EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

24 Nisan 2014 Perşembe

YAVUZ HAKAN TOK GÜNCEL TEKLİLERİ DEĞERLENDİRDİ!


İREM DERİCİ – “KALBİMİN TEK SAHİBİNE”

İrem Derici, doğru bir strateji ile arayı sıcak tutuyor ve bir şarkısı düşüşe geçtiğinde yeni bir şarkı sürüyor piyasaya. Derici’nin yeni teklisi “Kalbimin Tek Sahibine”, geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle dijital platformlarda satışa sunuldu.
Söz ve müziği Hüseyin Boncuk’a ait bu şarkı, meğerse İrem Derici hayranlarının isteği ile tekli olarak yayımlanmış. Zira Derici bu şarkıyı geçtiğimiz 14 Şubat’ta Beyaz Şov’da söylemiş ve şarkı o gün bugün hayranlarının dilinden düşmemiş.
Aşıklar için göz göze dans etmelere, birlikte söylemelere pek müsait sözleri, onu tamamlayan dans ritmi ve eşlik etmesi çok kolay melodisi ile neresinden baksanız, “Kalbimin Tek Sahibine”nin sanayi tipi bir “hit” olmaması için hiçbir neden yok. Tam da yaz başı; neden böyle bir yavaş tempolu şarkı diye sorsanız, size mevsimin düğün mevsimi olduğunu, gelin adaylarının ilk dans şarkısı aramaya çoktan başladığını hatırlatırım. İrem Derici zaten bu ara ne söylese gidiyor; öyle bir kitle yarattı kendine. Ama işte gelin görün ki gözde bir şarkıcı ile “hit” adayı bir şarkıyı bir araya getirmekle iş bitmiyor her zaman. 
Düzenlemesi Mustafa Ceceli tarafından yapılan bu şarkı, tam da Ceceli’nin ya da bilemediniz Ferhat Göçer’in söyleyeceği türden… Daha ilk dinleyişte ben kendi adıma bu şarkının İrem Derici’de eğreti durduğunu düşündüm. O çılgın, deli dolu, hatta bir parça “arıza” genç kızın dilini ve imajını ehlilleştiren, durduk yere hizaya sokan türden. Tabii bu benim düşüncem. Yoksa şarkı kendi kitlesini bulup Derici’nin “tıklanma rekorları”na bir yenisi ekleyecektir; ondan şüphem yok ki bu satırların yazıldığı gün ve saatte TTNET Müzik platformunda hem indirme, hem de dinlemelerde 1 numaraya yerleşmişti bile.
Şarkıya çok uygun, romantik bir kapak fotoğrafı ve tasarımı ile sunulan tekli, İrem Derici kariyerine “dolgu” işlerinden biri olarak yazılacaktır ileride. Hani geriye dönüp baktığımızda “olmasa da olurdu” diyeceklerimizden…  


RAVİ İNCİGÖZ FEAT. MUSTAFA CECELİ – “ŞEKER”

Bu aralar bir yaz düğünü açılış dansı şarkısı da Ravi’den geldi. Her kulağın kolay alışmayacağı ses rengine karşın şarkıcılığından çok, iyi şarkı sözleri ve besteleriyle kendine pop kulvarında bir yer edindi Ravi. Yakın dönemde en fazla ses getiren bestesi de Ceceli’nin seslendirdiği “Sevgilim” olmuştu. O da bir ilan-ı aşk şarkısıydı; “Şeker” de öyle. Bu türün ağa babası sayabileceğimiz “Cennet” (Ferhat Göçer) şarkısından bu yana, bu kulvar hiç boş kalmıyor. Müptelasıysanız, İrem Derici’nin “Kalbimin Tek Sahibine”sinin ardından hiç ara vermeden “Şeker”i dinlemeye başlayabilirsiniz.
Ama işte oradaki doz çok önemli… Yeşilçam melodramlarının ağdalı romantizmine, abartılı sevda cümlelerine bulanmaya başladığınız anda, bir yapış yapışlık hissi hâsıl oluyor, gidip elinizi (daha doğrusu kulağınızı) yıkamak ihtiyacı hissediyorsunuz.  Hele ki bir de şarkının içinden “şeker yapışmış sanki diline” gibi bir cümle geçiyorsa (hani “kuş beyinli densiz, şimdi uyu bensiz” türevi gider dozu aşmış şarkıların ters açısı gibi düşünün.) Bu romantizm bana fazla geldi ama ticari başarı kazanacağından endişem de yok tabii yine.
Bir de şunu söylemek lazım; tamam bu “featuring” meselesinin gözünü çıkarmaya niyetliyiz, onu anladık da zaten iki erkeğin düeti için en doğru şarkı olmayabilecek bu şarkıda Ceceli’nin düet yaptığını söyleyebilmek mümkün değil. Sonlara doğru nakaratı tekrarlıyor sadece. O da usulen yapılmış gibi; maksat “featuring” olsun hesabı. Olsun ki Ceceli hayranlarına da göz kırpılsın. Ravi’nin buna ihtiyacı var mıydı, bilemedim.


ATİYE & İSKENDER PAYDAŞ – “YETMEZ”

Doğru bir albüm yanlış bir strateji ile nasıl heba edilirin dersi olarak içinde bulunduğumuz dönemde Atiye’nin “Soygun Var” albümünü örnek verebiliriz. “Soygun Var” gibi etkili bir şarkının ardından, albümün en zayıf ve en manasız şarkısı “Ya Habibi”ye klip çekmenin tartışılır bir yanı yok. Bu saatten sonra o albüm yeniden gündeme gelir mi bilemem ama Atiye bu kez albüm dışı bir işle, bir İskender Paydaş ortaklığı ile çıkıyor karşımıza. Sözleri Murat Güneş’e, bestesi ve düzenlemesi İskender Paydaş’a ait “Yetmez” adlı şarkının teklisi geçtiğimiz günlerde Pasaj Müzik etiketiyle dijital platformlarda satışa sunuldu.
Hem Paydaş, hem de Atiye açısından ters köşe bir iş bu. Zira İskender Paydaş’ın son dönemde kendi adını koyduğu projeler daha ziyade elektronik dans müziği odaklıydı ve nicedir ondan beklenen de yine bu odak çevresinde dolanacak “Zamansız Şarkılar 2” albümü idi. Oysa bu teklide yer alan şarkı Paydaş’ın “rocker” tarafından ilham almış gibi duruyor. Hatta siyah beyaz klipte, şarkıcının bir basamak yükseğinde duran davul setinin başındaki Paydaş, bana Mirkelam’ın “Her Gece” klibindeki genç Paydaş’a gönderme yapıyormuş gibi bile geldi. Yanı sıra bu şarkı Atiye’den duymaya alışageldiğimiz şarkılardan da değil. İki ismi birada gördüğünüzde az çok duyacağınızı tahmin ettiğiniz şeyi duymuyorsunuz velhasıl. Farklı bir şey duyuyorsunuz ki bu tek başına iyi bir şey.
Etkili sözleri ve bestesiyle iyi bir şarkı “Yetmez”. Ticari şansı ne olur, onu kestiremiyorum ama arada böyle farklı şeyler duymak istiyor bu kulaklar.
Bir cümle de kapak tasarımı için: Tamam teklilerin kapak tasarımları pek önemsenmiyor, çalakalem yapılıyor ama bu kadar Photoshop’u ben bile yapabiliyorum artık. Her ikiliden Murat Boz ve Gülşen pozu beklemiyoruz elbette ama bir stüdyoya girip birlikte iki poz vermek bu kadar zor olmasa gerek.


AYŞE HATUN ÖNAL – “ÇAK BİR SELAM”

Mankendi şarkıcı oldu, “ayılık var hamurunda” diye şarkı yaptı filan demedi hiç kimse. Başından bu yana Ayşe Hatun Önal’ın şarkılık macerası enteresan bir saygı gördü, farkında mısınız? Çünkü derli toplu, akıllıca işler yaptı. Büyük ve iddialı şarkıcılık performansı gerektirmeyen elektronik müzik kulvarından yola çıktı, doğru isimlerle çalışarak türün memleket sınırlarında yapılmış başarılı örneklerine imza attı.
Son olarak 2012 yılında Birol Giray’ın “Sen Ve Ben” adlı şarkısında ismini gördüğümüz Ayşe Hatun Önal’ın yeni teklisi “Çak Bir Selam”, geçtiğimiz günlerde Sony Müzik etiketiyle dijital platform ve müzik market raflarında yerini aldı.
Alper Narman ve Onur Özdemir imzası taşıyan şarkının teklisinde üç farklı versiyon var. Orijinal “mix”, Ozan Bayraşa tarafından yapılmış. Yanı sıra Gürsel Çelik şarkının “Gurcell Style Mix”, Mithat Can Özer ise “Club Mix” versiyonlarını hazırlamış.
Şarkı Türk popunun hiç vazgeçemediği marş ritminin bir nevi gözünü çıkarıyor. Düpedüz marş artık bu… Haliyle adı da boşuna “Çak Bir Selam” değil. Ama esprili, eğlenceli sözleri ve de armonisi gereği bir dinleyişte kafaya takılan, ezbere alınan bir melodisi var. İşiniz pop yapmaksa, bu kadarı yeter de artar bile çoğu zaman. Yetiyor da nitekim.
Tabii burada asıl mesele Ayşe Hatun Önal’ın bu inişli çıkışlı pop şarkısında elektronik şarkılardaki serin (“cool” manasında) ve durağan vokal tekniğini bir kenara koyup, şarkı icabı sıcak (“hot” manasında) bir pop şarkıcısına dönüşmesi. İşte Önal bu virajı zorlanmadan almış gibi görünüyor. Parmağınızı ısırmıyorsunuz dinlerken belki ama o, şarkının istediği, hak ettiği kadarını veriyor (en azından stüdyo şartlarında vermiş.) Hatta bundan iyisi can sağlığı bile denilebilir; o derece.
Böylece önümüzdeki sıcak günlere neşe ve eğlence katabilecek (elde var) bir şarkımız oldu ki bu aralar bu iddiadaki şarkıların piyasaya sürülme mevsimi biliyorsunuz (“yaz” ve “damga” sözcüklerinden uzak durmaya gayret ettim farkındaysanız.) Ayşe Hatun Önal, elektronik şarkılarını sevenleri bir parça hayal kırıklığına uğratmak pahasına da olsa pop arenasında bu şarkıyla başka bir hamle yaparsa, buna çok da şaşırmamak lazım.
Bu arada benim gibi marş ritminin basitliğine kolay tav olanlardansanız, şarkının diğer iki versiyonuna adapte olmakta zorlanabilirsiniz. Zira özellikle “Gurcell Style Mix”te (ki Gürsel Çelik hep iyi “mix”ler yapar aslında) ritim başka, vokal başka telden çalıyor durumu var. Belki farklı bir ritim için farklı bir okuma yapılmalıydı; belki de yapılmıştır da ben anlamamışımdır ama ben bu “mix”i dinlemekte zorlandım. 
Kapak mı? Şarkının adı gibi; bir selam çakıyor ve alakasız da olsa, benim gibi çocukluğu TRT ekranlarından İkinci Dünya Savaşı filmleri izlemekle geçmişlerde nostaljik bir tanıdıklık duygusu uyandırıyor.


ALİ BARUT – “HER UYANIŞTA ÖLÜYORUM”

Genç bir müzisyen Ali Barut… İngiltere’ye bilgisayar bilimi okumaya gidip, müzik bölümüne geçiş yapmış ve Türkiye’ye döndükten sonra da müziği meslek edinmiş. Çeşitli sahne programları yapmış, bir dönem grubuyla çalmış, bu arada da kendi şarkılarını yazmış. Nitekim ilk teklisindeki şarkının söz ve müziği de kendisine ait...
Her Uyanışta Ölüyorum” adlı şarkının yer aldığı tekli, geçtiğimiz günlerde Pasaj Müzik etiketiyle dijital platformlarda yayımlandı. Buraya kadar her şey iyi hoş… Genç bir erkek şarkıcıdan genç bir pop-“rock” şarkı dinliyoruz. Güzel sözler, güzel bir melodi ve özellikle yaylı partisyonlarıyla kulağa hoş gelen, yumuşak bir düzenleme. Hani Teoman müziği bırakıp geri döndükten sonra “o eski halinden eser yok” ya nicediCr… Orada bir boşluk var sanki. Tam da oradan yol alabilir mesela Ali Barut. Bir tek şarkısını dinleyip buna kanaat getirmek yanlış olur şüphesiz ama en azından bu şarkı öyle bir beklenti uyandırdı bende. Kast ettiğimin taklit etmek ya da bütün bütüne benzemek olmadığını anlamışsınızdır mutlaka (ki onu yapanlar da oldu ama işe yaramadı.)
Ama şu da var ki bu ara dijital platformlara her gün onlarca yeni tekli yüklenir oldu ve bir yüklenen bir önce yükleneni geriye atıyor, yani ‘yeni çıkan’ raflarında görünme süresi giderek kısalıyor. Çok çarpıcı, çok dikkat çekici, çok parlak bir şey yaptınız yaptınız; yapamadıysanız iş klibe kalıyor. Ne çare müzik kanallarında klip döndürebilmek de her babayiğidin harcı değil. Özellikle “no name” statüsündeyseniz, işiniz çok zor. Bu bakımdan ilk teklide en büyük kozu oynamak gerekiyor çoğu zaman. “Her Uyanışta Ölüyorum”, her bakımdan iyi bir şarkı olsa da, “büyük turp” değil sanki. Sadece Ali Barut’un sonbaharda çıkacağı duyurulan albümü için merak uyandırıyor; hepsi bu. Belki de amaç şimdilik sadece budur, bilemeyiz.


YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, NİSAN 2014, İSTANBUL
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe