EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

25 Ocak 2011 Salı

''MÜZİĞİN HAYAT İÇİNDE MARKALAŞMA SÜRECİ'' YAZI DİZİSİ İKİNCİ BÖLÜMÜYLE HAYAT MÜZİK'TE!

“İŞİ ŞANSA BIRAKMAMAK”

Müziğin Hayat İçinde Markalaşma Süreci’ni göz önünde bulundurduğumuzda bilinçsiz atılan adımların kitlelere ulaşmaya başladığı ilk andan itibaren geri dönülemez sonuçlara doğru ilerlediğiyle ilgili uzunca bir örnekler listesi hazırlayabiliriz. Dinleyici bakış açısıyla, bu sürecin sadece beğeni ile akan su gibi yolunu bulduğu düşünülecek olsa da işin mutfağında her adımın planlı-programlı süreçlerde iğne oyası gibi işlendiği müzik sektöründeki tüm profesyonellerce farkındalık kazanmış durumda. Bunu bir oyuna benzetecek olursak oyunun kurallarının uygulanıp doğru sonuçlara ulaşılmaması ihtimali sadece “şans” faktörüyle ölçülendirilebiliyor.

İlk görüşte “aşk”ın yanına “şans” ı ekliyoruz o halde yaklaşımımızın ikinci derece açısına..İşi şansa bırakmamak için ilk yazıda belirlemiş olduğumuz adımlar uygulanıyor elbette ki, başa dönülüyor, deneniyor, deneniyor.. peki bu şans faktörünü aslında neler belirliyor? “Şans” olarak baktığımız açı kelime itibariyle bizim işitme duyumuzla algıladığımızın dışında aynanın görmediğimiz ama olmazsa olmazı gibi bir şey de olabilir mi acaba? Doğru cevabı bulabilmek için sorgulamak gerek yine… Bugün star olarak nitelendirdiğimiz ve hatta birkaçı geçmeyen isimlerin şans faktörünü önceki yazıda sorduğumuz soruyu bu sefer şu şekilde soralım o halde:

Sahnedeki “şans” eseri mi doldurdu binlerce kişilik konser alanını?

Binlerce kişilik bir konser alanını dolduruyor olmak bugün bir starın gerçekten çok şanslı olduğunu gösteriyor. Gerek günümüz sosyo-ekonomik koşulları, gerek albüm satışlarının vehameti, gerek organizasyonlara yapılan sponsorluk yatırımlarının yetersizliği bu şansın önüne geçebilecek derecede ciddi ve önde gelen faktörlerden oluşu sanatçının aynı zamanda yaratıcılığına küskünlüğünü tetikleyen unsurlar olarak çıkıyor karşımıza. Düşük bütçelerde planlanmaya çalışılan derme çatma sahne arka planları, show tarafının mümkün olduğunca minimize edilmesi, orkestranın rahat sığabileceği büyüklükte sahnelerin oluşturulamaması, teknik detayların kıt kanaat kullanılması “şans” kazalarına yol açabiliyor.

Sorumuzdaki konser alanından bir an için çıkacak olursak şans faktörünün sanatçı-prodüksiyon firması ikilisi ile birinci dereceden bağlantılı olduğu ile de baş başa kalabiliyoruz çoğu zaman.

Albüm satışlarının bir Top50 yapabilecek kadar fazla olduğu 90’lı yıllarda aynı firmaya bağlı olarak başarılı çıkışlar yakalamış isimlere baktığımız zaman aslında o jenerasyonun ne kadar “şans”lı olduğunu düşünebiliriz. Aynı firmadan çıkmış örneğin 10 ismin tamamını Top50 satış listesinde ilk 20-30’ların içerisinde görüyor olmak “şans” faktörü dağılımında ne kadar cömert dönemler olduğunu gösteriyor. Günümüzde sayıca daha çok prodüksiyon firması olmasına ve müzik üretiminde daha fazla teknolojik altyapılar üretebilmemize rağmen “şans” paye dengesini aynı firmadan albüm çıkaran sanatçılar arasında kurabilmek de pek mümkün olmayabiliyor. Aynı dağıtım kanallarının, aynı iletişim mecralarının kullanılması, aynı prodüksiyon harcamalarının yapılması aynı cevapları üretmeyebiliyor. Bir başka ismin başarısından empoze “şans” faktörü de cevapsız kalıyor üstelik. Yakışmıyor, eğreti duruyor üzerinde, üzerinde kalıyor sonra.. dar veya bol gelen bir elbisenin verdiği rahatsızlık gibi..

Müziğin markalaşma süreci içerisinde işi şansa bırakmamak adına belki bizim için henüz çok da farkında olmadığımız ama dünya starlarının uyguladığı “sembol olma”,”showda ve mecrada farklılık yaratma”, ”yeni jenerasyona hitap etme”, “başarılının izinde yürüme” adımları sayabileceğimiz en önemli adımlardan sadece birkaçı. Biz fikirlerimizin kısıtlı olmasından dolayı hiç şüphesiz ve maalesef en çok “izinden yürüme” adımını “taklit etme” olarak uygulayabiliyoruz en bilinçli ve en eğreti durmayacak şekliyle. Ve aslında şansımızı da baştan kaybedebiliyoruz uygulamayı başaramadığımızda.

Sözün özü şu ki, albüm çıkış parçasının seçimi, video klip parçalarının belirlenmesi, video kliplerin mekan, yönetmen, imaj çalışması,fotoğraf çekimleri, albümün raflarda yer alacağı günün belirlenmesi, radyo yayınları, medya ilişkileri başta olmak üzere albüm lansmanları ve konser organizasyonlarından fanklüp, web sayfası yönetimlerine kadar uzanan ve tamamlanmayı bekleyen kendi içinde 360 derece bir “şans” döngüsü yer alıyor aslında hayatımıza kattığımız her müzik öğesinde. Bilinçli veya bilinçsiz… kaderini “şans” belirliyor.

Ve “Şans”lı olan kazanıyor…

Saygılarımla..

Ümit Altın /Hayat Müzik Platformu/2011

Brand Organization Manager

Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe