EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

1 Temmuz 2015 Çarşamba

YAVUZ HAKAN TOK YENİ TEKLİLERİ DEĞERLENDİRDİ!


NİL KARATAŞ – “MÜHÜR”

Nil Karataşoğlu, konservatuarın keman bölümünde okumuş. Bir süre vokalistlik ve solistlik deneyimi olmuş. 2008 yılında Yemekteyiz programına katılıp, orada keman çalarak hafızalara yer etmiş ama asıl tanınırlığı O Ses Türkiye’ye katılması ile olmuş.
Hep burada tıkanıyorum zira şu yarışmayı hiç başından sonuna oturup izlemişliğim yok. Daha doğrusu izlemeye tahammülüm yok. Ne çare, böyle ara sıra o yarışmada görünmüş isimler albüm yapınca da cehaletimi görüyor, internetten bulup izliyorum videolarını. Nil Karataşoğlu’nun performanslarını da izledim. Farklı bir ses rengi, kendine has bir şarkı söyleme biçimi var. Bu önemli bir artı... Bunun albüme yansıdığı da söylenebilir. Çok değil ama… Bir miktar… 
Nil Karataş, soyadındaki “oğlu” kısmını atmış bu albüm için. Sonra da Erhan Bayrak’ın müzik direktörlüğü ve aranjörlüğünde stüdyoya girip dört şarkı kaydetmiş. “Mühür” adını taşıyan ve Poll Production etiketiyle yayımlanan mini albüm böyle ortaya çıkmış.
Albüm, sözleri Gökhan Şahin’e, bestesi Emrah Karaduman’a ait “Can Durdukça” adlı şarkıyla açılıyor. Ardından Aslızen’in söz ve müziğini yazdığı “Mühür” adlı şarkı geliyor. Bu şarkıda Nil Karataş, Berkay ile düet yapıyor. Sonrasında bir Yıldız Tilbe “cover”ı çıkıyor karşımıza ki albümün tek hareketli şarkısı da bu. Söz ve müziği kendisine ait “Kolay Değil ki” adlı bu şarkıyı Yıldız Tilbe 2003 yılında yayımlanan “Yürü Anca Gidersin” adlı albümünde seslendirmişti ilk kez. Albümde bu şarkının bir de “remix” versiyonu var. Dördüncü şarkı ise söz ve müziği Emre Kaya tarafından yazılmış “Bana Sor”.
Bir kere şunu söylemek lazım ki, başından sonuna dek bu albüm bir Erhan Bayrak albümü olmuş. Bayrak, elini attığı popüler işlerde harikalar yaratmış bir aranjör evet ama bu defa kendine bir özgürlük alanı bulmuş ve onu gönlünce değerlendirmiş gibi gözüküyor. Sanayi tipi değil, daha müzisyen işi düzenlemeler var bu albümde çünkü.
Nil Karataş’ın şarkıcı olarak en fazla parladığı şarkı “Bana Sor”. Albümün en iyi şarkısının da “Bana Sor” olduğu rahatlıkla söylenebilir. Erhan Bayrak, kolay dramatize edilip, arabesk sosuna bulanabilecek bir şarkıyı sıkı bir düzenlemeyle başka bir yere taşımış. Alaturka kemanlar da olmasa basbayağı ‘70’ler “sound”una selam çakan “Kolay Değil ki”de ise Nil Karataş’ın Yıldız Tilbe etkisinde kaldığı çok açık. Albümün ilk klip şarkısı ve adı olan “Mühür” de etkili bir şarkı. Karataş şarkının ara “intro”sunda keman çalarak, Ayça Tekindor’dan uzun yıllar sonra kendi şarkısında keman çalan ikinci kadın şarkıcımız payesini kazanıyor. “Can Durdukça” ise yine müzikal tadı yüksek düzenlemesi ve ilk kez albüm yapan bir pop şarkıcısı için “ağır” kaçabilecek sözleriyle dikkat çekiyor. Nil Karataş’ın şarkı söylerken kelimeleri açık ve net vurgulamak konusunda henüz yeterince yetkin olmadığı ise en çok bu şarkıda kendini gösteriyor.
Müzikal açıdan, bir ilk albüm için hiç de fena olmayan “Mühür”ün en büyük kusuru ise Tayfun Çetinkaya tarafından çekilen fotoğraflar ve o fotoğraflarda Nil Karataş’a biçilen imaj. Çünkü bu fotoğraflardaki kadın, klipte ya da yarışma videolarında izlediğimiz, onu da geçin sosyal medya fotoğraflarında gördüğümüz Nil Karataş’a hiç mi hiç benzemiyor.


DEHA ÖZER – “KALP AŞIRI SEFERLER”

Daha önce Salt adlı grubuyla bir albüm yayımlayan Deha Özer, yoluna tek başına devam ediyor. Deha Özer, ’70 ve ‘80’lerde bir dolu şarkıda besteci ve söz yazarı olarak, bir dolu arabesk albümde de müzik yönetmeni olarak imzası bulunan ve 2007’de aramızdan ayrılan Özer Şenay’ın oğlu. Genlerinden gelen müzisyenlik, onun sadece şarkıcı olarak değil, şarkı yazarı ve aranjör olarak da karşımıza çıkmasıyla kendini gösteriyor.
Deha Özer’in dört şarkıdan oluşan mini albümü “Kalp Aşırı Seferler”, geçtiğimiz günlerde Talent Müzik etiketiyle yayımlandı. Albümün prodüktörlüğünü Can Temiz yapmış. Biliyorsunuz, Can Temiz Model grubunun hem beyni, hem de şarkılarının yazarı. Yine Model grubundan Fatma Turgut da Deha Özer’e vokal koçluğu yaparak destek vermiş. Şarkıların biri Deha Özer’e ait, diğer üçü ise Deha Özer ve Can Temiz’in ortak çalışmasıyla ortaya çıkmış. Düzenlemelerde de Deha Özer ve Can Temiz’in yanı sıra, Okan Işık ve Erim Arkman’ın imzalarını görüyoruz ki Okan Işık da yine Model grubundan.
Bu albüm, deha Özer’in Salt grubuyla yaptığı albümden hem müzikal anlamda çok farklı, hem de Deha Özer şarkıcı olarak çok farklı. O albümde standart Türkçe “rock” klişelerinden beslenen bir grup ve yeterince agresif ve sert olamayan ama olmaya çalışan bir solist olarak dinlediğimiz bir Deha Özer vardı. Bu albümde ise sesinin doğru tınladığı yeri bulmuş bir solist ve popa çok yakın duran “soft-rock” şarkılar var.
Hepsi çok melodik, kolay vuran, kulağa takılan şarkılar. Özellikle “Susma”da Model etkisi hissediliyor. “Cihangir Parkı” zaten ilk klip şarkısı oldu ki albümdeki en etkili şarkı da o. “Açık Yara”da Kenan Doğulu şarkılarının, “Aşk İçin Savaşalım”da ise Feridun Düzağaç şarkılarının (hayır; sadece “la la”dan dolayı değil) havası var.
Derli toplu, tertemiz, üzerinde özenle çalışılmış bir mini albüm bu. Deha Özer ismini belki bir çırpıda hafızlara kazıyacak kadar güçlü değil ama kariyer çizgisinin kilometre taşlarından biri olacak. Ben kendi adıma Özer’in bir sonraki işini merakla bekleyeceğim.  


SELEN SERVİ – “PARDON… BAKAR MISINIZ?”

Müzik piyasası içerisinde kendi yağıyla kavrulmaya çalışanlardan Selen Servi. Ne akım medyada çok sık görünüyor, ne dakika başı yeni bir şarkı/albüm yapabiliyor, ne de yaptığı şarkılar müzik kanallarının kısır döngüsünde kendine yer açabiliyor. Ama tüm bunlar onun iyi bir şarkıcı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Müzik kanallarının kısır döngüsünde yer verilen, dakika başı yeni şarkı/albüm yapabilen, ana akım medyada sık sık görünen birçoğunu cebinden çıkaracak kadar iyi.
2010’da ilk albümü “Göze Aldım”ı çıkaran Servi, 2011’de de bu albümde yer alan “Aşk mı Oyun mu?” adlı şarkının “remix” versiyonunu tekli formatında yayımlamıştı. Servi’nin dört şarkıdan oluşan yeni albümü “Pardon… Bakar mısınız?” ise geçtiğimiz günlerde Söz Yapım etiketiyle yayımlandı.
Albümün adı tanıdık geliyor kulağa değil mi? Öyle çünkü. Daha önce Sezen Aksu’nun seslendirdiği Sibel Algan şarkısı “Pardon”u yeniden söylemiş Seren Servi. Sezen’in epeyce kalabalık “Yürüyorum Düş Bahçelerinde” adlı çift disklik albümünde bir parça hakkı yenmiş bu şarkının yeniden seslendirilmesi doğrusu iyi fikirmiş. Ozan Bayraşa’nın düzenlemesi ve Selen Servi’nin su gibi berrak ve temiz şarkıcılığıyla şarkı başka bir tat bulmuş.
Albümdeki bir diğer “cover” ise İlhan Şeşen’in “Rüzgâr”ı. Gündoğarken’in yanı sıra Leman Sam’ın da seslendirdiği, sonrasında Gündoğarken’in bu defa Vasiliki Papageorgiou ile Yunanca-Türkçe yeniden kaydettiği bu şarkının bir “cover”ına ihtiyaç var mıydı, ona emin değilim. Cihan Sezer’in düzenlemesi de, Selen Servi’nin yorumu da üzerine söz söylenemeyecek kadar iyi ve önceki yorumların altında kalmıyor ama ben olsam bu şarkı yerine, daha az dile düşmüş bir Şeşen şarkısını seçerdim.
Sözleri Selen Servi’ye, bestesi Alp Yenier’e ait “Sade” ve söz ve müziği Selen Servi tarafından yazılan “Yaza Yaza” ise albümün yeni şarkıları. Alaturka enstrümanlar kullanılmış olsa bile, caz esintileri taşıyan düzenlemesi de şarkının adı gibi sade. Sözlerindeki yaşanmışlık ve bilgelik, hayatın gençlik telaşlarını yavaş yavaş bir kenara koymuşların kolayca farkına varacağı incelikler içeriyor. Koymamışların da kendine çıkaracağı dersler…
Albümün tek hareketli şarkısı “Yaza Yaza”nın düzenlemesi ise “Sade”nin düzenlemesini de yapan Cüneyt Yamaner’e ait. Hareketli dediysem, “eller havaya” değil elbette; Ege esintili, kıvrak bir ritim üzerine, yine bilge sözleriyle ferah, aydınlık bir şarkı “Yaza Yaza”. Aslında o ferahlık albümün tamamında hissediliyor. Kabul gören yargının aksine, tam da bir yaz albümü bu. “Beach”siz, lüks otelsiz, tatil köysüz, kulüpsüz, partisiz yaz günlerinin ama. Buldan bezinden kırık beyaz perdelerin uçuştuğu, mavi çerçeveli pencerelerden denizin göründüğü kireç beyazına boyalı bir pansiyon düşleyin mesela. Sıcağın hafif hafif kırıldığı bir yaz akşamında… Asmanın altındaki tahta masanın üzerinde de bir kadeh buzlu aslan sütü. Şimdi açın albümü, dinleyin…
Albüm kartonetinde dört şarkı görünüyor ama sürpriz kontenjanından, “Sade”nin akustik “demo” kaydı da albümün sonuna saklanmış. Kayıtın ses seviyesi biraz düşük kalmış ama olsun, sürpriz sürprizdir.
Gazeteci Elif Key’in kartonet yazısı, Murat Sargın tarafından çekilmiş nefis Selen servi fotoğrafları Fikr-i gg tarafından yapılmış grafik tasarımıyla çok özenli ve şık bir kartonetle satışa sunulan albüm iyi bir şarkıcıdan, iyi şarkılar dinlemek için birebir.


BEYZA DURMAZ – “OLAN VAR OLMAYAN VAR”

Kariyer hikâyesinin başlangıcında solfej, şan ve gitar dersleri, sonrasında ise Mustafa Sandal’a vokalistlik ve reklam ve dizi müziği seslendirmesi var. Albüm macerasında ise, 2004 yılında Burak Demir’in “Dreamin’ İstanbul” albümünün şarkılarına sesini vermesi, 2005’de de bu defa kendi adını taşıyan “Koku” adlı ilk albümü. Yakın zamanda Mustafa Ceceli’nin seslendirdiği “Hüsran” adlı şarkının söz ve müziğine Ali Cem Çehreli ile birlikte imza atan Beyza Durmaz’ın ikinci albümü “Olan Var Olmayan Var”, geçtiğimiz günlerde Poll Production etiketiyle piyasaya çıktı.
Adını yeni yeni duyurmaya başlayan bir şarkıcı için ilk albümden sonra 10 yıl ara vermek pek akıl kârı değil. Ancak Durmaz, bu süreçte müzikten hiç uzaklaşmamış, sahneye çıkmaya, şarkı söylemeye ve üretmeye devam etmiş. Şimdiyse yeni bir isimmiş gibi, ikinci kez popüler piyasada şansını deniyor denilebilir.
Dört şarkılık mini bir albüm bu… Dört şarkının dördü de Beyaz Durmaz ve Ali Cem Çehreli’nin ortak çalışması. “Olan Var Olmayan Var”ın düzenlemesini Turaç Berkay Özer yapmış, diğer üç şarkı ise Ali Cem Çehreli tarafından düzenlenmiş. Kendi müziğini yapan Durmaz’ın haliyle popüler piyasanın standartlarından dışına çıkan, daha butik, daha samimi bir tarzı var. Sıcak, melodik, iddiasız , bir parça ‘90’lar popu tadında şarkılar bunlar. “Zengin Kalkışı”, “Vıdı Vıdı” gibi şarkı isimleri de ‘90’lara gönderme yapar gibi zaten.
Buna karşın özellikle bugünün yaygın sosyal medya uygulamaları sayesinde bir ritüele dönüşen, aşkı göstere göstere yaşama halini tam bir genç kız diliyle alaya almış “Olan Var Olmayan Var” eğlenceli bir şarkı olarak öne çıkıyor. Ki ilk klip de bu şarkıya çekildi zaten. Çok akılda kalıcı melodisi ve slogan sözleriyle “İlahi Adalet” ise benim albümdeki favorim oldu. Hayır, Demet Akalın’ın şarkısıyla arasında sadece isim benzerliği var; ne konusu ne de melodisi bir benzerlik taşıyor.
Daha orta tempoda yürüyen “Zengin Kalkışı” ve kıvrak ritmiyle kulağa yerleşen “Vıdı Vıdı” da eli yüzü düzgün şarkılar.
Beyza Durmaz şarkıcı olarak elinden geleni yapıyor yapmasına ama her bir şarkıda hep aynı şarkıyı söylüyormuş gibi. Mesela “Zengin Kalkışı”nın sözlerindeki hüzün dinleyene geçmiyor çünkü Durmaz bu şarkıyı da neşeli şarkılar kadar iyimser bir tınıyla söylüyor. Oysa bazen seste biraz pürüz, biraz kırıklık şarkıya doğru duyguyu katabilir.
Daha pop, daha az gürültülü, daha melodik şarkıları sevenlerin bayılacağı bir albüm bu. Cengiz Durmaz tarafından çekilmiş ve Durmaz’ın pozitif enerjisini yansıtan fotoğraflar ve Özgür Arcan’ın neşeli tasarımıyla oluşturulmuş kartonet de üç aşağı beş yukarı albümü dinlerken neyle karşılaşacağınız konusunda ipucu veriyor zaten.

YAVUZ HAKAN TOK, HAZİRAN 2015, İSTANBUL
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe