EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

2 Nisan 2013 Salı

''DESTUR'' ALBÜMÜNÜ DİNLEYİCİ İLE BULUŞTURAN MURAT AK, AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI!



Müzik dünyasının önemli isimlerinin desteğini aldığı ilk albümü ''Destur''u geçtiğimiz günlerde yayınlayan Murat Ak, Hayat Müzik'te Ahmet Erten'in sorularını yanıtladı. Genç müzisyen sektördeki zor koşulların farkında; ancak iyi müzik yapmanın sonucu belirlediğini '' İyi ve özenilerek yapılmış bir müzik yoluna mutlaka devam ediyor. Sadece hedefine varması biraz daha fazla zaman alabiliyor…'' sözleriyle ifade ediyor.

- İlk albüm ‘’Destur’’ ile müzik marketlerde yerinizi aldınız. Aslında Çamur grubu ile sizi tanıyordu dinleyici ama Murat Ak ismi, solo albümle bilinirlik kazanıyor. Albümden konuşmadan, öncesinde neler yaptığınızdan bahseder misiniz?
Çamur’un dağılma süreci duygusal anlamda etkiledi beni tabi ki. Yılların verdiği alışkanlıklar, yaşanmışlıklar var sonuçta… Yorucu bir dönemdi. Bir süre kendime kafa izni verdim diyebilirim. Grup olarak bir projeye imza atmakla, tek başına böyle bir sorumluluğu almak çok farklı bir disiplin ve duygusallık gerektiriyor. Kendimi hazır hissettikten sonra albümün repertuarını hazırlamak üzere kolları sıvadım. Hatta albümde yer alan “Bir Yolun Ardından“ isimli şarkıyı grubun dağılma sürecinde yaşadıklarım ve hissettiklerim üzerine kurdum. Grupta da genel olarak şarkıları ben yaptığım için repertuar konusunda çok zorlanmadım. Daha sonra gerekli mecralara projeyi götürebilmek için bir demo hazırlamaya koyuldum. Bunun için çalışacağım müzisyen arkadaşlarımla kafa kafaya verip kendimi ifade edebildiğimi düşündüğüm bir kayıt elde ettim. Zamanımın çoğunu bu aldı. Gitarda Çağdaş Yarman, Klavyede Samad Kamali, Kemanda Burçin Yılmaz, Bas ve davulda Çamurda da beraber çalıştığım arkadaşlarım Güngör Uçak ve Tolgay Yılmaz’la birlikte bir orkestra oluşturduk. Çok sık olmasa da konserler yaptım. Yeni yaptığım şarkıları bu konserlerde dinleyiciye sunarak nabız yokladım. Albüm repertuarını belirlememde çok faydası oldu bu konserlerin. Bir müzik grubunun parçası olmaktan vazgeçip “Murat Ak” olma kararını almak, gerek zamanlama gerek müzikal yolculuğum açısından doğru bir tercih oldu diye düşünüyorum. Böyle devam ediyor olmaktan mutluyum…


- Ve sonunda albüm rafta… Albüm hazırlamanın ne zor, meşakkatli süreç olduğunu biliriz. ‘’Destur’’un oluşum sürecini anlatır mısınız?
Tabii ki çetrefilli bir süreçti. Çağdaş Yarman’la hazırladığımız demo kaydını, var olan ilişkilerimi kullanarak ve yeni ilişkiler geliştirerek birçok yere ulaştırdım. Olumlu olumsuz dönüşler aldım. Bu dönüşleri değerlendirme sürecindeyken arkadaşım Saki Çimen ile kendisinin bir projesi için buluştuk. Hazırlamış olduğum demoyu, dinlemesi için Saki Çimen'e bıraktım. Saki çok sevdiği bu müziği, sanat dünyasının duayenlerinden ve herkesin yakından tanıdığı bir isim olan Mazlum Çimen’e dinletmiş. Bunun üzerine Saki Çimen, Mazlum Çimen ve ben bir araya geldik. Hayatımdaki yeri ve önemi her zaman bambaşka olmuş bir müzik adamı olan Mazlum Çimen’in müziğimle ilgilenmesi çok mutlu etti beni. Aynı dili konuştuğum, hayata aynı pencereden baktığım insanlarla birlikte olmak, bu projeyi birlikte hayata geçirebilmek fikri çok sıcak geldi bana. Aranjeler zaten hazırdı. Kayıtlar için hemen kolları sıvadık. Tüm projenin en ince detaylarına kadar iyi niyetle çabalayan bir ekip oluştu. Ve hepimizin içine sinen bir albüm çıktı ortaya…


- ‘’Destur’’ yayınlanmadan önce,  internet ortamında viral olarak yayılan tanıtım filmi kısa sürede dikkat çekti. Bu fikir nasıl ortaya çıktı? 
Fikir Mazlum Çimen'e ait. “Murat Ak” isminin lansmanına, ülkenin yakından tanıdığı sanat camiasının bu değerli isimlerinin desteğini alarak başlamak çok parlak bir fikirdi. Bu video amacına ulaşmasının yanı sıra beni çok duygulandırdı ve gururlandırdı. Bana desteklerini sunan, benim de tek tek sevdiğim, saygı duyduğum bu isimlerin hepsine ve Mazlum Çimen'e bu vesileyle tekrar teşekkürlerimi sunuyorum.




- Albümün ismi sanki biraz iddialı! ‘’Ben geliyorum!’’ der gibi .. Gerçekte durum nedir? İddiasız iş olmaz şüphesiz ama bu iddiaların da derecesi vardır…
“Destur” her şeyden önce çarpıcı bir kelime. Gerek benim müzikal serüvenimin şu an geldiği noktayla, gerek müziğimin içeriği ve hissiyatıyla, çarpıcılığı ve iddiası açısından örtüşüyor. “Destur” sözcüğünü kullanan, karşısındakine bu sözcükle seslenirken, “saygı” ve “dikkat” kelimelerini, bu müsaade isteğiyle harmanlar… Bu anlamda bu müziğin “bir dakika ben geldim” diyerek saygıyı ve önemsenmeyi hak ettiği iddiasında olduğu, doğru bir algıdır.


- Albümün isim babası Mete Özgencil… Kendisi bu albüme nasıl dahil oldu?

“Mete Özgencil”  ismi birçok insan için olduğu gibi benim için de tartışılmaz bir isim. Arkadaşlığımız yıllar önce bir proje için bir araya gelmemizle başladı. O günden beri kendisinden her konuda fikir alabilme şansına sahip olan insanlardan biriyim. Mete Özgencil’e hem albümle ilgili fikirlerini almak, hem de albümde yer alan “Mum Çiçeği” şarkısına bir klip çekmesini rica etmek için gittim. Sohbet esnasında albüme henüz bir isim koymadığımızı ve bir şarkı ismi kullanmak istemediğimizi, bu çıkışı ifade eden tek bir sözcük aradığımızı ama bu sözcüğü bulmakta zorlandığımızı anlattım. Sadece 15 – 20 saniye sonra “Destur” dedi:) Ve albümün ismiyle ilgili soru işareti kalmadı. Klip de yayına hazır bu arada. Bir süre sonra albümün ikinci klibi olarak dinleyici ile buluşacak.


- Geçtiğimiz günlerde ilk albümünü yayınlayan bir başka müzisyen daha konuğumuzdu. Ona da benzer bir soru sordum. İlk albüm, ilk heyecan müzisyen tarafında çok önemli mutlaka ancak işin pazara yönelik kısmında ilk albümlere yaklaşım nasıl? Yeterince şans verildiğini düşünüyor musunuz?

Bilindiği üzere müzik sektörünün kendine has bir dinamiği var. Koşullar zaten zor ve her geçen gün zorlaşıyor. Bu zor koşullar, bir “ilk albüm” için daha da zor bir hal alıyor doğal olarak. Ama günümüzde hayatın her alanını yeniden inşa eden,  alışılagelmiş PR, reklam yöntemlerini alt üst eden bir sosyal medya gerçeği var. Bu alanı doğru kullanmak ve burada etki yaratmak,  ulaşmanın nispeten daha zor olduğu mecralar tarafından fark edilmeyi kolaylaştırıyor. Bu nedenle, sosyal medyayı tam performansla kullanabilmek çok önemli. Ve nihayetinde iyi ve özenilerek yapılmış bir müzik yoluna mutlaka devam ediyor. Sadece hedefine varması biraz daha fazla zaman alabiliyor…




- Albümlerin tanıtımı için izlenen yollardan biri de dizi/film müzikleri. Klip bile çekilmeden, bir dizide yayınlanan şarkı ertesi gün dinlenme rekorları kırabiliyor. Bu anlamda çalışmalarınız var mı? Ya da bir dizi film projesinin müziklerini hazırlamak gibi…

Müzisyenin müziğiyle örtüştüğüne inandığı dizi ve filmlere ruh, duygu katabilmesi heyecan verici tabii. Diğer taraftan, müziği insanlarla buluşturabilmenin en pratik yollarından biri. Daha önce TRT’de yayınlanan, benim de çok beğendiğim yapımlardan biri olan “Şubat” dizisine Çamur’da iken yazdığım iki şarkıyla dahil olmuştum. Sözleri Pınar Farımaz’a, müziği bana ait olan “Bozgun” adlı şarkı aracılığıyla bu dizi ile yollarımız tekrar kesişti ve böyle bir yapımda yer almaktan yine büyük keyif aldım. Önümüzdeki dönemde beni çok heyecanlandıran ve gerçekleşmesi çok muhtemel 1-2 proje daha var… İkisi de gerçekleştiğinde çok ses getirecek diye düşünüyorum.



 - Müzik dünyasındaki idollerinizi sorsak, bize kimleri sayabilirsiniz?
Yirmili yaşlarımda her müzisyenin olduğu gibi benim de idolüm, idollerim vardı. Fakat geldiğim bu noktada  “idol” sözcüğünün yerini “usta”  sözcüğü aldı bende. Gıpta ederek dinlediğim  bir çok usta müzisyen var. Bunları birkaç isim sayarak ifade etmem mümkün değil.  Ben kendini, kendi müziğini arayan ve kendisi olmaya çalışan bir müzisyenim. Müzik yaparken en çok dikkat ettiğim noktalardan biri de “gibi” olmamaya çalışmaktır. Müzik dinlerken kategorik davranmam.  Sadece iyi müzik ve kötü müzik olarak değerlendiririm. Tanburi Cemil Bey’den Orhan Gencebay’dan tutun, Portishead’e, Led Zeppelin’e kadar çok farklı renkleri içeren bir arşivim var. Bugünlerde Souad Massi, İbrahim Maalouf, Oi Va Voi, Erdem Ergün keyif alarak dinlediğim isimler arasında…



- Hayat Müzik Platformu’nun konuğu olduğunuz için teşekkür ederiz. Son olarak müzik severlere neler söylemek istersiniz?
Merak edilen, beklenen bir albümdü “Destur”. Aldığım tepki ve yorumlardan, beklentileri karşılayan bir albüm olduğunu, kemik kitlesi tarafından sahiplenildiğini ve bu kitleyi genişletebilme potansiyelinin oluştuğunu görüyorum. Buradan sizin aracılığınızla beni yolumda yalnız bırakmayan bütün müziksever arkadaşlara sevgilerimi ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Ayrıca albümün ilk röportajını sizinle yapmak benim için büyük keyifti. Çok çok teşekkür ediyorum…

Röportaj: Ahmet ERTEN/Hayat Müzik/2013
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe