EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

3 Mayıs 2013 Cuma

YAVUZ HAKAN TOK SON DÖNEM TEKLİLERİ DEĞERLENDİRDİ!





SEZEN AKSU – “KAYIPŞEHİR”
Sinema perdesinde de, televizyonda da ‘gerçek hayat’ı seyretmeye pek tahammülümüz yok. Filmler de, diziler de bize hayal satsın,sıkıcı hayatlarımıza iki saatliğine de olsa renk versin, mümkünse güldürsün yada ağlatsın ama en çok da heyecanlandırsın, bize yaşayamadıklarımızı yaşatsın istiyoruz. Son yılların en gerçekçi ve en sert televizyon dizisi Kayıp Şehir de buna kurban oldu ve hikâye sona ermeden yayından kaldırıldı. İddia edildiği gibi işin içinde dizinin gösterdiklerini görmek istemeyen, yok saymayı yeğleyenbir kesimin mahalle baskısı var mıydı sahiden bilinmez ama paraya tahviledilemeyen hiçbir üretimin yaygın medyada uzun vadeli boy gösterme şansı olmadığını hep beraber bir kez daha görmüş olduk. Tıpkı müzikte olduğu gibi...

Dizi bitti, müzikleri kaldı yadigâr. Demir Demirkan imzalı dizi müzikleri albümünden hemen önce DMC etiketiyle piyasaya sürülen teklide,Sezen Aksu’nun Kayıp Şehir için bestelediği, diziyle aynı adı taşıyan şarkıvar. Şarkının sözleri, dizinin senaristlerinden de biri olan Yıldırım Türker’e ait. Türker, Aksu’nun şiirlerini müziklemeyi sevdiği şair/yazarlardan biri.Dizide anlatılanların izlerini süren şarkı sözlerinde Yıldırım Türker, kayıpşehrin karanlık sokaklarında kaybolmuş kayıp insanların hikâyesinidillendiriyor. Her ne kadar “İstanbul yokmuş bundan başka” dese de bircümlesinde, dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir şehirde de etkisini ve anlamını yitirmeyecek mısralar bunlar. ‘Yabancı kalmak’ bir insanlık hali çünkü…Bir ‘yaban şehrin şefkatine sığınmak’ da öyle…
Sezen Aksu şiirin ve dizinin hikâyesinin bıçak yarasını acısı bol sesiyle iyice deşiyor, derinleştiriyor. Gözünüzün önünde şehrin girmeye korktuğunuz arka sokakları, yanınızdan geçerken ürperdiğiniz, çekindiğiniz yüzü is karası insanları beliriyor. Yaşadığınız yer güvenli evler, çalıştığınız yer lüks plazalar bile olsa payınızı alıyorsunuz o acıdan, tanıdık yalnızlıktan, yitip gitmişlikten…
Aytuğ Yargıç’ın senfonik düzenlemesi nefes kesici. Ne ki şarkının nakarat melodisi ciddi bir şekilde İtalyan besteci Albinoni’nin en bilineneseri “Adagio in G Minor”ünden izler taşıyor. Bunu dert etmezseniz ne âlâ; ederseniz ister istemez biraz tadı kaçıyor dinlerken. Keşke Sezen Aksu, zaten zaman aşımından dolayı teliften düşmüş bu klasik müzik eserinin bu kadaryakınından geçerken, şarkının künyesine bu esinlenmeyi de not düşseymiş.

 YÜKSEK SADAKAT –“FENER”
Selçuk Sami Cingi ismini ben de birçokları gibi Nilüfer’in“12 Düet” albümündeki “Unut Gitsin” düetiyle ayrı bir yere koydum; bundan sonra yapacağı ilk işi merakla beklemeye başladım. Düet bir yana, gerek müzisyen kimliğinin ardındaki dört başı mamur donanımı, gerekse bir şarkıcı, solist olarak Türkiye standartlarının dışından bir yerlerden ses vermesi, onun takipçisi olmak için yeterli sebepti zaten. Cingi’nin bir solo albüm hazırlığında olduğunu biliyorve gelişmeleri takip ediyordum uzaktan. Sonra beklenmedik bir şey oldu ve Yüksek Sadakat’den ayrılan Kenan Vural’ın yerine onun solist olarak gruba dâhil olduğunu öğrendim.
Buna şaşırmadım dersem yalan olur. O kadar düşünemiyordum ki Cingi ve Yüksek Sadakat’i bir arada, biraz da dudak bükmüş olabilirim. Gerçi Yüksek Sadakat’in bu üçüncü solisti olacaktı ama önceki iki soliste kıyasla Cingi bambaşka bir dokuydu ve bu durumda doku uyuşmazlığı neredeyse kaçınılmazdı.
Gelin görün ki Yüksek Sadakat’in yeni solistiyle ilk çalışması “Fener”, DMC etiketiyle bir tekli olarak dinleyiciye sunulduğunda önyargılı düşündüğümü kabul etmek zorunda kaldım. Kimseyi incitmek istemem ama gözle görüneni sözden sakınmamak gerekirse, Cingi’nin Yüksek Sadakat için Kenan Vural’dan çok daha etkili bir solist olduğunu/olacağı gerçeğini neredeyse barbar bağırıyordu bu şarkı.

Kutlu Özmakinacı yakın dönemin en iyi şarkı yazarlarından birisi, bunu kabul etmek lazım. Ve sanırım bu şarkıyı yazarken yeni solisti de gözetmiş; deyim yerindeyse, başka bir kimya yaratmış. Emin değilim elbette,şarkı çok daha önce de yazılmış olabilir ama şayet öyleyse de, Cingi’nin adaptasyonu mükemmel olmuş. Çünkü hem Cingi hem de Yüksek Sadakat, buluştukları yerde hem kendileri gibi, hem de yeni bir şey gibi görünüyor/duyuluyorlar şimdi.
“Fener” iddiasız, sakin, ama bir o kadar da etkili birşarkı. Belki bir Yüksek Sadakat “hit”i olarak müzik tarihine geçmeyecektir ama özellikle ‘80’li yılların melodik “rock” şarkılarını sevenlerin, ağır ve yoğunbir “rock” kirliliğine maruz kaldığımız şu günlerde başucuna koyacağı bir şarkı olacaktır. Benim için öyle oldu nitekim. 

 HADİSE – “VİSAL”
Pop müzik hiçbir zaman tek başına müzik değil ve bir pop müzik şarkısını/albümünü değerlendirmek de tek başına müzikal kriterler üzerinde yapılabilecek bir iş değil. Bunu neden yazdım durup dururken şimdi?..Lafı Hadise’ye bağlayacağım çünkü.
Hadise’nin Shen Entertaintment etiketiyle üç ayrı versiyonun bulunduğu bir tekli olarak yayımlanan yeni şarkısı “Visal” aslına bakarsanız iyi bir şarkı. Sözler İsra Gülümser, beste Tolga Görsev’e ait. Şarkının orijinal düzenlemesi ve “Late Night Dance Remix” alt başlığı konulmuş versiyonu Tolga Görsev tarafından düzenlenmiş. Bir de akustik  versiyon var ki, o versiyonda Tolga Görsev’in yanı sıra Multitap’ın da imzasını görüyoruz. Özellikle “dubstep” desenleritaşıyan orijinal versiyonda ortalama Türk pop standartlarının üzerine çıkılmış.Çok modern, çok Batılı bir melodik yürüyüş ve düzenlemeler ve de etkili şarkı sözleriyle ortada parlak bir iş var, bunu görmezden gelemeyiz.

Ne ki Hadise bu şarkının neresinde diye sorarsanız, cevap vermekte zorlanabilirim. Gerçi uzun süredir bize dayattığı yerli malı Beyonce,Shakira ve şürekâsı olma merakını nihayet geri plana çekmiş olması artı puanama ben yine de “Deli Oğlan”daki, “Düm Tek Tek”in TRT’de yayınlanan ilk klibindeki Hadise’yi daha doğal, daha gerçek ve kendi gibi bulanlardanım. Yani bu saç baş, bu kılık ve görüntünün ve dahası müzik piyasası içerisindeki bu duruşunun Hadise’nin müziğine ciddi zarar verdiğini düşünüyorum. Dedim ya, pop müzikte bir şarkı ya da albüm, hem yayımlandığı zamana, hem müzik piyasasınıniçinde o zamanlamada varoluşuna, hem de şarkıcının kariyer çizgisinde durduğuyere göre kıymetlendirilebiliyor ve buradan baktığınızda bu iyi şarkı bile Hadise’yi bir adım ileriye götüremiyor. Hadise’nin başka bir ekibe, başka bir çevreye ihtiyacı var; bu gidişat en çok bunu işaret ediyor.


OĞUZ BERKAY FİDAN –“OLMUYOR”
CD arşiv dolabımda kategorilerim arasında “Yarışmalar” davar. Televizyondaki çeşitli yarışmalarda bir şekilde ünlenmişlerin albümleri sıralanıyor o rafta. Kimlerin albümleri yok ki?.. Biri Bizi Gözetliyor evi meşhurlarından Tarık, Hacer, Demircan… İlk Popstar’ın Abidin’i, Firdevs’i,Barış’ı, Aydan’ı… Akademi Türkiye’den Barış, Tolga, Özgür… Gelinim Olur musunyarışmasının Semra kaynanadan sonra en çok konuşulan isimleri Sinem, Caner… Vedaha niceleri… Saymakla bitmez.
Peki bunlardan hangisi ya da hangilerinin albümleri ya daşarkıları aklınızda?.. Çok azı değil mi?
Bu çok yazılıp çizildi ama yinelemekte fayda var. Maksadı bir yıldız yaratmak olsun ya da olmasın bu tür televizyon programlarının sıradan insanlara kazandırdığı şöhret pek kalıcı/sahici olmuyor. Yâni enazından Türkiye’de böyle bu. Oysa yurt dışında bu yarışmalar sayesinde yıldızolmuş çok sayıda isim var. Peki bizde niye olmuyor?
Sebep çok açık. Bir kere bizde bu yarışmalar tamamen günlük/anlık reyting için yapılmış birer televizyon şovundan öteye gitmiyor. Müzik sektöründen ciddi anlamda bir destek alınmıyor. Yarışmacılar sesleri ve yeteneklerinden çok hikâyeleriyle seyirciye sunuluyor, şovun büyük kısmı jürinin gövde gösterisiyle, jüri üyelerinin kendi aralarında yaptığı suni tartışmalarla ve de yarışmacılara yönelik müzik dışı tenkitlerle dolduruluyor. Pek kimse bilmez ama yarışmacıların seslendirdiği şarkılar bile reyting kaygısıylaseçiliyor, istedikleri şarkıyı söylemelerine izin verilmiyor.
Hal böyleyken O Ses Türkiye yarışmasının ilk sezonundanbirincilikle çıkan Oğuz Berkay Fidan için de şans kapılarının sonuna kadar açıkolduğunu söyleyebilmek pek kolay değil. Fidan’ın Avrupa Müzik etiketiylepiyasaya sürülen ilk teklisi, peşi sıra bir albümü getirir mi onu bilemiyoruzama ben kendi adıma yarışmanın aldığı müthiş reytinglere rağmen bu teklinin kıyametler koparmayacağını tahmin etmekte zorlanmıyorum.
Bir kere bir pazarlama hatası olarak bu yarışmabirincilerinin albümleri ya da şarkıları hep rüzgâr dindikten sonra piyasayasürülüyor ki bu kez de aynı şey oldu. Tekli yayımlandığında televizyonda yarışmanın ikinci sezonu sürmekte idi. Biz artık Oğuz Berkay Fidan’ı değil,yeni yarışmacıları konuşuyor idik. İkincisi tutun ki her şeye rağmen Fidan’ınşarkısını heyecanla bekleyen bir kitle vardı. Peki o kitleyi memnun edecek biriş çıktı mı ortaya? Bence hayır.
Öncelikle söylemeliyim ki, sadece O Ses Türkiye logosunun kullanıldığı kartonet son derece baştan savma ve özensiz. Şarkı deseniz, o daorta karar. (Şarkının tek enteresan yanı Avrupa Müzik’in yapımcılarından biriolan Cengiz Erdem’in bu teklide yapımcılığın yanı sıra besteci olarak dakarşımıza çıkması.) Ortada bir tek “Feat. Murat Boz” gerçeği var ve sankisadece bu avantaja güvenilmiş gibi. Üstelik Boz klipte de oynamış. Ama o biledurumu kurtarmıyor. Görünen o ki Oğuz Berkay Fidan’a öyle yüklü bir yatırım yapılmamış; hatta adeta yasak savılmış.
Binlerce aday arasından seçilmiş ve haftalar süren birmaratondan birinci çıkmış Oğuz Berkay Fidan’ın aman aman bir ses, bir şarkıcı olduğunu söyleyebilmek de (en azından şimdilik) çok zor. Ne ki henüz sadece 17yaşında ve bu işe sahiden gönül vermişse, kendini geliştirmemesi için bir sebepyok. Gencecik ve hevesli bir şarkıcı adayının hevesini kırmak en sonisteyeceğim şey ama genellikle bu yarışmalarda kazanılan şöhreti ‘olmak vepişmek’ sanan nicelerinin albümü dolabımın rafında beklerken bu uyarıyı yapmakda boynumun borcu. 

YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK, MAYIS 2013, İSTANBUL   
 
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe