EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

11 Nisan 2015 Cumartesi

YAVUZ HAKAN TOK : ''KAYAHAN'IN EN İYİLERİ'' 2. BÖLÜM


Kayahan’ı kaybettik. “Kayahan’ın En İyileri 1” albümü hakkında yazdıklarımın yayımlandığı günün ertesinde, sabahın erken saatlerinde NTV’den gelen telefonla uykumdan uyandım ve haberi aldım. Yayına bağlandığımda ne söyledim bilmiyorum. Şaşkındım ve üzgündüm… Ne olursa olsun, ölüm haberlerine hazırlıklı olamıyor insan. Bunu bir kez daha gördüm.
Yazının ilk bölümünde, saygı albümüne daha dinlemeden eksi puan vermemize ister istemez sebep olacak “Kayahan şarkılarını en iyi Kayahan, e tabii bir de Nilüfer söyler” yargısından bahsetmiştim. Ne ki Kayahan gitti. Nilüfer şimdiden sonra Kayahan şarkısı söyler mi? Onu da bilmiyoruz. Ama elimizde onların eskiden söyledikleri ve bir de bu albüm var. Hadi albümün ikinci diskine kulak verelim şimdi.


İkinci disk Mustafa Ceceli ile açılıyor ve Ceceli en parlak Kayahan “hit”lerinden biri olan “Sarı Saçlarından Sen Suçlusun”u söylüyor. Birçok Kayahan şarkısı gibi teknik açıdan zor bir şarkı bu… Ceceli ise kim ne derse desin iyi bir şarkıcı. Şarkının teknik anlamda hakkını veriyor vermesine ama bence duygusuna yeterince nüfuz edemiyor. Özellikle şiir bölümünde… Çok daha fazla yaşanmışlık, acı çekmişlik, görmüş geçirmişlik istiyor o cümleler çünkü. Şarkının Ceceli yorumu ise bütün bunlardan azade ve epeyce “steril” geliyor kulağa.

Aşkın Nur Yengi’nin “Atın Beni Denizlere” yorumu da heyecan uyandırmayanlardan. Evet, doğru bir şarkı ve şarkıcı eşleşmesi… Evet, o çok özlediğimiz ‘90’lar Aşkın Nur Yengi şarkılarının duygusu karışmış bir parça bu yoruma, o da güzel. Ama hepsi bu…
Kayahan’ın yıllardır yakın çevresinden, hatta ailesinden biri gibi olan Suat Suna da alışageldiğimiz tarzına çok uygun bir şarkıyla, “Sen Yoksun”la yerini almış albümde. Şarkının düzenlemesini, müzik çevrelerinde bilinmesine karşın albümlerde adını pek de görmediğimiz bir müzisyen, Gökçer Turan yapmış ve o da tıpkı diğer düzenlemelerde olduğu gibi, şarkının orijinal versiyonuna sadık kalmış. Suat Suna’nın müziğinde, özellikle Kayahan’la tanıştığı 1995 ve sonrasında Kayahan etkilenmelerini yer yer belirgin bir biçimde görmüş idik. Sözlerini de Kayahan’ın yazdığı “Hasret Fenerleri” şarkısı, tıpkı bir zamanlar Kayahan’ın damadı olan Tayfun Duygulu’nun “Kar Beyaz” şarkısı gibi, neredeyse Kayahan’ın gitarından çıkmış gibidir mesela. Suat Suna’nın 2004 çıkışlı “Leyla” adlı albümüne Kayahan’ın prodüktör olarak imza attığını da hatırlatayım.
“Yoksun Sen”, nispeten “kolay” ve ağır romantik bir Kayahan şarkısı olarak Suat Suna’nın sesinde doğru tınlıyor. Ha ben bu şarkıyı Kayahan’dan ziyade Zerrin Özer’den daha çok sevmiştim (ilk ondan duyduğumdan mıdır nedir) o ayrı.


Sırada Yonca Lodi’den “Gözlerinin Hapsindeyim” yorumu var. Şarkının bu düzenlemesini Murat Yeter yapmış yapmasına ama genellikle düzenlemesini yaptığı şarkılara güçlü bir ritim duygusu ve enerji katan Yeter, bu şarkıyı sadece Latin esintileriyle süslemeyi ve çok ritmik bir düzenleme yapmamayı tercih etmiş. Tempoyu da biraz düşürmüş üstelik. Hal böyle olunca da tıpkı “Beni Anlamadın Ya”da olduğu gibi, orijinaline kıyasla enerjisi hayli düşük bir versiyon çıkmış ortaya. Yonca Lodi de bu düzenlemeye ayak uydurup alabildiğine “yumuşak” söylüyor şarkıyı. Ben mesela insanların eğlendiği ve şarkılara bir ağızdan eşlik ettiği bir ortamda çalacaksam şayet, “Gözlerinin Hapsindeyim”in bu versiyonunu değil, her zaman yaptığım gibi yine Nilüfer versiyonunu tercih ederim.

Başından beri hiç ısınamadığım, ilk dönem Kayahan şarkılarından biri de “Nar Tanem”dir. Bu albümde Demet Sağıroğlu’na nasip olan bu şarkı, neyse ki düzenlemesiyle ayağa kalkanlardan olmuş. Açıkçası ilk duyduğumda “Demet’e kala kala bu şarkı mı kalmış?” diye sorduğumu hatırlıyorum. Öyle ya, Kayahan’ın elinde şekillenmiş bir şarkıcılık kariyeri olan Demet’in daha “torpilli” olması ve daha “baba” bir şarkıya sesini vermesi gerektiğini düşünüyor insan. Ama enteresandır ki bu versiyonu dinleyince şarkıyı ilk defa sevmekle kalmadım, Demet’e çok yakıştığını da kabul etmek durumunda kaldım. Laf aramızda Demet’ten “Kar Taneleri”ni dinlemeyi de isterdi bu gönül (ya da bu kulaklar.)


İkinci diskin altıncı sırasında Gülben Ergen çıkıyor karşımıza. “Devamı Var”, eğlencelik, bir parça okul marşlarını anımsatan neşeli ve hafif bir şarkı olması hasebiyle doğru şarkıcıyla buluşmuş görünüyor. Gülben Ergen her ne kadar yıllar içerisinde kendi çapında bir şarkıcılık başarısı kazanmış olsa da, sesinin sınırları dâhilinde ona ne “Yemin Ettim”, ne de “Odalarda Işıksızım” ne de benzeri bir şarkı yakışırdı. İki kere iki dört... Düzenlemeyi yapan Taşkın Sabah da zaten yıllardır birlikte çalıştığı Ergen’in sesinin nereden, nasıl doğru tınlayacağını iyi biliyor; ona şüphe yok. Bu albümde Gülben Ergen olmalı mıydı sorusu ise ayrı bir tartışma konusu. Kayahan buna onay verdiyse (ki vermese albüme girmezdi herhalde), bize söyleyecek söz düşmüyor.

Ve nihayet, yıllardır beklenen buluşma, albümün ikinci diskinin yedinci sırasında çıkıyor karşımıza. Nilüfer, yıllar sonra ilk kez bir Kayahan şarkısı söylüyor. Nilüfer’in NTV kameralarına anlattığına göre, bu şarkıyı bestelendiği günlerde de söylemek istemiş ama nedendir bilinmez, olmamış (nedenini anlatmıyor Nilüfer.) “Bir Garip Serçe”den bahsediyorum, evet. Ya da halk arasındaki adıyla “Postaneler”den.
Bu şarkıyı 2003 yılında yayımlanan “Şahane” adlı albümünde Ebru Gündeş de söylemişti ama tıpkı diğer tüm Kayahan şarkıları gibi o da dijital platformlarda bulunmuyor ve Gündeş’in o albümündeki şarkı sayısı 15 iken, 14 görünüyor. Çünkü Kayahan, dijital platformlarda doğru işletilmediğini düşündüğü telif hakları meselesi yüzünden şarkılarının dijitalde satışını istemiyordu sağlığında. Bir tek bu son albüm, o da sadece iTunes’da satışa sunuldu. Bundan sonra ne olur, varisleri izin verir de tüm şarkıları dijitale girer mi, onu şimdilik bilmiyoruz. Bu işten en çok mağdur olan da Nilüfer olmuştu kuşkusuz. Nilüfer’in o dönem yayımlanan albümleri dijital platformlarda hep Kayahan şarkıları olmaksızın yer alıyor çünkü yıllardır.
“Bir Garip Serçe”ye gelince… Tam Nilüferlik bir şarkı olduğu su götürmez. Ama gelin görün ki Nilüfer’in gerek küçük yaşlardan beri mücadele ettiği astım hastalığının, gerekse son yıllarda yaşadığı rahatsızlığının etkisiyle olsa gerek, son dönem kayıtlarında şarkı söylemekte bir parça zorlandığı hissine kapılıyorum ben dinlerken. Bu şarkının kaydında da var bu. Belki de ben yanılıyorumdur ya da bu geçici bir durumdur, bilmiyorum.


Albümün en beklenmedik ismi hiç kuşkusuz Lale Memmedova. Azerbaycan’ın sevilen şarkıcılarından biri olan Memmedova, ilk kez 1984 yılında Nilüfer’in söylediği ve Kayahan adının bir besteci olarak geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan “Kar Taneleri”ni söylüyor albümde. Yine bir Azeri müzisyen, Samir Shirinob’un yaptığı düzenleme, şarkıyı bir parça caz sularına çekmiş. Memmedova “Kar Taneleri”ni olabildiğince düzgün bir Türkçe'yle söylüyor olsa da Azerbaycan Türkçesinin o kendine has aksanı yer yer hissediliyor ama enteresandır ki bu şarkıda bu aksan kulağa hoş da geliyor. Hem düzenlemesi hem de yorumuyla albümdeki temiz işlerden biri bu kayıt.
Bu arada Memmedova, Kayahan’ı bizzat arayıp bu şarkıyı kaydetmek istediğini söylemiş ve Kayahan’ın o güne dek tanımadığı bu Azeri şarkıcı, gönderdiği ilk kayıt beğenilince albüme girmiş. Bunu da bir dip not olarak ekleyeyim çünkü ben de ilk duyduğumda Lale Memmedova’nın neden seçildiğini sormuştum haliyle.
Albümde en doğru şarkı-şarkıcı eşleşmelerinden biri de Emre Aydın’ın “Her Şeyden Çok”u seslendirmesiyle ortaya çıkmış. “Canımın Yaprakları” olarak da bilinen bu şarkı, tam da Emre Aydın’ın kalemi bir şarkı çünkü. Düzenlemeyi Çağatay Şen yapmış ve herhangi bir Emre Aydın albümünde karşımıza çıksa, yadırgamayacağımız türden bir yorumla şarkı Emre Aydın müziğine hiç de uzak kalmamış. Bence albümün en iyilerinden biri bu kayıt.


Ve albümün sonunda Mehmet Erdem çıkıyor karşımıza. “İlk Değil”, Kayahan’ın en iyi şarkıları arasında sayılır mı derseniz ona emin değilim. Ama onun “sakin” şarkılarından biri olduğu kesin. Yani öyle fazla karmaşık bir trafiği olmayan, çok geniş bir ses aralığında dolaşmayan, söyleyenine teknik açıdan tuzaklar kurmayan bir şarkı. Hal böyle olunca da Mehmet Erdem bu şarkı için doğru bir seçim gibi gözüküyor. Erdem’le başından bu yana birlikte çalışan Alper Atakan, solistinin sınırlarını iyi bilen bir aranjör. Düzenlemelerini bu doğrultuda yaparken, bir yandan da artık ‘Mehmet Erdem tarzı’ diye adlandırabileceğimiz bir tarzın da gizli mimarı oldu nitekim. Bu şarkıda da bu hissediliyor.

Ve albüm böylece sona eriyor. Ne kadar vıdı vıdı edersek edelim, bu şarkıların en azından yeni nesle ulaşması açısından önemli bir misyonu yerine getiren bu albüm için, albümün koordinatörlüğünü üstelenen Murat Yıldırım’a ve onunla birlikte çalışan Selin Kök’e birer teşekkür borçluyuz. Bu tür çalışmalarda kaçınılmaz bir biçimde ortaya çıkan o çok karmaşık trafiğini yoluna koymak, o çok hassas dengeleri koruyarak, kimseyi kırmadan, üzmeden, hepsi birbirinden yüksek şarkıcı egolarını incitmeden bir sonuca varmak hiç ama hiç kolay bir şey değildir, bilen bilir. Biz böyle söylenedururken, geri planda neler olup bittiğini hemen hiç bilmeyiz. Ben azıcığını da olsa biliyorum. Bu yüzden de işin bu tarafındaki başarının altını özellikle çizmek istedim.     
Albümün adı “En İyileriyle 1”. Yani bir ikincisinin geleceği daha başından belliydi. Zaten öyle olmasaydı, bu yazının sonunda hani nerede “Esmer Günler”, nerede “Seni Seviyorum”, nerede “Hep Karanlık” diye sorabilir, daha bir sürü başka şarkıyı da bu soruya dâhil edebilirdim. Bir yandan da Kayahan’ın sağlığında sürdürdüğü İpek Açar projesi, yani eşinin yeni albümü var. Orada birkaçını benim de dinlediğim sıfır kilometre Kayahan şarkıları var. Bir yanda da bu projenin ikinci ayağı… Yani eski kayıtları bir yana, yeni kayıtlarla da Kayahan şarkıları önümüzdeki dönemde müzik dünyasında ve hayatlarımızda var olmaya devam edecek. Biz de bu büyük kaybın boşluğunu böyle doldurmaya çalışacağız. Avuntumuz bu.


YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, NİSAN 2015, İSTANBUL       

Yazı dizisinin ilk bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.
Share this post

2 yorum Yeni Yorum Yap

  1. sayın Yavuz Hakan Tok'un her iki cd için tespitleri tam da benim kendi kendime yaptığım tespitlerle birebir örtüşüyor. Sarı Saçlarından Sen Suçlusun'daki gerilimi M.Ceceli verememiş. şarkıdaki puslu ve karanlık havayı düzenleme yansıtamamış. Yonca Lodi'nin sesi şarkıya çok yakışmış. huzur dolu bir sesi var zaten. Mehmet Erdem'e şarkı söyleten zihniyeti kınıyorum bu arada. çok iyi müzisyen ama kötü bir şarkıcı maalesef. boğazındakini bir tükürse de kurtulsa :-) Gülben Ergen bu albümde hiç sırıtmamış. radyolar çok sevecek. bir de şöyle bi durum var. yakın zamanda çıkan iki albümde Kayahan şarkıları söylendi (Hep Karanlık - Elmanın Yarısı), keşke bu albümde de yer alsaydı. bir bütünlük olurdu. belki 2. albümde yer verirler.

    YanıtlaSil
  2. Adsız06:27

    Arkadaşım Cécile Nargiz`in düşüncelerini iletiyorum. Kendisi yazamamış nedense. "Bir Milliyet yazarının böyle basit polemiklerle sansasyon yaratıp kendine pirim çikarmaya çalısmasını yakıştıramadım size. Eğer bir konsere gelip bizzat Nilüfer`in sesinde problem olup olmadığını görmenizi isterdim. Her sanatçı gibi Nilüfer`e de aynı mesafede durmaya davet ediyorum sizi. Ki böylesi efsaneleşmiş sanatçılarımızı pamuklar içinde sarıp sarmalamalıyız. Çok ayıp. Olmamış! Ki sıralama saygısızlığına girmiyorum bile."

    YanıtlaSil

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe