EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

9 Temmuz 2013 Salı

YAVUZ HAKAN TOK TEMMUZ TEKLİLERİNİ DEĞERLENDİRDİ!



İREM DERİCİ – “DÜŞLER ÜLKESİNİN GELGİT AKILLISI”
İrem Derici’nin yeni teklisi “Düşler Ülkesinin Gelgit Akıllısı” geçtiğimiz günlerde GNL etiketiyle yayımlandı. İlk teklisinde bir Melih Kibar bestesi seslendiren ve dikkate değer bir çıkış yakalayan Derici, bu defa bir Sezen Aksu şarkısıyla şansını deniyor ki bu da onun kariyerinin harcını ana akım popun klasik kanadından beslenerek karmaya niyetli olduğu anlamına geliyor. Bu, genç bir şarkıcı için hem sırtını sağlama almak demek, hem de bir parça demode kalma riskine girmek… Şimdilik ibrenin hangi önermeye daha yakın durduğunu net bir şekilde görmek mümkün değil.

“Düşler Ülkesinin Gelgit Akıllısı” ile ilgili enteresan bir anım var; yeri gelmişken anlatmalıyım. Sezen Aksu bu şarkıyı aslında Sibel Can’a vermişti ve o günlerde “Anahit” adını taşıyan şarkı, Can’ın 2009’da yaptığı “Benim Adım Aşk” albümünde yer alacaktı. Fakat ne olduysa oldu, kaydedilmiş olduğu halde şarkı son anda albümden çıkarıldı. Emre Plak ve Sibel Can, albümü on şarkıya tamamlamak için apar topar yeni bir şarkı arayışına girdiler ve benim başka bir şarkıcı için Yunanca bir şarkıdan Türkçeye adapte ettiğim “Kıskıvrak”, Sibel Can’ın o albümüne girdi son dakikada. O zaman bu zaman “Anahit” kime gidecek acaba diye merak etmekteydim ki, 4 yıl sonra şarkı İrem Derici’nin sesiyle çıktı karşı(mız)a.

Bu arada bilmeyenler vardır diye söylemek lazım ki şarkıda bahsi geçen Madam Anahit (Kuyrig), 2000’li yıllara dek Çiçek Pasajı’na gidip gelen herkesin tanıdığı, Beyoğlu’nun simgelerinden biri haline gelmiş bir simaydı. Daima şık, daima makyajlı ve ilerleyen yaşına rağmen hep çok güzeldi. Elinde akordeonuyla dolaşır, şarkılar çalar, söylerdi. 2003 yılında hayata gözlerini yuman Anahit’in ruhuna selam gönderen bir şarkı yazmak ancak Sezen Aksu’nun aklına gelirdi, doğruya doğru. Umarım bir gün birileri de çıkıp Anahit’in aynı zamanda İstanbul’un yakın tarihinin de hikâyesi gibi okunabilecek enteresan hayat hikâyesini kitap haline getirir.

Şarkıyı ilk dinleyişte ister istemez Sibel Can’ın sesinden duymaktan kendimi alamadım. Yakıştırdım da o kulakla dinleyince. Buna rağmen hiç alaturka nağme yapmadan şarkı söyleyen İrem Derici’ye şarkının yakışmadığını da söyleyemem. Hatta “böyle de olabilirmiş, neden olmasın?” dedim. Önceki teklisinde uzun süre İngilizce şarkı söylemenin kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkan Türkçe vurgu hataları vardı; bu şarkıda o hatalar en aza indirgenmiş. Duygusu da çok daha güçlü bu defa; şarkının derin hüznünü dinleyiciye geçirmeyi başarıyor. Belki bir tek, yukarıda bahsi geçen “demode kalma” riskine vurgu yaparak şu söylenebilir ki dinlediğimiz şarkı, söyleyeni kadar genç bir şarkı değil. Ama İrem Derici, yorumuyla bu riski bertaraf ediyor. Mustafa Ceceli’nin düzenlemesi içinse, çok yaratıcı ve farklı olmamakla birlikte, şarkının istediğini yerine getiren bir düzenleme olduğu söylenebilir.  
Bu arada es geçmemek lazım; teklinin İrem Derici’nin babası reklamcı Hulusi Derici ve Zeynel Özer’in elinden çıkan kapak tasarımı kusursuz. Keşke fotoğrafı kimin çektiği de kartonete yazılsaymış.  

BÜLENT YETİŞ – “MORİ KIZ”
Bülent Yetiş ismini daha ziyade şarkı yazarı olarak biliyoruz yıllardır. Ajda Pekkan’dan Zerrin Özer’e, Bengü’den Gülben Ergen’e, birçok ismin albümünde şarkı sözleri ve besteleriyle yer aldı bugüne dek. Şehrazat’la yakın dost olan ve birlikte şarkılar da yazan Yetiş’in, gerek armonik yapısı sağlam besteleri, gerekse hikâyesi olan şarkı sözlerine kulak verdiğinizde, Şehrazat ekolünden ne derece feyz aldığını hissetmemek mümkün değil. Özellikle Nazan Şoray’ın 2011 yılında piyasaya çıkan dört şarkılık mini albümündeki üç Bülent Yetiş bestesi (en çok da “Öldür Öyle Git”) onun bestecilik kariyerinde vardığı olgunluğun sinyallerini veren, kendi kulvarında dikkate değer şarkılardı.

Bülent Yetiş, aslında 1994 yılında “Nefes Nefes Al Beni” adını verdiği bir de albüm yayımlamış ve şarkıcı olarak da dinleyici karşısına çıkmıştı. O zamandan bu zamana kimi kez solist, kimi kez de vokalist olarak sahneye çıktı ama pek göz önünde olmamayı tercih etti; genellikle şarkı yazarlığı ile adından söz ettirdi. Yetiş’in söz ve müziği kendisine ait “Mori Kız” adlı şarkısının bulunduğu ilk teklisi, geçtiğimiz günlerde EMI etiketiyle yayımlandı.
Adından da anlaşıldığı gibi tipik bir Trakya şarkısı/türküsü bu. Hem sözü hem müziğiyle eğlenceli, ritmik, insanda “oturmaya mı geldik?” hissi yaratan, oyun havası ayarında şarkılardan. Zaten “Mori Kız”ın Volga Tamöz tarafından yapılan orijinal düzenlemesi ve Yasin Keleş imzalı “remix” versiyonu da bu noktadan yola çıkmış. Yani orijinal düzenlemeyi dinlerken “göbeğinizi zor tutmanız”, “remix” versiyonda ise eller havaya “mood”una geçiş yapmanız gayet mümkün. Teklide ayrıca şarkının hem orijinal hem de “remix” versiyonlarının “playback”leri ve “acapella”ları da var. Yani müzikle dinleyici olmaktan öte ilgiliyseniz şarkıyı siz de seslendirebilir ya da “acapella” kayıtları kullanıp yeni “remix”ler yapabilirsiniz. Bu yüzden diskte bu “track”lerin de olması meraklısı için gayet memnun edici.

Yetiş’in şarkıcılığına da diyecek yok. Şarkının çapkın havasını dillendiren yorum gayet yerli yerinde. Ne var ki tüm bunların ötesinde “Mori Kız”ın her nasılsa gözden kaçmış çok ciddi bir kusuru var. Şarkının nakarat kısmı “Kaya Koyun Etli Olur” ya da “Oyna Yarim (Hoyda Yarim)” diye bilinen anonim Ankara türküsünün nakaratına fena halde benziyor. Hani kartonette “Beste: Bülent Yetiş/Anonim” yazsa daha doğru olurmuş sanki; o derece.
Teklinin Oytun Onat imzalı kartonet tasarımı şarkının eğlenceli ve renkli havasını yansıtan bir çalışma olmuş. Ayşe Ersayın tarafından çekilen klip ve Arzu Yetiş Kocatepe’nin “styling”i de bu görselliği doğru şekilde bütünlüyor.
Belki de Bülent Yetiş’in isim değerini ortaya çıkarmak adına, başkalarına verdiği şarkıları bir albümde toplaması iyi bir fikir olabilir. Şayet bir albüm yapma niyeti varsa tabii. 

ZELİHA SUNAL – “ALDATILDIK”
Doksanların gizli “hit”lerinden “Aldatıldık”ı yeniden söylemek kime nasip olacak diye merak etmekte iken bunu ilk akıl eden Zeliha Sunal oldu. Açıkçası ben Mehmet Erdem’den bekliyordum. Çünkü Sezen Aksu’nun aynı dönemde yazdığı bu şarkı “Hâkim Bey”le kan kardeş gibi. Müzikal açıdan değil elbette ama fikir ve tavır açısından böyle bu. Ne ki işini çok seven, denemekten hiç bıkmayan, araştıran, emek veren ve hep “şimdi ne yapabilirim?”i soran Zeliha Sunal şarkıyı herkesten önce bulmuş ve kapmış.

İşin enteresan tarafı, kayıp bir kuşağın hikâyesini anlatan bu protest şarkı, o dönemin eğlenceli şarkılarının yanında pek “sivri” kalmasına, üstelik tek bir albümle adını duyurup sonra ortalardan kaybolmuş Rengin gibi şarkıcı tarafından söylenmiş olmasına rağmen bugüne kalabilmiş, hafızalardan silinmemiş doksanlar şarkılarından biri. Ben kendi adıma ne zaman bir yerlerde çalsam, insanların eşlik ettiğini duyar ve hâlâ hatırlanıyor olmasına bir parça şaşırırdım. Bir “Abone”, bir “Şımarık” değildi sonuçta; tamamen başka bir kulvardaydı.

Zeliha Sunal yorumuyla “Aldatıldık”, geçtiğimiz günlerde TMC tarafından dijital tekli olarak satışa sunuldu. Söz ve müziği Sezen Aksu’ya ait şarkının bu yeni düzenlemesini Murat Yeter yapmış. Yeter, Atilla Özdemiroğlu imzalı orijinal düzenlemenin trafiğine olabildiğince sadık kalmış, hatta Özdemiroğlu’nun yazdığı “intro” melodisini de aynen kullanmış. Bununla birlikte tüm Murat Yeter düzenlemelerinde olduğu gibi bu şarkıda da vurmalılar belirgin bir şekilde ön plana çıkmış.  Yanı sıra şarkının yürüyüşündeki Balkan havası daha fazla hissedilir olmuş ve en çok da orijinal versiyonda olmayan yaylı kontrşanları “Aldatıldık”a başka bir müzikal değer kazandırmış.
Tabii bir de belirgin bir yorum farkı var. Rengin bu şarkıyı seslendirdiğinde yirmili yaşlarındaydı ve şarkının hikâyesi neresinden baksanız üzerinde eğreti duruyordu. Ama Zeliha Sunal’ın yorumunda bu kusur ortadan kalkmış gibi görünüyor. Haliyle şarkı daha demlenmiş, sanki şimdi tadını bulmuş gibi. Bir tek “kimimiz zor ayakta” cümlesinin ilk tekrarında “kimimiz zor” diye söylenmesini yadırgadım; buna niye ihtiyaç duyulduğunu da anlamadım.
Teklinin kapak tasarımı ve Gökhan Palas tarafından çekilen klibi, bir Zeliha Sunal alâmeti farikası olarak yine çok renkli, hatta tabiri caizse “kokoş”. Daha “sosyal” içerikli, şarkının hikâyesine gönderme yapan bir klip de olur muydu?.. Bana kalırsa olurdu ama bu zamanda öyle bir klip benden başka kimi memnun ederdi, onu bilemedim.

CONTROL-Z – “NAYLON”
Doksanların bir başka gizli “hit”i “Naylon” da yeniden seslendirilen doksanlar şarkıları kervanına katıldı. 1996 yılında yayımlanan ikinci Umay Umay albümüne adını da veren bu şarkının sözleri Mete Özgencil’e, bestesi ise Barlas Erinç’e aitti ve yayımlandığı dönemin popüler müzik standartları düşünüldüğünde, neresinden baksanız erken yazılmış, erken söylenmiş şarkılardan biriydi. Elbette bu ülkede yaşayan azımsanmayacak sayıda insanın doksanlı yıllar anıları arasında Umay Umay’ın sesi var ve “Naylon” da o sihirli sesin dokunduğu şarkılar arasında en can yakıcı, en yürek sökücülerden biri. Buradan bakarsanız herhangi bir Umay Umay şarkısını yeniden söylemenin zorluğu bir yana, “Naylon”u yeniden söylemek, alelâde bir “cover” yapmanın ötesinde risk taşıyor.

Şarkıyı uzunca bir süre sahne performanslarında seslendirdikten sonra tekli olarak yayımlayan Control-Z, Edirne çıkışlı bir grup. Buğrahan Çayır, Gökhan Sardoğan, Başar Sayılgan ve Mihraç Nar’dan kurulu grup, 2007 yılında kurulmuş. Her genç grup gibi onlar da çeşitli yarışmalardan geçerek, şarkılarını internet üzerinden yayımlayarak ülke çapında tanınma yolunda ilk adımlarını atmışlar. Katıldıkları yarışmalar arasında özellikle 2009 yılı Battle Of The Bands birinciliği onlar için itici güç olmuş. Aslında bir “cover” grubu denemez Control-Z için; onlar genellikle sahnede kendi şarkılarını söylüyorlar. Ancak isim duyurmak için “cover” yapmak neredeyse mecburiyet haline geldi biliyorsunuz; kaldı ki seçilen şarkı el değmemişse, neden olmasın?.. “Naylon” bu anlamda riskli olmasına karşın iyi bir seçim. Çünkü şarkının cel değmemişliğinin ötesinde ciddi bir “rock” potansiyeli de var.

Umay Umay’ın albümünde “Naylon”un iki farklı versiyonu vardı. Biri elektronik öğeler içeren yüksek tempolu, diğeri ise kartonetteki tanımlamasıyla “slow” bu iki versiyonun üzerine şimdi üçüncü bir versiyon dinliyoruz: “rock” versiyonu. Tam da az önce bahsi geçen potansiyel nedeniyle bu yeni versiyonu yadırgamıyorsunuz dinlerken. Yadırgadığınız bir şey varsa, o da Umay Umay’ın sesiyle bu kadar içimize yer etmiş bir şarkıyı başka bir sesten dinlemek. O da tabii şarkının orijinalini bilen bizim kuşak için geçerli bir argüman. İlk kez duyacakların duyduklarından memnun olmaması için hiçbir sebep yok. Çünkü bu yeni düzenleme hiçbir oyuna kaçmadan, soslar dökmeden, alabildiğine temiz, bir “rock” icrayla sunuyor şarkıyı. Bu düzenlemede bir tek şarkının Eurovision şarkıları tadındaki finalini sevmediğimi söylemeliyim; gerisi hiç de fena değil.  
Lila Records etiketiyle dijital platformlarda Nisan ayında satışa sunulan şarkı, klip de çekilmemesinin etkisiyle olsa gerek, umduğumdan daha az fark edildi. Grubun resmi YouTube hesabında kendilerine ait bir şarkıları da var. Bende er ya da geç iyi bir albümle karşımıza çıkacakları kanaati uyandırdı. Dinlemeye ve dikkat etmeye değer.
MATMAZEL – “AŞKPEREST”
Ve bir başka doksanlar “hit”i de “rock” müziğin iki bin onlu yıllarına Matmazel marifetiyle transfer oldu. Yıldız Tilbe’nin 1996 çıkışlı üçüncü albümüne adını veren “Aşkperest”, 2013 yılında Matmazel tarafından seslendirilerek, Lila Records etiketiyle dijital platformlarda satışa sunuldu.
Matmazel, adının çağrıştırdığının aksine bir ya da birkaç hatun kişiden değil, dört erkekten oluşan bir “rock” grubu (bu tezat nedeniyle grubun adının akılda kolay kaldığını söylüyorlar.) Erhan Ünal, Orçun Oktaygil, Altuğ Tanaltay ve Emre Çakır’dan kurulu Matmazel, 2003 yılından bu yana bir konser grubu olarak sahneye çıkmasına karşın, ilk albümünü 2011 yılında yayımlamıştı. “Ne Dersin?” adı verilmiş ilk albümle sahnede onları dinlemiş ve sevmişler kadar, farklı kitlelerin de ilgisini çeken grubu ben hiç sahnede izlemedim ama yazılan yorumlara bakılırsa Lady Gaga’dan, Muse’a, geniş bir repertuarları ve eğlenceli bir sahneleri olduğunu konusunda neredeyse herkes hemfikir. Nitekim bu durum, kendi yazdıkları şarkılardan oluşan ilk albümlerinde de hissediliyordu. “Rock” ana başlığında farklı türler arasında gezinen bir müzikal anlayışı vardı grubun ve şarkıların tamamında (ve vokalde) hissedilen pozitif enerji, Matmazel’i iki bin onlu yılların yaygın “ağlak rock” eğilimi içerisinde ister istemez farklı ve ilgi çekici kılıyordu.

Nicedir müziğini kadar tavrını ve tarzını da iyiden iyiye arabeske vurmuş Yıldız Tilbe’nin en iyi ve en pop albümü olan “Aşkperest”in, orijinal versiyonu ile de “rock”a yakın duran aynı adlı şarkısı, Matmazel’in üzerine tabiri caizse cuk oturmuş. Ne bir eksik, ne bir fazla… Tam tadında, tam dozunda bir “cover”, şarkıyı da, dinleyeni de yormayan, orijinaline de ihanet etmeyen iyi bir düzenleme ve icra… E daha ne olsun?..

Teklide ayrıca grubun ilk albümüne adını veren “Ne Dersin?”in yeni düzenlemesi de var. Yetmişler disko müziğinin etkisindeki enerjisi yüksek bu düzenlemeyle şarkı “rock”tan ziyade pop sularından ses veriyor gibi.

Bu arada teklinin kapak tasarımında şahane bir illüstrasyon var ama kahrolsun “bağzı” dijital tekliler ve onların elle tutamadığımız kartonetleri ki, internette ne kadar aradıysam da bu tasarımı kimin yaptığını bulamadım. (Müzik yazarının kendine notu: Demek ki neymiş; her gelen basın bültenini doğrudan çöpe göndermemek gerekiyormuş çünkü hâlâ albüm bilgilerini internet sitelerinde, sosyal medya hesaplarında nedense paylaşmayan gruplar/şarkıcılar varmış.)

YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, TEMMUZ 2013, İSTANBUL
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe