EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

27 Kasım 2010 Cumartesi

SERDAR ŞENEL,HAYAT MÜZİK'TE AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI!


''Müzik,beni her şeyden daha fazla fazla özgür kılıyor...''


-Serdar Şenel’in ‘’Dünyası’’nın müzik olduğunu ‘’Sana Tebrikler’’le birlikte öğrendik. Müzikten önce reklam sektöründe kariyer yapmış bir isimsiniz... Bu iki sektör arasındaki geçiş sürecini öğrenmek istiyorum. O karar ne zaman verildi?
Eğitim hayatıma bir görsel tasarımcı olmak için devam etme kararı aldığım dönemde, kendi çapımda yazdığım şiirleri bestelemeye ve seslendirmeye başlamıştım. Bu sürecin sonrasında zaten görsel sanatlar ve görsel iletişim tasarımı bölümünde eğitim hayatıma başladım. Akademik olarak mesleğimle ilgili birçok konudaki çalışmalarımı yürütürken, sözleri ve besteleri bana ait olan eserlerim çoğalmaya ve sonrasında bana yakın çevrelerce duyulmaya başlandı.
-Aldığınız tepkiler de bu anlamda önemli olmalı...
Üniversite yıllarımda İlk eserlerimi paylaştığım yakın çevremin, eserler ve yorumum ile ilgili şaşırtıcı yaklaşımları açıkcası beni de fazlasıyla cesaretlendirmiştir. Şan eğitimi alma kararım aslında bu konuda bir ölçüt oldu. Eserlerimi daha da iyi icra etmek isteyişim, müziğe daha çok vakit ayırmama neden olmuştur. Reklam sektöründe görsel tasarımcı ve yönetici olarak çalışmalarım devam ederken, ani bir karar ile eğitim için Amerika’ya yerleşme kararı aldım. Orada yaşamaya başlamak, hayatımda birçok şeyi değiştiren karar oldu aslında. Kendimi daha çok dinleyerek neler yapmak istediğimin kararını ancak kendi yurdumdan uzaklarda verebildim. Bazen durum ve olayların dışına çıkarak bakmak gerekiyor hayata... İdeallerin ve içteki isteklerin birbirine örtüşebileceğini, sadece daha fazla konsantre olmak gerektiğine emin olduğum anda da profesyonel olarak müzik yapma kararı aldım. Bu kararı aldığım süre içerisinde uzmanı olduğum mesleğimi hiçbir zaman aldatmadım. Hala reklam sektöründe faaliyet gösteren bir görsel tasarımcı ve yönetici, bu konuları akademik açıdan sorgulayan bir reklam ve marka yönetimi uzmanı olarak kariyerime devam etmekteyim. Ama bir gerçek var ki “Müzik, beni, her şeyden daha fazla özgür kılıyor. Çünkü yeryüzündeki en etkileşimli dil müzik. Kişinin kendisiyle yüzleşmesi gibi... ”Bu durumu başka hiçbir platformda bu kadar derinine hissedemedim. Ne iş hayatımda, ne akademik hayatta...
- Albümü dinleyince albümün ‘’hadi bir albüm yapayım’’ deyip hazırlanmadığını anlıyoruz… Önemli isimlerin desteği ile ortaya çıkan albümünüzü özetlemenizi istesek?
Sana Tebrikler albümü aslında biraz öncede bahsettiğim gibi, benim yıllara istinaden değişen bu sürecimi anlatıyor. Bu anlamda hayatımın bir kesitinin yansıması gibi... Her sanatsal çalışmanın, eserin, samimiyetinin ya da samimiyetsizliğinin kaynağı “asıl amacı”dır. Sana Tebrikler projesi bu anlamda üzerinde titizlikle çalışılmış, irdelenmiş, kurgulanmış “eserlerden” oluşan bir projedir. Buradaki kaygı ve amaç eserlerin kendisidir. Biz beraber çalıştığımız çok değerli isimler ve ekibimizle en çok şuna dikkat ettik ; projeye hizmet etsin diye eserler oluşturmadık, eserlerimize hizmet etsin diye proje yaptık... Bu konuda her şeyden önce müziğe gönül vermiş değerli ekibimizi takdir etmek gerekir. Cihan Okan, Erhan Bayrak, Erdem Yörük, Levent Demirbaş, Ödül Erdoğan, Sibel Gürsoy, Özer Yener, Özgür Yurtoğlu, Candar Köker gibi önemli müzisyenlerle, titizlikle uzun süreler çalışmak bu projeyi benim için çok daha değerli kılıyor. Sadece şu şekilde ifade edebilirim heralde, hislerime, hislerini, emeklerini, uzmanlıklarını ve her şeyden önemlisi “içlerinden gelerek yapmak istediklerini” ektiler. Ürün, mahsül: Sana Tebrikler.

- Cihan Okan albümün müzik direktörü olarak karşımıza çıkıyor. Eminim albüme kattığı değer büyüktür. Nasıl bir araya geldiniz kendisiyle? Birlikte çalışma hikayenizi merak ediyorum.
Sevgili Cihan Okan’ı okul yıllarımda seslendirdiği o efsane eseri ilk defa dinlediğim gün (Yine mi Çiçek), daha önce bu kadar güçlü ve kusursuz bir yorum dinlemediğimin farkına varmıştım. Yıllar sonra DB müzikte sevgili Levent Demirbaş ile albümümüz ile ilgili konuşurken söz Cihan Okan’dan açılınca tabii ki çok heyecanlanıp, bir an önce bir araya gelmek istedim. Sonrasında Cihan Okan vokal koçluğum dahil olmak üzere benim birçok konuda yol gösterenim, müzik direktörüm ve her şeyden önemlisi her derdimi paylaşabileceğim ağabeyim, dostum oldu. Albüm çalışmalarımın her anında beni yalnız bırakmadığı için ona minnettarım ve kendimi çok şanslı addediyorum.
- 90’lı yılların başarılı vokallerinden Sibel Gürsoy’la ‘’Gider Misin’’ şarkısında bir düete imza attınız. Albümün en sıcak ve dikkat çeken şarkılarından birisi olmayı da başarmış şarkı. Gürsoy’un sesini çok özlemiştik, bu düet fikri nasıl ortaya çıktı?
Bu soruyu aynen albüm kitapçığında da belirttiğim gibi cevaplayabilirim; Aslında her şey, o kadar hızlı gelişti ki bu eser için... Kendi kimliğini bulması, bütün ekibin kendi hissiyatından bir parçayı bu esere eklemesi, onu o kadar ömürlük hale getirdi ki... Sevgili Sedat ile aldığımız minimal bir kaydın böylesi güçlü bir tangoya dönüşmesi fikri de aynı eserin oluşumu gibi bir anda oldu. Sevgili Cihan Okan’ın besteyi ilk dinlediği anda “bunun hakkı tangodur” dedikten sonra 1 dakika içerisinde Cihan Okan, Erhan Bayrak ve Saygın Şenel ile karar vermemiz ve sonrasında aranjmanı, Erhan ve Erdem Yörük’ün ortak çalışma kararı almaları da yine bir anda oldu. Ama üzerinde günlerce çalışılan bu ekibin tangosu, Türkiye’nin tartışmasız en iyi bayan vokallerinden biri olan sevgili Sibel Gürsoy’un sesiyle taçlandı... Eser Sernur Işık’ın gerçek üstü çizgisiyle de görsel bir vücut buldu... Gider misin, benim için tüm ekibimizin ışığını yansıtan unutulmayacak, daima hatırlanacak bir eserdir...
- Aylar önce bir lansman gecesi düzenlendi, şarkılarınızı ilk kez radyo programcılarının ve müzik platformu editörlerinin beğenisine sundunuz.. Bu nedenle uzun süredir çıkmasını beklediğimiz bir albümdü ‘’Sana Tebrikler’’ ve nihayet albüm müzik marketlerde. Peki, radyolardan ve müzik mecralarından gelen tepkiler nasıl?
Açıkçası sindire sindire ortaya çıkardığımız eserlerimizin, mevcut tüketim furyasının içerisinde dahi sindirile sindirile dinleneceğini ve ilgili kitlelere ulaşacağını tahmin ediyorduk. Aldığımız ortak tepki ise genelde, “baştan sona dinleyebileceğimiz bir albüm çalışması olmuş” biçimde oluyor. Bu yorum albüm ile ilgili beni en çok mutlu eden şey diyebilirim.
- Bir reklamcı olarak işin görsel kısmını ne kadar önemsediğinizi albüm kartonetinden anlıyoruz.. Aynı zamanda albümün grafik tasarımı da sizin imzanızı taşıyor. Zor olmadı mı işin her aşamasında bu kadar çok parçaya bölünmek?
Yorulmadım desem yalan olur... Fakat tatlı bir yorgunluk oldu bu çünkü tasarımcı kimliğimi de bu projede değerlendirmek ve beni yansıtan çalışmalarımı ortaya koymak istiyordum. Bu anlamda albümdeki her eserin bana hissettirdiklerini, o an, o eserleri dinleyerek ayrı ayrı tasarlamaya çalıştım. Gerçekleştirilen fotograf çekimlerinin de hakkını teslim etmek gerekir. Oğuz İşdeğer’in farklı bakış açısının da bana çok büyük yardımı oldu.
- Albüm kartoneti yanında bir de hafife alınamayacak kadar emek harcanmış bir kitapçık hazırlanmış...
Kendime albüm için harekete geçmeden, çok öncelerinde bir söz vermiştim, eserlerimi bir araya getireceğim ilk albümde, o eserlerin bendeki anılarını, yaşanmışlıklarımı, projeyi gerçekleştirdiğimiz evreleri bir kitapçıkta toplayacağım diye. Kendime verdiğim sözü tuttuğumu düşünüyorum. Aynı zamanda da bu tür kaygı güdülen çalışmaların ekip ruhu ile yapıldığını vurgulamak istedim.


- İlk video klip ‘’Dünya’’ya çekildi. Sıklıkla ekranda da görüyoruz klibi, ikinci video klip için aday parçalar belli mi?
Bu konuda öne çıkan birkaç eser var fakat Mastika benim fazlasıyla görselleştirmek isteğim bir eser. Objektif olamıyorum bu konuda :)
''Aslında,hayatın her alanında yaşadıklarımız da çok ortak...''
- Albümdeki tüm söz ve müzikler size ait, bir şarkıcının kendi yazdığı şarkıları okumak daha inandırıcı, samimi geliyor sanki? Yaşadım, yazdım ve söylüyorum gibi... Ne dersiniz?
Kendi yaşanmışlıklarınızı, hissiyatlarınızı aynı zamanda icra edebiliyor olmak çok değerli birşey fakat şunu da unutmamak gerekir, insanın hamurunun aynı mayadan gelmesi sebebiyle, aslında hayatın her alanında yaşadıklarımız da çok ortak. (müziğin evrensel dil olmasının sebebi de budur aslında) Benim yazdığım bir eseri yorumlayışım ne kadar kıymetli ise o esere sesiyle ayrı bir ruh katan icracının yorumu da o denli manalı olabilir diye düşünüyorum.
- Sosyal paylaşım platformlarında dinleyicilerin tepkileri, görüşleri çok hızlı şekilde alınabiliyor, ’’Sana Tebrikler’’ de bu anlamda oldukça dikkat çekti... Bu durum en çok sizi memnun ediyor olsa gerek.
Sosyal paylaşım ağları artık yaşamımızın kaçınılmaz gerçeği. Müziğin ve müzik sektörününde bu yönde evrimleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu anlamda sosyal paylaşım ağlarını, Sana Tebrikler albümümüzü en iyi ifade edebildiğimiz, kitleye en hızlı nüfus eden iletişim aracı olarak değerlendirebiliriz. Ayrıca belirleyici unsurun kitlelerin, bireylerin kendisinin olması ve bu doğrultuda Sana Tebrikler’in çok hızla beğeni kazanmasının verdiği mutluluğu yaşıyorum.
-Dinleyicileriniz,size hangi web adreslerden ulaşabilir? Paylaşmış olalım bu bilgiyi de...
www.serdarsenel.com ve www.facebook.com/serdarsenelfanclub adreslerinden ulaşabilirler. Bu platformları sürekli dinamik ve etkileşim halinde kullanıyoruz.
- Hayatı Müzik olan birisi olarak Serdar Şenel, kimleri dinler... Kimler hayatının fon müziklerini icra eder?
Sezen Aksu’nun o değerli eserleri yaşamımın her kesitinde fondan duyulsa keşke... Gülerken “hadi bakalım kolay gelsin...” o en hüzünlü anda da “Sen de benim kadar gerçekleri biliyorsun”u duysam... Sertab’ın sesi, Mirkelam’ın yaratıcılığı, İzel’in aşk şarkıları hiç mi hiç eksik olmasın hayatımdan...
- Son olarak Hayat Müzik Platformu okurlarına ve dinleyicilerinize neler söylemek istersiniz?
Sektör kötü, o böyle, şu şöyle gibi şeyler müziğin öz amacını etkileyemez. Müzik ve daha da kapsayıcı olması gerekirse “sanat”, nefes aldığımız sürece var olacak ve yaşamımıza değer katmaya devam edecek. Yarın uyandığınızda, güne başlarken, türü önemli değil, siz de bir şarkı söyleyin...
Gülmeyi, duygulanmayı unutmayın ve hep size ait olsun bu rüya.
Sevmeyi, sevilmeyi unutmayın çünkü o kadar büyük değil,
Kalbin yarı çapı kadardır bu dünya...

Röportaj:Ahmet ERTEN/Hayat Müzik/2010
Share this post

2 yorum Yeni Yorum Yap

  1. Adsız10:51

    son günlerde klibini sıkça gördüğüm ve belki biraz da tembellikten neler yaptığını araştırmadığım serdar şenel'in röportajını keyifle okudum. e böylece hakkında herşeyi öğrenmiş olduk.sıra pazar pazar gidip albümünü satın almaya geldi.

    YanıtlaSil
  2. KarAmeL BebEkkKk16:33

    BeN bU $aRkıYa baYıLdm yha aYRıca Serdar da cOk TatLııııIıı..

    YanıtlaSil

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe