EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

4 Ocak 2013 Cuma

YAVUZ HAKAN TOK 4 YENİ TEKLİYİ YORUMLADI!


İREM DERİCİ – “BENSİZ YAPAMAZSIN”

O Ses Türkiye yarışmasının birinci sezonunda Hülya Avşar’ın ekibine girmeyi başararak yarı finale kadar yükselen İrem Derici, yarışmada seslendirdiği yabancı şarkılar, güçlü sesi ve farklı fiziğiyle dikkat çekmişti. Beş yaşında konservatuar eğitimi almaya başlayan İrem Derici 3 yıl boyunca Monopop adlı grubun solistliğini yaparak sahne deneyimi kazanmış. Müzikle yakın ilişkisi O Ses Türkiye yarışması ile hedefini bulmuş. Derici’nin ilk teklisi 2012 yılının Kasım ayında yayımlandı.

Sözleri Özlem Küçükyılmaz’a, bestesi Melih Kibar’a ait “Bensiz Yapamazsın” adlı şarkının iki farklı versiyonla yer aldığı tekli, DMC etiketiyle piyasaya sürüldü. Şarkının en dikkat çekici özelliği Melih Kibar’ın ölümünden önce yaptığı son beste olması (ya da en azından öyle lanse ediliyor.) Daha önce şarkıyı Melih Kibar’ın ricasıyla, deneme maksadıyla, bir tek kez seslendiren Derici, müzik piyasasına atılacağı zaman da çıkışını bu şarkıyla yapmak istemiş.

Yarışma performanslarında da fark edildiği üzere yabana atılmayacak bir sesi var İrem Derici’nin. Şarkı da ona bu artısını yeterince gösterme şansı tanıyor. Tekniği olabildiğince iyi. Bununla birlikte şarkıyı doğru söyleme gayretinin, şarkı sözlerinin taşıdığı duygunun önüne çıktığı da yer yer belirgin şekilde hissediliyor. Sanki Eurovision ya da bir benzeri bir festival şarkısı/performansı dinler gibi oluyorsunuz. Elbette bu durum, ilk şarkısını kaydetmiş bir şarkıcı için göz ardı edilebilecek bir handikap.

Bülent Uludağ tarafından yapılmış iki farklı düzenlemenin de şarkının ruhuna uygun, macera peşinde koşmayan, müzikalitesi yüksek işler olduğu rahatlıkla söylenebilir. Nihat Odabaşı imzalı gizemli kapak fotoğrafının albenisi de gayet yüksek.

İrem Derici’nin bu zamanda böylesi eski stil bir şarkıyla yola çıkması, neresinden baksanız cesur bir adım. Ne ki şarkının aldığı tepkiye bakılırsa, onun bunu bir avantaja dönüştürmeyi başardığı da söylenebilir. Bundan sonra gelecek yeni şarkıları ya da albümü merakla beklememek için bir sebep yok. 


MAVİ – “AÇ KAPIYI”

Haziran ayında “Kaptan” adı verilmiş teklisiyle dinleyici karşısına çıkan Mavi, Kasım ayında bu defa “Aç Kapıyı” adlı dört şarkılık “maxi-single”ı yayımlayarak 2012’yi kapattı. Dört şarkıdan ikisi, yani “Kaptan” ve “Bilirim”, önceki teklinin şarkıları. Diğer iki şarkının ikisi de birer “cover”: Özdemir Erdoğan’ın sesinden tanıyıp sevdiğimiz “Aç Kapıyı” ve Belçikalı bir şarkı yazarı ve şarkıcı olan Selah Sue’nun 2010 çıkışlı “Raggamuffin” adlı şarkısının sözleri Mavi tarafından yazılmış, “Yine Aynı Hikâye” adını taşıyan Türkçe versiyonu.

Daha önce de yazmıştım, bir kez daha yinelemekte fayda var. İki bin onlu yılların bize tanıştırdığı enteresan isimlerden biri Mavi. Kendine has bir sesi, tarzı ve tavrı var. Daha ilk albümünde ortaya koyduğu farklılığını, bu çalışmasıyla da hissettirmeye devam ediyor.

“Yine Aynı Hikâye”de aranjör Hasan Meten, şarkının orijinal düzenlemesine birebir sadık kalmış. Tamamen akustik bir icra, her kelimesi yerine oturmuş Türkçe şarkı sözleri ve Mavi’nin kişilikli üslubuyla eksiksiz gediksiz bir şarkı çıkmış ortaya.

Özdemir Erdoğan versiyonu artık bir klasik haline gelmiş “Aç Kapıyı” ise orijinal bas yürüyüşlerine sadık kalınmakla birlikte Göksun Çavdar’ın çaldığı klarnetle renklendirilirken pop caz tadının pop tarafına daha fazla yüklenilmiş bir düzenlemeyle karşımıza çıkıyor. Bir parça daha hızlı ve kuşkusuz daha feminen… Ancak şarkının orijinal halini bilenleri küstürecek kadar bambaşka da değil. Kaldı ki Mavi bir “cover” söyleyecekse illa, seçilebilecek en doğru şarkılardan biri bu olabilirdi.

Popun genel geçerinin uzağına kaçmadan alternatif olabilmenin yolunu bulmuş Mavi. Ve bu yolda emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Kısa vadede kazançlı çıkmak, popüler olmak, birinci ligde top koşturmak elbette mümkün değil bu yolda. Zaten öyle bir kaygısı olmadığı da görülüyor. Bu yolda, bu kararlılıkla yürümeye devam ettikçe, uzun vadede yerini sağlamlaştıracağını söylemek kehanet olmaz. 


RÖYA – “GÖNDER”

Röya, Azerbaycan’da hem şarkıcı hem de oyuncu ve model olarak popülerlik kazandıktan sonra Türkiye müzik piyasasında da adını duyurmak maksadıyla birkaç adım atmıştı. Dikkatli müzikseverler onu 2008 yılında konuk şarkıcı olarak katıldığı Pop Star Alaturka yarışmasından ya da aynı yıl Türkiye’de piyasaya çıkan “Gel Daniş” adlı albümünden hatırlayacaklardır.

Röya’nın Azeri Türkçesiyle söylediği şarkıların yer aldığı bu albüm pek fazla dikkat çekmemişti. Belli ki buradan yola çıkarak bir taktik değişikliğine gidilmiş. Zira Röya’nın 2012 yılı Kasım ayında DMC etiketiyle piyasaya sürülen ilk teklisi, onun Türkiye’deki ilk hamlesiymiş gibi lanse ediliyor. Her şeyden önce müthiş bir fiziksel değişim geçirmiş. Sonrasında Türkiye Türkçesine ciddi anlamda çalışmış ve bir Soner Sarıkabadayı bestesiyle de tamamen Türk pop piyasasının kurallarıyla oynamaya hazır hale gelmiş.

Ortaya çıkan sonuca bakınca, doğru bir strateji geliştirildiğini söyleyebilmek mümkün. Bir kere Röya’nın sesi tam da bizim buralarda sevilebilecek bir renkte. Hem alto (ki kadın sesinde en sevdiğimizdir) hem de “buğulu” diye tabir ettiğimiz cinsten, biraz kısık, biraz seksi ama alabildiğine de güçlü bir ses. Üzerine bir de etkileyici bir görsellik koyarsanız zaten averaj almış oluyorsunuz. Paketi tamamlamak için gerekli olan son şey de “hit” potansiyeli olan bir şarkıysa ve bunun için Soner Sarıkabadayı hâlâ geçerli bir adresse (ya da birileri öyle olduğunu düşünüyorsa), neden olmasın?..

Nitekim olmuş da görünüyor. Şarkı tipik bir Sarıkabadayı bestesi; ne bir eksik, ne bir fazla. Birkaç dinleyişte dilinize dolanacak, bir iki cümlesi aklınıza bir çırpıda yer edecek cinsten. Röya’nın en büyük dezavantajı olabilecek Türkçe telaffuzu da (vokal koçu Murat Aziret’in marifetiyle olsa gerek) bir şekilde halledilmiş; kulağa ters gelen hemen hiçbir vurgu ve telaffuz hatası yok.

Teklide “Gönder” adlı şarkının Mustafa Ceceli tarafından yapılmış orijinal ve akustik düzenlemelerinin yanı sıra bir de Kaan Gökman imzalı “remix” versiyonu var. Bu üçü de gayet başarılı düzenleme, şarkıyı farklı ruh halleriyle dinlenebilir hale getiriyor.

Tamer Yılmaz imzalı kapak fotoğrafları ile Röya’nın fiziğine de dozunda bir vurgu yapılmış ki, aynı vurguyu şarkı için çekilen klipte de ziyadesiyle (özellikle göğüs dekoltesi bazında) görmek mümkün. Pop müzik arenasında sadece bunun bile tek başına dikkat çekmeye yeteceğini söylememe bilmem gerek var mı?..

Tek bir eksiden söz etmek gerekirse şayet, o da Röya’nın bu yeni imajındaki soğuk ve mesafeli duruş olabilir ki (başka videolarından göründüğü kadarıyla aslında öyle değil), peşi sıra gelecek sıcak bir şarkıyla o da artıya çevrilebilir.

Röya’nın bu tekliyle kozlarını doğru oynadığını söylemek yanlış olmaz. 2013 yılında Röya adının Türkiye müzik pazarında sıkça anılır hale gelmesi şaşırtıcı olmayacak. 


ÇAĞRI – “NEDEN MUTLU DEĞİLİM?”

2009 yılında ilk albümünü yayımlayan Çağrı, 2011 yılında iki şarkılık bir tekliyle karşımıza çıkmıştı. Çağrı’nın yeni teklisi “Neden Mutlu Değilim?”, Aralık 2012 tarihinde DMC etiketiyle piyasaya sürüldü.

Söz ve müziğini Çağrı, Onur Özdemir ve Alper Narman’ın birlikte yazdığı şarkının düzenlemesini Mustafa Ceceli yapmış. Eğlenceli bir kapak tasarımı ile piyasaya sürülen tekli, görsel olarak dikkat çekici olsa da, içerik olarak hayal kırıklığı yaratıyor zira “Neden Mutlu Değilim?” (sonuna soru işaretini ben koydum; kapakta konulmamış) tekli olarak piyasaya sürülecek güçte, etkili bir şarkı değil; adındaki slogan kokusuna rağmen, bir “hit” hiç değil.

Buna karşın başka bir açıdan şarkının dikkat çekici bir tarafı var ki o da Çağrı’nın sesini başka bir şekilde kullanmaya başlamış olması. Daha önceki çalışmalarında kulağa çarpan bunalımlı ergen kız modeli gitmiş, yerine düzgün şarkı söyleyen, sesini doğru kullanan genç bir kadın gelmiş. Bu kez çok daha kendinden emin, ağzından çıkan kelimelere de, notalara da yeterince hâkim. Yani Çağrı önemli bir problemi halletmiş görünüyor. Demek ki geriye sadece daha iyi şarkı bulmak/yazmak kalıyor. Bu şarkıda o ışığı göremediğimize göre, kısmet bir sonrakine diyelim.

DEVAM EDECEK

YAVUZ HAKAN TOK, OCAK 2013, HAYAT MÜZİK, İSTANBUL


Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe