EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

3 Şubat 2016 Çarşamba

YAVUZ HAKAN TOK'UN ''ŞUBAT'' TEKLİLERİ DEĞERLENDİRMESİ!


SİMGE – “YANKI”

Simge’nin yeni bir şarkı yapmakta olduğu haberi duyulduğu günlerde Riff Cohen’in de yeni albümü çıkmasın mı? Oturdum dinledim albümü; acaba hangi şarkıyı alırlar da Türkçe yaparlar bu defa diye. Hep öyledir ya… Tutmuş bir işin peşinden aynı formülde en az beş iş yapılır; suyu çıkarılır. Hep aksini savunsam da bunu ben bile bekler olmuşum artık demek ki.
Gelin görün ki bu defa öyle olmadı. 2015’in en parlak “hit”lerinden biri olan “Miş Miş”in ardından Simge, başka türlü bir şarkıyla çıktı karşımıza. Sözleri Sezen Aksu ve Deniz Erten, bestesi Simge ve Ersay Üner imzası taşıyan, düzenlemesi ise Ozan Bayraşa tarafından yapılan “Yankı” geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlandı.
Her şeyden önce Türkçe popun vasat çizgisinin çok üzerine çıkmayı başarmış, çok iyi bir düzenleme ile parlıyor şarkı. İlk dinleyişte “başka” bir şey dinlediğinize ikna oluyorsunuz. Simge de şarkıcı olarak çok farklı; “Miş Miş”i söyleyenle aynı kişi değil sanki. Ciddi bir risk almış ve bu riskin üstesinden gelmiş gibi gözüküyor. Üstelik şarkı, sözleri ve müziği itibariyle de öyle kolayca dinleyici tavlayacak, iki günde dile düşecek bir yapıda değil; daha sofistike, daha hazmı zor.
Ne yalan söyleyeyim, bana biraz Hande Yener’in bir zaman yolunu tutturup sonra u dönüşüyle çekip gittiği yerlerden ses verir gibi geldi bu şarkı. Bir başka deyişle Hande Yener’in çok zaman önce kaçırdığı trene Simge binmiş gibi gözüküyor. Bu da hiç hafife alınacak bir şey değil. Biraz yenilik, biraz rutinin dışına çıkmak hepimize iyi gelecek çünkü. Belki “Miş Miş” kadar büyük bir “hit” olmaz ama kesinlikle popa soluk aldırır “Yankı”. Bu cesareti gösterdiği için Simge ve Ozan Bayraşa’yı tebrik etmek lazım.

                                        

OZAN DOĞULU FEAT. GÜLDEN MUTLU & 
BAHADIR TATLIÖZ – “UZUN LAFIN KISASI”

Yeni yılın ilk “bomba”larından biri olarak Ozan Doğulu Feat. Gülden Mutlu - Bahadır Tatlıöz düeti “Uzun Lafın Kısası”, geçtiğimiz günlerde Doğulu Müzik etiketiyle yayımlandı. Teklinin kapağında tabii ki Ozan Doğulu ve onun meşhur “dj” pozlarından biri var. Var da bu şarkı niye yapılmış ben onu anlamadım.  
Çünkü ne Ozan Doğulu’nun adını koyduğu işler içinde bir yere oturtabildim ben bu şarkıyı, ne de Gülden Mutlu’ya yakıştırabildim. Bir Bahadır Tatlıöz şarkısı olarak dahi ortalama (ki Tatlıöz’ün çok daha iyi şarkıları vardır.) Geriye bir tek ihtimal kalıyor. “Öyle bir şarkı yapalım ki kulüplerde esen Merve Özbey rüzgârından payını alsın: Tiz bir kadın sesi, alaturka sözler ve nağmeler altına basit bir elektronik altyapı.”  
Yoksa kendi şarkılarında gayet belirgin bir stili olan Gülden Mutlu neden böylesine tiril tiril, adeta post-modern bir Melihat Gülses gibi söylesin? Yoksa bugüne dek pop müziğe sayısız yenilikçi, iddialı ve ustalıklı iş yapmış Ozan Doğulu gibi kıdemli bir aranjör, neden böylesi sıradan bir düzenleme yapsın? Yoksa kendince bir çizgi yakalamış ve ana akımın ortasında yer almayı pek de dert etmemiş Bahadır Tatlıöz gibi bir müzisyen neden bu ittifaka ihtiyaç duysun? Bazen iyi niyet yetmez, onu biliyoruz. Ama burada niyet iyi mi ona emin olamadım. Her şey o kadar formüle edilmiş ki…
Okuyorum, görüyorum. Genelde herkes çok beğendiğini yazıyor. Muhakkak ki radyolar da bu beğeni furyasına ellerinde tuzlukla koşmaya hazırdır, onlar sever böyle şarkıları. Zaten en çok radyolar yüzünden mahkûm kalmadık ki bu tür şarkılara? Bir de kulüplerde ellerini havaya havaya kaldırıp dans edenler ya da etmeye özenenler ve memleketin her yerini kulüp zannedenler yüzünden. (Gerçi memleketin her yeri kimin umurunda? İşe gidilen şehirler ve kulüpler belli değil mi?)
Ha bu şarkı şöyle yavaş bir düzenleme ile (belki alaturka sazlarla) ve o iki solistten biri tarafından (tercihen Gülden Mutlu zira ikisinin tonları katiyen tutmuyor; sözgelimi bir Murat Boz-Gülşen uyumu yok arada) söylenseydi bambaşka bir şey olur muydu? Olurdu, ona da kabul. Ama şarkının teklideki ikinci versiyonu (“Dj Eyüp Remix”) bunun tam tersini deneyip, rakılık bir şarkıdan votka-enerjilik bir şarkı çıkarmanın azmiyle elektroniğin dibine vuruyor.
Yeri gelmişken bir “dj”in adını ve kapak fotoğrafını taşıyan bir teklide/albümde bir başka “dj”in “remix”inin yer almasındaki mantığı hiç mi hiç anlamadığımı da ekleyeyim bu arada.


SUADİYE – “CESARETİM YOK”

Suadiye’yi 2013 yılında piyasaya çıkan ve kendi adını taşıyan ilk albümüyle tanımıştık. O albümde kendi yazdığı şarkıları söyleyen, dans müziği yapan ve şarkı söylerken dans eden bir genç şarkıcı vardı. Ne var ki işin şarkıcılık kısmı epeyce sorunluydu.
2015’de Cihat Uğurel’e “featuring” yaparak, ‘90’lardan bir Aşkın Nur Yengi şarkısını, “Sıramı Bekliyorum”u seslendirdi Suadiye. Onun da başarılı bir iş olduğu söylenemezdi.
Geçtiğimiz günlerde ise Suadiye’nin yeni teklisi yayımlandı. Avrupa Müzik etiketiyle piyasaya sürülen teklide Suadiye bu kez yine bir ‘90’lar şarkısını, Yonca Evcimik’in ilk albümünde yer alan bir Şehrazat şarkısını, “Cesaretim Yok”u seslendirmiş.
Şarkı çok güzel bir kere, onu söylemek lazım. Evcimik’in o dönemde ortalığı kasıp kavuran “Abone” albümünde dans “hit”leri ön plana çıktığı için bir parça geride kalmış, kıymeti yeterince bilinmemiş bu şarkının “cover” yapılması son derece iyi bir fikir. Hem güçlü melodik yapısı hem de sıra dışı sözleriyle dokunaklı ve etkili. Zamanında bir “pop-star” olabilmenin bütün gereklerini yerine getirmiş ve de layıkıyla olmuş Yonca Evcimik’, hiçbir zaman “yorumcu” kategorisinde sayamayacağımız gerçeği bir yana, güçlü bir ses ve güçlü bir yorumla dinleyende bambaşka bir etki yaratabilecek bu şarkının Suadiye’ye kısmet olması da ayrıca ironik olmuş. Neyse ki Suadiye şaşırtıcı bir biçimde şarkının altında kalmamış.
Daha önceki tüm şarkılarında kulağı rahatsız eden teknik yetersizlik ve prozodi hataları bu şarkıda neredeyse hiç yok. Uzun süre önemli eğitmenlerden şan dersleri almış olması her ne kadar özellikle vurgulanıyor olsa bile, iyi bir şarkıcılık tekniği için o derslerin her zaman işe yaramadığını biliyor ve örneklerini görüyoruz çünkü. Bu noktada aranjöre büyük iş düşüyor. Nitekim İskender Paydaş’ın düzenlemesi, “Cesaretim Yok”u ‘90’lardan bugünlere gayet iyi taşımış. Bence tek sorun “laylalay”lı kısımların fazla uzun tutulmuş olması. Biraz daha ekonomik davranılsa, şarkı neredeyse 1 dakika daha kısa olabilirmiş ve öylesi çok daha iyi olurmuş, çünkü sarkıyor.
Görsel olarak da Suadiye doğru yolu bulmuş. Özellikle “Sıramı Bekliyorum” klibindeki rüküş halinden sonra bu klipteki ve tekli için çekilen fotoğraflardaki imajla adeta yeniden doğmuş, işe sıfırdan başlamış gibi. 


CEYNUR – “AĞIR AKSAK”

Ceynur iyi bir ses ve iyi müzik yapıyor. Bunu biliyoruz zira geçmişte yaptığı güzel işler var. 2009’da yayımlanan ilk albümü “Aşk, Yağmur ve Çikolata”, özellikle de bu albümdeki “Yağmur” şarkısı mesela… Çok iyi bir başlangıçtı, her ne kadar Ceynur’un müzikal geçmişi çok eskilere, ta Pop Show yarışmasına ve hatta Eurovision Türkiye finallerine kadar dayanıyor olsa da.
2011’de piyasaya çıkan “Arabada Dinle” teklisi de hiç fena değildi. 2013 çıkışlı “Uzak Ara” teklisi çok fazla ses getirmedi ki o da bir etnik-elektronik dans şarkısı yani zamanına göre aykırı bir işti.
Ceynur’un yeni teklisi “Ağır Aksak”, geçtiğimiz günlerde YAZZ Records ve DMC işbirliğiyle raflarda yerini aldı. Tabii şarkı/albüm yayımlama periyodunu bu kadar uzun tutunca dinleyici devamlılığını kaybetmeniz ve her defasında işe baştan başlamak zorunda kalmanız kaçınılmaz oluyor. Siz bu aralarda sahneye çıkıp şarkı söylemeye devam olsanız da, göze görünmüyorsunuz. Nitekim kuvvetle muhtemeldir ki Ceynur dikkati dağınık müzik dinleyicisi tarafından ister istemez yeni bir isim olarak algılanacak.
Şarkının sözleri Murat Güneş’e, bestesi ve düzenlemesi ise Volga Tamöz’e ait. Çok “büyük” bir şarkı “Ağır Aksak”. Batı formunda bir balad ve düzenlemede kullanılan senfonik öğeler de bunu vurguluyor zaten. Ceynur tam da hakkını vererek, kusursuz bir teknikle şarkıyı bir kat daha uçurmuş.
“Ağır Aksak”ın bir tek kusuru var ki, memleketin popüler müzik seceresine göre bu döneme, zamana ait bir şarkı değil. O yüzden akıbeti ne olur kestirmek zor. Eskiden olsa kıymeti bilinirdi; belki gelecekte de bilinecek ama bugün bilinir mi, ona emin değilim.


YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, ŞUBAT 2016, İSTANBUL
Share this post

3 yorum Yeni Yorum Yap

  1. Adsız16:44

    Ceynur kısmında çok haklısınız 90'larda olsa kıymeti bilinirdi bu kadının ya Sinan ve Demet'in en çok satanlarda olduğu rezalet şu dönemde ses getiremeyecektir kanımcada.(

    YanıtlaSil
  2. Adsız14:25

    hande yener ne yazık ki artık o eski hande tarzına dönemeyecek kadar uzak o nedenle evet o bayrağı başkaları devralacak.

    YanıtlaSil
  3. Simge'nin şarkısını çok ama çok beğendim. düzenleme harika. sanırım dubstep denen tarz bu oluyor. ancak kapakta "sımge" yazıyor. bilerek mi bilmeden mi yapıldı anlayamadım.

    YanıtlaSil

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe