EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

6 Temmuz 2015 Pazartesi

YAVUZ HAKAN TOK; AJDA PEKKAN, KENAN DOĞULU, MUSTAFA SANDAL VE SİMGE TEKLİLERİNİ DEĞERLENDİRDİ!


SİMGE – “MİŞ MİŞ”

Çocukluktan bu yana süregelen müzik tutkusu, konservatuar eğitimi ve Serdar Ortaç, Yaşar, Gülşen gibi isimlerle geçen vokalistlik tecrübesiyle sektöre merhaba dediğinde aslında epeyce yol almıştı Simge. Ancak 2011 yılında yayımlanan “Yeni Çıktı” adlı 6 şarkılık albümü ona beklediği çıkışı getirmedi. Zira Demet Akalın’dan Gülşen’e uzanan bir müzikal çizgideydi albüm ve farklı bir yüz ve ses olarak Simge’nin dikkat çekmesini pek mümkün kılmıyordu. Açıkçası şarkıcı olarak da daha yeterince yetkin olmadığı hissediliyordu o şarkılarda.
2014’de “Bip Bip” adlı yeni bir şarkının dört farklı versiyonundan oluşan teklisi DMC etiketiyle yayımlandı. İşte bu şarkı farklıydı ve büyük bir “hit” olmasa da, Simge’nin kalabalık arasında fark edilmesinin ilk adımı oldu. Ve nihayet geçtiğimiz günlerde Simge DMC etiketiyle yayımlanan yeni teklisiyle bir kez daha karşımıza çıktı.
Teklide yer alan” Miş Miş” adlı şarkı bir uyarlama. İsrail kökenli Fransız şarkıcı Riff Cohen’in 2013 yılında yayımlanan ilk albümü “A Paris”nin ilk şarkısı “Dans Mon Quartier”, Sibel Algan’ın yazdığı sözlerle Türkçe’ye “Miş Miş” adıyla adapte edilmiş. Öncelikle şunu söylemek lazım ki ‘70’lerde yani Türkçe popun “Türkçe sözlü hafif müzik” diye adlandırdığı dönemde yabancı şarkıları sorgusuz sualsiz alıp Türkçeleştirmek çok olağandı ve kimse “telif” diye bir şeyden bahsetmezdi bile. Ama zamanla bu işlerin böyle olmadığı öğrenildi. Bugün bunu yapmak mümkün değil. Yabancı bir şarkıya Türkçe söz yazıp, onu Türkiye’de yayımlamak istediğinizde, öncelikle şarkının besteci ve söz yazarının bağlı olduğu edisyon şirketinden yazılı onay alıyorsunuz. Albüm künyesine de onların adını yazıyorsunuz. Nitekim bu şarkı için de böyle yapılmış. Yani internette gördüğüm kimi yorumlarda bahsedildiği gibi ortada bir “çalma, araklama, aşırma” yok. Bu ayrımı iyi yapmak ve kimseyi zan altında bırakmamak lazım. Eğer bir şarkıyı izin almadan olduğu gibi ya da kısmen alıp kullanır ve altına da kendi adınızı yazarsanız, işte “çalma, araklama, aşırma” o zaman söz konusu olur ki Türk popunda bunun da bilumum örnekleri vardır.
Üstelik, çok da başarılı bir adaptasyon bu… Evet Fransızlar, Cezayir bağlantılarının da etkisiyle ezelden beri oryantal müziklere ilgi duyarlar, Enrico Masias örneğinde olduğu gibi. Cohen’in bu şarkısı da Doğu Akdeniz müziğinin oryantal öğeleriyle süslü. Haliyle bizim kulağımıza da çok yatkın. Bu şarkıyı Türkçeleştirmek zaten tek başına iyi bir fikir bu yüzden... Bununla birlikte karmaşık bir trafiği ve söz dizimi olan bir şarkı “Dans Mon Quartier”. Yani söz yazarı Sibel Algan çok zor bir işe soyunmuş ve altından başarıyla kalkmış. Türkçede su gibi akıyor şarkı, kulağa zorlama gelmiyor. Bu işi ucundan kıyısından yapmış biri olarak, bunun hiç de göründüğü kadar basit bir iş olmadığının altını özellikle çizmek istedim.
Simge bu defa hem solist olarak, hem de klipteki görselliğiyle şarkıyı iyi taşımakla kalmamış, onu orijinalinden farklı bir yere de götürmüş. Tabii bunda düzenlemeyi yapan Ozan Bayraşa’nın da payı büyük. Riff Cohen versiyonundan daha dinamik, daha parlak bir “sound” çıkmış ortaya. Ve de Türkiye’de kolaylıkla “hit” olabilecek bir şarkı.
Simge, “Miş Miş”le bu yazın sürpriz çıkışlarından birini yaptı. Bakalım arkasını nasıl getirecek?

 AJDA PEKKAN – “YAKARIM CANINI”

2011 çıkışlı “Farkın Bu” adlı albüm, Ajda Pekkan’ı şarkıcı olarak sevdiğimiz ve çok da özlediğimiz çizgide karşımıza çıkarmış bir albümdü. “Yakar Geçerim”le yakaladığı çıkış da Ajda kariyerinin en parlak çıkışlarından biri olmuştu nitekim. Ama sonra ne olduysa oldu ve arkası pek de iyi gelmedi. Bir yanda yanlış şarkı seçimleri, yersiz bir biçimde farklı tür denemeleri, bir yanda da Ajda’nın şarkıcılığına ‘90’ların ilk yarısında hâkim olan o tuhaf, boğuk, gırtlak nağmeli tekniğine geri dönüşü… Tamamen zaman kaybı bir alaturka albüm, tamamen anlamsız “Nikâh Masası”, “Tanrı İstemezse” yorumları, Orhan Gencebay’ın albümündeki “Severek Ayrılalım”, Kayahan albümündeki “Gönül Sayfam”  fiyaskoları, çok zorlama “Ara Sıcak” ve “Ben Yanmışım” ve hatta “Harika”…
Çok bilinen bir şey ki Ajda müzikte her şeye ama en çok da alaturkaya heves ediyor, bu nedenle de pek tutarlı bir çizgi izleyemiyor. Ama biz onun, vakti zamanında ne kadar iyi alaturka söylediğini zaten duyduk, biliyoruz. Hiç yormasa kendini... Ajda gibi söylese de dinlesek olmaz mı? Olmuyor demek ki.
Ajda’nın yeni teklisi “Yakarım Canını”, geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle piyasaya sürüldü. Herkes bir Gülşen ya da Serdar Ortaç şarkısı beklerken, gelen bilgiler hep o yöndeyken, ani bir karar değişikliğiyle bir Can Tanrıyar bestesini seslendirdi Ajda. Hepimizi ters köşeye yatırdı, doğruya doğru. Bu iyi mi oldu, kötü mü, o ayrı mevzu.
Can Tanrıyar adından dolayı şarkının etrafında Petek Dinçöz isminin dolaşmasını anlamsız buluyorum, onu söyleyeyim. Bu bir önyargıdır ve her önyargı gibi gereksizdir. Kaldı ki karşımızdaki Ajda. İsterse “Foolish Kazanova”yı bile öyle bir söyler ki parmaklarımızı ısırırız. Şarkıcıları şu veya bu besteciden şarkı söylesin ama bundan söylemesin diye sınırlandırmak hiç akılcı değil. Ancak şunu konuşabiliriz: Bu şarkı Ajda için doğru bir şarkı mıdır? Kendi adıma cevabım hem evet, hem de hayır.
Şöyle ki; klip için de tercih edilen ilk versiyonu dinlediğimde, her şeyiyle, “Sen İste” ve “Aynen Öyle” arasındaki dönemin havasını almıştım. Hâlâ da alıyorum. Buna Ajda’nın şarkı söyleme biçimi ve bu uzun saçlı görüntüsü de dâhil. Sanki “Cool Kadın” albümünde unutulup kalmış da yeni klip çekilmiş bir şarkı gibi. Hâl böyle olunca da heyecan vermemişti hiç. Yani en azından tekli olabilecek güçte gelmiyordu kulağa.
Buna karşın şarkının alaturka versiyonuna kelimenin tam anlamıyla bayıldım. Bunun birden fazla nedeni var. Öncelikle şarkının istediği müzikal yapı buymuş ve alaturka versiyonla ortaya çıkmış. İkincisi Volga Tamöz’ün bu düzenlemesi, o her bir alaturka sazın ince ince çalışındaki ihtişam, bütünde yakalanan o meyhane/gazino havası müthiş. Son yıllarda yayımlanmış hemen her alaturka albümü iştahla dinlemiş ama aradığını bulamamış biri olarak, bu stil bir icrayla bu teklide karşılaşmak şaşırtıcı olmadı desem yalan olur. Yanı sıra şarkının bu versiyonun canlı çalınıp söylenmiş olması da Ajda’nın yapmak istediğini daha rahat yapmasını sağlamış. Salıvermiş sesini, istediği gırtlak nağmelerini yapmış ve bu versiyonda bu hâli rahatsız edici olmamış. Ama aynı şeyi diğer versiyonlar için söylemek mümkün değil. Evet, şarkıcıya stüdyoda şarkıyı defalarca okutmak, sonra iyi yerleri kelime kelime, cümle cümle keserek birleştirmek artık olağan bir teknik ama bunun getirdiği ruhsuzluk da ayan beyan ortada. İşte alaturka versiyon o ruhsuzluktan nasibini almamış ve iyi olmuş bu yüzden.
Mesela şarkının benim gibi daha orta ve üstü yaşa hitap eden piyano versiyonunda Ajda, bildiğimiz Ajda gibi söyleseymiş dinlemelere doyulmazmış. Ama bir abartı, bir abartı… Her bir kelimeye fazladan vurgular, tonlamalar, jestler, mimikler eklemeler… Nedensiz, yersiz… 


KENAN DOĞULU – “AŞK İLE YAP”

Ne güzel bir şarkı yakalamış Kenan Doğulu. Sıcak, samimi ve içten… Demek ki illa ki “hit” yapacağım diye kasmamak, zorlamamak da işe yarıyormuş bazen. Demek ki illa genç görüneceğim, genç olacağım diye ‘90’lar gençliğinin klişelerinden (“Şans Meleğim”de olduğu üzere) medet ummak şart değilmiş.
2012 yılında yayımlanmış “Aşka Türlü Şeyler” albümünü kliplerle ite kaka 2014’e kadar getiren Kenan Doğulu’nun yeni teklisi “Aşk İle Yap”, geçtiğimiz günlerde Doğulu Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü. Söz ve müziği Kenan Doğulu’ya ait şarkının akustik düzenlemesini Kenan Doğulu ve Mustafa Nuri Haybat, “Club Mix”ini ise Ozan Doğulu yapmış.  
Şarkının hem sözleri derli toplu ve ayakları yere basan cinsten, hem de müzikal yapısı çapaksız, temiz. Akustik versiyonun düzenlemesi gayet usta işi, ona keza “Club Mix” de Türkiye’de “remix” denilince akla gelen standart sesler ve ritimlerden azade, modern, kulak dolduran, Batı standartlarında bir “mix” olmuş.
Kenan Doğulu’nun “şımarık çocuk”luktan “olgun müzisyen”liğe evrilişinin habercisi olabilir mi bu şarkı? Umarım ve dilerim. Teklinin kapak fotoğrafında boyunun bir miktar uza(tıl)mış olmasını da görmezden gelirim, dillendirmem o vakit.


MUSTAFA SANDAL – “BEN OLSAYDIM”

Yıllardır şöyle parlak bir “hit “çıkaramayan Mustafa Sandal, 2013 yılında yayımlanan “Tesir Altında” şarkısıyla zevahiri kurtarmıştı biraz da olsa. Sonra uzunca bir ara verdi. O ara reklamlarda filan oynadı, her reklamda oynayan pop yıldızı gibi yüklüce para kazanmayı müzikteki inandırıcılığını kaybetmeye yeğledi; haliyle yeni bir şarkı yapmaya da ihtiyaç duymadı. Ve nihayet Mustafa Sandal’ın “Ben Olsaydım” adlı yeni teklisi, geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle piyasaya sürüldü.
Kürkçü dükkânına geri dönmüş Sandal ve yıllar önce ona beklenmedik bir çıkış getiren “Pazara Kadar”ın bestecisi Yalçın Polat’tan yeni bir şarkı almış. “Pazara Kadar” enteresan bir biçimde Mustafa Sandal’ın çizgisine çok uymuş ve maya tutmuştu. Bu yeni şarkıda da aynı amaç güdülmüş ama “Kadere Bak” adını taşıyan bu şarkının, “Pazara Kadar”ın yarattığı türden bir etki yaratması çok zor görünüyor. Bir kere “Pazara Kadar”ın sloganı çok güçlüydü; bu şarkıda o vuruculuk yok. İkinci ve daha önemlisi, iki şarkının arasında 13 yıl var ama ikisini arka arkaya dinlediğiniz zaman bu farkı göremiyorsunuz. Haliyle de “Kadere Bak”, hoş bir Mustafa Sandal nostaljisi yaratmaktan öteye geçemiyor, bugünü yakalayamıyor.
Tekliye adını veren şarkı ise Mustafa Sandal tarafından yazılmış. İlkine göre bugünün dinleyicisini daha kolay yakalayacak bir şarkı “Ben Olsaydım”. Buna karşın, bir “hit” olur mu, ona emin değilim. Belki Sandal’ın sesini yaz boyunca yazlık mekânlarda, radyolarda filan duymamıza yarar, günü kurtarır ama yıllar sonra “Ah, ne iyi şarkıydı be!” dedirtmez gibi.  

YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, TEMMUZ 2015, İSTANBUL 
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe