EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

24 Nisan 2012 Salı

GÜRCAN ERSOY, HAYAT MÜZİK'TE HAFTANIN KONUK YAZARI!




Ben ve Benim Gibi Çocuklar..

Ben de gitar çalmaya başlar başlamaz albüm yapmak isteyenlerdenim.
Ama bu kararımı verdiğimde müzik çoktan hayatımın merkezinde, her anımdaydı. Kimliğimin bir parçası olduğunun farkındaydım. 7 yaşında hediye edilen bir orgla başlayıp, hayranı olduğum isimlerle birlikte bir albüm hazırlamaya kadar uzanan yolu, kuş bakışı bir anlatımla paylaşacağım bu yazımda.
5 Aralık 1983 ‘te dünyaya geldikten sonra şöyle bir etrafıma baktığımda sanki gördüğüm ilk şeydi o Yamaha PSS-580 .. Ne bir oyuncak, ne de bir oyun arıyordum artık. Sene ’91, org çalmak yetiyordu..
İlkokul çağlarımda babam gibi öğretmen olmak istiyordum. Ama ‘müzik öğretmeni’ . İlkokul korosundaydım piyanist olarak.
1995 ’i uğurlayıp ’96 ‘yı  yaşamaya başladığımız günlerde artık Phill Collins , Bon Jovi, Guns ‘n Roses, Elvis Presley, Oasis, R.E.M, Metallica gibi isimlerle tanışıyorduk. Karışık kasetler elden ele dolaşıyordu, herkesin ayrı ‘best of ‘u vardı. Her türden, her kalibreden şarkı elimize geçiyor, müzik zevkim giderek şekilleniyordu. Ortaokul korosundaydım bu kez solist olarak ve gitar çalmak istiyordum. Bu isteğimi ailemle paylaştığımda –bir klasik- (niyeyse?) olumsuz yanıtla karşılaştım. : )
Yılmadım ..
Evde gözüme kestirdiğim bir mandolin vardı. Tahminen ’92 - ’93 yıllarında bir ustaya sipariş edilmiş el yapımı bir mandolin.
Dedim; Ben bu gitarı öğrenirim bu mandolinle. Ağabeyim ’in gitar çaldığını bildiğim bir arkadaşına rica ettim mandolini gitar gibi akortlamasını. O da 6 telli bir gitarın üst 4 teli olarak akortladı mandolini. Mi-La-Re-Sol ..

O Mandolin artık bir gitardı.. 

Ve başladım çalmaya. Telleri, sesleri tanıdım önce. Sonra kulağıma giren her şarkıyı çalmayı denedim. En çok Iron Maiden parçalarına yakışıyordu bu mandolin çünkü, akortlanan 4 tel aynı zamanda bir ‘bas gitar’ dizilimiydi. Ve Iron Maiden, bünyesinde Steve Harris gibi bir dev barındırıyordu. Fakat ben bas gitarist olmak istemiyordum.
O gitar da bir türlü alınmıyordu!.
Artık müzik okumak ve güzel sanatlar için sınava girmek isterken, aile kurulundan çıkan şok bir kararla (!)  bu isteğim de refüze edilince, ‘kendini kaybeden genç’ olarak ilk elektro-gitarımı mukavvadan imal ettim.
Odamın duvarında asılı bir Metallica ’nın poseterinde gitarist Kirk Hammet ‘ın omzundaki gitardan birebir ölçü çıkardım. Yaklaşık 50 santimetrelik ilk elektro-gitarım ; Raptiye’den eşik, iplerden tel ve birer karakalem çalışması olan potlarıyla ‘airband’ performanslarıma hazırdı.
İlk gitarıma ise ’98 yılının yazında kavuştum. Rüyalarıma demeliydim.
Gitarı aldığımda zaten çalabiliyordum. Tabii beginner ‘dan hallice. Çok eski tarihler gibi görünmese de, her istediğinizde bir eğitim cd’si geçmiyordu elinize. Yada Cd’yi oynatacak bir bilgisayar. O tarihlerde Balıkesir ‘de olduğumu hatırlatmalıyım sanırım. :) Ben de sabahtan akşama şarkılar dinleyip çalmaya çalışıyordum kendimi geliştirebilmek adına. Kulaktan çıkarabildiğim kadar. Bu işte iyi olduğum biliniyordu çevremce.
Bir gün Metallica ‘nın meşhur Nothing else Matters ’ını çaldım ağabey’ime . sene ’99.
“Oğlum!” dedi, “Sen şarkıyı çaldım diye bu kadar coşuyorsun, adamlar şarkıyı yapmış..”
“Haa..” dedim o gün. “Beste yapmak lazım!.”
İşte ilk bestemi o gün, yapmadım. : )
Hep öyle gider ya hikaye.. Öyle olmadı.
İki yıl sonra yaptım ilk bestemi. Ama her gün biraz daha yaklaşıyordum en çok yapmak istediğim şeye.
Beste yapmak, birlikte söylemek.

..

Besteler biriktikçe bir orkestra kurma isteği de güçleniyordu. 2001 ‘in başlarında ilk grubumu çocukluk arkadaşlarımla kurdum ve başladık. Şarkılar yaptık, provalar yaptık, demolar kaydettik, yıl sonu konserleri verdik, kafelerde çaldık.
Lise’yi bitirip üniversiteye geçince bölündük. Ben İstanbul’a geldim. Onlar İzmir’e gitti.
Tekrar İstanbul’da buluşmamız 2008 ‘de olacaktı.
İstanbul macerası..
2002 yılında Maramara Üniversitesi İ.İ.B.F İktisat bölümüne başladım. Pek parlak bir öğrenci olmadım hiçbir zaman. Üniversiteyi de sekiz yılda bitirdim zaten.
Bu sürede bolca müzik dinledim, gidebildiğim kadar konsere gittim, yeni insanlar tanıdım. Yepyeni bir şehirde, yeni bir yaşam kurdum kendime ve bolca beste yaptım.
Albüme giden yollar aradım kendime. Biraz uzun bir yol olacaktı biliyordum ama kararlıydım..
Sahne tecrübesi çok önemliydi ve barlarda sahne almak bu konuda çok yardımcı olabiliyordu. Ama ben bunu istemedim. Çünkü konsantrasyonum beste ve albüm üzerineydi. Bar programı yapmak oldukça yorucu ve yoğun çalışmanızı gerektiren bir durum, bambaşka bir mesai. Ben enerjimi albüme saklıyordum.
Bu dönemlerde önüme çıkan bir fırsatı kaçıramazdım.
2005 yılında Kargo’nun gitar ve klavye teknisyeni olarak onlarla sahnede çalışmaya başladım. Ardından Mavisakal, Feridun Düzağaç, Yaşar Günaçgün, Foma gibi isimlerle 4 yıl kadar çalıştım.
Tüm Türkiye’yi dolaştım bu isimlerle, neredeyse her sahnede bulundum. Ve gidilen o yollarda, kulislerde yapılan sohbetlerden, sahne üzerinde yaşanan her türlü, hem teknik hem de elde olmayan her sebepten sıkıntıyla nasıl baş edilebileceğini öğrendim onlardan.
Seyirciyle nasıl iletişim kurulması gerektiğinden tutun da, sahne disiplinine kadar alabileceğim ne varsa almaya çalıştım bu süreçte. En azından teorik olarak.
Her anından büyük keyif aldım.
2008 yılında ‘Ben ve Benim Gibi Çocukların Hakkında’ albümünün demolarına başladım. 1 yıl kadar süren demo ve prova sürecinin ardından nihayet 2009 yılının Temmuz ayında 2 yıl 4 ay kadar sürecek olan kayıt, mix ve mastering sürecine Flat Production stüdyolarında başladık.

 
‘Ben ve Benim Gibi Çocukların Hakkında’

Geçtiğimiz 10 yıl içinde yaptığım yaklaşık 80 şarkıdan, 15 ‘ini ilk albümümde dinleyenlerle paylaştım.
Bu süre zarfında yaşadıklarımı anlatmaya çalıştım.
Mutluluk, hüzün, ayrılık, yalnızlık.. Umut, karamsarlık, gözyaşı ve kızgınlık.. Aslında hepimiz aynı duyguları yaşıyoruz, hem de her gün. Sadece birbirinden biraz farklı. Çünkü karakterler farklı, oyuncular farklı ama senaryo aynı..
İşte ben bütün bu farklı hayatlara ortak bir pencereden bakabilmeye çalışıyorum. Kendimden yola çıkıp, aslında bizim hikayemizi anlatıyorum. Kendi perspektifimle, ama bizim cümlelerimizle.
Bu yüzden albümün adı ‘Ben ve Benim Gibi Çocukların Hakkında’ ..
Sabretmenin, inanmanın, kendine bir şans daha vermenin albümü..
Ne şanslıyım ki ilk albümüme dokunan eller, hali hazırda hem kendi projeleriyle hem de dahil oldukları yan projelerle hayranı olduğum isimlerdi.
Murat İlkan, Taylan Dedeoğlu, Mehmet Çelik, Tansel Doğanay, Uğur Gülbaharlı, Berkan Kaya, Erkan erten ve Mino Can gibi değerli isimler müzisyen kimlikleriyle albüme değer katarken, Tarkan Gözübüyük, Alp Turaç, Murat Bulut, Erim Arkman ve Ender Balcı miksleri üstlendi. Albümü mastering’i de Erim Arkman tarafından yapıldı.
Albüm fotoğraflarını  Mehmet Turgut çekti ve stil danışmanlığımı Alexander Kokoskeriya yaptı.
Albümün çıkış parçası en eski parçalarımdan birine ‘Sen Üzülme’ye,  ikinci video ise ‘Eski Şehir’ isimli parçamıza çekildi.
Her iki videoda da yönetmen koltuğunda Cem Adıyaman vardı. Görüntü yönetmenimiz ise Bilal Eroğlu oldu. Klipler Mantar Film tarafından çekildi.
Youtube ‘da bulabilirsiniz videoları.
Bu arada ‘Sen Üzülme’ nin geçtiğimiz haftalarda benim de takip ettiğim sevilen dizi Behzat Ç. de kullanıldığını söylemeden geçemeyeceğim. Gerçekten güzel bir sahnede çaldı şarkı. Ve dizinin fanatikleri tarafından çok sevildi. Vesileyle Pilli Bebek ‘ten tanıdığımız, iki sezondur Behzat Ç. ‘nin müziklerine imzasını atan Cem Kısmet ‘e de saygı ve selamlar. Teşekkürü bir borç bilirim.
Üçüncü videomuz ise ‘Selam Söyle’ isimli parçamıza, Başak Erol tarafından muazzam bir ekiple Los Angeles ‘da çekildi. Şu sıralarda montajı yapılıyor. Detaylarını çok yakında www.gurcanersoy.com adresinden paylaşacağım.
Gelişmeler son derece heyecan verici benim adıma. Her şey yolunda gidiyor. Çocukluk hayallerimin bir bir gerçekleşiyor olması, bunca yıl verdiğim emeklerin karşılığını alıyor olmak inanılmaz mutlu ediyor beni.
Bu ilk yazımda albüme kadar olan dönemi biraz anlatmak, paylaşmak istedim. Ve biraz da albümle ilgili bilgiler yazdım. Bundan sonra olanlara hep birlikte tanıklık edeceğiz.
Umarım şu an, uzun sürecek bir ‘yol arkadaşlığı’nın temellerini atıyoruzdur karşılıklı. Belki başka bir yazıda albümün detaylarına bie göz atarız.
O zamana kadar hoşça kal,
Sevgilerle,

Gürcan Ersoy/2012/Hayat Müzik




 

     


Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe