EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

7 Ekim 2012 Pazar

DOSYA : ''MÜZİK SEKTÖRÜ ve EXCLUSIVE ANLAŞMALAR''


Sektörde haber, değerlendirme yazıları, röportajları ve özel dosyaları ile gündem yaratan Hayat Müzik'in yeni doyası ''Müzik Sektörü ve Exclusive Anlaşmalar'' oldu.  Söz konusu dosya kapsamında ilk konuğumuz Doğan Müzik Company'nin Yapım ve Pazarlama Müdürü Özden Bora oldu! 

İşte, Özden Bora'nın  Hayat Müzik'e özel açıklamaları...

'' Bu tip çalışmalar radyo ya da müzik tv'lerinin kurumsal iletişim ve reklam pazarlama bölümleriyle birlikte yürütülmeli. ''

- Yapım şirketleri ve müzik kanalları/ radyo istasyonları arasında yapılan exclusive anlaşmalar ( bir şarkının ya da klibinin belli sürelerce sadece bir tv/radyo istasyonunda yayınlanması) sektörde tekelleşmeye sebep oluyor mu? Yoksa bu çalışmalar sadece bir pazarlama taktiği midir?

Dijital dünyanın ve internetin sınırsızlığı "tekelleşme" kavramını çoktan ortadan kaldırdı.  Yeni dünya düzeninin hızı ve çeşitliliği bu anlamda bir tekelleşmeye zaten müsade etmez. Üretiminizin yarattığı efekt size ayrıcalık sağlayabilir ancak exclusive çalışmalar artık çok normalleşti. Her gün bir exclusive olur mu ?  Hem 1'e hem 100'e yapılmaya başlanan bu tip uygulamalar tam da bu nedenden etkisini yitirdi zaten.

- Albüm henüz yayımlanmadan ve tüm radyolara dağıtılmadan sadece bir frekans veya kanal ile anlaşılarak albümün lokomotif şarkısı/klibi  o radyo kanalında/ tv kanalında  promote ediliyor. Bazı şirketler bunun iyi bir promosyon yönetimi olduğunu düşünürken , bazı şirketler ya da medya kuruluşları da bu durumun sektörde tekelleşmeye neden olduğunu savunuyor.

Dünyada Türkler misafirperver, hoşgörülü ve duygusal olarak tanımlanıyor. Müzik sektörümüz tamamen  bu özelliklerimizin 3.sü duygusallık frekanslarında dolaşıyor. Bu tip çalışmalara profesyonel bir gözle bakılmıyor. Yayıncı kuruluşlar seçici bile olmuyor neredeyse, en iyisini yapmak için değil sadece özel bir şey yapmış olmak için hareket ediyor genellikle. Oysa yapılan exclusive çalışma sanatçıya olduğu kadar en az yayıncı kuruluşa da bir katkı sağlamalı. Çalışmalar radyo ya da müzik tv'lerinin kurumsal iletişim ve reklam pazarlama bölümleriyle birlikte yürütülmeli. Ancak bizde -" hadi bir şey yapalım" mantığıyla ilerliyor. Kurumsallık üzerinden değil kişiler üzerinden yürütülen bir sistem hakim. Bu sistemi de kurumsallık yerine  duygusallık yönetmeye devam ettiği sürece bu karmakarışık durum devam eder. Ve buradan bahsettiğiniz anlamda nasıl bir "tekelleşme" çıkabilir ki ? Profesyonelce yapılan pazarlama uygulamalarını sakıncalı görmüyorum. Ancak örnekleri pek az.

'' Ayten Alpman,  Neşet Ertaş gibi bir çok değerli sanatçımız vefat ettiğinde üç gün ustaya saygı diye eserleri yayınlanıyor.''

-Sizce yapım şirketleri ve sanatçılar her medya kuruluşuna eşit mesafede mi durmalıdır? Yoksa bu bir promosyon taktiği midir?

Yapım şirketleri ve sanatçılar medya kuruluşlarına tabii ki eşit mesafede durmalı. Ancak en az bunun kadar önemli bir husus ta  medya kuruluşlarının yapımcı ve sanatçılara eşit mesafede durabilmeleri. Karşılıklı olmalı bu. Bunun sıkıntılarını zaman zaman yaşıyoruz. Müzik sektörümüzde ne hukuki ne de uygulamada bir sistem ve kurallar olmaması ciddi sorunlar yaratıyor. Amerika ve Avrupa'da bir şarkının radyolarda çalması, klibin dönmesi için önce belli bir üretim ve satış adedine ulaşması, chart'larda yer alması, gece klüplerinde çalması gibi daha bir çok özelliğe  kısacası yarattığı efekte bakılıyor. Biliyor musunuz  Belçika'da bir kişi  müzik marketten bir sanatçının aynı albümünden 5 adetten fazla alırsa o satış adedine 1 olarak yansıtılıyor.  Fazla bandrol almak diye bir şey sadece ülkemizde var sanırım. Ancak neredeyse 10 günde bir şu kadar sattım şu kadar tıklandım haberi görebilirsiniz. Bizdeyse twitter’da fake takipçili, facebook’ta fake takipçili, dijital satış kanalları manipüle edilerek reel dünyada  5000 üzeri cd satışı olmayan, hayatında biletli konser dahi vermemiş kişiler çok popüler olabiliyor. Klipleri , şarkıları sürekli çalınıyor. Twitter ve Facebook üzerinde 100 fanınız varsa onları örgütleyip sürekli istek yaptırabiliyorsunuz. Sonra da  Ayten Alpman,  Neşet Ertaş gibi bir çok değerli sanatçımız vefat ettiğinde üç gün ustaya saygı diye eserleri yayınlanıyor.

Müzik ülkemizde neredeyse artık bir ticaret enstrümanı olarak algılanmaya başladı. Herkes şarkı söylüyor, herkes ünlü, herkes çılgınlar gibi konser veriyor sorsanız . Sanat, edebiyat, estetik kavramlarının giderek uzaklaştığını görüyorum üzerimizden. Böyle bir sistem ülkemize hiç yakışmıyor. 2013'de çıkması beklenen yeni yasalar ile sistemin de manipületistleri eriteceğini  düşünüyorum. İçeriklerimiz hem ruhumuzu, hem vicdanımızı rahat kılsın önce ve profesyonel sistemler kurmayı başarabilirsek "duygusallık" tan kurtulup gerçek bir sektör haline dönüşebileceğiz.

Devam edecek...

Dosya: Ahmet ERTEN/ Hayat Müzik/2012
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe