EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

17 Nisan 2014 Perşembe

YAVUZ HAKAN TOK ''NİSAN'' TEKLİLERİNİ YAZDI!


CANSU – “KALK GEL BANA”

İlk albümü “His”, 2011 yılında piyasaya çıkmış olsa da Cansu’nun adını başkalarına verdiği şarkılar/şarkı sözleriyle duymuştuk biz. Kendi şarkılarından oluşan ilk albümünde ise bu kez şarkıcı olarak karşımıza çıktı. Kendi halinde, kendi müziğini öneren, derli toplu bir albümdü bu. 2013 yılında ise dijital platformlarda yayımlanan “Batak” adlı teklisiyle sanki bir parça daha dikkat çekici olma iddiasında idi Cansu. Erkin Koray müziğinin tınılarını taşıyan ve hiç de fena bir şarkı olmayan “Batak” beklediğim kadar ses getirmedi. Sanki yeterli tanıtım da yapılmadı şarkı için. Geçtiğimiz günlerde ise Cansu’nun yeni teklisi “Kalk Gel Bana”, Dokuz Sekiz Müzik etiketiyle dijital platformlardaki yerini aldı.
Yine ilk albümündeki, aslında genel olarak bütün Cansu şarkılarındaki çizgiye yakın bir şarkı yapmış Cansu. Büyük sözler, abartılı cümleler barındırmayan, derdini olanca yalınlığı ve naifliğiyle anlatan, dokunaklı bir kadın şarkısı “Kalk Gel Bana”. Çağrı Telkıvıran tarafından yapılan düzenleme de bunun altını çiziyor ve şarkı ılık bir bahar meltemi gibi okşuyor dinleyenin kulağını. Bunda Cansu’nun şarkı söyleme stilinin de etkisi var elbette. Çok yumuşak, çok feminen, bir parça kırılgan ve teknik olarak da tertemiz (belki de bu yüzden “Batak” gibi agresif bir şarkıyı kendisi söylememeliydi diye düşünmüşümdür.)
Bununla birlikte şarkının klibi ve onunla paralel görsellikteki dijital tekli kapağı çok başka bir iddiada. Son dönemde izlediğim en göz alıcı klip; buna amenna. Ama keşke bu görsel çalışma daha hareketli ve eğlenceli bir şarkı için kullanılsaymış. Klip şarkının üzerine çıkmış gibi duruyor. Şarkı neresinden baksanız o derece iddialı ve dikkat çekici değil çünkü.


EMRE YÜCELEN – “ŞEKER PEMBESİ”

Dört başı mamur bir müzisyen Emre Yücelen... Vokal koçluğundan ses teknisyenliğine, şarkı yazarlığından şarkıcılığa ve de enstrümanistlikten müzik eğitmenliğine uzanan bir yelpazede yıllardır sektörün gizli kahramanlarından biri olarak dirsek çürütürken, 2009’da piyasaya çıkan ilk albümü “Kelebek” ile şarkıcılık kariyerini ön plana çıkardı. Ancak 2012 çıkışlı üç şarkılık mini albümü “Mutluluk Köyü”, özellikle Gülben Ergen’le düet söylediği aynı adlı şarkıyla ilk albüme nazaran daha fazla dikkat çekici oldu.
Emre Yücelen’in yeni şarkısı “Şeker Pembesi” geçtiğimiz günlerde Arpej Müzik etiketiyle dijital platformlarda satışa sunuldu. Teklide sözleri Erhan Çelik’e, bestesi Emre Yücelen’e ait olan şarkının üç farklı versiyonu yer alıyor. Düzenlemeler de Emre Yücelen tarafından yapılmış.
Tam da mevsimlik bir şarkı bu… Kolay akılda kalıcı, esprili, neşeli ve eğlenceli… Şarkının çapkın sözleri ve özellikle de alaturka nağmeli nakarat melodisi eski Levent Yüksel havalarını anımsattı bana ilk dinleyişimde. Emre Yücelen her zamanki gibi tek notayı yanlış basmadan, sesine alabildiğine hâkim kalarak söylüyor şarkıyı. O da bunun farkında ki ses aralığının sınırlarında dolaşmayı seviyor. Neyse ki bu durum her şarkısında değil ama bu şarkıda kulağı yormuyor.
“Şeker Pembesi”nin özellikle Ankara versiyonunun ‘eğlendiren şarkılar’ kategorisinde iş yapmaması için hiçbir sebep yok. Bu sebeple tam da yaz başında bir klip desteğine ihtiyaç var gibi gözüküyor ki şu ana kadar Yücelen cephesinden bir klip haberi gelmiş değil.


YILDIZ KAPLAN – “SÖZ”

Yıldız Kaplan pop müzikte birçok “star”ın yapmayı akıl edemediğini yapıyor ve belirli aralıklarla yeni şarkılarla dinleyici karşısına çıkıyor. Müzik dinleme alışkanlıklarının dijital dünyaya hapsolmaya başladığı, müzik yayını yapan radyo ve televizyonların albümlerle değil, şarkılarla ilgilendiği bu devirde bu yöntem akıllıca. Kaplan’ın yeni şarkısı “Söz” geçtiğimiz günlerde Seyhan Müzik etiketiyle dijital platformlarda satışa sunuldu.
Söz ve müziği Şehrazat’a ait şarkının düzenlemesi Alper Atakan tarafından yapılmış. Her bakımdan katıksız bir pop şarkısı “Söz”. Şehrazat’ın ustalıklı ve imzası belirgin şarkı yazma tekniği, genç kuşak aranjörlerin en başarılılarından biri olan Alper Atakan’ın maharetiyle birleşmiş, Kaplan da şarkıcı olarak üzerine düşeni hakkıyla yerine getirmiş.
Bir tek nokta var ki söylemeden geçemeyeceğim. Herkesin malumu; Ajda kariyerinin ’90 ve sonrasında azımsanmayacak bir Şehrazat etkisi var ve Ajda’nın şarkıcılık denklemini Fikret Şeneş’ten sonra en iyi çözmüş isim Şehrazat. Hal böyleyken, her ne kadar artık araları bozuk olsa da Şehrazat’ın bazı şarkılarını hâlâ Ajda Pekkan’a yakıştırmaya devam ediyorum ben. “Söz” tam da böyle bir şarkı. Nitekim Yıldız Kaplan’ın yorumunda da yer yer Ajda izleri kaçınılmaz olmuş. Şarkı bunu istemiş çünkü.


EMRE ALTINOK – “FİRAR”

Çocuk yaşlarında gitar çalmayı öğrenen, 2003 yılından itibaren sahnede çalıp söylemeye başlayan Emre Altınok, Serhan Yasdıman, Serhat Şensesli, Mustafa İşleyen gibi ehil müzisyenlerden oluşan MelodiMenko adlı orkestrasıyla 2006 yılından bu yana hem İspanyolca hem de Türkçe flemenko ve pop şarkılar söylediği sahne programları yapmaya devam ediyor.
Türün sevenlerinin yıllardır yakından takip ettiği Altınok’un ilk albümü “Dört Duvar”, 2011 yılında piyasaya çıkmıştı. Sözleri İlke Özalp Altınok, bestesi Emre Altınok imzası taşıyan “Firar” adlı şarkının bulunduğu tekli ise geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle dijital platformlarda yayımlandı.
Görünen köy kılavuz istemiyor. İspanya, Endülüs ve Doğu Akdeniz coğrafyasının müziği hem ritmik hem de melodik açıdan Türk insanın kulağına çok yakın ve bu yüzden de her daim sevildi/seviliyor. Pop müzik zaten yeterince bu kaynaktan beslenirken “Ağla Gitar Çal Gitar” gibi, “Endülüs’te Raks” gibi alaturka örnekler bile yapıldı zamanında. Geçmişte Ajda Pekkan’dan Erol Büyükburç’a, yakın geçmişte Aşkın Nur Yengi’den, Sertab Erener’e bir dolu şarkıcının bir dolu şarkısında duyduk/sevdik bu müziğin izlerini. Kariyerini tamamen bu tür üzerine inşa edenler de oldu; Ege gibi, Yaşar gibi, Onur Mete gibi… İşte Emre Altınok’u da bu ikinci kategoriye dahil edebiliriz.
Kıvrak melodisi ve akılda kalıcı sözleriyle “Firar”, ilk dinleyişte kulağa yerleşiyor. Gitarların çalınış biçiminden, geri vokaline, ritim yürüyüşünden Altınok’un kırçıllı sesine dek her ayrıntısıyla tipik bir Türkçe flemenko-pop şarkısı bu. Emre Altınok kendinden emin ve net şarkı söyleme biçimiyle şarkıcı olarak hemen dikkat çekiyor. Kim tarafından yapıldığını bilemediğim düzenleme de (dijital teklilerin künyesizlik sorunu ve basın bültenine bu bilginin yazılmamış olması nedeniyle) türün bütün gerekliliklerini sonuna kadar yerine getiriyor. Ne ki şarkıyı kimin söylediğini bilmeden dinleseydim hiç tereddütsüz Onur Mete diyebilirdim; o derece bir karakteristik benzerlik söz konusu, bunu da söylemeliyim. 


YEŞİM SALKIM – DUYMAYAN KALMASIN

1994 yılında piyasaya çıkan ilk albümü “Hiç Keyfim Yok”tan bu yana on albüm, bir oyun müzikleri albümü  ve dört de tekli yayımladı Yeşim Salkım. Dönemdaşlarıyla kıyaslandığıyla bu sayı hiç de az değil. Bu durum çalışkanlıkla birlikte bir parça da çabuk sevmek ve çabuk vazgeçmekle de ilgili gibi geliyor bana. Neredeyse her albümde başka isimlerle, başka ekiplerle çalıştı ve başka şeyler denedi Yeşim Salkım.
Ona parlak bir çıkış sağlayan ilk albümü (“Ben Yoldan Gönüllü Çıktım”ları, “Son Sigara”ları filan) bir kenara koyarsak, bugüne dek yaptığı işler arasında adıyla özdeşleşen “Deli Mavi” şarkısının ve 1997 çıkışlı “Yoktan Geliyorum” albümünün ayrı bir yeri vardır. Söz konusu albüm, özellikle de albüme adını veren şarkıyla Türk popunun ‘90’lı yıllarının en iyi ekip çalışmalarından biridir. “Deli Mavi”nin artık bir klasik olduğu ise herkesin malumu… Bir de bunların yanına ben kendi adıma “Sen Nasılsan Öyleyim” albümünü koyabilirim. Konsept bir albümdür, farklı bir kulvardadır ve tam da bu sebepten ayrıcalıklıdır bence. Yeri gelmişken itiraf etmeliyim ki söz ve müziği bana ait “Yuvarlanan Taşlarbile, kendi şarkım olmasına rağmen, düzenlemesini sevmemem nedeniyle benim için en iyi Yeşim Salkım şarkıları arasında değildir.
Salkım, geçtiğimiz günlerde Yeşil Müzik ve Eğlence Fabrikası ortaklığıyla dijital platformlarda yayımlanan yeni şarkısı ile bir kez daha kendi geçmişine selam gönderiyor. “Vefa Borcu” albümünde çocukken babasının sesinden dinlediği alaturka şarkıları, “Sen Nasılsan Öyleyim” albümünde ise aile köklerinin dayandığı Balkan topraklarının şarkılarını seslendiren Yeşim Salkım, bu kez de babasının elli yıl kadar önce popüler olmuş bir şarkısını yeniden söylemiş. “Duymayan Kalmasın” ilk kez Dursun Salkım tarafından plak yapılmış, bu plak yayımlandığı dönemde altın plak ödülü alacak kadar çok satılmış ve Dursun Salkım’ın kariyerindeki sayılı pop şarkıdan biri olarak müzik tarihine geçmişti.
Orijinali Yunanca bir şarkı olan ve Türkçe sözleri Selahattin Sarıkaya tarafından yazılan “Duymayan Kalmasın”ın bu yeni düzenlemesi Tolga Kılıç tarafından yapılmış. Zaten yeterince eğlenceli ve fıkır fıkır bir şarkı iken, yeni düzenleme bunu daha da hissettirir olmuş. Yeşim Salkım’ın sesi ve şarkıyı söyleme biçimi ise bana ilk albümündeki Yeşim Salkım’ı çağrıştırdı (belki “duble” vokal kullanıldığı içindir, bilemiyorum.)

YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, NİSAN 2014, İSTANBUL 
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe