EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

22 Mart 2016 Salı

YAVUZ HAKAN TOK GÜNCEL TEKLİLERİ DEĞERLENDİRDİ!


ABDULLAH İNAL – “DÜNYA”

Ünlü dünya markalarına modellik yapmakta iken, bundan üç yıl kadar önce Gülşen’in “Kardan Adam” klibinde oynayarak ibreyi müzikten yana çevirme şansı yakalamış Abdullah İnal. Çünkü kendi yazdığı şarkıları Gülşen’e dinletme fırsatı bulmuş. Abdullah İnal’in ilk teklisi “Dünya”, geçtiğimiz günlerde Ozinga Müzik, DMC ortaklığı ile yayımlandı.
İlk duyduğumda, içinde Gülşen’in de sesinin duyulması hasebiyle, bunun bir Gülşen şarkısı olduğunu zannettim ben de herkes gibi. Haliyle düzenlemeyi de Ozan Çolakoğlu yapmıştır diye düşündüm. Ama ikisi de değilmiş meğerse. Şarkının söz ve müziği Abdullah İnal’a, düzenlemesi ise Orhun Sevindik’e aitmiş. Şunu söylemek lazım ki hem şarkı, hem de düzenleme yukarıda ismi geçen iki profesyoneli hiç de aratmayacak düzeyde. Ozan Çolakoğlu’nun prodüktörlüğü üstlenmesi, Gülşen’in sesiyle ve klipte oynayarak destek vermesi de bu nedenle olsa gerek.
Dikkat çekici, farklı fiziği ve de ses tınısı ile popun ihtiyaç duyduğu genç isimlerden biri olabilir Abdullah İnal pekala. En azından bu şarkı bunun sinyallerini güçlü bir biçimde veriyor. Kolay akılda kalan, günceli yakalayan, ritmi ve melodisi ile hem radyoların hem de kulüplerin seveceği türden şarkıların iyi bir prototipi “Dünya”. Şarkının klibinde çıplaklık, dansçı kızlar gibi klişeler kullanılmadan yaratılmış seksi ve gerilimli hava da tam dozunda. Ayrıca Gülşen şarkıya “rap” yaparak eşlik ediyor, yani şarkı söylemiyor ki bu da standart Türkçe pop şarkılarında pek alışık olduğumuz bir şey değil.
Teklinin kapağındaki sabıka kaydı fotoğrafı, bir modelin vereceği en iyi fotoğraf olmayabilir. Bir de Gülşen adının kapakta ve internet platformlarda, sözgelimi klibin yüklendiği NetD platformunda yer almıyor olması bir dezavantaj olabilir. Bunlar özellikle de tercih edilmiş olabilir tabii, bilemeyiz. Ancak bunlara rağmen Abdullah İnal’ın bu şarkıyla dikkatleri üzerine çekmesi kaçınılmaz. Umarım arkasını da aynı güçte getirebilir. Çok fazla yeni ismin çok fazla iş sunduğu piyasada çok az yeni “star” adayı çıkabiliyor çünkü ve biz bu makus talihi bozabilecek isimleri mumla arıyoruz.


RÜMEYSA – “YANSIN İSTANBUL”

Rümeysa’nın acıklı hikâyesini mutlaka gazetelerden okumuşsunuzdur, her yerde yazıldı çizildi, tekrar etmeyeceğim. Geçtiğimiz günlerde EMI etiketiyle yayımlanan “Yansın İstanbul” adlı ilk teklisiyle adından söz ettiriyor Rümeysa. Aslında onun yayımlanan ilk şarkısı, 2015 başında piyasaya çıkan “ENBE 2015” albümünde yer almıştı. O günlerde albümde yer alan genç isimlerin de bulunduğu bir ENBE röportajı yapmıştım ve sıra Rümeysa’ya geldiğinde şunları anlatmıştı bana:
“Sezen Aksu’yla yolun nasıl kesişti Rümeysa?
RÜMEYSA: O Ses Türkiye’de ilk yarışmanın son finalistlerinden biriydim ve elendim, çünkü kotaları dolmuştu. Hatta Hülya Avşar sonradan “Çok büyük hata ettik,” dedi. Benim oradaki asıl amacım Hülya Avşar’ı seçip Sezen Aksu’ya ulaşmaktı. Ama elendim. Okula gittim, bir telefon. Sevgili Sezen Aksu… “Rümeysacığım, birlikte çalışabilir miyiz?” (Bu cümleyi Sezen Aksu’nun konuşma tarzını taklit ederek söylüyor.) Ben şoke oldum ve inanamadım tabii. O gün, bu gündür, üç yıldır onunla çalışıyorum. Onun deneyimlerinden çok faydalanıyorum. Yani Sezen Aksu okulunda hâlâ okuyorum.
Ben senin sesinin duygusunu erken dönem Sezen Aksu’nun sesine çok benzettim.
RÜMEYSA: Aslında sadece bu albümdeki “Ayrılık” şarkısı için bunu söyleyebiliriz. Şarkının demosunu Sezen Hanım’dan dinlediğim için bir şekilde kulak aşinalığı oluyor elbette. Müzik prodüktörüm ve vokal koçum Sezen Aksu. Muhtemelen onun yardımıyla öyle bir tınıya ulaşmış olabilirim.
Albüm tamamen Sezen Aksu bestelerinden mi oluşacak?
RÜMEYSA: Benim kendi bestelerim var ve çok ilginçtir, Sezen Hanım beğeniyor. Ben beğenmez diye düşünüyordum açıkçası, öyle büyük bir üstadın beğeneceğini ummamıştım hiçbir zaman. Albümde Sezen Hanım’ın şarkıları var ama kendi bestem olan bir Türk sanat müziği şarkısı da var.”

İşte geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkan “Yansın İstanbul” teklisi, aslında röportajda bahsi geçen albümün habercisi. Tıpkı “Ayrılık” gibi, “Yansın İstanbul” da söz ve müziği Sezen Aksu’ya ait bir şarkı ve Rümeysa, her iki şarkıda da tavır olarak Sezen Aksu’yu anımsatsa da ses rengi olarak çok başka, çok kendine has bir şarkıcı. İyi bir şarkıcı, etkili bir ses ve daha da önemlisi Sezen Aksu şarkılarının olgunluğunu taşıyabilecek bir ses. Bu da kolay yakalanabilecek bir kimya değil.
“Yansın İstanbul”, son birkaç yıldır Sezen Aksu cephesinden gelen şarkılardan biraz farklı. Daha az sözü var mesela, daha kolay söylenebilir, eşlik edilebilir bir nakaratı var. Ama duygusu ve üslubu elbette kocaman bir Sezen Aksu damgası taşıyor yine. Bu şarkı, Rümeysa’nın sesini daha fazla duyurabilmesini mutlaka sağlayacaktır zira ENBE albümündeki şarkının üzerine maalesef ki hiç oynanmadı.
Bir zamanlar popun ana akımını Sezen Aksu müziği beslerdi. Şimdilerde onun suyunun suyu işler dolaşıyor ana akımda. Haliyle Rümeysa’nın işi biraz daha zor; hafif ve yüzeysel olanı değil, ağır ve derin olanı seçtiği için. Ama yukarıdaki kısa röportajdan da anlaşılacağı üzere zaten onun yapmak istediği de buymuş başından beri. Yani doğru yolda…
Aytuğ Yargıç’ın nefis düzenlemesi, Sezen Aksu’nun şahane sözleri ve bestesi, Rümeysa’nın can yakıcı yorumuyla “Yansın İstanbul” sağlam bir şarkı. Rümeysa’nın güncel popüler müzik içerisinde konumlanacağı yeri net bir biçimde görmek içinse albümü beklemekte fayda var.


İPEK AÇAR – “SEVGİLİYE”

Keşke Nilüfer ve Kayahan bu kadar yıl birbirlerine kırgın olmasaydı da biz o yıllar boyunca Nilüfer’den yeni Kayahan şarkıları dinleyebilseydik diye az ah çekmedik Kayahan’ın ölümünden sonra. insana mahsus haller bunlar. Kırgınlıklar, kızgınlıklar, hırslar, öfkeler, derken kavgalar gürültüler… Nitekim bir süredir de keşke İpek Açar ve Kayahan’ın kızı Beste arasındaki o malum mesele yaşanmasaydı da Kayahan’ın adını sadece şarkılarıyla anabilseydik diye ah çekiyoruz. Kim haklı kim haksız bilemem. Bildiğim tek şey her ikisinin de Kayahan’ı çok sevdiği (biri kaç yıllık eşi, diğeri kızı sonuçta) ve Kayahan’ın da hayattayken her ikisine de çok değer verdiği, gözünün bebeği gibi koruyup kolladığı.
Kayahan’la röportaj yapmaya gittiğimde İpek Açar için bir albüm hazırlığında olduklarını, hatta bir dolu sıfır kilometre Kayahan şarkısının hazır olduğunu öğrenmiş, hatta şarkılardan birini de oracıkta dinlemiştim. Bu albüme çok önem veriyordu Kayahan, çünkü hazin sonun yaklaştığının elbette farkındaydı ve ölümünden sonra karısının ve küçük kızının kendi ayakları üzerinde durabilmesi için zemin hazırlıyordu. Ömrü vefa etmedi o albümün çıktığını görmeye. Ölümünün üzerinden on bir ay geçti ve İpek Açar, o albümde yer alacak bir Kayahan şarkısını, yanına bir de kendisinin Kayahan için yazdığı şarkıyı da ekleyip bir tekli olarak yayımladı.
Geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlanan tekli, “Sevgiliye” adını taşıyor. Ancak klip tekliyle aynı adı taşıyan şarkıya değil, teklideki ikinci şarkı olan “Afet Oldu Hasretin”e çekildi. Zira “Afet Oldu Hasretin”, İpek Açar’ın Kayahan’a ithafen yazdığı bir şarkı. Hüzünlü bir veda şarkısı bu… Daha ilk dinleyişte gözümün önünde Kayahan’ın son konserinde sahneyi terk etmeden önce dinleyicilere dönüp “Bana hakkınızı helal ediyor musunuz?” diye sorması geldi. Çünkü o gün ona “Helal olsun,” diyerek cevap veren izleyicinin canı gönülden haykırışı, İpek Açar’ın bu şarkısında “Benden yana hakkım helal sana,” cümlesine dönüşmüş. Yıllarınızı birlikte geçirdiğiniz birinin ardından bundan daha yürek yakıcı ne söylenebilir bilmiyorum.
Şarkının hikâyesini bir yana bırakırsak tipik bir Kayahan şarkısı dinliyoruz aslında. Her kelimesi, her notasıyla… Geniş bir ses aralığında dolaşan, bildik kalıpların dışında seyreden, çok katmanlı, oyuncaklı, söylemesi zor bir beste bu. “Söz – Müzik: İpek Açar” yazmasa kartonette, pekala “Kayahan yazmış bu şarkıyı” diyebilirdim.
İpek Açar bu şarkıda bugüne dek duyduğumuz en iyi şarkıcılık performansını gösteriyor. Kusurlarıyla da böyle bu çünkü içtenliği kapatıyor kusurlarını. Kayahan’ın şarkı söylerken duyduğumuz vurguları, özellikle şarkıların yüksek kısımlarındaki sertliği filan tamamen İpek Açar’a sirayet etmiş. Bu da çok doğal belki... Bunca yılın beraberliği var. İpek Açar’ın kendisinin de söylediği gibi, onun sadece kocası değil, aynı zamanda hocası idi Kayahan yıllar boyu. Fakat yine de bir kadın sesinde bu kadar sert vurgular kulağı yormuyor değil ki aynı durum teklideki diğer şarkıda da söz konusu.
Kayahan’ın son yıllarında artık eskisi kadar vurucu şarkılar yazamadığı söylenirdi. Belki de artık bizim kulaklarımız bu denli fazla melodi yükünü, söz yükünü kaldıramaz hale gelmişti, kim bilir? Nitekim söz ve müziği Kayahan’a ait olan ve sıfır kilometre Kayahan şarkılarından biri olan “Sevgiliye”, ‘80’lerde her birini ayrı ayrı ezber ettiğimiz Kayahan şarkılarından ne bir eksik ne bir fazla.
İpek Açar, Kayahan hayattayken de hiçbir zaman pop yıldızlığına oynamamıştı, bundan sonra da oynayacağını sanmıyorum. Tam tersine, Kayahan’ın hastalığı süresince ve ölümünden bu yana yaşadıkları ve de şu an içinde bulunduğu konum nedeniyle yaşından çok daha olgun biri gibi davranmak, yaşamak hatta giyinmek durumunda. O da öyle yapıyor zaten. Yaşadığı sürece Kayahan isminin gölgesi hep üzerinde olacak ve o, biraz da bu gerçek nedeniyle Kayahan şarkılarının sesi olmaya devam edecek gibi görünüyor. Dinleyicinin bu durumu ne kadar kabulleneceğini ise kuşkusuz zaman gösterecek.  
İskender Paydaş’ın o çok alışageldiğimiz Kayahan stili düzenlemeleriyle bu her iki şarkı da Kayahan’ı tam da ölüm yıldönümünün yaklaştığı bugünlerde yad etmek için bir vesile olsun. Onu şarkılarla yad edelim biz yine. Onun ölümünden de bir kez daha dersini aldığımız üzere, dünya meseleleri dünyada var olduğumuz sürece önemli çünkü. Sonra insanlar geçip gidiyor, meseleler bitiyor ama şarkılar baki kalıyor.


BENGÜ – “HODRİ MEYDAN”

Genellikle sadece nakarat kısımlarının akılda kaldığı, çok basit armonileri olan, marş yürüyüşünde besteler yapıyor Erdem Kınay ve sonra onları alabildiğine kafaya kafaya vuran düzenlemelerle şarkıya dönüştürüyor. En büyük şansı Deniz Erten gibi bir söz yazarıyla çalışması olabilir. Sadece “vurur yüze ifadesi” vakası bile tek başına bunun göstergesi.
Erdem Kınay’ın ürettiği bu sanayi tipi pop müziğin Merve Özbey gibi bir solistle “kulüp arabeski” diye tanımlanabilecek bir türe doğru evrildiğini gördük zaman içerisinde. Alan memnun satan memnun olmalıydı ki aldı yürüdü. Tabii eğer ortada tutmuş bir kimya varsa, bunda Merve Özbey’in alaturka-arabesk solist tavrının, o tiz perdelerde dolaşan şarkıcılık biçiminin de payı yadsınamaz; seversiniz sevmezsiniz, o ayrı.
Bengü de son albümünde yine benzer bir Erdem Kınay şarkısını, “Feveran”ı seslendirmişti ve o albümün en hareketli şarkısı idi. Bu defa ise albüm dışından yeni bir Erdem Kınay şarkısı ile çıkıyor karşımıza. Albümden çekilen son klip devir ömrünü doldurur doldurmaz servis edilen bu yeni şarkının adı “Hodri Meydan”. Tekli geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlandı.
Onlarca Erdem Kınay şarkısını ve düzenlemesini birbirinden ayıran tek şey şarkı sözleri galiba. Bu da onlardan biri. Bengü’ye radyolarda ve kulüplerde çalınma garantisi sağlayacaktır şüphesiz zira son albümündeki yavaş şarkılar o kulvarda değildi pek. Bunun dışında bir faydası olacağını sanmam. Kaldı ki radyoda ya da kulüpte çalındığında şarkıyı Bengü’nün söylediğini kaç kişi fark eder ona da emin değilim. O kadar “anonim” ki şarkının stili, “bu bir Bengü şarkısıdır” denebilecek hiçbir şey yok, buna Bengü’nün sesi de dâhil.
Haksızlık ettiğimi düşünüyorsanız, şarkıyı “vocal cut” özelliği olan bir “edit” programı ile Bengü’nün sesini geriye çekerek dinleyin ya da yapamıyorsanız nakaratını sözsüz olarak “lay la lay la” tekrarlarıyla söylemeyi deneyin. Şarkıda “müzik” olmadığını şaşırarak göreceksiniz.

YAVUZ HAKAN TOK / MART 2016/ HAYAT MÜZİK
Share this post

1 yorum Yeni Yorum Yap

  1. Abdullah İnal'ın şarkısını dinlemeye doyamıyorum. fitness yaparken ilaç gibi geliyor. ilginç bir çekiciliği var şarkının. bir de keşke yeni bir sahne adı kullansaymış. Mabel Matiz'in gerçek adı Fatih Karaca mesela. o isimle çıksaydı şansı ne kadar olurdu bilemiyorum. kaybederse isimden kaybeder. yoksa zımba gibi. yolu açık olsun.... Bengü için ise düşüncelerimi aynen yazmışsınız zaten. şarkıda üst üste o kadar çok 'hodri meydan' diyor ki anlamsızlaşıyor. hani bir şeyi arka arkaya hızlıca söylersen anlamsızlaşır ya aynen öyle...

    YanıtlaSil

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe