EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

6 Ekim 2015 Salı

RÖPORTAJ: KORAL SARITAŞ


Bugün ‘’star’’ dediğimiz pek çok ismi müzik dünyasına kazandırmış bir prodüktörsünüz. Müzik dünyasında ismi saygı ve sevgi ile anılan Koral Sarıtaş’ı bu röportajda biraz daha yakından tanımak istiyoruz. Bize müzik hikayenizi kısaca özetler misiniz?

1952 İzmir doğumluyum. Kabataş Erkek Lisesi’nde okurken, ortaokuldan kalma amatör müzik uğraşım, birden profesyonellik  yolunda ilerlemeye başladı. Okul orkestrası bateristi oldum. Birincilikler ve güzel dereceler aldık.  Bu başarılar bana güç verdi. Dönemin düğün salonları ve pavyon adını verdiğimiz  eğlence yerleri ve extra dediğimiz muhtelif solistlere eşlik etmek ve turneler zamanımın çoğunu aldı. Güzel paralar da kazandım.  Sonrasında Yurdaer Doğulu beni çağırdı bir kaç yıl orkestrasında davulculuk yaptım, rahmetli Ertan Anapa çağırdı orkestrasında çaldım. Edip Akbayram Dostlar grubunu kurduk 4 arkadaş.  Çok başarılı albümler yaptık,  pek çok konser verdik.
Akabinde 1975 yılında gruptan ayrıldım ve daha da profesyonel olabilmek adına arkadaşlarımla Marşandiz Grubunu kurdum. Marşandiz Grubu ile albüm çalışmaları , konserler   ve televizyon programları yaparken Türkiye’nin ilk 3 büyük stüdyosundan birini satın aldık. 1975 yılında Stüdyo Marşandiz Ses Kayıt Limited şirketimizi kurduk.  Aklınıza gelen kim varsa stüdyomuzda LP -45 'lik ( o zamanlar plak vardı ) yaptılar. Tabi ki her türden müzik yapılıyordu dolayısıyla hepsini dinliyorduk ve kulağımız her tür müziğin iyisini kötüsünü ayırt ediyordu.
Stüdyomuzda her tür müziği dinlemek ve üretimini  görebilmek ve gerekli kişiler ile sanatçılarla irtibat bana okul gibi geldi.  Müzik türlerimizin kalitelerini satış potansiyellerini tespit edebilmek , bunlar hakkında fikir yürütebilmek ve tüm bu tecrübeler , liseden sonra bitirdiğim İstanbul Üniversitesi İşletme Fakultesi'nde öğrendiklerimle birleşince müzik ile ticaretin birlikte uygulanması hususu öne çıktı. ve muhtelif prodüksiyonlara başladık. Belkıs Akkale prodüksiyonu -Coşkun Sabah prodüksiyonunu ilk biz yaptık.
1989 yılına kadar çok olmamakla beraber muhtelif prodüksiyonlara yaptık. Çünkü yapımcı arkadaşlarımız bizim de piyasaya girip onlara rakip olmamızı pek istemiyordu. Bunu hep hissettim. ''bu işlerde para yok'', ''zor işler '', ''ne güzel rahatsınız'', ''sanatçıyla uğraşması zor'' ve daha bunun gibi sebeplerle bizi frenliyorlardı. 


-Türk popunun en ateşli dönemi 90’lardan konuşmak istiyorum. Dönemin popüler müzik  firması Raks Müzik’te önemli görevler üstlendiniz. 90’lı yıllara ve Raks günlerini birkaç cümle ile özetlemenizi istesek, neler söylersiniz?

1989 yılında Raks firmasından bana bir teklif geldi, beraber prodüksiyon işlerine başlayalım ve sizinle ortak olalım dediler. Raks o zamanlar bir dünya markası. Ben şaşırdım ve kabul ettim. Daha Raks  ortada yokken ben Fatih Erkoç prodüksiyonu yapıyordum. İlk işimiz Fatih Erkoç oldu ve patladı... ''Ellerim Bomboş'' parçası ve diğer parçalar yıktı ortalığı. Tabi ki bu patlayışla benim prestijim de tavan yaptı. Bu prodüksiyonda (sevgili Fatih de teyit edecektir) müziğin ticaretini uyguladım. Fatih gibi çok değerli bir müzisyene çok ticari bir iş yaptım. Bana Fatih ''Koral,  Onno Tunç  ve cazcı arkadaşlarım kızarlar, albüm bu kadar ticari olmasın '' dedi. Ben de ‘’Bu albümü halka satacağım, (rahmetli ) Onno'ya ve arkadaşlarına değil’’ dedim. Bunu söyleme sebebim; albümün müzik kalitesi çok önemli ama prodüksiyonda bazen esnaflığa kaçabiliyorsunuz. Bu da çok iyi müzisyen ve şarkıcılarımızı rahatsız edebiliyor.  Ama satış rakamı da  benim için  daha önemliydi.
Sonrasında Ebru Gündeş prodüksiyonu patladı. Yıktık ortalığı. Arkasından Muazzez Abacı, Ajda Pekkan,  Bendeniz , Sibel Can, Muazzez Ersoy, Rafet El Roman, Adnan Şenses, Emrah, İbrahim Tatlıses, Burcu Güneş, Gülşen, Serdar Ortaç’la devam etti.


‘’Acemilikler Sektörü Bitirdi!’’

-O dönemin isimlerinin bir kısmı bugün halen aktif olarak müzik piyasasının içerisinde. Kimisi çok kan kaybetse de yola devam ediyor, kimi lise başında kimisi ile bir köşede oturuyor. 90’lar yıldız isimlerinin 2000’lere geçiş sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

1999 yılında şirketimizi Polygram-Üniversal 'e sattıktan sonra yeni şirket yönetimiyle anlaşamayarak ayrıldım. 1999  senesinden sonra yıllık 45.000.000 olan satış rakamları hızla yere çakıldı. Bu satış rakamlarının düşüşünün sebepleri muhteliftir. Kendime çok pay çıkarmak istemiyorum ancak , sektör bazı yapımcılar hariç, işinde ehil olmayan insanların eline kaldı. zaten daralan bir piyasa vardı ama acemilikler zinciri sektörü bitirdi diyebilirim. Sektörde lokomotif firmalar kalmayınca ortalık boş kaldı ve hala düzen yerine oturmuş değil. Telif haklarımız, yapımcı ve sanatçı haklarımız hala dünya gerisindedir. Yazık ediliyor.

-Çok sayıda isme prodüksiyon yaptınız. Bu prodüksiyonları değerlendirdiğinizde içinize en çok sinen albüm ve isimleri öğrenebilir miyiz?

Ben, içime sinmeyen hiçbir albüm yapmadım. Az satanın da çok satanın da sebebi ve sorumlusu benim. Kimseyi suçlamam mümkün değil. Hiçbir zaman hatır işi yapmadım. ''müzikte ve sanatta torpil olmaz'' ilkesini benimsemişimdir.

 ‘’Müzik Adına Yapılan Rezillikleri Görünce İçim Kan Ağlıyor!’’

-Eskiden demo kaydı ile Unkapanı’nda sıra bekleyen isimler yerini müziğini internetten yayınlayan ve müzik firmalarının peşine düştüğü isimlere evrildi. Bu dönem, genç müzisyenler için nasıl fırsatlar sunuyor sizce?

Bugün Unkapanı diye bir hadise kalmadı ortalıkta. Arkadaşlarım orada can çekişiyor ne yazık ki. Ara sıra albüm yapmak isteyenler  gidiyormuş oraya. Tabii ki internetten sesini duyurmak isteyenler de oluyor. Ama bu iş ''yolda yürürken üstüne yıldırım düşmesi '' gibi bir şey.  Çok farklı ve ilginç olanlar başarabiliyor. Ama çok zor...

-Bu kadar başarılı prodüksiyonu dinleyici ile buluşturmuş bir müzik insanı olarak şu anda neler yapıyorsunuz?

Benim için iki şık vardı , ya bu rezil ortamda prodüksiyonlara devam etmek , ya da güzel bir yerde durmak. Ben ikincisini seçtim. Çok zor benim için , daha enerji doluyum yapılacak çok şey var, müzik adına yapılan rezillikleri görüyorum içim kan ağlıyor. Rezil aranjmanları görüyorum içim kan ağlıyor, rezil repertuarları görüyorum içim kan ağlıyor, satış rakkamlarını duyuyorum içim kan ağlıyor. Ama çok gizli planlarım var eğer ortamını yakalarsam güzel şeyler olacağına inanıyorum.  Şu an müzik harici bir takım işlerle geçimimi sağlıyorum.

-Koral Sarıtaş’a müzik yarışmalarını sormadan olmaz! Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu müzik yarışmalarını ? 

Ben de kanal D ile bir müzik yarışması yaptım, jüriydim. Yakından inceledim. HİÇBİR ŞEY OLMAZ.... çünkü TV program formatı olarak reyting i düşünüyorsunuz. Müzik ve yeni sanatçı işi ayrı bir şeydir. Dikkat ederseniz yarışmalardan bir şey çıktığını ben hatırlamıyorum. Sadece insanları eğlendiriyorsunuz.



Türkiye’nin en iyi 3 aranjörü:  Onno Tunç - Onno Tunç- Onno Tunç ( diğer arkadaşlarım kızmazlar bana onlar beni bilirler.)
Türkiye’nin en iyi 3 sesi:  Saymakla bitmez , çok güzel seslerimiz var.

90’lı yılların en  büyük hayal kırıklığı :  Her şey lehimize ve başarıyla gidiyordu. Ancak 99 yılında Pollygram/ Universal şirketinin benimle anlaşamaması neticesi sanki olacakları gördüm ve bu iş bitecek dedim. Bahsettiğim  sadece benimle anlaşamamaları değildi, müzik ticaretini yanlış okudular. Muhasebecileri ve işten anlamayanları şirketlerin başına genel müdür diye koydular. Bu işte Sony Müzik olayı gördü ve Amerika'dan başkan Tommy Mottola benim ismimi o zamanki genel müdüre yazarak ''Koral Sarıtaş'la anlaşın ve pazar payınızı arttırın'' diye mektup yazdı. O zamanki genel müdürle bu konuyu konuştuk, ancak genel müdür olayı hafife alarak konuyu neticelendirmedi. neticede sektörün geldiği yer ortada. Tabii ki yine de en iyi Neşe arkadaşım Sacit arkadaşım bu işlerde benden sonra başarılı işler yapmış ve yapmaya devam ediyorlar. Bu röportajı okuyan bazı meslektaşlarım beni megalomanlıkla suçlayabilirler, ancak müzik bilgim ve tecrübemle hepsi ile karşılıklı olarak bu konuyu genişlemesine tartışabilirim. Onun için kimse kusuruma bakmasın. İlk defa da bu konuda böyle bir röportaj veriyorum.

Röportaj: Ahmet Erten/Hayat Müzik/2015
Share this post

1 yorum Yeni Yorum Yap

  1. Adsız15:17

    ne güzel röportaj olmuş. iyi ki koral sarıtaş gibi müzik adamları var.

    YanıtlaSil

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe