EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

13 Kasım 2015 Cuma

YAVUZ HAKAN TOK ''GÜLBEN ERGEN- KALBİMİ KOYDUM''U DEĞERLENDİRDİ!


“KALBİ OLANLAR” OKUR
GÜLBEN ERGEN – “KALBİMİ KOYDUM”

“Kalbimi çıkardım yerine kalbini koydum en derine” diyor şarkının sözleri. Bu durumda şarkının adının “Kalbini Koydum” olması gerekmez mi? Albüm adı olarak konulmasının “Ben bu işe kalbimi koydum, gönülden çalıştım çabaladım,” alt metnini anladım, zekâm ona yetti ama şarkının adı niye öyle onu çözemedim. Gülben Ergen’e sorsam, “Ama TTNet Müzik’te 959.930 kez dinlendi, Youtube’da 11.602.357 kez tıklandı,” diyecek, ben de alı al moru mor olacağım. En iyisi sormayayım.
Söz ve müziği Bora Duran’a ait “Kalbimi Koydum”, hem damardan duygu şırınga etmesi, hem de yapışkan olması sebebiyle makul bir Gülben Ergen “hit”i olmaya çok müsait ki oldu bile. Oğuzhan Koç’lu “Aşkla Aynı Değil” için aynı şeyi düşünmemiştim, hâlâ da düşünmüyorum. Gülben Ergen’in şu an İnstagram’da grafikli mrafikli bir görselle “Ama TTNet Müzik’te 2.496.611 kez dinlendi, Youtube’da 81.847.406 kez tıklandı” diye yazdığını görür gibiyim. Hay Allah! Desenize eleştiremeyeceğim!
Bir röportajında gördüm, “Oğuzhan’ın o damar sesi var ya, öyle söyle dedim, o da söyledi,” diye anlatmıştı Gülben Ergen. İşte “o damar ses”i ben “o nazal ses” olarak duyuyorum. İnşallah “kalbi olanlar” incinmez bu yazdığımdan. Aynı röportajda şarkıyı istediği gibi yorumlayamadığı için Deniz Seki’den yarım aldığını söylemişti Gülben Ergen. Bu albümdeki birçok şarkıyı Deniz Seki gibi söylemesi de bundan mı acep? Etkilenmiş belli.


Şunu kabul etmek lazım; memleketteki birçok benim diyen şarkıcıdan daha fazla hissederek söylüyor. Bazen gülümsediğini, bazen hakikaten içlendiğini duyabiliyorsunuz sesinden. Vurguları, baskıları, telaffuzu, artikülasyonu gayet iyi. Bu da bütün bir albümü dinlenebilir kılıyor. Bir de kendine, sesine uygun şarkıları seçebiliyor. Yılardır böyle bu. “Kalbi olanlar” üzülmesin ama bu işin “kalp”ten ziyade mantıkla bir ilişkisi var gibi geliyor bana. Gülben Ergen mantıklı kadındır. Çalışkandır, ona da kabul. Bu piyasasının taşlı dikenli yollarından geçerken yanlışlarını doğruya çevirmesini bilmiştir hep. Kendince dersler de almıştır muhakkak. Belki aldığı dersleri paylaşmak, anlatmak da hoşuna gidiyordur (belki değil, kesin!) ama Gülben Ergen bir ruhani lider değildir; bir pop şarkıcısı, popüler bir figürdür sadece. Albümleri de birer “kutsal kitap” değil, birer albümdür. Yani sorgulanabilir, üzerine ileri geri konuşulabilir. Bunu çok emin yazıyorum çünkü gidip bizzat baktım. D&R’larda “müzik albümleri” raflarında duruyor “Kalbimi Koydum”; dini kitap raflarında değil.


Aslında 2009 yılında yayımlanan “Uzun Yol Şarkıları” albümü ile kendi müzik kariyerinde başka bir damar yolu açtı Gülben Ergen. Ondan öncesinde her yetersiz şarkıcı gibi şarkı odaklı albümler yaparken, şarkıcı odaklı albümler yapmaya başlamasına bu albüm vesile oldu. Böylece o kadar da yetersiz bir şarkıcı olmadığını iyiden iyiye ispat etti. Amenna. Bir de halk sevdi bu sakin ve telaşsız Gülben’i galiba. Alan memnun, satan memnun oldu. Böyle de gitti. Yıllar geçtikçe daha çok gözümüze gözümüze soktuğu huzuru, mutluluğu, iyiliği filan içimize sular serpmiş de olabilir haliyle. Mutlak iyiyi ve mutlak kötüyü severiz biz çünkü. Sıradan, yani olaya ve duruma göre iyilikle kötülük arasında gidip gelen insanlardan ne popüler figür olur çünkü ne de dizi kahramanı. O yüzden değil mi mutlak öveni ya da mutlak söveni de sevmemiz? Birisi çıkıp bir ürün hakkında “şurası iyi ama şurası da kötü,” dediği zaman kafamız karışıyor. Mesela Gülben Ergen iyi bir insandır ve bu yüzden övülmelidir. İyi bir insan kötü bir albüm yapamaz çünkü… Gibi…
Neyse… Kötü bir albüm değil “Kalbimi Koydum”. Aksine, “Uzun Yol Şarkıları”ndan beri yaşadığı değişimin bir basamak daha yukarı çıkaran, derli toplu, iyi bir pop albümü. Bugünün koşullarında ve popüler müzik piyasasında çok kişinin yapamadığı bir şey bu… “Acaba ne söylesek tutar, ne yapsak radyolar çalar, Youtube severler tıklar?” telaşı nicelerine hata yaptırıyor bu ara. “Hem popülerliğime zeval getirmem, hem de kendi stilimi korurum” demek bile tek başına bir iş. Gülben Ergen de bunu başarmış gözüküyor.
O çerçeveden baktığım zaman, söz ve müziği Mert Ekren’e ait olan “Kusura Bakma”nın albümde öne çıkan şarkılardan biri olduğunu söyleyebilirim. Hatta “Kalbimi Koydum”dan bile daha çok yükselebilir bu şarkı.
Altan Çetin imzalı “Panda” ve “Yaklaş Yaklaş” albümün kısıtlı tutulmuş eğlenceli şarkı kontenjanını dolduruyor. Yine söz ve müziği Altan Çetin’e ait “Aşk mı Para mı?”, sözleri Deniz Erten tarafından yazılmış, bestesi Volga Tamöz tarafından yapılmış “Sana Bıraktım”, bir Ayla Çelik-Bertan Aslani şarkısı olan “Bugünün Sevdalısı”, ve Cansu Kurtçu imzalı “Geçmişle Bir Derdim Yok” büyük iddialar taşımayan, sade, sakin, küçük şarkılar. Gülben tarzını sevenler ayıla bayıla dinleyecektir, şüphe yok. Sözleri Gülben Ergen’e, bestesi Emre Yücelen’e ait “Özelimsin” ise bu kategorideki en az dikkat çeken şarkı.

Mustafa Sandal’ın Gülben Ergen’e canlı yayında doğum günü hediyesi olarak verdiği “Yıkıl Karşımdan” muhtemelen sırf bu nedenle albümün ilk sırasında duruyor olsa bile, çok sıradan bir Mustafa Sandal şarkısı olmanın bir adım ötesinde değil ne çare.
Gelelim “cover”lara…
Gülben Ergen popüler müziğin klasikleşmiş “hit”lerini kendi sesinden duymayı ve duyurmayı seviyor. Bu uğurda daha önce Ortaçgil ve Alanson şarkılarına el atmıştı, şimdi de Özdemir Erdoğan nasibini almış Gülben’den.Pervane” ilk versiyonuyla bugün hâlâ düğünlerde çalınan şarkılardan biri. Düğünü bayramı bırakın bir kenara, nerede çalınsa hemen herkes eşlik eder, öyle kuvvetli bir etkisi var. Ben şahsen düğünümde çaldıracak olsam da, “dj” olarak bir yerde çalacak olsam da Gülben Ergen versiyonunu tercih etmem. Gülben Ergen sevenler bu şarkıyı ondan dinlemeye bayılırlarsa da onu bilemem.
Bak “Özledim”i anlayabiliyorum. Bir ‘90’lı yıllar “hit”i ve orijinali de gerek düzenleme, gerekse icra olarak pek şahane değildir malum. E “ellerim kuru kuru duruyor,” ne demek, o zamandan bu zaman sorgulamadıysak bugün de sorgulamasak olur herhalde. İşte İzel’in sesi var, Ercan Saatçi’nin sesi var, ne hoş Çelik’in yerine de Gülben geçmiş filan deyip eğlenebiliriz dinlerken. Dijital verilere göre de, “kalbi olanlar” zaten albümün belli başlı “hit”lerinden sonra en çok bu şarkıyı tıklamışlar. Daha ben neyini eleştireyim?
Bir başka ‘90’lı yıllar “hit”i “Seninle Olmak Var Ya” ise hâlâ bu şarkıdan sıkılmamışlar için bile yeni bir şey vaat etmiyor. Ha Eda Özülkü söylemiş ha Gülben Ergen.


Şimdilerde assolist gibi tuvaletli makyajlı kamera karşısına geçip poz kesmek değil de doğal görünmek, hareketli poz vermek moda ya, Gülben Ergen de durur mu, Nihat Odabaşı’na çektirdiği albüm fotoğrafları için boksör kıyafetleri giymiş. Peki bu hali ne kadar “doğal?” Pardon, albüm fiziki olarak da çok satıyordur muhtemelen (resmi rakamları bilmiyorum), kapağı ve kartoneti de eleştirmemeliyim bu durumda.   
Aslında Gülben Ergen “Arkadaşlar ben yıllardır kendime bir kariyer inşa etmek için çalıştım çabaladım. Bu da vardığım son noktadır. Çok emek verdim, çok uğraştım, elimden gelen budur,” filan dese ne kadar yerinde olur. Bunu biz görüyoruz zaten. Ama bütün o buğulu buğulu, büyük büyük laflar, “kalbi olan dinler”ler, “bazı insanlar kusur arar ve bulur ve bulduğunda hazine bulmuş, zafer kazanmış sayar kendini; bilmez ki kendi kusurunu kapatma derdindedir,” gibi kerameti kendinden menkul özlü sözler, eleştiriye tahammül gösterememeler, eleştireni hedef göstermeler, ifşa etmeler filan o kadar yersiz duruyor ki… Sezen Aksu – Onno Tunç  “Gülümse” gibi bir albüm yaptığında, Nilüfer – Kayahan, “Esmer Günler” gibi bir albüm yaptığında bile böyle laflar etmedi. O albümlerin yanından bile geçemiyorken, bu kadar yükseklerden uçmaya gerek var mı?   

Şimdi ben bu albümden yola çıkarak Gülben Ergen’i bir miktar eleştirdiğim için hangi kusurumu kapatma derdine düştüm, mesela bunu oturup düşüneceğim ciddi ciddi. Dünya üzerinde kıyısından köşesinden benim de takip ettiğim (en azından İngilizce yazanları) onca ciddi popüler müzik eleştirmeninin ne gibi kusurları var ki eleştirmenlik yapıyorlar sorusu belki de hiç gitmeyecek artık aklımdan… Peki eleştirmenliğin fıtratında olan kusur arama özelliğimi “off” duruma getirip bu albüme kafadan “kusursuz” desem, ben de kusursuz olur muydum acaba otomatik olarak? Pişman oldum bak şimdi. Keşke öyle deseydim. Bari yazının başlığını “Kalbi Olanlar Okur” koyayım da, kimse laf edemesin.   
  

YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, KASIM 2015, HAYAT MÜZİK
Share this post

5 yorum Yeni Yorum Yap

  1. bu tür albümler, "hadi bu sene de albüm yapalım boş geçmesin" mantığıyla hazırlanmış hızlıca oradan buradan besteler alınıp okunup kaydedilip yayımlanan albümlerdir. eleştirmek bile bu tür albümleri kâle almak demektir. ben almıyorum mesela.

    YanıtlaSil
  2. enes19:37

    Bu albümü bile (çokca eleştirerek bile olsa değer verip) yazdınız da Mustafa Ceceli'nin Kalpten albümünü yazmadınız.

    YanıtlaSil
  3. Adsız19:38

    Oğuzhan Koç'un nazal sesini benden başka da duyan varmış demek :)

    YanıtlaSil
  4. Adsız13:19

    ne günlere kaldık. ulvi insan eşittir gülben ergen:)

    YanıtlaSil
  5. deniz14:34

    Bir başka nazal da Gökhan Türkmen.

    YanıtlaSil

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe