EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

21 Eylül 2011 Çarşamba

YAVUZ HAKAN TOK YAZDI : ''GÜLBEN ERGEN''






GÜLBEN ERGEN – “HAYAT Bİ’ GÜN” (BİRİNCİ BÖLÜM)

GÜLBEN KİMİ SOLLADI?

2008 yılı Mart ayı başında ikisi de merakla beklenen iki yeni albüm aynı günlerde piyasaya çıkmış ve her ikisi de takip eden aylar boyunca her yerde çalınmış, dinlenmişti.
Bunlardan biri Demet Akalın’ın “Dans Et”i, diğeri de Gülben Ergen’in “Aşk Hiç Bitmez”iydi. İster Abdurrahman Çelebi hikâyesi deyin, ister bilişim çağında görselin işitsele zaferi… Bir gerçek var ki Demet Akalın ve Gülben Ergen tüm eksik gediklerine, defolarına ve yetmiş, seksen ve hatta doksanlardaki star algımızın epeyce dışında olmalarına/kalmalarına rağmen, bulundukları yerlere de tesadüf eseri gelmemiş, kendi meşreplerince meşru her yoldan geçerek, her kapıyı çalarak, nicesinden disiplinli bir gayretkeşlikle iki köşe başını tutmuşlardı.

Ne var ki, aradan geçen üç yıl bu tabloyu bambaşka bir hale getirdi. O günlerde onu bir türlü stardan ve hatta şarkıcıdan saymayanların bile yargılarını değiştiren, beklentilerini yükselten “Dans Et” albümü, Demet Akalın’ın zirvesi oldu. O gün bugün ne yapsa kendini tekrar eden, ne müzikal anlamda ne de görselinde daha fazlasını vaat eden bir Demet Akalın görüyor, dinliyor, izliyoruz. Daha fazla ciddiye alınmaya, “alt-orta” ve “yüksek-alt”ın üzerinde bir kitleyi de hedef belirlemeye; bu değilse bile, en azından kendini varoşun jargonunda var etmekten vazgeçmeye pek niyetli görünmüyor.

Gülben Ergen ise tam da evlenip, (üstelik de) aşiret terbiyesinde bir ailenin gelini olmaya, pek muteber annelik edebi ve adabıyla, o güne dek kendi kendisine yakıştırdığı saygınlık imajının üzerini fosforlu kalemlerle çizmeye durduğu o günlerde, “Aşk Hiç Bitmez” albümüyle aslında son kozunu oynadığının farkındaydı. Üstelik en az bir çocuk daha yapılacak, röportajlarda “Mustafa Bey”den bahsedilecek, kayınvalideyle sabah programlarında görünülecekti. Soluğunu ensesinden hissettiği Akalın hafta sekiz gün dokuz ayrılıp barışır, evlenip boşanır, kalana gidene sunturlu argosuyla posta koyarken, Gülben Ergen üzerine çoktan sinmiş kontrol delisi ev hanımı haliyle, bu rekabetin giderek haksızlaştığının farkındaydı elbet. Ya bir manevra yapacak ya da çiğ
çiğ yenilip yutulacaktı.

Kabul etmeli ki Ergen’in önce Hülya Avşar gibi kendisinden çok önce alkışı duymuş , şöhrete doymuş, ondan daha yetenekli, daha güzel ve en önemlisi daha yırtıcı bir yıldızla aynı paralelde konumlanır hale gelmesi, sonra onu da sollayarak bir sonraki kuşağın en dişlisi, en zorlusuyla aynı kulvara girmesi de az şey değildi. Buraya kadarını başarabilmiş biri, şüphesiz ki bir taktik uzmanı olmalıydı. Nitekim öyleydi de. Taktiğini geliştirdi, oyununu kurdu ve manevrasını yaptı. O manevra, 2009 yılında yayımlanan “Uzun Yol Şarkıları” adını taşıyan albümün ta kendisiydi.

Sanki bir önceki albümü, bilmem ne gösteri merkezinde kocasının dansçılarıyla, şaşaalı, ihtişamlı, tumturaklı vâveylâlarla duyuran, tozu dumana katan o değildi. Bu defa tamamen aksine, iddiasız, gürültüsüz, patırtısız, hem şarkıları, hem de sunuluşu bilhassa minimalist kılınmış, başka türlü bir albümle Gülben Ergen, nicedir postunu giydiği saygınlık imajına son noktayı koyuyordu. İnadına “ben iyi de şarkı söylerim”di bu. İnadına “yaygarasız, patırtısız, makyajsız ve albenisiz de şarkı satarım, içine de Alanson ve hatta Ortaçgil de katarım”dı.

Riskti; çünkü her şeyden önce şarkıcılığının çapı belliydi. O güne dek ona “Yürü ya kulum” dedirten dinamikleri ters yüz etmek, hedef kitlesini bu derece ters köşeye yatırmak, dahası hırsını hem amaç hem de araç edinmiş ve en çok bu duruşuyla prim yapmış bir “ikon”ken, rekabetten tek taraflı caymak, riskten bile fazlası belki de ölmeye yatmaktı.

Üstelik bu albüm, Gülben Ergen’i müzikte Gülben Ergen kılan Şehrazat’ı, Sezen Aksu’yu, bir önceki albümde destek aldığı Altan Çetin, Deniz Seki gibi garantili isimleri bir kenara koymuşluğun riskini de taşıyordu. Popüler piyasanın tam kalbinden değil, köşesinden bucağından şarkı toplamak, Gülben Ergen çizgisinde bir yıldız için kolaydan kaçıp zora sığınmaktı.


Ne ki ben dahil herkesi şaşırtan bir başarı kazandı bu tehlikeli manevra. Onun ''Doğulu aşiretin Batılı gelini'' masalsılığna koşut, örf, adet, töre , geleneğe saygılı ama her nasılsa bir o kadar da çağdaş kadın portresi bu şarkıların üzerine yaldız tozu gibi serpilmiş, birkaç sene önce olsa belki de zerre ses getirmeyecek, yer yer sıradan, hatta vasaat şarkıları seslendirdiği bu albüm, bu tekamül etmiş Gülben Ergen'e yeni ve sağlam bi başarı getirmişti.

Hande Yener’in ana akım poptan elektronik müziğe direksiyon kırdığı günlerde her fırsatta kafamıza kaktığı üzere, “popüleri bile bile terk edip alternatif sulara yelken açan ya da (daha radikal bir ifadeyle) tür değiştirerek bir devrime imza atan,” post-modern bir Maximilien de Robespierre’miz olacaksa şayet, bu paye Gülben Ergen’de çok daha inandırıcı durabilirdi rahatlıkla. Yapacak ve başaracaktı zira; bahse konu diğer şarkıcı gibi yüzüne gözüne bulaştırmayacaktı.

Gülben Ergen’in yeni albümü “Hayat Bi’ Gün” (kesme işaretini ben koydum, albüm kartonetinde yok ama olması gerekiyor malum), geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkmasaydı, muhtemelen bende bu düşüncelerin hiçbiri hâsıl olmayacak ve ben en az “Akdeniz Akşamları” kadar tüylerimi diken diken edebilmesiyle hafızama yazık ki kötü kazınmış “Giden Günlerim Oldu”nun içinde olduğu o albümü (sırf içinde o var diye) yok saymak istediğimle kalacaktım. Ama bu albüm buna vesile oldu, geriye dönüp şöyle bir baktım. Çünkü “Hayat Bi’ Gün”, “Uzun Yol Şarkıları”nın (birkaç farkla birlikte) peşinden gidiyor, belki de devamını getiriyordu. Yani bu albümü anlamak için önce bir öncekini anlamak, üzerine kafa yormak gerekti. Ben de öyle yaptım.

Tam da yeri gelmişken geçtiğimiz günlerde yeni albümü vesilesiyle verdiği röportajlardan birinde “Evet, hit şarkı bulmak çok zor. Kaliteli müziğin ve sözün birleştiği şarkıları bulmak çok zor. Çok hareketli şarkı var, defile müziği diyorum ben onlara, sözler de çamur gibi” mealinde açıklamasına karşılık Gülben Ergen’e bir önceki albümünden “Giden Günlerim Oldu”yu bir kez daha dinlemesini öneriyorum. Çamur şarkı sözlerini defilelerde aramasına gerek kalmaz belki de.

Gelelim “Hayat Bi’ Gün”e…

DEVAM EDECEK

YAVUZ HAKAN TOK, HAYAT MÜZİK,EYLÜL 2011, İSTANBUL
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe