EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

29 Nisan 2015 Çarşamba

YAVUZ HAKAN TOK DEĞERLENDİRDİ: ''GÖKHAN KESER, EMİR, MİTHAT CAN ÖZER ''


GÖKHAN KESER – “BUL BENİ”

Gökhan Keser, ortalamanın üzerinde bir pop yıldızı olabilmek için yeterli ses ve fiziğe sahip aslına bakarsanız. Ama nedense o çizginin üzerine çıkamıyor bir türlü. Survivor macerası onu müzik dünyasını yakından takip etmeyenlerin de ilgi alanına sokmuş olabilir bir dönem. Şöyle ya da böyle, çok izlenilen bir programda haftalarca ekranda olmak az şey değil. Kaldı ki birçok yarışmacının aksine, Gökhan Keser Survivor süresince izleyici nezdinde gayet olumlu da bir izlenim bıraktı. Keşke o rüzgârdan daha akıllıca istifade edilebilseydi.
Gökhan Keser, Survivor’a katılmadan kısa bir süre önce “Hiç Vaktim Yok” şarkısını dijital platformlarda servis etmişti. Yakın bir zamanda ise içinde bu şarkının da yer aldığı bir mini albüm, Sony Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü. “Bul Beni” adını taşıyan bu albümde iki de yeni şarkı var.
Son dönemde enteresan fikirler içeren potansiyel “hit” şarkılarla popa ivme kazandıran Alper Narman ve Onur Özdemir ortaklığının elinden çıkmış “İnlerim Allah”, albümdeki iki yeni şarkıdan biri. Çağrı Telkıvıran tarafından yapılmış düzenlemesi ve çok çabuk dile yerleşen melodisi, sözleriyle radyoların ve müzik televizyonlarının bayıla bayıla çalacağı bir şarkı “İnlerim Allah”. Tarkan’ın zamanında ekmeğini epeyce yediği, bıçkın ama bir o kadar da aşk işin inlemeye her an hazır delikanlı şarkılarının formülünden gidiyor şarkı. Hem melodik yapı, hem de sözler böyle. Gerçi benzerlerini yirmi sene yapmıştı Tarkan ama bugün de söylese, bugün de tutarmış. Şarkının Gökhan Keser’in üzerinde ne kadar doğru durduğu, daha da önemlisi ses rengine ne kadar yakıştığı ise tartışılır. Çekilen seksi ve iddialı klibe rağmen böyle bu.
Osman Hekimoğlu’nun sözlerini yazdığı, Ender Çabuker’in bestesini ve düzenlemesini yaptığı “Söylesem Ayıp Olur” ise, tamamen Türkçe popun ortalamasından yol alıyor. Bu şarkıyı Murat Boz da söyleyebilirmiş, Emre Altuğ da, hatta Murat Dalkılıç da. Hangisi söylese elde edilecek sonuç aynı olurmuş. Ne bir eksik, ne bir fazla…
“Hiç Vaktim Yok” için düşündüklerimi şarkı piyasaya çıktığı günlerde yazmıştım zaten. Birkaç cümleyle alıntılamak gerekirse şöyle: “Radyoların ısrarla dayattığı kişiliksiz, kimliksiz, sanayi tipi şarkıların bütün klişelerini barındırıyor. İlk albümdeki Sıla etkisi, hatta “erkek Sıla” durumu yok belki ama bu defa da başka bir türlü bir şey var; Gökhan Keser yine kendisi değil ya da en azından bu olmamalı.”
Özetle, Gökhan Keser’in kendine has bir kimlik algısı oluşturmasını sağlayacak, başka türlü şarkılara ve daha özenli bir kariyer yönetimine ihtiyacı olduğu söylenebilir. Belki şu anki haliyle de olur; kendince oluyordur da muhakkak. Ama bundan fazlası olmaz sanki.

EMİR – “KENDİMDEN”

Gökhan Keser için yazdıklarımı tekrar etmek istemem ama Emir’in 2014 yılının son günlerinde piyasaya çıkan “Kendimden “ adlı mini albümü, sadece kapağıyla bile beni buna zorluyor. İki albümü yan yana koyun ve sonra yazılarına bakmadan hangisinin Gökhan Keser, hangisinin Emir olduğunu bulmaya çalışın. Üstelik iki fotoğraf, farklı fotoğrafçıların elinden çıkmış. Ama aynı poz, aynı bakış, aynı duruş, aynı sakal… Popta standartlaşmanın sembolü olarak Türkiye’de 2010’lu yıllar pop müzik tarihi dosyasına konulabilir bu birbirinin ikizi kapaklar.
Emir’in Sony Müzik etiketiyle yayımlanan bu mini albümünde üç şarkı ve bir farklı versiyon var. Albümün adının da vurguladığı gibi, Emir bu defa şarkılarına kendisi de imza atmış. “Bi’ Ağla”nın sözleri Emir’e, bestesi Ceyhun Çelikten’e, düzenlemesi ise Erdem Kınay’a ait. “Ya Rab”, anonim bir melodiye Emir’in yazdığı sözlerle oluşturulmuş bir şarkı. Onun düzenlemesini de Emrah Karaduman yapmış. Üçüncü şarkı “Yaylı Yatak”ın ise söz ve müziği Emir’e, düzenlemesi Turaç Berkay Özer’e ait. Albümde bir de “Bi’ Ağla”nın Ceyhun Çelikten versiyonu var. “Bi’ Ağla” için Gülşen, “Yaylı Yatak” içinse Yıldız Tilbe, Emir’e destek vermiş ve stüdyoya girip vokal yapmışlar.
Buraya kadar her şey tamam… Ama derseniz ki Emir’i diğer erkek popçulardan ayıracak, onu farklı kılacak, ona dikkat çekecek ne var bu albümde? Hiçbir şey yok. Emir hayranlarını mutlu eder (hayranlar mutlu olmaya hep hazırdır çünkü), kulüplerde ve radyolarda aynı tempoda şarkıların arasında kendine yer bulur bu şarkılar belki ama hepsi o. Üçünün arasında “Yaylı Yatak” bir parça daha ön plana çıkabilir klip çekildiğinde ki bence bu mini albümün tek esprili, akılda kalıcı şarkısı da o.
Emir, onu ilk tanıdığımız günlerdekinin aksine, artık Tarkan vurgularıyla şarkı söylemiyor. Bu iyi bir şey… Ama hâlâ ilk duyduğunuzda “Bu Emir işte” diyeceğiniz bir ipucu da vermiyor. Gökhan Keser yazısının son paragrafını yerine Emir ismini koyarak bir kez daha okuyabilirsiniz bu nedenle.

İDO TATLISES – “KAÇ KERE”

Ünlü bir annenin ya da babanın çocuğu olmak her hal ve koşulda zor… Çünkü doğuştan ünlü oluyorsunuz ve bu ünü hak edip etmediğiniz hayatınız boyunca sorgulanıyor. Doğrusu çekilir şey değil. Bir yeteneğiniz yoksa ayrı dert (Zehra Çilingiroğlu misal), varsa daha beter. Bu defa da kendinizi ispat derdine düşüyorsunuz ister istemez.
Şimdi İdo Tatlıses’ten bahsederken, İbrahim Tatlıses ve Derya Tuna’nın oğlu demeden olur mu? Olmaz. İbrahim Tatlıses’i İdo Tatlıses’in babası diye anmamız içinse İdo’nun bir değil bin fırın ekmek yemesi lazım. Haliyle babanın gölgesi hep üzerinde kalacak yıllar boyu. Ne yapsa böyle bu…
Oysa İdo Tatlıses bir hayli çalışıyor. O kaşlarıyla, danslarıyla alay konusu edilen, “dj”liği ciddiye alınmayan yeni yetme çocuk son bir sene içinde şarkıcı olarak kendini ispat için epeyce çaba sarf etti. 2014’de önce beş şarkılık bir mini albüm, ardından da bir tek şarkının sekiz farklı versiyonu bir araya getirdiği bir tekli yayımladı. 2015’i ise bu defa üç şarkılık bir mini albümle karşılıyor İdo. “Kaç Kere” adı verilmiş bu albüm, geçtiğimiz günlerde Deriko Müzik etiketiyle yayımlandı.
Albümde yer alan “Kaç Kere” ve “Kanayan Yara” adlı şarkıların söz ve müzikleri Eralp Yavuz tarafından yazılmış, düzenlemeleri Cüneyt Yalmaz yapmış. “Aşk Bunun Adı” adlı şarkı İdo Tatlıses’in yazdığı bir şarkı ve düzenlemesi Erdem Kınay’a emanet edilmiş.
İlk albümünde arabesk-pop bir çizgiden ses veriyordu İdo. Hem şarkılar o minvaldeydi, hem de İdo’nun şarkı söyleme biçimi. Buna karşın ses rengi babasını pek andırmıyordu. Şivesi yoktu ve şarkı söylerken babasını taklit ettiği de söylenemezdi ki baba Tatlıses’in ilk yıllarında hiç olmadığı kadar abartılı bir şive kullandığı “k” ve “h” harflerini nasıl patlattığı malum.
Yine 2014 yılı içerisinde yayımlanan “Satır Satır” teklisinde ise daha pop havasında bir İdo Tatlıses vardı. Onca “remix” boşuna değildi.
Bu albümde ise şarkı söylemeyi daha fazla öğrenmiş bir İdo’dan bahsetmek mümkün. “Kaç Kere” ve “Aşk Bunun Adı”, kendi kulvarında hiç de fena pop şarkıları değil. Bu iki şarkıda da pes seslerde hâkimiyeti elden kaçırmadan duygusunu dinleyene geçirmeyi başaran İdo, dik perdelerde bir parça zorlanıyor gibi. O noktada stüdyo teknolojisi devreye girip durumu kurtarmış belli ki. Ancak vurgular ve prozodi açısından piyasadaki nice erkek şarkıcıdan daha iyi.
“Kanayan Yara” ise diğer şarkılara nispetle daha sıradan, vasat tınlıyor.   
Ha bir de, albüm kapağındaki resimlerden de anlaşıldığı üzere İdo Tatlıses’in acilen profesyonel bir “styling” çalışmasından geçmesi gerekiyor.


 MİTHAT CAN ÖZER – “İNŞALLAH”

Bir başka, işi zor ünlü çocuğu da Mithat Can Özer. Üstelik onun işi iki kere zor çünkü annesi Sezen Aksu sadece şarkıcı olarak değil, şarkı yazarı olarak da Türkiye’de yapılan popüler müziğin dünü ve dahi bugününde çok fazla, hemen hiç kimsenin kaplayamadığı kadar fazla bir hacim kaplıyor. Nitekim Mithat Can Özer de bu gerçekle uzlaşmayı seçmekten başka yol kalmadığının farkında olsa gerek ki, zaman zaman annesiyle de ortak işler yaptı. Daha ziyade popüler kulvarda şarkılar yazdı, düzenledi, sonra Pis’ton adlı “rock” grubunun solisti olarak çıktı karşımıza.
Mithat Can Özer’in ilk solo teklisi “İnşallah” ise, geçtiğimiz günlerde Poll Production etiketiyle piyasaya sürüldü.
Her ne kadar içinden alaturka tınılar geçse de, “rock” formunda bir şarkı “İnşallah”. Buna alışkınız biz. O çok iddialı düzenlemeye, dört kişilik vokal grubuna ek olarak 15 kişilik koronun da katıldığı vokallere filan baktığınızda, “büyük” bir şarkının peşinde koşulduğu anlaşılıyor. Ne var ki şarkının o derece etkili bir melodisi, sözleri filan yok. Haliyle giydirilen elbise büyük gelmiş gibi. Mithat Can Özer’in şarkıcı olarak elinden geleni yapması da bu durumu değiştirmiyor.
Teklide “İnşallah”ın bir de Ozan Bayraşa tarafından yapılmış “remix” versiyonu var ki, o düzenlemenin de şarkıyı ayağa kaldırdığını söyleyebilmek zor.  
Son derece iyi müzisyenlerden oluşan Pis’ton grubunun da beklenen etkiyi yaratmadığı düşünülürse, belki de Mithat Can Özer için doğru olan “rock” formunun peşinde koşmaktansa, popüler kulvarda başkaları için yazdığı şarkılar gibi şarkılarla şarkıcı olarak şansını denemesi olabilir. Ben olsam öyle yapardım yani.


YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, NİSAN 2015, İSTANBUL
Share this post

1 yorum Yeni Yorum Yap

  1. Adsız18:42

    Gökhan Keser'in Söylesem Ayıp Olur şarkısı için yaptığınız yorumu tam çözemedim. Şarkı farklı değil kim soylese ancak bu kadar begenilirdi mi demek istediniz?

    YanıtlaSil

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe