EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

6 Şubat 2015 Cuma

AYŞE HATUN ÖNAL ''GÜM GÜM'', AYDA ''BOĞAZ'DA YANGIN VAR'' VE DAHA FAZLASI !


AYŞE HATUN ÖNAL FEAT. ONURR – “GÜM GÜM”

Ayşe Hatun Önal “Çak Bir Selam”la girdiği yeni yolda yürümeye devam ediyor. Yine aynı ekiple, yani Alper Narman, Onur Özdemir ve Gürsel Çelik’le birlikte kotardığı yeni teklisi “Güm Güm”, 2015’in ilk günlerinde, Sony Müzik etiketiyle düştü müzik marketlerin ve dijital platformların raflarına. Yine popüler kulvarda, yine sloganlı ve bu nedenle kolay dile düşecek bir şarkı bu.
Ayşe Hatun Önal bu defa şarkıya imza atan isimlerden biri olan Onur Özdemir’i de şarkıya dahil etmiş ve “featuring” hadisesine girmiş. Böylece Onurr’a dönüşen Onur Özdemir’i meraklıları bir dönemin en çok umut vaat eden “rock” gruplarından biri olan ama bir tek albümden sonra dağılan Sakin grubundan tanıyorlar aslında. Zaten bu durum, “Güm Güm” yayımlandıktan bir süre sonra sosyal medyada bizim muhafazakâr (nasıl oluyorsa) “rock” tayfası tarafından yazılıp çizildi epeyce. Müziğe ihanet ettiğini düşünenler de var, parayı tercih ettiğini düşünenler de… Var oğlu var. Sanırsınız kötü yola düşmüş!
Bir kere adam gayet doğru düzgün pop şarkılarına imza atıyor. Zira iyi pop şarkısı yazmak ve bunu yaparken ucuz klişelere saplanıp kalmamak, avamlaşmamak öyle sanıldığı kadar kolay bir şey değildir. İkincisi, “rock” müzik yapıyor olmak bir üst sınıfa, klana ait olmak anlamına gelmez. Gelseydi, bu “rock”ın özüne aykırı olurdu zaten.
Evet, “Güm Güm” de tıpkı “Çak Bir Selam” gibi iyi bir pop şarkısı. Türkçe popun genel seyrinin, sıradanlığının uzağında, farklı, dikkat çekici ve kendi kulvarı içerisinde her bakımdan doğru bir şarkı. Ayşe Hatun Önal’ın kendine özgü ses rengine de çok yakışmış. Bu şarkı bu düzenleme ile ve fakat İngilizce sözlerle yurt dışında yayımlansa iş yapar, o derece. Yani bence öyle…
Yeri gelmişken Alper Narman – Onur Özdemir ve Gürsel Çelik’e acilen Ajda Pekkan için bir şarkı yazmalarını önermek isterim. Zira Ajda’yı bu aralar düştüğü alaturka ve arabesk tuzağından ancak bu ekibin elinden çıkacak bir şarkı kurtarabilir gibi gözüküyor.


AYDA – “BOĞAZ’DA YANGIN VAR”

İsveç doğumlu olan ve O Ses Türkiye yarışmasına İngiltere’den katılan Ayda, yarışmada birinci olamamış ama özellikle Halil Sezai’nin “İsyan” şarkısıyla dikkatleri üzerine çekmiş, o günlerde adından epeyce söz ettirmişti.  Sonrasında “İsyan”ın stüdyo kaydını Deezer’da bir ara gördüğümü hatırlıyorum ama şimdi baktım, yok. Sanırım Ayda’yla sözleşme imzaladıktan sonra Sony Müzik onun için yeni bir kariyer planı yaptı.
Ayda’nın bu ilk teklisi “Boğaz’da Yangın Var” adını taşıyor. Alper Narman ve Onur Özdemir tarafından yazılmış şarkının düzenlemesini Gürsel Çelik yapmış. “İsyan” gibi bir şarkıyla dikkat çekmiş bir şarkıcı için atacağı ilk adımda böyle bir şarkı seçilmiş olması neresinden baksanız akıllıca. Eski zamanlardan Sezen Aksu’nun, yakın zamanlardan Sıla’nın yazıp söyleyeceği türden bir şarkı “Boğaz’da Yangın Var”. Haliyle kendi dinleyicisini kolay bulacak bir şarkı.
Gelin görün ki Ayda’nın da tıpkı yurt dışında doğmuş büyümüş diğer nice genç şarkıcımız gibi, özellikle sesli harflerde kendini gösteren belirgin bir aksan sorunu var. Daha hareketli bir şarkıda belki pek de fark edilmeyecek bu durum, bu şarkıda ister istemez yer yer (özellikle ilk cümlelerde) rahatsızlık veriyor. Dinleyici bunu dert eder mi? Sanmıyorum. Ama ben dert ediyorum işte.
Buna karşın Ayda’nın bu tekli için çalıştığı da belli oluyor. Yarışma performanslarına kıyasla çok daha kontrollü şarkı söylüyor ve sesini daha bilinçli kullanıyor. Kalbe dokunan bir ses rengi var bu Allah vergisi durumu lehine çevirebilirse, önümüzdeki dönemin parlayan yıldızlarından biri olabilir. Bu şarkı bunun yolunu açacak gibi görünüyor.



ALEYNA DALVEREN – “KARABİBERİM”

Eski şarkıları sevmenin ve dinlemenin anılarımızı, geçmiş günlerimizi sevmek ve hatırlamakla bir ilgisi var. Yok diyen taş olur. Ondandır ki “cover” yapacaksanız da dikkatli yapın deyip duruyoruz hep. Anılarımızı, geçmişimizi harcamayın bir kalemde. Mesela ‘90’lı yılların o küçük bir Japon’a benzeyen  Serdar Ortaç’ını, onun o jölelenip geriye geriye taranmış omuz hizasındaki saçlarını, iki beden büyük bel üstü hizasındaki pantolonunu, çıplak ve cılız vücuduna giydiği yeleğini o günleri yaşamış hangimiz unuttuk, unutabildik ki? Ya göbeğinden zeytin yediği o esmer güzeli mankeni, yani İlknur Bozkurt’u?.. Gençlik travmalarımızla, hassasiyetlerimizle oynamayın lütfen. “Karabiber”i de “cover” yapmayıverin artık!
Şaka bir yana, gün gelip bir Serdar Ortaç şarkısına “cover” yapıldığı için bozulacağımı söyleseler inanmazdım. Ama enikonu bozuldum işte. Kaldı ki “Karabiberim” hiç de fena bir şarkı değildir. Gayet eğlenceli, kıvrak, Ortaç’ın henüz “iki nota bir beste” düzeyine gelmediği erken dönem güzel şarkılarından biridir. Gelin görün ki 2015 model “Karabiberim” pek fena.
Basın bültenine bakılırsa Serdar Ortaç “uğur şarkısı” kabul ettiği ve bugüne dek kimselere vermediği “Karabiberim”i genç bir yeteneğe vermekte beis görmemiş. Ve Aleyna Dalveren’in seslendirdiği bu yeni model “Karabiberim”, böylece Seyhan Müzik etiketiyle dijital platformlardaki yerini almış.
1996 doğumlu Aleyna Dalveren, Vikipedi verilerine göre Türk pop şarkıcısı, manken ve oyuncu imiş. Arka Sokaklar ve Umutsuz Ev Kadınları dizilerinde rol almış, birçok katalogda da saç ve elbise modelliği yapmış. 2014 Nisan’ında da iki şarkı ve iki farklı versiyondan oluşan “Hastam Çok” adlı ilk teklisini dijital formatta yayımlamış sonra. OIabilir… Elbette bir itirazımız yok. Bir güne bir gün “mankenler, oyuncular, şunlar bunlar şarkı söylemesin,” dediğimi hatırlamıyorum. Ama şunu dedim: “Şarkı söylemeyi bilmeyenler, öğrensin öyle gelsin”. Aleyna Dalveren için bu cümleyi tekrar etmeme bilmem gerek var mı? Dinlediyseniz ya da dinlerseniz, aynı şeyi siz de düşüneceksiniz zaten.
Şarkıcılık fena, düzenleme fena, klip hepsinden fena. Bakmayın siz Kral’da dakika başı yayınlandığına. Parayı veren düdüğü çalıyor, malum. Aleyna Dalveren’in kendini “Türk pop şarkıcısı” (ki pek fazla da yüksek değildir o standart biliyorsunuz) olarak tanımlayabilmesi için daha bir fırın ekmek yemesi lazım. Yoksa dünyanın en popüler şarkısını da “cover” yapsa erken olacak.


EDA RESURRECCİON – “NİHAYET”

Eda Resurreccion’ın şarkısını dinleyip, kimdir nedir diye biraz karıştırınca, Eda Pala ismi çıktı karşıma. Bu isme nereden aşina olduğumu araştırınca da, Kuşadası Altın Güvercin şarkı yarışmalarında iki kez yarıştığını gördüm. 2003’de Pala soyadıyla, 2010’da ise Resurreccion soyadıyla yarışmış. Sonra Sezen Aksu konserlerinde vokalist olarak göründüğü dönem ve o konserlerdeki tek şarkılık solo performansları, engelli çocuklar yararına, onlarla birlikte seslendirdiği “Düş Bahçeleri” şarkının klibi ve dahası 2000’li yılların başından bu yana bir çok farklı mekan ve organizasyondaki sahne deneyimleri döküldü önüme. Bütün bunları keşfedebilmek için mesai harcadım zira Eda’nın ne resmi Facebook sayfasında, ne de resmi internet sitesinde bu bilgiler var.
Nihayet” adlı şarkısı Bordo Müzik etiketiyle geçtiğimiz günlerde dijital platformlara giren Eda Resurreccion’ın bu şarkının da içinde bulunduğu ilk albümünün 14 Şubat’ta yayımlanması planlanıyormuş. Şimdilik bu kadarını bilmemizi istiyorlar sanırım. Ha bir de, albümün müzik direktörlüğünü Vedat Yıldırımbora yapıyormuş. Şarkıların söz ve müziklerini Eda Resurreccion yazmış, düzenlemeleri Selim Çaldıran, Göksun Çavdar ve Ulaş Önal yapmış.
Genellikle bu tip albüm habercisi şarkılar üzerine yazmam ve albümün çıkmasını beklerim ama Eda’nın sesi ve şarkıcılığı ilgimi çekti ve çıkacak albüme şimdiden dikkat çekmek istedim. Çok klişe olacak ama kısaca tek bir cümle yazmak istedim aslında: Yeni bir Nilüfer doğuyor.
Neden böyle bir cümle kurduğumu anlamak için “Nihayet”i dinlemeniz yeterli. Ses rengi, vurguları, şarkı söyleme biçimi ile Nilüfer’i (şimdikini değil ama bir on beş yirmi yıl öncesinin Nilüfer’ini) çok ama çok anımsatıyor Eda Resurreccion. Ama taklit gibi de gelmiyor kulağa. İçi dolu, doygun bir ses ve çok profesyonel bir şarkıcı var karşımızda. Dikkate alınmaya değer. Üstelik şarkısı da gayet derli toplu, eli yüzü düzgün bir pop şarkısı… Albümü dinlemeden kesin bir şey söylemek hata olur belki ama şimdilik tek sorun sadece soyadı gibi görünüyor.
Bir dönem Amerika’da yaşayan ve orada evlenen Eda  Resurreccion, haliyle kocasının soyadını kullanmaya başlamış ama hem okunması, hem de yazılması çok zor bu soyadını neden artistik ad olarak da seçtiğini anlamak mümkün değil. Ben bile şuraya yazarken ilk yazdığımı kopyalayıp duruyorum deminden beri hata yapmamak için. Hatta belki onu da yanlış yazmışımdır.
Öyle ya da böyle, siz Eda’ya bir kulak verin derim. Sonra hep beraber albümü bekleyelim bakalım.


GÖKÇE KILINÇER – “AŞK BENİ BULUNCA”

Bugünlerde dijital pltaformlara servis edilen albüm habercisi bir başka şarkı da Gökçe Kılınçer imzası taşıyor. Kılınçer’in “Aşk Beni Bulunca” adı verilmiş bu şarkısı, Dokuz Sekiz Müzik etiketiyle yayımlandı.
Şarkıyı duyur duymaz çok etkilendim ve heyecanlandım. Türkçe müzik içerisinde farklı, enteresan bir deneme. Çok retro, çok “cool”, belki çok orijinal değil ama çok cesur bir deneme. Amy Winehouse şarkılarına mı benzetirsiniz, yoksa Facebook sayfasına yapılan bir yorumdaki gibi “Tom Waits ezgileri ile Korhan Futacı samimiyetini harmanlamış” mı dersiniz bilemem ama kesinlikle ilgiyi hak ediyor Kılınçer’in bu şarkısı. Kaldı ki ben Türkçeyi eze büze, çeke uzata şarkı söyleyen ve bunu alternatif olmak adına yapanlardan hiç haz etmem, bilirsiniz. Gökçe Kılınçer tam da öyle yapıyor. İngilizce söylemek için ağzını açmışken, son anda Türkçe söylemeye karar vermiş gibi söylüyor. Ya da yanakları şişkin gözüksün diye ağzının iki yanına iki kiraz saklamış gibi (“sıbınnda hııııaaasret var” diyor mesela ”sabahında hasret var demek isterken”.) Olsun varsın. Onlar düzelir ama bu tarz şarkılar kolay kolay yapılmaz bu memlekette.
Gökçe Kılınçer’le ilgili de pek bilgi yok sanal âlemde. “Ankara doğumlu, İstanbul-Londra merkezli (o nasıl oluyorsa artık) yorumcu, besteci, gitarist” cümlesi var sadece. Belki albüm çıkınca daha fazla bilgi edinebiliriz.
Dinleyelim, dinletelim, sonra da oturup albümünü bekleyelim derim ben.

YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, ŞUBAT 2015, İSTANBUL
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe