EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

22 Temmuz 2014 Salı

DOSYA : TÜRKİYE'DE ''SAYGI'' ALBÜMLERİ !


Türkiye'de Tribute (Saygı) albümler birbiri ardına dinleyici ile buluşmaya devam ediyor. Bu zamana kadar Aysel Gürel, Onno Tunç, Uzay Heparı gibi pek çok sanatçı için hazırlanan tribüte albümlere yakın zamanda Kayahan albümü de eklenecek. 

Henüz yayımlanmadan hakkında konuşulmaya başlanan tribüte albümler yeterince ses getiriyor mu? Bu albümlerde yer alan isimler neye göre seçiliyor? Projeler doğru kurgulanıyor mu? sorularını ülkenin önde gelen müzik yazarlarına sorduk...



Yavuz Hakan Tok ( Müzik Yazarı) : Saygı albümleri ses getiriyor evet, bunu inkâr edemeyiz. Ama daha ziyade ‘albümde kim hangi şarkıyı söyleyecek’ safhasında ses getiriyor; çünkü nispeten haber değeri var. Ama arkası gelmiyor zira bu albüm projelerinde genellikle dağ fare doğuruyor. Bunun birkaç sebebi birden var. Bir kere bu tip işlerin yapımcılar açısından ticari bir cazibesi var. Başka bir sebeple bir araya gelmesi pek mümkün olamayacak şarkıcılar, söz konusu bir saygı albümü olunca kolay ikna oluyorlar ve böylece alıcının iştahını kabartacak kadrolar kurulabiliyor. Diğer taraftan da saygı albümü yapılan isimler tek başına satış şansı da getiriyor. Mesela Ahmet Kaya, Barış Manço ya da Kayahan’ın sevilen şarkılarından oluşan bir albüm fikri bile tek başına kulağa hoş geliyor. E şarkıları söyleyenler de sevilen isimler olunca ortada un var, şeker var, yağ var gibi bir durum oluyor. Ne ki malzeme tamam olsa da helvanın kıvamını tutturmak o kadar kolay olmuyor.

Bence bu tip albümlerdeki temel sorun doğru şarkıların doğru şarkıcılarla eşleşmesinde yaşanıyor. Bu ciddi bir prodüktörlük zekâsı ve deneyimi gerektiren, zor bir iş. Bu işi tamamen şarkıcılara ya da saygı albümü yapılan kişinin kendisine bıraktığınızda ya da prodüktör olarak türlü matematik hesaplar ve şarkıcı-besteci ilişkileri düzleminde bir takım kurnazlıklar yaptığınızda ortaya çıkan tercihler, müzikal doğrularla ve dinleyicinin beklentisiyle kesişmeyebiliyor. Öyle ya, Barış Manço’ya saygı albümünde ticari beklenti dışında hangi sebeple Hülya Avşar’a yer verilebilirdi ki?
Mesela Tarkan’ın Aysel Gürel albümündeki  “Firuze”den sonra şimdi de Kayahan albümünde “Yemin Ettim”i söylemesi düpedüz ticari ve kolaycı bir seçim gibi görünüyor. Sahiden yakıştığı için, tarzına en uygun şarkılar olduğu için bu şarkıların seçildiğini düşünmüyorum açıkçası. Daha çok “en parlak hit, en parlak stara gider” formülü devrede gibi.
Bir de tabii şarkılar doğru şarkıcılarla eşleşse bile, her “cover”da karşımıza çıkan diğer temel problemler var. Şarkının orijinaliyle aramızda eskiden beri süregelen duygusal bağımızın, kulak aşinalığımızın ırzına geçilmesi, düzenlemelerin yetersizliği ya da tatsızlığı, deneysel şeyler yapalım derken şarkıyı tanınmaz hale sokmalar ve benzerleri gibi.



Arzu Çağlan ( Radyo Programcısı) : Çoğu konuda olduğu gibi bu konuda da bir tuhaflık yaşıyoruz aslında. Yıllar önce Melih Kibar için yapılan bir albümle başlamıştı bu hürmet albümü geleneği. Ben tribute yerine hürmet demeyi tercih ediyorum. Orhan Gencebay, Aysel Gürel, çok kaliteli işler yapıldı. İyi tirajlar yakaladı. Hem bizim gibi müzik camiasından olan insanları, hem de yeni şeyleri seven dinleyiciyi heyecanlandıran işler oldu bunlar. Fakat özellikle Orhan Gencebay albümü rekor bir satış yapınca, film orada koptu.
Dünyada hürmet albümlerinin listelerde yarışmaya çalıştığını görmeyiz. Çünkü, orada ana amaç güçlü bir isme diğer müzisyen dostlarının bir vefa, sevgi ve saygı gösterisi olarak kalite önemlidir. O ismin hayranları da alır onu kolleksiyonlarında bir köşeye koyarlar. Bizde ise bu durum giderek vahşileşiyor. Hepimiz öncelikle bu albümlerde yer alan isimleri öyle bir maratona sokuyoruz ki, hürmet albümleri giderek arenada aslan dövüşüne döndü.

Öte yandan, öyle acemi, öyle fiyasko isimler öyle şarkıları söyleyeme kalktılar ki, vefa albümleri de bir vefasızlık albümüne dönüştü. Plakçıların genç isimleri promote etme veya vasat şarkıcıların sınıf atlama kaygısı ile bir çok eser katledildi. Ahmet Kaya ve Müslüm Gürses albümleri bu manada, bence bu iki isim için yapılmış vefasızlık albümleri olarak tarihe geçtiler. Necati Şaşmaz'dan Hülya Avşar'a, Semih Saygıner'den Oktay Kaynarca'ya arabesk yorumdan zerre haberi olmayan insanlar hangi cüretle babanın albümüne seçildiler ve kabul ettiler bilmiyorum. Yine Ahmet Kaya'nın alelacele, çoğu ismin ev stüdyosunda yapıp gönderdiği şarkıları içinden de bir kaç tanesi hariç hiç biri yükselemedi. Hatta, Ahmet Kaya fanları sosyal medyada bu şarkılara lanet okudular. Çünkü, mesela bir Kum Gibi mahvolmuştu.

Sonuca gelirsek, bu albümleri hak eden çok isim var ülkemizde. Ancak, nice zorluklar, nice baskılar altında bu şarkıları canlandıran bu isimlere, süslü püslü cipleri ile gelip, en son teknoloji stüdyolarda bu ölümsüz şarkıları mahvetme hakkını veremeyiz. Herkes haddini bilsin. Yapılacaksa albümler, titizlikle, gerçek yorumcularla ve bir işbirliği ile yapılsın. Sen yap şarkıyı yolla koyarız ile olmuyor canım.




Murat Meriç ( Müzik Yazarı ) Bu albümlerin kısa bir süre için çok ses getirdiği muhakkak; en azından çıktığı tarihlerde çok konuşuluyor, gündemi meşgul ediyorlar ancak sonrasında hızla yok oluyorlar. Bugün Onno Tunç albümünü kaçımız hatırlıyor? Üç Hürel albümünden kaç kişi haberdar? Sorduğumuzda bugüne kadar çıkan "tribute" albümleri bir çırpıda sayabilecek kaç kişi var? Daha yakın zamana gidelim: Çok değil iki yıl önce fırtınalar kopartan Orhan Gencebay albümünü ya da o albümde şarkı söyleyenleri kaçımız hatırlıyor? Soruları artırabiliriz. İşin özü şu: Bu albümlerin kaderi, kalıcı olamamaları. Bu konuda bu yılın başlarında BirGün'de uzun bir yazı yazmış, şunu söylemiştim: Türkiye'de "saygılı bir saygı albümü" maalesef yok denecek kadar az. Bu tür albümler işin gereğini yerine getiremiyor, meşhurları bir araya toplamaktan öte gitmiyor. Olay basit aslında: Bu albümlere katılanlar, şarkıları kendi tarzlarında yorumlar ve ortaya bambaşka, yepyeni, daha da önemlisi şaşırtıcı ürünler çıkar. Bizde bu yanlış anlaşılıyor. Örneğin, az önce sözünü ettiğim Orhan Gencebay albümünde, tek tornadan çıkmış düzenlemelerin memleketin meşhurlarınca seslendirilmesi, albüme hareketlilikten öte tekdüzelik katıyor. Bu, yapımcılarla ilgili bir sorun. Herkes kendi sanatçılarıyla çalışmak istiyor ve bir düzenlemeciyi/yorumcuyu ön plana çıkartıyor. Böyle olunca da olay “saygı”dan ziyade ticari bir boyuta geçiyor. Bu aşılamadığı sürece Türkiye’de gerçek anlamda bir “tribute” albüm yapmak zor. Projeler maalesef doğru kurgulanmıyor, çoğunda ortada fikirden öte bir proje bile yok! Bundan 14 yıl önce yapılan ve memleketin ilk "tribute" albümü diyebileceğimiz "Şarkılar Bir Oyundur / Bülent Ortaçgil için söylenmiş Bülent Ortaçgil şarkıları" hâlâ bu albümlerin en iyisi. Bu bile durumun vehametini yeteri kadar açıklıyor bence.

Dosya Haberi: Ahmet Erten/ Hayat Müzik/2014

Share this post

5 yorum Yeni Yorum Yap

  1. Ne kadar başarılı bir dosya olmuş.. Ellerinize sağlık. Benim favorim de Murathan Mungan'a saygı albümü. Söz Vermiş Şarkılar...

    YanıtlaSil
  2. iyi yapılan müzik alıcısını buluyor. mesela ben özdemir erdoğan'a hürmet albümünü beklerim ve isterim ancak ticari olarak nasıl sonuç verir bilemem. mesela bulutsuzluk özlemi ve zülfü livaneli için de yapılmalıdır. ama ilerde mutlaka yapılması gereken albüm sezen aksu albümüdür. ancak sanatçılar yine en büyük hitleri okurlar. onun yerine gizli kalmış şarkıları tercih etseler daha güzel olur. kayahan'a yapılacakmış dediniz, allah aşkına bir saygı albümünde de hayko cepkin,yavuz bingöl,haluk levent olmasın arkadaş. bir de şöyle bir durum var. şarkıyı seçecek olan kişi, nilüfer,zerrin özer gibi muhteşem yorumcuların okuduğu eserleri okumasınlar. zerrin özerin 'yoksun sen' yorumunu kim geçebilir? beni anlamadın ya'yı nilüfer'den başka kim coşturabilir? sarı saçlarından sen suçlusun'un introsundaki ve şarkının tamamındaki sert ve puslu havayı hangi aranjör verebilir? yoksa batırmasınlar şarkıları. allah bilir 'bir aslan miyav dedi'yi çocuk korosu gibi bir şeye söyletirler. bir şarkyı hüsnü şenlendirici klarnetiyle çalar vs. kayahan'ın 'tutulmayan küçük enişte' tarzı şarkılarını kimler söyleyecek çok merak ediyorum.ama ebru gündeş gibi alaturka söyleyenler olmasın lütfen.sabahlar uzak'ı nasıl batırdı. bir de şu var, kayahan'ın şarkılarında olan akustik gitar ve onun alametifarikası akorları var. hangi enstrümanistler becerebilecek bakalım.mesela 93 rüzgarı'nı 2014 rüzgarı adıyla kim çalabilecek? aslında söylenecek çok şey var.

    YanıtlaSil
  3. evet. bugün albümü dinleme fırsatı buldum. Mine Koşan haricinde kulağımı tırmalayan sanatçı yok. Mustafa Ceceli kendisine en yakışmayan şarkıyı seçmiş. sesi 'sarı saçlarından sen suçlusun' için çok ince kalmış. 20 şarkılık albümde 15 kadın sanatçı var. bilinçli mi yapıldı bilmiyorum. nilüfer güzel okumuş ama çıkışlarda artık eskisi gibi kuvvetli değil. zorlanıyor sanki. suat suna'nın sesini özlemişiz. halbuki çok yetenekli ama son işleri tat vermiyor.

    YanıtlaSil
  4. Bu tür "saygı albümlerinde" en iyileri BÜLENT ORTAÇGİL, MELİH KİBAR ve ONUR AKIN için yapılanlar oldu, diğerleri saygı albümünden çok o şarkıcının seçme şarkılarının başka şarkıcılarla söylendiği toplama albümler sadece.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet bence de, Melih Kibar'ınkiler en iyiler arasında.

      Sil

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe