EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

26 Ekim 2015 Pazartesi

HAFTANIN KONUK YAZARI : EZGİNİN GÜNLÜĞÜ


"seviyorum, bu sevdanın seninle 
bitmeyeceğine inanacak kadar
yüreğimi dolamadım ki ben telörgülerle 
sen gidersen, sana benzeyenler var... "  diyor Ahmet Erhan... 

"Sen gidersen, sana benzeyenler var..."

Şiir açıklanamaz, (tabii edebiyat dersleri hariç) sadece hissedilir, sizin üzerinizde bir iz bırakır. Ve şiir işte odur..  sizde ne bıraktıysa o yani.. Oturup anlamaya çalışmak falan da beyhudedir. Şarkılar da biraz öyle.. Etkilenirsiniz, ya da etkilenmezsiniz. Ama bu durum, şarkılar için, biraz da sizin ruh halinize bağlıdır. Yani, 40 bin kere dinleyip de bir türlü ısınamadığınız bir şarkı, öyle bir günün akşamında dinleyiverirsiniz ki, yüreğinize yapışıverir, bir daha vazgeçemezsiniz ondan. Kim bilir o gün ne yaşamışsınızdır artık...   

Şarkılarla ilişkimizde mantık aramak boşunadır. Aynı aşk gibi.. Bazen "Neden?" diye sormak bile aklınıza gelmez. Sadece hoşlanmısınızdır... o kadar...  Kimi zaman ilk duyuşta size çok saçma gelen bir kelime takıverir aklınıza şarkıyı.. Sonra alışıverirsiniz.. "Yahu nesini sevdim ben bunun?" demek bile aklınıza gelmez.. Belki bir gülüş, belki bir bakış, belki yanlış telaffuz edilen bir kelime sizi bağlayıvermiştir ona. Kimi zaman da, dinleye dinleye seversiniz bir şarkıyı.. Yani tanıdıkça sevdiğiniz bir insan gibi. 

Bazı şarkılar bizi tavlamak için yapılmıştır. "Nelerden hoşlanıyor bunlar?" diye düşünür şarkıyı yazan.. Ve ona göre bir şablon hazırlayıp uygular, yani, bir malı satışa hazırlar gibi... Ama genellikle alan memnun, satan memnun olduğu için, bu şarkılar da vitrindeki yerlerini alır. Ve genellikle başarılı da olur bu tür mallar.. Çünkü, çok hesap kitap yapılarak hazırlanmışlardır.Tek sıkıntı, ömürlerinin kısa olmasıdır bu tür malların. Yani hemen etkisini kaybeder, modası geçer ve çöp kutusundaki yerini alır.  Ama ne gam.. yenisini yapıverirsiniz hemen.. Bir de, bu çabuk bayatlayan mallar, 15-20 sene sonra, çöp kutusundan tekrar çıkarılır ve 'nostalji' etiketiyle tekrar piyasaya sürülür. Sizin bu şarkıları dinlerkenki yaşadığınız şeyleri gözünüzün önünden, bir film şeridi gibi, tekrar geçirmek için... "Ne günlerdi...." diye düşünürsünüz dinledikçe.. O günler geride kalmıştır artık, ama o günleri çağrıştıran malzememiz elimizin altındadır. Ama 5-10 yıl sonra, 'nostaljik' değerleri de kalmaz artık.. Çünkü sonraki kuşaklar için hiçbir şey çağrıştırmaz bu şarkılar. Onların kendi 'nostaljik' şarkıları vardır. 

Müzik zevkimiz yaşımıza göre de değişir biraz. Çocukken, evde ne dinleniyorsa kulaklarımızda da onlar vardır genellikle. Ama biraz büyümeye başladığımızı düşündüğümüz zaman, başka çevrelerden etkiler başlar. Mesela, popüler müzik cezbedebilir bizi.. Sonra sonra, müzik zevkimiz de gelişirse eğer, rock müzik, klasik müzik, caz müziği gibi türlere yönelebiliriz. Koleksiyonlar yapabilirsiniz hatta, eğer müzik yavaş yavaş bir tutku haline gelmeye başladıysa.. Plaklar, kasetler CD'ler... artık ne varsa.. Ama zaman geçip de, iş-güç, çoluk-çocuk, hayat gailesi falan gibi nedenler bizi sarmaya başladığı zaman müzik de hayatımızdaki gerçek yerini ve şeklini alır. Yani genellikle artık kendi sevdiğin albümler yerine çocukların istekleri ön plana çıkar.. Bu arada müzik zevklerinde de ufak tefek değişiklikler gözlemleyebilirsiniz. Çocuklukta kulakta kalan şarkıları, türküleri tekrar keşfetmeye başlamak falan gibi... Hani meşhur bir hikaye vardır ya: Çocuk, "Benim babam her şeyi bilir" dermiş; sonra biraz büyüyünce: "Benim babamın da bilmediği şeyler var aslında dermiş; biraz daha büyüyünce: "Yahu, benim babam da hiçbir şey bilmiyor" dermiş; iyicene büyüyünce de "Rahmetli sağ olsaydı da sorsaydım" diye bu hikayeyi sonlandırırmış... 

"sen gidersen, sana benzeyenler var... "  diyor Ahmet Erhan... Biz de oturup bu şiirden bir şarkı yaptık. Son albümümüz 'İSTANBUL GİBİ'deki 13 şarkıdan biri.. Ezginin Günlüğü, "İstanbul gibiyim..." diyor. Her ne kadar eski İstanbul yerinde durmuyorsa da, eskisine benzeyen bir İstanbul duruyor hep bir yerlerde... Giden sevgililer, biten şarkılar gibi.... 

Nadir Göktürk/Hayat Müzik/2015
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe