EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

2 Temmuz 2013 Salı

YAVUZ HAKAN TOK SON TEKLİLERİ DEĞERLENDİRDİ!




ÖZAY BAKIR – “KALP”

Popüler müzikte bir süredir farklı ve olumlu bir sürece girdiğimizi düşünüyorum. Dijital satışın ön plana çıkması ve bu vesileyle müzik pazarında iyiden iyiye 45’lik mantığının piyasaya hâkim olması daha fazla yeni ses ve yeni yüzün kendini gösterebilmesine imkân sağlıyor. Bu yeni kuşağın enerjisi, nicedir çok sıkıldığımız ve hatta bıktığımız demode tarz ve tavırların yerini pekâlâ alabilir. Hatta almaya başladı bile.
Özay Bakır bahsi geçen yeni kuşağa iyi bir örnek. Bakır, geçtiğimiz günlerde Sony Müzik etiketiyle dijital platformlarda satışa sunulan ilk teklisinde söz, müzik ve düzenlemesi Ender Çabuker’e ait “Kalp” adlı şarkıyla karşımıza çıkıyor.
Ender Çabuker yakın zamanda Mustafa Ceceli’nin seslendirdiği “Es”in bestecisi olarak tanınıyor ama öncesinde Özgün’ün başta “İstiklal” ve “Şeytan” olmak üzere popüler bazı şarkılarına hem besteci hem de aranjör olarak imza atmıştı. Nilüfer, Murat Dalkılıç ve Yonca Lodi de Ender Çabuker şarkıları seslendiren isimlerden bazıları. Bestecilik tarafından baktığınızda Çabuker’in, sadece “Es” ve “Edebiyat” gibi iki şarkısı üzerinden bile onun standart pop kalıplarını zorlayan, müzikalite kaygısı güden bir şarkı yazarı olduğunu fark etmek mümkün. Aranjör kimliğinde ise aynı kaygıların üzerine yenilikçi ve modern bir tavır ekleniyor.
Zaten Özay Bakır’ın Ender Çabuker’in kapısını çalması da bu yüzden olmuş. İlk bir araya geldiklerinde Çabuker ona “Kalp”i dinletmiş ve Özay kendi bestelerini bir kenara koyup bu şarkıyla çıkış yapmaya karar vermiş. Doğru da olmuş. Çünkü “Kalp” hem çok genç bir şarkı, hem de Özay Bakır’ın şarkıcılığı ve sesi ile çok iyi örtüşmüş. Uzun süredir etkisi altında kaldığımız, 80’li yıllar piyanist şantör şarkılarından bozma “nağmeli” pop şarkıları ve şarkıcılarından sonra bu şarkı katıksız pop sevenlere ferah bir nefes aldıracak gibi. Her defasında yinelemekten bıkmadığım ve maalesef Özay’da da yer yer duyduğum ‘Türkçe vurgu hataları’ çekincesini bir kenara koyarsak tabii.
Son dönemde müzik piyasasında kulağımıza çarpan en dikkat çekici işlerden biri bu. Şarkı kadar, şarkıya görsel destek veren klip de öyle. Çok doğru ve bundan sonrası için umut veren, heyecan uyandıran bir başlangıç yapan Özay Bakır’a hep beraber “Hoş geldin” diyebiliriz.


SENCER ALAGÖZ – “BİZ İKİMİZ”

Türk popunun kilometre taşlarından Selçuk Alagöz’ün oğlu ve Rana Alagöz’ün yeğeni olan Sencer Alagöz, başka bir dalda eğitim almasına ve iş dünyasında kariyer yapmasına rağmen çocukluğundan beri aileden gelen müzik yeteneğini de hiç ihmal etmemiş. Yıllar boyu korolarda şarkı söyleyen, Alagöz orkestrasında çalan Sencer Alagöz, 2011 yılında “Mavi Sular “ adı verilmiş bir tekliyle ilk kez popüler müzik sektörüne giriş yapmıştı. 2012’de “O Kadın” adlı ilk albümünü piyasaya süren Sencer Alagöz’ün geçtiğimiz günlerde dijital platformlarda Doremint Müzik etiketiyle satışa sunulan yeni teklisi “Biz İkimiz” adını taşıyor.“Biz İkimiz”, söz ve müziği Sencer Alagöz’e ait bir şarkı. Alagöz kendi yazdığı şarkıları seslendirmeyi tercih eden bir müzisyen. Yani aileden gelen yetenek sadece şarkıcılıkta değil, bestecilikte de kendini göstermiş. Tekli için gönderilen basın bülteninden öğreniyoruz ki Sencer Alagöz bu şarkıyı, hem matematik, hem de sanatın çeşitli dallarında kullanılan “altın oran”ı kullanarak yapmış. Bunun teknik açıklamasını işin ehillerine bırakmak lazım. Kendi adıma ben bu ifadenin bir pop şarkısı için kullanıldığına ilk kez şahit olduğumu söylemeliyim.
Oranını bir kenara bırakırsak, bu hareketli ve eğlenceli pop şarkısının, Sencer Alagöz’ün bugüne kadar bize sunduğu şarkılar arasında en iyisi olduğunu söyleyebiliriz. Burak Buluç’un düzenlemede kullandığı popüler ritimler ve alaturka renk sazları, şarkının kulağa kolay yerleşmesini sağlıyor. Zaten melodik yapı da buna müsait. Sencer Alagöz’ün şarkıcılık anlamında da önceki çalışmalarına göre daha başarılı olduğu rahatlıkla söylenebilir. Ne var ki şarkının çok kullanılmış, çok eskitilmiş, klişe cümlelerle dolu sözleri için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Söz konusu olan pop müzik de olsa, dinleyenlerin artık daha orijinal, daha çarpıcı şarkı sözlerine kulak kabarttıkları bir gerçek. Bu dezavantaj şarkıyı güncel popun birinci ligine çıkmaktan alıkoyacak gibi görünüyor; umarım yanılan ben olurum.


FERHAT GÖÇER – “YARABBİM”

Albümlerini en iyi değerlendiren isimlerden biridir Ferhat Göçer. Her albümünde mümkün olduğunca çok sayıda şarkıya klip çeker, şarkıları yeni versiyonlarla servis eder, olmadı “remix” yaptırır ve uzun süre gündemden düşürmemeyi bir şekilde başarır. Nitekim 2011 çıkışlı son albümü “Seni Sevmeye Aşığım” da Göçer’i 2013 yılı Ocak ayına dek idare etti. Geçtiğimiz günlerde ise yeni bir şarkıyla karşımıza çıktı.
Dijital tekli olarak Emre Müzik etiketiyle satışa sunulan “Yarabbim”, söz ve müziği Altan Çetin’e ait bir şarkı. Zaten işin esprisi de Altan Çetin ve Ferhat Göçer isimlerinin ilk kez bir araya geliyor olması. Neresinden baksanız enteresan bir buluşma. Bir tarafta bugüne dek hep “salon şarkıları” söyleyerek bir kariyer inşa etmiş Ferhat Göçer, diğer tarafta doksanlardan iki binlere uzanan bir çizgide Türkçe popun ritmini hızlandırmış, “Yok Yere” gibi, “Kırmızı” gibi dans şarkılarıyla bugünün popuna da ilham vermiş Altan Çetin… Sanırım bu buluşma en çok Ferhat Göçer’in işine yaramış. Kendi adıma, uzun süredir kanıksamaya, hatta bir parça da sıkılmaya başladığım çizgisinin dışına çıkmasına hem şaşırdım, hem de bir “oh be” demekten kendimi alamadım. Şu sıralar pop müziğinde yeni bestelerinin yokluğu en çok hissedilen isimlerden biri olan Altan Çetin’in sıfır kilometre bir şarkısına bu vesileyle kavuşmak da cabası. Ozan Doğulu’nun dinamik düzenlemesi şarkıyı tam da mevsimin ruhuna uydurmuş ve “Yarabbim” böylece yaz boyu çalınacak, dinlenilecek şarkılardan biri olmuş.
İki de tenkidim var bu tekliye dair. Birincisi gerçekten çok kötü, çok basit duran, azıcık Photoshop kullanan herkesin daha iyisini yapabileceği kapak tasarımı; ikincisi ise şarkının adı. Şarkının adını ilk duyduğumda ben de herkes gibi Göçer’in bir Gencebay klasiği olan “Yarabbim”i yeniden söylediğini zannettim. Bu dereceye ismiyle özdeşleşmiş bir şarkı varken ortada, bu algı karışıklığını yaratmamak adına, şarkıya başka bir isim verilmeliydi bence.
Şunu içtenlikle söyleyebilirim ki, “Yarabbim” Ferhat Göçer için yeni bir dönemin başlangıcı olabilir ve başka bir hedef kitlesini, başka bir yerden yakalayabilir. Göçer demode kalmamak, kariyer tazeleyebilmek, güncellenebilmek için bu fırsata dört elle sarılmalı ve arkasını getirmeli.


HÜSEYİN KARADAYI FEAT. FERHAT GÖÇER – “SULTAN SÜLEYMAN”

“Yarabbim”i daha tüketmemiş iken, geçtiğimiz günlerde Ferhat Göçer ismini bir başka teklide daha gördük. DMC etiketiyle yayımlanan bu teklide Ferhat Göçer bir Hüseyin Karadayı düzenlemesini seslendiriyor. Sözleri Aysel Gürel’e, bestesi Onno Tunç’a ait Sultan Süleyman ilk kez 1988 yılında Sezen Aksu tarafından seslendirilmişti. 2007 çıkışı “Onno Tunç Şarkıları” albümünde Levent Yüksel’in yeniden seslendirdiği bu şarkı, bu yıl iki farklı yorumla karşımıza çıktı. Hüseyin Karadayı Feat. Ferhat Göçer bu yorumlardan biri. Aynı günlerde piyasaya çıkan “Aysel’in” adlı albümde ise aynı şarkının Mabel Matiz yorumu var.
Ben Mabel Matiz yorumunu daha önce dinlemiş ve “bu şarkı için bundan daha iyisi yapılamaz” diye geçirmiştim içimden. Yeniden söylenen az şarkı vardır ki orijinalinden başka bir anlam, değer kazansın. “Sultan Süleyman”ın sözlerindeki ağıtı yıllar sonra ortaya çıkaran Mabel Matiz yorumu (ve Cihan Murtezaoğlu düzenlemesi) tam da bu istisnalardan biri olmuştu işte.
Mabel Matiz’den sonra şarkının Hüseyin Karadayı versiyonu ve Ferhat Göçer yorumunu dinleyince takdir edersiniz ki eşekten düşmüş karpuza döndüm. Evet, bir dönem sevdiğimiz şarkıların “remix” edilmiş hallerine “beach”lerde, kulüplerde eşlik etmeye bayılıyoruz her yaz ama bu defa bu gayeyle seçilen şarkı keşke bu olmasaymış. Çünkü olmamış.
Bu şarkının seçilmesinde Muhteşem Yüzyıl dizisinin yarattığı sempatik ve karizmatik Sultan Süleyman algısının ne derece rolü var bilinmez. Ama düşünün ki Onno Tunç’un öğrencilerinden biri olan Levent Yüksel’in Murat Uncuoğlu düzenlemesiyle söylediği versiyon var elimizde örnek ki, o da hiç olmamıştı.
Teklinin kapak tasarımı da, tesadüf müdür bilemem ama en az “Yarabbim”inki kadar fena. Özellikle fotoğraf (biri yere, biri uzaklara bakan ve boyları birbirinden çok farklı olan Göçer ve Karadayı’nın belli ki rastgele çekilmiş yan yana fotoğrafı) hepsinden fena.

YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, TEMMUZ 2013 

Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe