EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

22 Temmuz 2010 Perşembe

''DEMLİ'' BİR ALBÜMLE SON GÜNLERDE DİKKAT ÇEKEN FLÖRT GRUBU,HAYAT MÜZİK PLATFORMU'NDA !


2003 tarihli ‘’Cemiyette Pişiyoruz’’un sonrasında oldukça uzun bir aranın ardından ‘’Demli’’ bir albümle yeniden müzik marketlerdesiniz.. Bu 7 yıl grup üyeleri için nasıl geçti?
Ozan: Kozamıza kapanıp çalışarak. 2005’e kadar iki sene birbirimizden ayrı kaldık. Ve Gaziantep’te tarihi bir hamamda bu albümü yapma kararı aldık. Analog olmalıydı. O yüzden de full analog bir stüdyo kurduk. Evet uzun bir ara, ama artık böyle uzun aralar vermeyiz sanırım.
Çağatay: Evet uzun bir süreçti. Zaten Demli’nin süreci bu. Önce biz demlenmeliydik. Öyle de oldu.
Albümün repertuar ve kayıt dönemi ne zaman başladı.. Kaç yıllık, nasıl bir çalışmanın ürünü ‘’Demli’’
Çağatay: Fiziksel olarak 2005 yılında başladı. Ve 2010 da bitti.
Timsah: Beş yıllık zorlu, bir o kadar keyifli ve bizi çok geliştiren bir sürecin ürünü Demli.
Neden Demli ?
Ozan: Bu albüm, çalışma sürecinde kendi kendine bir kişilik haline geldi. Komik ama öyle. Sanki hangi şarkının tekrar çalınması gerektiğini, hangi sözün değişeceğini hatta kapağını bile kendi belirledi. Pek çok insana göre aksaklık olarak görünebilecek herşeye biz tevekkülle yaklaşıp daha iyisini yapmaya çalıştık. Video klip bile 3 kere kurgulandı. Şarkılar zaman içinde tekrar tekrar çalındı. Dijital hiçbir dokunuş olmadığından, şarkıları banta, çoğu zaman hücum kayıt tekniğiyle, tekrar tekrar çaldık. Yani albüm demlene demlene duyduğunuz hale geldi. Adı Demli onun. Bir daha hiçbir albümümüz böyle bir ruha sahip olmayabilir.
Timsah: Ozanın dediği gibi, herşeye kendi karar veren Demli, bu geçen süreçle kendi ismini de kendi koydu.
Çağatay: Bence nedenini “Demli” çok güzel anlatıyor.
Son albümünüz ve bugüne kadar yaptığınız şarkıları düşündüğümüzde muhalif bir tavrınız olduğunu görüyoruz.. Yani derdiniz sadece aşk değil.. Açık sözlülükle duruşunuzu sergiliyorsunuz. Elbette olması gereken bu ancak genelde prodüksiyona çok müdahale edilir.. Siz bu anlamda gerçekten özgür çalışmış olmalısınız?
Ozan: Muhalif olmak mı bilmiyorum. Ama memleketimizin ve dünyanın bulunduğu durumdan hiç memnun değiliz. Söyleyecek sözü olan adamlar olduğumuza inandığımız içinde, sanatımızda doğal olarak bunları ifade ediyoruz. Uyanman lazım, mutluyuz, toprak ana, kafayı yedim gibi şarkılar sanırım buna örnek teşkil edebilir. Aşk müziğe başlama sebebimiz. Ama hayatta, karşı cinse olan bağımlılıklardan daha önemli şeyler var. Gaddar insanlar yönetiyor bizi ve bütün dünyayı. Kapitalistler, dini kullanan şarlatanlar, bankaların egemenliği altına girme zorunluluğu. İnsan hayatını, paranın ve enerjinin yanında hiçe sayan politikaların dalkavukları. Mertlik ve insani değerlerin bu derece yok oluşu bizi rahatsız ediyor. İnsanlar rahatlıkla yalan söyleyebiliyor. Bir insanın bir insana yalan söylemesi bile ne acayip. İşte bütün bunlar bizim şarkılarımızda söylediklerimiz. Müdahale konusuna gelince. Bülent Seyhan bize her anlamda destek verdi. Fikirsel yapılarımız çok uyuşuyor. Ayrıca söylemekte fayda var, biz müdahele edilebilecek bir grup değiliz. Bu konuda gemi yakmak sorun değil.
Bu konuda ülkemizdeki sanatçıların tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Fazla mı tarafsızlar sizce…?
Ozan: Tarafsız demek sadece sizin nezaketinizi gösteriyor. Özal döneminde de vardı bunlardan bolca. Fikret Kızılok, Ruhi Su, Barış Manço, Cem Karaca, Kemal Sunal gibi ağabeyleri çok özlüyoruz. Bu dönemin sanat camiasına bir gözatın. Elbette istisnalar vardır ama ya korkaklar; ki bir çoğu öyle ya da cahiller. Farkında bile değiller. Bir soralım bakalım referandumda oylanacak anayasa maddelerinden kaçta kaçının haberi var. Söyleyediklerimden rahatsızlık duyan varsa bile umurumda değil. Bunlardan bahsediceğiz. Pop kültürünün içinde olmak bize rahatsızlık vermez. Biz durumun farkındayız. Dün oynanan oyunlar bizim başımıza patlamıştı. Bugün oynananlarsa ne yazı ki çocuklarımızın başına patlayacak. Kırmadan, incitmeden, sağduyuyla, insani değerlerle akıllıca düşünerek, konuşarak ve en önemlisi takiye yapmadan halletmeliyiz dertlerimizi.
Çağatay: Dikkatimi çeken bir şey var. Günümüzde şarkıların anlattıklarına baktığımda sadece karşı cinse olan bir hesap sorma hali görüyorum. Elbette bu da olmalı ama sadece bunu duyduğunuzda çok sıkıcı gelmeye başlıyor.
Bu devirde albüm yapmaya delilik gözüyle bakılıyor.. Çok sayıda grup ve solist şarkılarını internet aracılığı ile paylaşıyor. Sizse 10 şarkılık bir albümü hazırlayıp müzik marketlere sunmak cesaretini göstermişsiniz.. ?
Timsah: Çalıştığımız süreyi gözönüne alırsak bu tam bir delilik olarak görünebilir. Biz müzisyeniz. İşimiz bu. Bir şekilde dinleyiciye ulaşmamız lazım. Bunun en doğru yolu albüm yapmak. Elbette internet avantajıda kullanılmalı.
Peki, bu albümden beklentileriniz neler? Albüm tirajı mı ,şarkıların tanınması mı, çok sayıda konser vermek mi… ? Demli’den çıkacak nasıl bir sonuç sizi mutlu edecek?
Ozan: Ünlü bir plak şirketinin idarecisi bu albümün kaç satıcağını düşündüğümü sordu. Bende ona “Kaç satacağını bilmiyorum. Ama yıllar boyu satacağını biliyorum” dedim. Evet buna gerçekten inanıyorum. Konserler konusunda da şunu söyleyebilirim; Her bir konser ayrı bir proje olarak değerlendirilecek. Her bir konser kaydedilecek. Elbetteki analog sistemle. Bunların dvd leri sürülecek. Demliden çıkan sonuç bizi daha şimdiden çok mutlu etti. İkinci baskı piyasada. Müzik dünyasından bile inanılmaz övgüler aldık. En çokta Fuat ve Özkan ağabeylerin sözleri bizi çok mutlu etti. Dinleyicilerimizi çok beklettik. Ama buna değdiğini düşünüyoruz. Konserlerde epey keyifli geçicektir.
Çağatay: İyi bir canlı performans grubu olduğumuzu düşünüyorum. Şarkılar canlı olarak dinlendiğinde, bizim hissetiğimiz o muhteşem enerjiyi tadacaklar. İşte o zaman Demli’nin canlı halini de yaşamış olacaklar.
Şarkılarınızı tanıtabileceğiniz, kendinizi ifade edebileceğiniz mecralar bulmakta zorlanıyor musunuz? Sizin de şarkılarda ifade ettiğiniz gibi tv programlarının durumu malum..
Ozan: Acelemiz yok. Sindire sindire. Aynı Demlinin oluşumu gibi. Zaten tv programlarına çıkmak gibi bir niyetimiz yok. Dinlemesi gereken dinler.
Aslında Flört’ün çok öncesine dayanan bir müzikal yolculuğunuz var..Hatta ‘’Kim Bunlar’’a dayanan bir yolculuk..Kısaca bu süreçten bahseder misiniz? Flört nasıl oluştu..?
Ozan: Aslında Kim Bunlar olarak bildiğiniz grubun gerçek adı; Bekarlar’dı. 91 yılında ilk kez bir çay partisinde sahne alıştık. Beatle’s ve Elvis rock&roll’larının yanısıra Erkin Koray ve Barış Manço şarkıları çalıyorduk. Ama asıl amacımız; kendi bestelerimizle bir çıkış yapmaktı. 92 yılında Fuat Günerle tanıştık. Çok genç yaştaydık ve o bizim tarzımızı beğendiği için, bestelerimiz üstünde çalışmalaya başladık. Bir taraftanda o dönemde az sayıda olan barlarda çalıyorduk. O dönemin meşhur barları; Gitanes ve Bilsak sahne aldığımız barlardı. 17-18 yaşlarındaydık. Kramp, Bülent Ortaçgil, Erkin Koray gibi ustalarla aynı mekanlarda çalıyorduk.Bütün 90’lar boyunca kendi şarkılarımızı kaydetmek için, pop yldızlarına da eşlik ediyor ve vokal yapıyorduk. Bekarlar’ın o dönemlerde yaptığı besteleri, şimdi bile dinlediğimde, tüylerim diken diken oluyor. Ama gelin görün ki işler pekte istediğimiz gibi gitmiyordu. Hiçbir plak şirketi, bizimle aynı fikirde değildi. Derken karşımıza, Prestij firması çıktı ve Bekarlar kendi sonunu getiren iki albümle, belkid e bir daha hiç birleşmemek üzere, Flört’ün de tabanını oluşturarak, hak etmediği bir saygısızlıkla, tarihe gömüldü. Ata Akdağ benim için bu memlekete gelmiş, en büyük müzik adamlarından biridir. Barış Bölükbaşı’da bizi nerdeyse kusursuz tamamlıyordu. Ama Kim Bunlar travması, gencecik yaşlardaki bu dört adamı, çok değiştirdi. Karşımıza Çağatay çıkınca, her şeye baştan başladık. En azından istediğimiz gibi.

Albümle beraber belirlenmiş konser ya da sahne çalışmalarınız var mı?
Ozan: Ekim ayının ilk haftasında bir açılış konseri yapacağız. İklim uygun olursa Açık hava tiyatrosunu düşünüyoruz. Kasım ayından itibaren bir Türkiye, birde Avrupa turnesi yapacağız. O tarihe kadar stüdyoda sürekli prova halindeyiz. Evet biz 3 kişiyiz ama sahnede Barış Büyükte dahil 7 kişiyiz. Ses mühendisimizde yanımızda yani. Hassasiyetleri olan insanlarız. Brass section olmadan sahneye adım atmayız. Öyle gaddarız yani: )
Röportaj için teşekkür ediyoruz. Son olarak Hayat Müzik Platformu okurlarına ve dinleyicilerinize neler söylemek istersiniz?
Ozan: Biz teşekkür ederiz. Kıymet verip bu röportajı yaptığınız için. Herkese doğal yaşayışımıza dönelim diyorum. İnternette esir hayatı yaşamasın insanlar. Müziği o küçücük yetersiz laptoplardan dinlemesinler.
Timsah: Teşekkür ederiz.
Çağatay: Konserlerde görüşmek üzere.
Röportaj:Ahmet ERTEN/Hayat Müzik/2010
Share this post

1 yorum Yeni Yorum Yap

  1. yağmur21:25

    sizleri tekrar görmek çok güzel! Demli çok çok başarılı bir albüm olmuş. en kısa sürede konserlerde sizi canlı dinlemek dileğiyle.

    YanıtlaSil

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe