EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

4 Mayıs 2015 Pazartesi

HANDE Mİ, DEMET Mİ, YOKSA GÜLŞEN Mİ?

HANDE Mİ, DEMET Mİ, YOKSA GÜLŞEN Mİ?
Yaz ha geldi ha gelecek. Bu yaz çok da sıcak geçecek. Önümüzde seçimler var, siyasi gündem yoğun ve haliyle müzik sektörü de bundan etkilenecek. Gerçi memlekette dünya yansa eğlenmeye devam edecek insan sayısı az değil. Ama yine de müzik sektöründeki seçim gündeminden önce şarkı/albüm yetiştirmek telaşı çok belli. Neredeyse saat başı bir yeni şarkı çıkıyor bu aralar. Bazı projelerin Eylül ayına ertelendiği gelse de kulağıma, Haziran’a kadar özellikle “yazlık şarkılar” bombardımanı devam edecek gibi görünüyor.
Haliyle rekabet de kızıştı. Öyle ki epeydir gündemimizden çıkmış Hande Yener – Demet Akalın atışması bile yeniden alevlendi. Üstüne Gülşen’in yeni albümü de çıkınca ortalık epeyce ısındı. Peki bu yarışın kazananı kim olur? Ya da bir kazananı olur mu? Gelin şimdi bu sorunun cevabını arayalım.
Hande Yener, Sinan Akçıl ortaklığının sona ermesinden sonra epeydir kaybettiği zamanı geri kazanmak istercesine işine sıkı sarılmış ve gereğinden fazla dolu bir albüm yapmıştı. “Hit” potansiyeli yüksek çok sayıda şarkı barındıran “Mükemmel” adlı bu albüm, 2014’ün Haziran ayında piyasaya çıkmıştı. İşte “gereğinden fazla” ifadesi bu noktada karşılığını buluyor çünkü daha üzerine oynanmamış çok şarkı varken albüm bir yılı doldurdu bile. Üstelik Hande Yener araya bir de Berksan düeti sıkıştırdı. Ve hemen peşi sıra da Volga Tamöz albümünün çıkış şarkısı olarak “Sebastian” sürüldü piyasaya.
Şimdi burada birden fazla gol var. Öncelikle yaz boyu her yerde çalınacak bir şarkı yakalamış olmak bir gol. Bu şarkıyı daha yaz gelmeden servis etmiş olmak ikinci gol. Şarkının Ersay Üner’e ait olması ise üçüncü ve en ağır gol. Zira herkesin bildiği gibi, yıllar boyunca Demet Akalın kariyerinin en büyük “hit”leri Ersay Üner tarafından yazılmıştı. Gerçi Demet Akalın da daha önce Hande Yener’in en büyük “hit”lerini yazan Altan Çetin’le bir şarkılık bir ortaklık kurmuş, ancak “Lades” adlı o şarkı pek de ses getirmemiş, yani Akalın-Çetin kimyası pek de tutmamıştı. Gelin görün ki, Hande Yener - Ersay Üner ortaklığı öyle olmadı ve çok parlak bir sonuç verdi.
Bazı şarkıların sırrı basitliğindedir. Eğlencelidir, kolay ezberlenir, eşlik edilir, birlikte eğlenilir. Onları dinlerken yüksek müzikal nitelik, şiirsel sözler filan aramayız. O maksatla dinlemeyiz zaten. Eğlenmek için dinleriz. Bilenler bilir, ben öylesi şarkılara hiç karşı olmadım. Karşı olanları da çok anlayamam. “Delisin” de böyle bir şarkıdır, “Bim Bam Bom” da, “Abone” de, “Kırmızı” da, “Yatcaz Kalkcaz” da, Tarkan’ın “Öp”ü de… Bunların da kötü örnekleri yok mudur? Vardır elbette ama iyi yapıldığında da tadından yenmez. En azından pop sevenler için böyledir bu.

Bu pencereden baktığınızda da, “Sebastian”, son derece doğru yazılmış, çizilmiş, söylenmiş, işlenmiş bir şarkı. Yıllardır kullanılan “Sebastian” esprisini, Ersay Üner son derece mantıklı bir kurgu içerisinde, çok da neşeli bir melodiyle şarkıya dönüştürmüş, Volga Tamöz ise nefis bir düzenleme ile şarkıyı taçlandırmış. Şarkının Hande Yener üzerindeki duruşu da çok doğru zira Yener doğrudan doğruya “atar-gider” yapan değil, onu kızdıran sevgiliye gülen, dalgasını geçen şarkılarla yükseltmişti çıkış ivmesini. “Sebastian” tam da öyle bir şarkı. Yani kabul etmek lazım ki kendi kulvarında bu iş başarılı bir iştir ve hatta Volga Tamöz’ün albümünden bağımsız olarak da öyledir. Nitekim Poll Production’ın “Mükemmel” albümünü bu şarkının da içinde olduğu ilave bir diskle,” Sebastian” adıyla yeniden piyasaya sürmesi de bunun bir göstergesi. 

Bu esnada Demet Akalın cephesinde ise yeni albüm hazırlıkları devam ediyor. “Pırlanta” adı verilmiş bu albüm için Akalın her zaman yaptığı gibi, birçok besteciden şarkı almış ve almaya devam ediyor. Gökhan Özen var, Soner Sarıkabadayı var, Elif Nun, Nezih Üçler, Fettah Can, Murat Güneş, Sinan Akçıl… Ve hatta bir Sezen Aksu şarkısı bile varmış 10 Haziran’da piyasaya çıkması beklenen bu yeni albümde. Ama öncesinde bir karşı hamle de Demet’ten geldi ve Emrah Karaduman’ın yakında piyasaya çıkacak albümünde yer alan ve Demet Akalın tarafından seslendirilen “İntikam” adlı şarkı dijital platformlara servis edildi.
Tıpkı “Sebastian”da olduğu gibi, burada da bir “featuring” durumu var; yani şarkı aslında bağımsız bir Demet Akalın şarkısı değil. Ama DMC etiketiyle yayımlanması hasebiyle, Akalın’ın yıllar sonra değiştirdiği yeni müzik firmasından çıkan ilk işi. Haliyle de ortada sadece iki şarkıcının değil, iki ana akım müzik firmasının rekabeti var. Zira Demet Akalın’ın, Hande Yener - Ersay Üner ortaklığına bozulduğunu üstü örtülü bir biçimde ifade eden cümleleri sosyal medya üzerinden gündeme düşerken, Hande Yener’in yapımcısı Polat Yağcı’nın, “İntikam” şarkısının kısa sürede aldığı tıklanma sayısını (yine isim vermeden ve üstü örtülü bir biçimde) diline dolaması boşuna değildi.
Bütün bunlardan bağımsız olarak iki şarkıyı kıyaslamak gerekirse, “İntikam”ın “Sebastian”ın çok gerisinde kaldığını söyleyebilirim. Sebebine gelince… Bir kere hiçbir yeni fikir, orijinallik içermeyen bir şarkı... Gerek sözleri, gerekse müziğiyle, daha önce yapılmış onlarca Demet Akalın şarkısının bir özeti/toplamı ya da kopyası gibi. Düzenleme deseniz, bir “dj” düzenlemesi olmaktan öte değil. Hadi bunlar artık Akalın’ın bir nevi alamet-i farikası, onu kabul edelim. Peki Demet Akalın bu şarkıyı neden bu kadar kötü söylüyor?
“Kötü” kelimesini çok sık kullanmam; sevmem de kullanmayı, ayıp bulurum. Ama yerine konacak başka bir tabir yok bu defa. Zira ilk albümü de dâhil olmak üzere, Demet Akalın’ın tüm kariyeri boyunca en kötü seslendirdiği şarkı bu olabilir. Nedir o hece hece söylemeler, kelimeleri yerine oturtamamalar, prozodinin canına okumalar filan? Böyle daha havalı, daha Avrupai dursun diye mi yapılmış, öyle mi sanılmış sahiden? Ama değil, hem de hiç değil. 

Biz (yani benim gibi popa kafa yoranlar ve iki tarafın ateşli “fan”ları) bu iki şarkıyı kıyaslayadururken, rekabete Gülşen de dâhil olmaz mı? Olur, çünkü oda epeydir yeni albümü için çalışmakta idi. Müzikal anlamda aynı kulvarda olmasına karşın, kariyer yönetimi açısından başka bir yerde duruyor Gülşen. Tabiri caizse, daha “cool” takılıyor ve haliyle rekabet potasına da girmiyormuş gibi gözüküyor. Ama mümkün değil tabii.
Gülşen’in en büyük kozu Ozan Çolakoğlu ve o, bu kozu çok iyi kullanıyor. Buna bir Sezen Aksu- Onno Tunç ortaklığı denemez belki ama 2010’lu yılların müzik piyasası içerinde de görmezden gelinemez bir müzikal işbirliği bu. Yeni albüm bu işbirliğinin neresinde durur, Gülşen’i nereye taşır, ne getirir, ne götürür bunlar ayrı mesele. Albümü bir iyice dinledikten sonra konuşuruz işin bu kısmını. Şimdi meselemiz, albümden servis edilen ilk şarkı: “Bangır Bangır”. 

“Sebastian” için yazdıklarımı bu şarkı için de tekrar edebilirim, üzerine bir de artı koyarak… Şöyle ki, Gülşen, popun eğlenceli kanadında esprili ve zeki şarkı sözleri yazma konusunda neredeyse Sezen Aksu’yu yakalayacak. Kullanılmamış eskitilmemiş kelimeler, tamlamalar, cümleler buluyor, onları gayet doğru düzgün bir biçimde bir hikâyenin içinde yerleştiriyor ve bunu yaparken sözle müzik arasındaki uyumu hemen hiç aksatmıyor. Böyle olunca da su gibi akan, tekerleme gibi söylenen ve buna rağmen saçmalamayan (misal Serdar Ortaç şarkı sözleri de güzel akar ama büyük yüzdeyle anlam taşımaz) şarkılar çıkıyor ortaya.
“Bangır Bangır” bu anlamda iyi bir pop şarkısı; tam bir “hit”. Üzerine Ozan Çolakoğlu’nun popun ortalama çizgisinin çok üzerine çıkan düzenlemesi de eklenince, tam da tadından yenmeyecek bir şarkı daha kazanmış oluyoruz (yaz boyu çalsın, söylensin, biz de eğlenelim anlamında tabii ki, bir müzikal başyapıt olarak değil. )
Yeri gelmişken… Bu üçlü rekabete en yakın dördüncü adayı Bengü idi bir dönem, biliyorsunuz. Sonra  biraz kulvar değiştirir gibi oldu ama yaz öncesi diye o da son albümünün en hareketli şarkısı olan “Feveran”a klip çekti. Sanırım yaz aylarında Çeşme senin Bodrum benim, yazlık kulüplerde “dj” eşliğinde “playback” yapmaya davet edilmek için buna ihtiyaç vardı. Bu niyetlenen gerçekleşirse ne âlâ ama bence “Feveran”, Bengü’yü (eğer hâlâ kendini bu yarışı içerisinde hissediyorsa) rakiplerinden daha çok öne çıkarabilecek bir şarkı değil.
Bir de İrem Derici var malum. Çok daha az kıdemli olmasına karşın, bu rekabete kıyısından ucundan bulaştığı söylenebilirdi. Ama son şarkıları onu çok uzağa savurdu. 40’lı yaşlarını süren bir popçu olarak Gülşen “Bangır Bangır” gibi bir şarkı yazıyor, imajını baştan aşağı değiştirip, Kübalara kadar gidip, dans ederek klip çekiyorken, henüz 30’lu yaşlarını görmemiş İrem Derici’nin “bitip tükenmiş ömür” diye şarkı söylemesi yanlış kariyer yönetimi değil de nedir? Bakalım o, bu yanlıştan dönüp geç olmadan yazı yakalayabilecek mi?
Özetle, Hande Yener ve Gülşen’in yarışta öne çıktığı, Demet Akalın’ın ise şimdilik geride kaldığı söylenebilir. Ama koşu devam ediyor ve sıralama her an değişebilir. Popta zemin her zaman kaygandır. 

YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, MAYIS 2015, İSTANBUL 
       
Share this post

2 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe