor. Hem müzikal, hem görsel, hem ticari hem de stratejik dengeler söz konusu çünkü. 
Geçtiğimiz günlerde tekli formatında DMC etiketiyle yayımlanan Melis Kar ve Halil Sezai düeti belli ki aslında Melis Kar “PR”ı için yapılmış bir iş. İlk albümüyle sesinin rüştünü ispat etse de yeterince güçlü bir çıkış yapamamıştı Melis Kar. Önce ENBE albümünde, daha sonra tekli olarak yayımlanan “Yerin de Dolmuyor ki” ise onun daha fazla tanınmasında işe yarar bir etki gösterdi. Bu düet o etkiyi arttıracaktır şüphesiz çünkü Halil Sezai ismi çok ciddi bir reyting (tıklanma/indirilme/satış) garantisi demek.
Kaldı ki şarkı da hiç fena değil. Söz ve müziği Timur Arat imzası taşıayn “Yalnız Masal”ın düzenlemesini Ekin Eti yapmış. Şarkının hem çok dokunaklı, hem akılda kalıcı, nefis bir melodik yapısı var, düzenleme ise hiç arabeskleşmeden, duygu sömürmeden, kulakta müzikal tatlar da bırakarak akıp gidiyor. Bir taraftan zor da bir şarkı zira şarkının A kısmı epeyce pes tonlarda geziyor, köprü kısmı ise emprovize havasında. Buna karşın Melis Kar özellikle pes tonlara hakimiyeti ve doğru vurgular kullanarak yarattığı duygusu ile son derece başarılı. Halil Sezai ise ne bir eksik, ne bir fazla tıpkı kendi şarkılarındaki gibi. Hatta şarkı mı Halil Sezai şarkıları havasında yoksa Halil Sezai mi öyle zannettiriyor, anlamak zor.
Bu arada daha önce Emir Ersoy’un ilk albümünde ve Emel Yalçın’ın “Beni Sevdiler Sandım” adlı teklisinde besteci olarak gördüğümüz Timur Arat’ın ve bir enstrümanist olmasının yanı sıra film ve tiyatro müzikleri de yapan aranjör Ekin Eti’nin isimlerini kayda almak için bu şarkı iyi bir vesile olabilir.
Doğru şarkı ve doğru isimlerle gerçekleştirilmiş bu düet, son albümünün üzerinden bir buçuk yıl zaman geçen Halil Sezai için de, adını giderek daha fazla duyurmakta olan Melis Kar için de faydalı olacak gibi ama galiba en çok Melis Kar kârlı çıkacak bu işten.


SIRMALI FEAT. GİZEM BERK – “ÖZLENMEYEN YÜREKTE AŞK”

Sırmalı aslında opera sanatçısı Oğuz Sırmalı’nın kendi adını verdiği “rock” grubu idi ve ilk albümünü 2014 yılında piyasaya çıkarmıştı. Sonrasında ise Oğuz Sırmalı yoluna tek başına devam etmeye karar verdi ve 2015 Aralık ayında Türkvizyon şarkı yarışmasında Türkiye adını yarışarak “Serenat” adlı şarkısıyla Jüri Özel Barış Ödülünü kazandı. Sırmalı’nın ilk solo teklisi “Gökyüzü Olsam” ise 2016 yılının ilk ayında yayımlanmıştı.
Geçtiğimiz günlerde Ada Müzik etiketiyle piyasaya sürülen “Özlenmeyen Yürekte Aşk” ise Sırmalı’nın ikinci teklisi. Bu şarkıda Sırmalı, kendisi gibi Ankaralı bir başka müzisyenle, Gizem Berk’le düet yapıyor. Şarkının söz ve müziği Oğuz Sırmalı’ya, düzenlemesi ise Bijen Rahimi’ye ait.
Vurucu bir şarkı “Özlenmeyen Yürekte Aşk”. Güçlü “sound”u ve bir kısa film tadındaki klibiyle de hem işitsel hem görsel olarak nokta atışı yapıyor. Sırmalı ve Gizem Berk’in ses uyumu da yerli yerinde. Tek sorun şarkıdaki kimi prozodi hataları. Sırmalı’nın ilk albümünü yazdığımda da bunun altını çizmiştim. Opera aryalarında prozodi aranmadığı, şan tekniğinde insan sesi bir enstrüman gibi kullanıldığı için Oğuz Sırmalı muhtemelen operadan gelme alışkanlıkla prozodiyi göz ardı ediyor (“oooo-da-da, öööööö-le-cek-sin” gibi.) Bu meseleye çok da takılmazsanız, bu gerçekten iyi “rock” şarkısını sevmemek için bir sebep yok.


ESMA ER – “BİLMİYORSUN”

İlk albümünü 2008 yılında yayımlayan Esma Er, 2012 yılında iki şarkı ve iki de farklı versiyondan oluşan bir mini albümle çıkmıştı karşımıza. Aradan bir dört yıl daha geçti ve Esma Er’in yeni teklisi “Bilmiyorsun”, geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle piyasaya sürüldü.
Söz ve müziği Tamer Gürsoy’a ait şarkının düzenlemesi Gürsel Çelik tarafından yapılmış. Teklide şarkının üç farklı düzenlemesi daha var. “Hot Versiyon” ve “Slow Versiyon” Genco Arı, “Remix Versiyon” ise İlker Ergül imzası taşıyor.
“Bilmiyorsun”, nefis bir disko şarkısı. ‘70’lerin sonları, ‘80’lerin başlarında dünyada Donna Summer’ın Gloria Gaynor’ın, Ami Steward’ın, Türkiye’de Ajda Pekkan’ın bize sevdirdiği türden şarkılardan biri gibi sanki. Esma Er de sapasağlam vokal tekniği ve sesiyle kendisine çok yakışan bu şarkıyı şaha kaldırıyor. Ajda eski Ajda olsaydı bu şarkı tam onun için olabilirmiş aslında ama ne Ajda eskisi gibi şarkı söylüyor artık, ne de böyle şarkılar söylüyor ne çare.  
Şarkının promosyon kiti bir Midi LP (45’likle 33’lük arası ebatta, 33 devirde çalan, bir dönem denenmiş ama çok tutmamış bir format) ölçeğinde bir ambalajla geldi. Plak niyetine yuvarlak bir karton bir tablayı kabından çıkarıyorsunuz ve CD’ye ulaşıyorsunuz. O yuvarlak tabla aynı zamanda CD künyesinin ve Esma Er’in uzunca bir yazısının bulunduğu bir kartonet. Bu tasarımı o kadar sevdim ki (daha önce birkaç kez daha benzer promosyon kitleri hazırlanmış, ben atlamışım sonradan öğrendim bu arada) keşke CD’ler başından itibaren hep böylesi ambalajlarla yayımlansaymış diye düşündüm. Hem muhafazası daha kolay, hem geniş yüzeyi sayesinde kapak görselleri daha işlevsel hale geliyor. Ama artık böyle şeyler düşünmek için çok geç tabii. CD devri çöküş dönemini yaşıyor malum.
Bu tekli CD olarak yayımlanmadı henüz ama sadece Esma Er’in o uzun ama çok etkileyici kartonet yazısı için bile yayımlanmalı. O yazıyı okuyunca “Bilmiyorsun” kelimesi sadece bir şarkı adı olmaktan çıkıyor çünkü.
Her şey iyi hoş ama bu teklinin bir ses kalitesi, bir “sound” sorunu var. Bunun çalışılan stüdyo ya da son kertede yapılan “mastering” ile bir ilgisi olmalı. Özellikle gümbür gümbür duyulması gereken üç hareketli versiyonun üçünü de bu kadar cılız duymamızın başka bir açıklaması olamaz.
Merve Hasman tarafından çekilmiş, son derece stilize kapak fotoğrafı ve kompozisyona bayılmakla birlikte, basın bülteni ile birlikte servis edilen diğer Esma Er fotoğraflarının ayarı kaçmış Photoshop efektleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, onu da ilave edeyim.

YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, HAZİRAN 2016    
Share this post

1 yorum Yeni Yorum Yap

  1. Adsız10:37

    değerlendirmelerinizi çok beğeniyorum. her seferinde ben de aynılarını düşünüyorum diyorum. elinize sağlık

    YanıtlaSil

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe