EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

16 Nisan 2013 Salı

TÜRKİYE MÜZİK ÖDÜLLERİ’NİN ARDINDAN…



Bu yıl 19. düzenlenen Kral Müzik Ödülleri yeni adıyla Türkiye Müzik Ödülleri sahiplerini buldu. Geceden sonra yine yazılı basında ve sosyal medyada pek çok haber ve eleştiri de yerini aldı. Kimileri memnun kaldı kimileri mutsuz oldu. Ünlü müzik yazarları Barış Akpolat, Naim Dilmener ve Yavuz Hakan Tok’a sorduk.. ‘’Bizi memnun etmeyen şey ne?’’


Naim Dilmener / Müzik Yazarı
Temel mesele şudur: Bu ödüllerin dayandığı temel/kriter gerçek değil, kurgusaldır. Hatta “Dost da düşman da alışverişte görsün”dür. Mesele ticarettir. Gerçekten en iyi ya da en güzeli seçmeye/ödüllendirmeye yönelik değildir. Arada tesadüfen gerçek duruma uyan (mesela Göksel’in ödülü) sonuçlar çıksa da tamamen tesadüfidir ve kurgusal hatta sahte durumu değiştirmeye yetmiyor. Kral ve benzerleri müziği düşünüyor olsalardı, müziğimiz bu halde olmazdı. Müziğin dibi boylamasında onların da katkısı büyük.

Ödül töreni organizasyonuna gelince: Bu sadece Kral’ın günahı değil; memleketin genel bir beceriksizliğidir. Onlarca ödül töreni seyrettim bugüne kadar ve Ankara’daki Uçan Süpürge törenleri hariç, bunun becerildiğini/başarıldığını hiç görmedim.


Yavuz Hakan Tok / Müzik Yazarı
Türkiye Müzik Ödülleri ile ilgili eleştirilecek, konuşulacak birçok konu var. Eurovision’u da çok eleştiriyorduk ama bakın artık yok. Ve muhtemelen bundan sonra da hiç olmayacak. Müzik ödüllerinin de şu veya bu şekilde var olması, hiç olmamasından daha iyidir diye düşünüyorum. Kaldı ki yapılanları eleştire eleştire, konuşa konuşa bazı şeylerin değişeceği konusunda da iyimserim. Mesela bu seneki organizasyon, önceki yıllara kıyasla çok daha iyiydi. Birkaç aksaklık oldu ise de, teknik olarak bugüne dek yapılanların en iyisiydi diyebilirim.

Bizde sektör yeterince büyük ve zengin olmadığı için, gece bir Oscar ihtişamında değildi haliyle. Öyle olunca da bazı şeyler eğreti duruyor üzerimizde; mesela kırmızı halı seremonisi gibi. Ödüllerin dağılımı ve hakkaniyeti konusunda söyleyeceklerim buraya sığmaz. Ancak bildiğim bir şey var ki, TMÖ’ni düzenleyenler, bu iddialı ismin içini doldurmak için ödül kategorilerini bir an önce tüm Türkçe müzik türlerine açmalılar. Aksi takdirde “Türkiye Pop Ödülleri” olmaktan öteye geçemeyecek ve inandırıcılığı zedelenecek. Bir de bu tip ödül törenlerinin özellikle aday belirleme safhasında halk oylaması yapılmasına kesinlikle karşıyım. Çünkü “en iyi”yi değil, “en popüler”i seçiyor halk. Bu da ayrı bir inandırıcılık sorunu yaratıyor.   


Barış Akpolat / Müzik Yazarı
Kral TV Müzik Ödülleri'nin adı Türkiye Müzik Ödülleri olarak değişince organizasyon, ödül dağıtma mantığında bir şey değişmeyeceğini zaten biliyorduk. Bildiğim bir şey üzerinden saldıracak değilim ama düşünsenize klasik tabirle yıl 2013 ve hala playback diye bir teknoloji Türkiye'nin en "görkemli" olduğu iddia edilen ödül töreninde başrolde yerini alıyor. Dünyada artık bunu kullanan organizasyon kalmamışken hakikaten seyretmesi işkence geliyor bizimkisi. Koskoca bir sahne ve o sahnenin ortasında duran bir şarkıcı cd üstüne şarkı söylüyor. Kimse kusura bakmasın ama playback kalkmadığı sürece bu tarz organizasyonların bir tanesi bile benden geçer not alamaz. Diyelim ki aldı deyip ödüllerden bahsedelim biraz da... En iyi şarkı ödülü Demet Akalın'nın 'atarlı' albümünden Türkan. İyi şarkı olduğu su götürmez bir gerçek fakat biraz şişirildiğini de unutmamak gerek. 

Uzaktan bakınca 'En iyi kadın sanatçı' 'En iyi şarkı' 'En iyi albüm' ve 'En iyi erkek sanatçı' ödülleri adayları kırmayacak şekilde "bölüştürülmüş" gibi duruyor. Göksel, ilk albümü Yollar'ı klansman dışı tutarak söylüyorum ki en iyi albümünü yaptı. Kadın sanatçı ödülünü alırken kanımca en iyi albümü de almalıydı. Enbe Orkestrası'nın bize en büyük ve tek katkısı Mustafa Ceceli oldu, şarkı yazarlığının yanında sesinin de güzelliğini duymuş olduk ama En iyi albüm ödülü 'Es'in değil 'Bende Bi Aşk Var'ın olmalıydı. Yine de en azından bu iki albümden birine gitti, ya 'Giderli 16'ya gitseydi? İşte o zaman üzülürdük...

Gelelim 'En İyi Grup' ödülüne... Törenle ilgili en büyük saçmalık burada başlıyor. Hadi albüm ödülü desek ve  'Güneşi Beklerken'in bu yıl çıktığını düşünerek ödülün neden Mor Ve Ötesi'ne gitmediğini anlarız. Bununla birlikte içinde Kolpa, Mor Ve Ötesi, Gripin, Manga ve Seksendört'ü barındıran bir listede en zayıf halkanın Seksendört oldu da çıplak gözle uzaydan bile görülebilir. Grup üyeleri bile "Bu işte bir gariplik var" demiş olabilir. Gerçekten ilginç...
'En İyi Proje' de Orhan Gencebay'ın bol altyapılı hatta tek olayı 'kötü' remix ve alt yapı olan Orhan Gencebay İle Bir Ömür adlı albüme verildi. Daha önce de yazdığım gibi iyi düşünülmüş bir fikir olsa da albüm uzun zamandır dinlediğim, tribute mantığına en uzak projeydi. Her şeyden öte o albüm, Orhan Gencebay'ın müziğine hakaretti. Albüm değil mezalim desem yeridir. Ödülü en azından enstrümanla çalındığı için bile Badem veya Manga'ya verirdim. Badem, 'Badem ve Konukları'yla muazzam bir iş yapmıştı oysa ki... Bununla birlikte ödülü albüme değil Orhan Gencebay'ın varlığına verildiği de adımız gibi bildiğimiz bir gerçek.
'En İyi Çıkış' ödülünü zaten ya Mehmet Erdem ya da İrem Derici almalıydı. Mehmet Erdem'in ödülü almasına şaşırmadım ve hatta iyi de oldu. Şarkı söyleme tarzında eleştirilebilecek pek çok nokta olsa bile kendisi kendi tarzıyla çok iyi bir çıkış yaptı ve ödülü haketti. 'En İyi Enstrümantal' albümüyse Erkan Oğur gibi bir sanatçının alması beni şaşırttı ve elbette mutlu etti.
Her adayı tek tek incelesek kitap yazarız o yüzden kısa keselim.

Ondokuzuncusu yapılan bir törende hala playback yapılıyor olması törenin bir alternatifi olmayışından kaynaklanıyor ve elbet kolaya kaçmaktan. Alternatif oluştukça Kral TV ve ağırlıklı olarak desteklediği müziğin tekelinde çatlamalar olacaktır. Zevklere karışacak değiliz ama canlı müzik çalınma şartıyla bir alternatif tören yapılırsa Türkiye Müzik Ödülleri de değişmek zorunda kalacaktır. İddialı olduklarından yükselen bir çıtanın altında kalamazlar. Zaten halk çıtanın yükseldiği yere de kaymaya başlar. Bir ödüle 'Türkiye'nin Oscar'ları derken biraz düşünmek lazım. Abartırken insanların zekasını küçümsememek gerek. Hiç mi yabancı ödül töreni izlemedik? Yabancı dergilerin bile nasıl ödül töreni yaptığını görüyoruz. Seneye umarım izlemeye değer ve sıkılmadan izleyebileceğimiz bir tören yaparlar.

Son olarak bu topraklarda yapılan bir törende her tarzdan yani Tarkan, Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Yasemin Mori, Jehan Barbur, Ceylan Ertem, Mabel Matiz, Can Bonomo veya Portecho gibi isimler bir şekilde dahil olmazsa onun adına 'Türkiye Müzik Ödülleri' değil 'Körler Sağırlar Birbirini ağırlar' denir.

Haber: Ahmet ERTEN/ Hayat Müzik/2013 
  
Bu yazı www.sahiplen.com tarafından Hayat Müzik adına koruma altına alınmıştır. Kaynak gösterilmeden ve izinsiz kullanılması kanunen suç teşkil etmektedir.
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe