EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

30 Mart 2015 Pazartesi

HAFTANIN KONUK YAZARI : ''CANSU/AT İZİ''


Neredeyiz, nereye gidiyoruz bir fikri olan var mı? Hangi konuda diyeceksiniz. Her şeyin başladığı yer yani medeniyetin, bilginin, iyi ve kötüyü ayrım kabiliyetinin, ruh ve beyin gelişimimizin startının verildiği nokta. SANAT. Bu meseleye bir girdik mi koca ummanlar karşımıza çıkar. Ben bugün sadece müzik, daha doğrusu ülkemizdeki müzik anlayışının artık anlaşılmaz bir boyuta nasıl ulaşabildiğini irdeleyeceğim kendimce.


Öncelikle bir şarkı yazarı olarak eleştirmeye kendimden başlasam fena olmaz. Kafam karıştı arkadaş. Ne dinliyoruz, ne yazmamız gerekiyor, duygularımız ne , özümüzden bu kadar kopmak doğru mu, doktor bu ne??? Gibi beynimden geçen yüzlerce soru yazabilirim buraya. Evet hepimiz şaşırdık, belki de şaşırtıldık. Basiti fazla basite indirgedik. Kolay sözler, kolay melodilerle günü kurtardık. Her “tutan şarkı” (ne demekse o) gibi şarkılar istendi, yapabilenler yaptı. Kopya üstüne kopya, demogoji üstüne demogoji yaptık. Eee yani...sonuç? Sonuç: KOCA BİR ÇÖPLÜK. Aynılaşmış, alışılmış... ama bu insanlarla alay etmek değil mi? “aynı şarkıdan yapıyorum anlamsız sözler basit ötesi melodiler, e ne yapalım seviyorlar, oynuyorlar, satıyor iki üç tanede sahte youtube tıklanması fake takipçilerde yaptık mı starız işte, insanlar bunu isityor” cümlelerini kaç kişiden ve kimlerden duyduğuma inanamazsınız. Hani çok dobraydınız bunu da açık açık söylesenize deyince herkes sus pus. Alan memnun satan memnunsa karışamıyorsun bir yerden sonra tabi. 



Wang Chung’ın kulağa küpe bir sözü vardır. Der ki; “iyi yazılar, anlaşılması kolay, yazılması zor olan yazılardır.” İşte bu hep es geçildi. Yazmak hele ki şarkı yazmak öyle büyük bir ilahi hediyedir ki hıyanet etmek, günah işlemektir. Herkesin kullandığı kelimeler, melodiler evet öyle yazılır ama mühim olan kendi dilinle fark yaratmaktır. Bunu becerebilen az kişiden biri olduğumu biliyorum. Mütevazilik edemeyeceğim ama sistem ben ve benim gibileri labirentte sıkışmış farelere dönüştürmek istiyor. Nasıl mı? 

Önümde kocaman bir Yunanistan örneği var. Komşuyla pek haşır neşirim ve güzel işler yapıyoruz birlikte. İçlerinde geçirdiğim seneler boyunca dikkatimi çeken üç şey oldu. 1. Üretene saygı 2. Müziklerindeki özden kopmamak 3.yeni çıkan isimlere verdikleri destek. Sonuç dünya listeleri, konserleri, telif gelirleri, iyi müzik dinleme hakkını sonuna kadar kullanan bir ulus. Yani aslında kimsenin kimseyi kandırmadığına şahit oluyorsun ve bir hüzün çöküveriyor orada, her şeyden çok sevdiğim ülkeme döndüğümde ister istemez kıyaslamalara giriyorum 
  1. Üretene saygı: “pardon kimsin sen? “ işin sağlamasını yaparsak bakın ortaya ne çıkıyor. Üreten yoksa düzenlenecek bir şey yok, söyleyecek şarkıcı yok, para yatırıp para kazanacak yapımcı yok, ya radyolar ne çalacak o müzik kanalları nasıl dönecek? Uzayan bir liste var karşımda. Büyük bir ekonominin mihenk taşıdır üretici. Yani hadi sapla samanın ayrımını yapmaya başlayalım artık.
  2.                   
  3. Müziğinin özünden kopmamak : Türk müziği dünya müziğine ilham olan müziklerin başında gelir. Enstrümanlarımız, sadece bize ait olan komalar, edebiyatımız çok güçlü ve büyüktür. Farkındaysanız özellikle son 5 senedir dünya hitlerinde yöresel sazlarımız fazlasıyla kullanılmaya başladı. Biz ne yaptık? Sound ve tarzı ayıramadık. Birimiz Beyonce olmak istedi, birimiz Madonna, hatta Justin Biber olmak isteyeni bile gördü bu memleket. Aferim bravo bize.
  4. Yeni çıkan isimlere verilen destek: “neeeee yeni biri mi çıktıııııı, nöbetçiler yok edin onu” “doymadım doyamadım listelere beeeennnn” diye feryat figan tırnak yiyenler mi dersin, destek olma bahanesiyle üstüne basıp şöhretine şöhret ekleyenler mi dersin, Bizans oyunları mı dersin artık ne dersen ortalık yangın yeri. Ne kadar harika müzikler ne kadar yetenekli gençler hayata küstü bu yüzden ve size ulaşamadan yok oldu bir bilseniz. Ha nasıl mı ulaşamadı? Radyoda ve/veya müzik kanallarında rotasyona girmeyince ulaşılabilirlik alanı minicik kısıtlı üç bin beş bin müzik araştıran ve tesadüf karşılaşan insanlardan ileriye gidemiyor. E neden girmiyor o rotasyona çünkü çok büyük çok ulvi müzik dâhisi insanlar böyle uygun görüyorlar. Vardır bir bildikleri. Allah sana çok az insana bahşettiği bir yetenek versin, oku, çalış, gece gündüz deme, akıl almayacak paralar harca, sinir hastası ol, psikoloji denen şey kalmasın, araştır, öğren, yap, hatta en iyisini yap ŞANS dedikleri faktör neyse artık orada karşına çıkıveriyor. Ya duvara çarpıyorsun, ya da öyle bir kapı açılıyor ki iyi mi kötü mü bilmeden bodozlama kendini o yollardan geçerken buluyorsun. Aklı olanın yapacağı iş değil bu memlekette. Bir akılsız olarak itiraf ediyorum:)
Şimdi iyi hoş bunları dedim de iyisi var kötüsü var, sapı var samanı var ama bildiğim tek birşey var ki o da üreten insanların hancı olduğu. Yolcular gelir ve giderler. Kendimi düşünüyorum , bu mesleğe bağlılığımı, psikopat gibi her şeyini kabul edip sevmemi, mücadelemi, yorgunluklarımı, tarifi mümkün olmayan tatminini, ağlamalarımı, isyanlarımı, bir güzel söz bir alkışla yerle bir olan yelkenlerimi....Ben bu iş için yaratıldım. Başka bir şey olamam, ölürüm. Ha bir kişi ha bir milyon kişi farketmez kaç kişiye ulaştığı. Ben bunu hırs yapmadan yürüyorum. Ben doğru bildiğim yolda bana bahşedilen hediyeyi sizlere ulaştırmak için yazıyorum, besteliyorum, söylüyorum, söyletiyorum ve bu bana yetiyor. Ne kadar şükretsem az. Anadolu'da çok eski bir deyim vardır ve şu sıralar ülkemize örnek ve aslında şu koca yazının tek ana fikridir. Derler ki; “AT İZİYLE İT İZİ KARIŞTI” belki bu da bizim sınavımızdır.

CANSU/Hayat Müzik/2015
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe