EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

30 Ocak 2012 Pazartesi

YAVUZ HAKAN TOK'TAN BİR ''GÖKSEL'' YAZISI!


ACITAN ŞARKILAR

GÖKSEL – “BENDE Bİ’ AŞK VAR”


Hayat bu. Yola birlikte çıktığınız ya da yolun bir yerlerinde karşılaşıp en iyi işlerinizi birlikte yaptığınız ortağınız/ortaklarınızdan şu veya bu sebepten ayrılmanız icap eder günün birinde. Yaptığınız iş müzikse şayet, böylesi ayrılıklar çok ciddi kırılma noktaları, dönemeçler, kavşaklar olarak yazılır kariyerinize. Bu keskin virajı alabilen kadar alamayan da çok olmuştur hem dünya hem de memleket müzik tarihinde.

Göksel yıllar boyunca hem hayatına hem de müziğine ortak kıldığı Alper Erinç’le ayrılığının virajını uzun sürede, ağır ağır ilerleyerek aldı ve 2012’nin ilk günlerinde artık düze çıktığını ilan eden yepyeni albümüyle geri döndü.

1997 yılında yayımlanan ilk albümü “Yollar”da prodüktör olarak Sarp Özdemiroğlu ile birlikte çalışan Göksel’in, 2001 ve 2007 yılları arasında piyasaya çıkan dört stüdyo albümünde prodüktörlüğü ve aranjörlüğü Alper Erinç yaptı. Her biri Göksel’i bir adım daha ileriye götüren bu dört albümün de başarılı olması şüphe götürmez ki Alper Erinç ve Göksel ortaklığının bir başarısıydı.

2009 yılında Göksel hem Alper Erinç’le, hem de söz konusu dört albümü yayımlayan Sony Müzik’le yollarını ayırdı. O yılın Eylül ayında Sony Müzik, elindeki dört Göksel albümünden seçilmiş 12 şarkının ve şarkılara ait kliplerin yer aldığı “The Best Of Göksel”  adını taşıyan bir CD&DVD yayımladı. Aynı günlerde Avrupa Müzik etiketli yeni Göksel albümü de raflara çıkmıştı. Evet, “Mektubumu Buldun mu?” adını taşıyan bu albüm yeni, ama içindeki şarkılar eskiydi.

“Mektubumu Buldun mu?” ve ondan bir yıl sonra yayımlanan “Hayat Rüya Gibi”, altmış, yetmiş ve seksenler popüler müziğinden akılda kalmış şarkıların yeni düzenlemelerinden oluşuyordu ve bu albümler “cover” furyasının kabak tadı vermeye başlayacağı günlere denk gelmiş olmasına rağmen hem sevildi, ilgi gördü, hem de işin yazar çizerleri tarafından beğeniyle karşılandı.

Buradaki temel mesele kuşkusuz Göksel’in “Günün Birinde” ile başladığı “cover” denemelerinin hep başarılı olması idi. Çünkü Göksel müziğinin köklerinde de o eski şarkıların naif, hisli, romantik, saf ve temiz ruh hali vardı. Çünkü Göksel hem fizik hem de ses olarak, o devirlerin, o şarkıların kadınlarına benziyor, o şarkıları gayet inandırıcı bir biçimde taşıyabiliyordu.

Aranjör olarak Sarp Özdemiroğlu, Serhat Ersöz, Selim Öztürk, Burak Karataş ve Meret Ekren’in imza attığı bu albümlerde, düzenlemeler şarkıların orijinal düzenlemelerin birebir kopyası olduğu için aslında belirgin bir aranjör/prodüktör katkısından da söz edilemezdi. Dolayısıyla henüz Alper Erinç’in eksikliğinin farkına varmamızı gerektirecek bir durum yoktu ortada.


Göksel’in kendi söz ve bestelerinin de yer almadığı bu iki albümle geçen iki yıl, onun kendini nadasa bıraktığı, yeni sözler, yeni şarkılar aradığı, hem o zorlu dönemeci aşıp, hem de bundan sonra ilerleyeceği yeni yolu çizmeye koyulduğu günlerdi. En azından bugün verdiği röportajlardan, televizyon ve radyo sohbetlerinde anlattıklarından bunu anlıyoruz.
Ve Göksel’in yeni albümü “Bende Bi’ Aşk Var”, 2012 yılının ilk sürprizi olarak Ocak ayının ikinci yarısında raflara çıktı.

Uzun zaman var ki içinde “remix”tir, “version”dur, “cover”dır bir şey, bir ilave katkı, şişirme olmayan, silme yeni şarkı dolu, normal uzunlukta bir albüm dinleyelim. Az bulunuyor artık böylesi. Bu albümde on yeni şarkı var. Dokuzunun söz ve müziği Göksel’e ait. Onuncu şarkıyı Mabel Matiz yazmış. Düzenlemelerinse tamamı Ozan Çolakoğlu imzası taşıyor.

Öncelikle söylemek lazım ki, Göksel’in kendini adeta yeniden lanse edeceği/ettiği bu yeni albümde Ozan Çolakoğlu gibi bir ismi prodüktör ve aranjör olarak seçmesi son derece yerinde bir karar olmuş. Zira Çolakoğlu hem piyasanın nabzını tutabilen, oyunu kuralına göre oynayan, hem de ticari kaygı gözetirken yaptığı işin değerinden eksiltmeyen bir müzisyen. Pop kriterleri içerisinde ölçüp biçtiğinizde, doksanlardan bu yana yetişen nesil arasında yaptığı işlerle açık ara önde gittiğini söyleyebilmek çok mümkün. Hiçbir şey için değilse bile, Tarkan ve bir dönem Nil Karaibrahimgil albümlerine attığı imzalar bile yeter bunu söylemeye.
Hal böyleyken beklenildiği üzere, Göksel’in sıfır kilometre şarkıları Ozan Çolakoğlu’nun elinde çok doğru işlenmiş ve pırıl pırıl parlamış.


Elbette albümün başarısını sadece prodüktörlük/aranjörlük başarısına bağlamak değil sözümün özü. Ortada çok da iyi bir şarkı yazarı, hani o çok klişe tabiriyle bir “kadın ozan” var. Önceden de iyi yazardı Göksel ama bu albümde belli ki yaşadıklarının ve yaşının da verdiği olgunluk, bilgelikle daha da iyi yazmış. Kaleminden, dudağından dökülen her cümlenin bugün yaşadığımız hayatta bir karşılığı, bir anlamı var. Bir tek söz havada kalmıyor, kafiye olsun diye, şiirli dursun diye yerleştirilmiş izlenimi vermiyor. “Bıçağın kestiği yeri, yara izlerini seven, mazide gezen, hasret özleyen, çoktan bitmiş aşkı mezardan çıkarıp öpmek isteyen”ler bir albüm dolusu “acıtan” şarkıda buluyor kendini. Göksel bugünün dilbilgisi, imlasıyla insanlık kadar eski hayatı, aşkı, zamanı (kim bilir belki de sadece kendini) sorguluyor.

Albümün açılışında yer alan ve videosuyla birlikte ilk servis edilen şarkı olan “Acıyor”, şimdiden yeni bir “Depresyondayım” oldu bile. Zaten “Ölürsem yalnızlıktan ve senin kötü kalbinden” cümlesiyle başlayan bir şarkının bugünün kısa süreli, köksüz, bazen sanal, bazen reelken sanal, hedefsiz, amaçsız, kârdan zarar, zarardan kâr ilişkilerinin mağdurlarına milli marş olmaması mümkün mü?.. Yani dakika bir bile değilken gol bir oluyor ki, bu bile albümün alıp yürümesine yeter. Kaldı ki gerisi de çok sağlam.

İlk albümünün ilk şarkısı “Uzun Uzun Yollar”dan bu yana müziğinde yer yer hissedilen halk müziği etkileri, kah bağlama, kah halay ritmiyle ufak ufak dokunup geçiyor bu albümde de. “Uzaktan”, “Unuttun mu Sahi?” ve “Sarhoş”, bu etkinin duyulduğu şarkılar.


Özellikle “Sarhoş” akılda kalıcılığı ile albümde bir adım öne çıkması muhtemel şarkılardan. Şarkı sözlerinin Teoman şarkılarına akraba bir tarafı da var üstelik. Hani Teoman müziği bırakmazdan evvel bunca albüme sesini verene kadar bu şarkıda Göksel’e eşlik etseymiş (düet eyleseymiş) daha mı kıymetli/özel olurmuş diye içimden geçirmedim değil.  

İlk dinleyişte “Rüzgâr” ve “Yalnız Kuş” ön plana çıkan diğer şarkılar oldu. Özellikle “Yalnız Kuş”un “Acıyor”dan sonraki slogan, milli marş olması kuvvetle muhtemel; hatta internette şöyle bir dolanır, arattırırsanız, “oldu” bile diyebilirsiniz.

Gidemiyorum”, Nazan Öncel’in “Göç”-“Demir Leblebi” albümleri çizgisindeki şarkılarını anımsatan sıkı bir depresyon şarkısı. “Aşk Bitti” ise albümün “ağır ayrılık” şarkılarından biri olarak kalbe ilk dinleyişte çizik atıyor.

Söz ve müziği Mabel Matiz’e ait “Yarım Kalan Şarkı”da tüm Mabel şarkılarının ferahlığı, fesleğen kokusu var. O da bir ayrılık şarkısı var ama bir gün geri dönüleceğine inanılanın umudu o kadar sıcak ki, dinlerken hüzün duymuyorsunuz.   Bu şarkıda Fahri Ünlüce’nin şahane kemanı da Göksel’le birlikte söylüyor şarkıyı, onunla adeta düet yapıyor.

Albümün bütününde şarkı sözlerindeki yalın ve temiz Türkçe, gürültü patırtı çıkarmayan, takla atmayan melodilerin, müzikal örgülerin içinde alabildiğine naif tınlıyor. Göksel alışageldiğimiz kendine has stiliyle şarkılarını bir şarkıcı gibi değil, bir anlatıcı gibi söylemeye devam ediyor. Onun cümle aralarındaki derin nefes seslerini, ufak tefek de olsa yer yer kulağa çarpan artikülasyon hatalarını görmezden gelmeye yetiyor bu samimiyet.

Albümlerinde hep görsel bir konsept yaratma yoluna giden ve bunda da çok başarılı olan Göksel’in bu albümdeki imaj çalışması bugüne dek yaptıklarının en iyisi olmuş. Saç modeli, makyajı, fotoğrafları ve klibiyle bir bütün halinde nefis bir görsel çalışma yapılmış. Başka birinde belki de yapay durabilecek bu imaj, Göksel’in fiziğinde tam tamına karşılığını bulmuş. 

Kartonetteki tüm fotoğraflar ama özellikle kapak fotoğrafı için Cem Talu’yu ve bu fotoğrafın kapağa konulmasına kim karar verdiyse onu tekrar tekrar tebrik etmek isterim. Albümün içeriğine bu denli denk düşen az sayıda kapak fotoğrafı gördük bu güne dek.      

Göksel daha yılın başında, yılın en iyi albümlerinden birine imza attı. Yıl boyunca dinleyeceğimiz, şarkılarını dilimizden düşürmeyeceğimiz bir albüm bu. Alkışlar, çok zorlu bir virajı başarıyla geçen ve daha uzun yıllar çok daha iyi işlere imza atacağına bizi ikna eden Göksel için.

Yavuz Hakan Tok/ Hayat Müzik/ Ocak 2012



Share this post

1 yorum Yeni Yorum Yap

  1. Çok güzel anlatmışsınız aslında,,albüm o kadar güzel olmuşki her bir şarkı ayrı güzel ayrı tatta.. ilk çıktığı günden beri hiç sıkılmadan döne döne dinliyorum albümü,,bir Mabel Matiz bir de Göksel hiç mi sıkmaz şarkıların hepsi birden.. En çok acıyor ve yalnız kuş diyebilirim ama ayırtetmekte çok zor.. Göksel'e alkışlardan bir demet yolluyorum, bravo ve teşekkürler güzel albüm için ...

    YanıtlaSil

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe