EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

28 Mayıs 2013 Salı

YAVUZ HAKAN TOK'TAN SON DÖNEM TEKLİLERİN DEĞERLENDİRMESİ!



SUAT ATEŞDAĞLI FEAT.BETÜL DEMİR – “CESARETİN VAR MI AŞKA?” 
Betül Demir’in farklı bir konseptle hazırlamakta olduğu yeni albümünü merakla bekliyor iken, o bir Suat Ateşdağlı projesi ile çıkageldi. Türk popunun klasikleşmiş şarkılarından biri olan “Cesaretin Var mı Aşka?”, Suat Ateşdağlı Feat. Betül Demir imzasıyla, dört farklı versiyonun yer aldığı bir tekli olarak geçtiğimiz günlerde yayımlandı.  
Tekli, Yeni Dünya Müzik ve DMC ortak yapımı. Tayfun Çetinkaya imzalı fotoğrafların yer aldığı kartonet, üç yapraktan oluşuyor. (Bu zamanda bir tekli için lüks sayılabilecek bu ayrıntıyı es geçmek istemedim.) Ebru Aydemir’in kapak tasarımı ise gayet zarif.
Şarkı zaten hepimizin kulağına, diline yer etmiş bir ‘90’lar “hit”i. Her nedense ve nasılsa bugüne dek kimsenin el sürmediği bu şarkı, aynı zamanda söz yazarı ve bestecisi de olan  
Gülay’ın sesiyle o kadar özdeşlemiş ki, kim söylese olmaz gibi gelirdi hep bana. Ama olmuş. Şarkı söylerken her notayı doğru basan, her kelimeyi içini doldurarak telaffuz eden ve her duygusunu sonuna kadar dinleyiciye geçiren Betül Demir gibi bir şarkıcı söylerse oluyormuş demek ki. Suat Ateşdağlı da üzerinde gereksiz oynamalara gitmeden, yersiz ve abartılı “remix” numaraları çekmeden, tam dozunda işlemiş şarkıyı. Yüksek tempolu, dans ettiren ama oturarak da dinlenilebilen bir düzenleme çıkmış ortaya. Tabii bu söylediklerim, şarkının klip ve radyo versiyonları için geçerli. Diğer iki versiyon, yani Yalçın Aşar’ın ve Tayfur Özkan’ın yaptığı “remix”ler tamamen kulüplerde çalınsın diye yapılmış. Bolca elektronik sesler, bitmek bilmeyen tekrarlar, “kop kop kop” ritimler; yani özetle türün gerektirdiği her klişe var bu “remix”lerde.

Türkiye’deki kulüp müziği kavramı ile dünya üzerindeki elektronik dans müziği kavramının birbirine tam anlamıyla entegre olamadığını düşünenlerdenim ben. Söz konusu olan ülkenin en eski ve en işinin ehli “dj”lerinden biri olarak tanıdığımız Suat Ateşdağlı bile olsa, ortaya çıkan işlerde genellikle yerli müzik piyasasının genel geçeri ağır basıyor. Buradan baktığınızda bu teklinin doğru bir iş olduğu söylenebilir. Ama Ateşdağlı ve emsallerinden, daha sınır tanımayan işler beklemek de hakkımız olsa gerek.


MEYRA – “SON LİMAN”
Çoğu kişi Meyra’nın müziğe ilk adımını gerçek adıyla, yani Hümeyra olarak attığını ve 1993 yılında Peker Müzik etiketiyle “Bana Gel” adında bir albüm yayımladığını bilmez. Henüz 15 yaşındayken yaptığı bu albümle adını duyuramadı ama 1996’da Meyra adını kullanarak yaptığı “Nur Topu” albümüyle dikkat çekici bir çıkış yaptı. Albümü piyasaya süren Prestij Müzik o dönemin en anlı şanlı müzik yapım şirketiydi ne de olsa. Ne var ki Meyra da bu şirkete bağlı hemen her şarkıcı gibi bir süre sonra Prestij Müzik’le mahkemelik oldu ve bu yüzden de uzunca bir süre yeni albüm yapamadı.
Meyra’nın kariyerinde en çok ses getiren iş “4 Tenor” adlı mini albümdü. Sanki yıllardır bir türlü bulamadığı tarzı bu defa bulmuş gibiydi. Peşi sıra gelen “Aşklayalım” albümü ise yanlış seçilen şarkılar nedeniyle bu çıkışı sürdürecek etkiyi yaratmadı.
Anne olması nedeniyle bir süre daha müzik piyasasından ayrı kalan Meyra, geçtiğimiz günlerde GNL etiketiyle yayımlanan bir tekliyle tekrar karşımıza çıktı.
Görünen o ki Meyra bir kez daha tarz değiştirmiş ve bu defa son dönemde epeyce iş yapan orta tempolu romantik şarkılar furyasına ayak uydurmuş. “Son Liman” adını taşıyan şarkının sözleri Daniel Taşel, bestesi Febyo Taşel’e ait olunca da ortaya handiyse bir Funda Arar “cover”ı çıkmış.

Şarkı güzel olmasına güzel ama Meyra’nın aldığı tüm eğitime rağmen şarkının hakkını yeterince verdiğini söyleyebilmek zor. Çünkü şarkı Funda Arar gibi kelimelere daha sağlam basan bir şarkıcı istiyor. Bu şarkı bu haliyle bir albüm içerisinde dinlenebilirdi belki ama söz konusu bir tekli olunca, yani Meyra uzun bir aradan sonra bir tek bu şarkıyla karşımıza çıkınca, iddia biraz havada kalıyor. Yoksa Taşeller ellerinden geleni yapmışlar; hem söz, hem müzik, hem de düzenlemeler bakımından.
Daha fazla hareket isteyenler için teklide şarkının bir de “remix” versiyonu var. Özgür Arcan imzalı kapak tasarımı ise şarkının romantik havasına çok uygun, adeta bir tablo zarafetinde.
Meyra’nın her şeyden çok sesine uygun, doğru seçilmiş şarkılara ihtiyacı var. Çünkü en iyi ses bile doğru şarkıyla buluşmayınca etki yaratmıyor. En iyi şarkı, doğru sesle buluşmayınca da öyle.

KANDEMİR KAYTAZ – “AŞK DOLUSUN”
Star yarışmalarının gelmiş geçmiş en ciddi modeli, TRT tarafından 2012 sezonunda yayınlanmıştı. Jüri üyeleri ve onların nutukları üzerinden reyting toplamaya çalışmayan, hatta sabit bir jürisi de olmayan bu yarışmada, yarışmacılar hiç eleme olmaksızın 9 hafta boyunca her türden şarkı söylediler ve sonunda kazanan Kandemir Kaytaz oldu.
Fatsa doğumlu Kandemir Kaytaz, üniversitede müzik öğretmenliği eğitimi almış. Okuldan mezun olduktan sonra müzik eğitmenliği yapan, bir taraftan da Ordu ve Samsun’da sahneye çıkmaya başlayan Kaytaz, Yıldızım Sensin yarışmasında birinciliği kazanarak popüler müzik piyasasına giriş yapma şansını yakalamış. Kandemir Kaytaz’ın ilk teklisi “Aşk Dolusun”, geçtiğimiz günlerde Ossi Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü.
Teklideki şarkının söz ve müziği Yıldız Tilbe’ye ait. Düzenlemesini ise Metin Özülkü ve Mustafa Nuri Haybat birlikte yapmış. Yarışmanın final gecesinde konuk olan Yıldız Tilbe, o gece kazanan yarışmacıya bir bestesini hediye edeceğini söylemiş ve sözünü de tutmuş. Kaytaz şimdi Tilbe’nin bu bestesiyle müzik piyasasında şansını arıyor.

Yarışmanın videolarını izlediğinizde Kandemir Kaytaz’ın hemen her müzik türünde, gayet yetkin bir üslup ve teknikle şarkı söylediğini görüyorsunuz zaten. Özellikle söylemesi çok zor bazı alaturka ve arabesk şarkıları, üstelik canlı yayında ve canlı orkestra eşliğinde, neredeyse hatasız söylemiş ve en çok oyu da o performanslarıyla almış. Buradan yola çıkıldığında, Tilbe’nin şarkısının da yerini bulduğu görülüyor. Tüm Yıldız Tilbe şarkıları gibi, biraz arabesk, biraz alaturka, çok nağmeli, çok ağdalı bir şarkı “Aşk Dolusun”. Kandemir Kaytaz da zorlanmadan hakkını veriyor şarkının. Bundan sonrasında yapacağı iyi bir albüm, doğru seçilmiş şarkılarla ona ivme kazandırabilir. Ama önemli bir eksisi var Kaytaz’ın. Tüm yarışma performanslarında ve şarkının videosunda da görüldüğü üzere, şarkı söylerken beden dilini hemen hiç kullanmıyor. Sadece sesiyle oynayan eski nesil tiyatro oyuncuları gibi. Tabii yarışmada şayet şu bizim meşhur Pop-Star jürisi gibi bir jüri olsaydı, kafasına kafasına vururlardı bu durumu muhakkak; neresinden baksanız kırk beş dakikalık söylev çıkardı her bölümde Bülent Hanıma. Ki bazen hak vermiyor da değilim. Şarkı söylemek sadece sesle yapılan bir şey değil. Stüdyoda evet ama sahnede, ekranda değil. Ve Kaytaz’ın bu konuda kendini eğitmesi şart.
Tek şarkılık teklilerin dahi 5 TL’den etiketlendiği bir dönemde bu teklinin 2,99 TL’den satışa sunulması özellikle altı çizilmesi gereken bir ayrıntı. Çünkü artık firmalar müziği basılı olarak satın almak isteyen bir avuç inatçıyı adeta yolunacak kaz gibi görmeye başladılar. Teklilerde uygulanan fiyat politikasında ise bu zihniyet ayan beyan ortaya çıkıyor. 


 EGE ÇUBUKÇU – “YOLUMUZ AYNI”
Ege Çubukçu’nun bir önceki teklisi “Parti İstanbul”, “rap” müziğin suya sabuna dokunmayan, eğlenceli yüzüne bir örnekti. Daha doğrusu Çubukçu’nun genel olarak çizgisi bu yöndeydi ve ben bunu o tekliye ilişkin yazdıklarımda vurgulamıştım. Yeni teklisi “Yolumuz Aynı” da ise bu defa derdi olan bir şarkı yazmayı denemiş Çubukçu. Ve yazmış da. Dokuz Sekiz Müzik etiketiyle piyasaya sürülen teklideki şarkı gerek melodik yapısı, gerek sözleri, gerekse düzenlemesiyle farklı bir Ege Çubukçu şarkısı olmuş.
Şarkı tipik bir ‘80’ler pop şarkısı tadında başlıyor, sonra ansızın Jilet’in solisti Taha’nın çakırkeyif alaturka vokali giriyor “Yine mi dertliyiz arkadaş, vur kadehi yavaş yavaş,” diye. Ne oldu, meyhaneye mi geldik diye düşünürken Ege Çubukçu’nun rap vokaliyle başka bir yöne savuruluyoruz. Bir derdimiz var evet. Hepimizin ayrı ayrı dertleri var. Ama aslında birbirine çok benzer yürekler taşıyor ve hep beraber aynı yöne doğru gidiyoruz. Bunu anlatıyor Çubukçu bu enteresan müzikal bileşimin içinde. Bir ara “dubstep”e bile bağlanıyor şarkı, nakarat kısmı ise bildiğiniz marş temposunda. Besteyi Hüseyin Karadayı yapmış. Aslında bir besteden çok bir kolaj bu ve içinde dinleyici tavlayacak her türlü numara mevcut. Kolay sevdiriyor kendini ve hemen dile yerleşiyor.

Ege Çubukçu’nun bugüne dek yaptıkları arasında bu şarkının birkaç adım öne çıktığını düşündüm dinlerken. Ve parti kafasından çıkmış bir Çubukçu’nun daha yaratıcı işlere imza atabileceğine ikna oldum. Kırmızı sis bombalı kapak fotoğrafının da (kimin çektiği yazmıyor kartonette) bu işe cuk oturduğunu düşündüm. Bana stadyumları çağrıştırdı o sis bombası çünkü; tıpkı şarkının marş kısmının çağrıştırdığı gibi. 
 YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, MAYIS 2013, İSTANBUL      

     
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe