EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

27 Ekim 2009 Salı

AYDİLGE ''SOBE'' İLE DİNLEYİCİ İLE 2. BULUŞMASINI GERÇEKLEŞTİRDİ..HAYAT MÜZİK PLATFORMU'NDA AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI.



İkinci albümünüz ‘’Sobe’’ ile yeniden müzikseverlerle buluşuyorsunuz.. ’’Sobe’’nin hikayesini öğrenebilir miyiz öncelikle? Kimlere ‘’Sobe’’ bu albüm..?

Oyunu kurallarına göre oynamayı sevmeyen, oyunbozan oldukları için sahanın dışına atılmaktan korkmayıp, kendi oyunlarını yaratan tüm benzerlerime teşekkür ederek başladım bu albüme. Hep hayatı ıskalamaktan söz edilir ya, ben de tam tersi hayatı sobelemekten bahsediyorum. Bir de biz yaratıcı insanları susturmaya ve bezdirmeye çalışan, tek düze hayatlara hapsetmeye çalışan tüm sıradanlık bekçilerine, “SOBE” diyorum. Beni susturduğunuzu mu sandınız! Hayır ben buradayım!

Peki dinleyici ‘’Sobe’’de neler bulacak Aydilge’den..’’Küçük Şarkılar Evreni’’ adlı ilk albümünüze benzer bir ruhta mı hazırlandı ‘’Sobe’’..Kimlerle çalışıldı,nasıl bir hazırlık sürecinden geçti albüm?

Küçük Şarkı Evreni, benim daha kırılgan yanımı anlatan bir albüm. Bu sefer çok daha güçlü, ayakları üstüne sağlam basan bir genç kadının şarkıları var ortada. Ama bunu, asla sert bir üslupla, bağıra çağıra değil, yine ruhumdaki en ince ve zarif melodilerle yapıyorum. İnsanların gözüne öfke ve nefret sokarak, bir şeyler anlatılabileceğini pek sanmıyorum. Bu albümde diğerinden farklı olarak prodüktörlükte de payım var. Bütün prodüksiyon ve kayıt aşamasında Cem Sarıoğlu ile beraber çalıştık. Ayrıca albümde kendi bestelerim dışında Cem'in üç bestesine de söz yazıp seslendirdim. Küçük bir Renk isimli bestemiz ise ortak. İlk albümde tüm söz ve besteler bana aitti. Yani bu albüm daha çok takım çalışması içeriyor. Albümün mastering aşamasında ise Pink Floyd'un ses mühendisi ile çalışma onuruna eriştim. Andy Jackson'ın albümü beğenip, mastering yapmaya değer bulması gerçekten çok büyük lükstü çünkü kendisi çok az albüm kabul ediyor.


İlk klip albümle beraber zaman kaybetmeden yayına girdi..Bir vinçle 6 metre yukarıya taşınmak nasıl bir duyguydu ?

Açıkçası bu kadar canımın yanacağını hiç kimse bana söylememişti! Çünkü ayaklarımdan, belimden, kollarımdan havaya kaldırıldım ve tam sekiz saat o şekilde havada kaldım. İndiğimde her yerimde morluklar ve şişlikler vardı. Ama değdi, gerçekten çok büyük bir haz aldım. Uçtuğumu hissettim. Zaten şarkının anlatmak istediği ruha o kadar uyuyor ki bu durum. Yollara düşüp, şehri terk etmek isteyen, ofisinde kapalı kalıp bunalmış tüm insanlara seslenip, haydi kaçalım diyen bir şarkı bu. O yüzden yönetmenimiz Ceyda Balaban gerçekten harika bir iş çıkardı.

Albüm çalışmalarınız dışında aynı zamanda Sound Dergisinin editörlüğünü yapıyorsunuz..İkisini bir arada yürütmek zor olmuyor mu?İkisi de yoğun mesai isteyen işler..

Ben hayatı çok hızlı ve yoğun yaşayan bir insanım. Asıl boş durmak beni yıpratıyor. İnsanı boğan ve yavaş yavaş öldüren günlük rutine kapılmak beni nefessiz bırakıyor. Yaşadığımı hissetmek için farklı şeyler yapmalı ve pek çok alanda yer almalıyım. Dergi de bunun bir parçası, yazdığım romanlar da...

Albüm ‘’teslim olmayanlara’’ ithaf edilmiş. Biraz açabilir miyiz ‘’teslim olmamak’’ cümlesini..Neye,kime teslim olmamak..

Çalan müziklere bakın, hepsi aynı. Aynı cıstak cıstak arkada, aynı vurgular... Dizilere bakın, birbirinin kopyası. Çünkü tek tip insanlar ve hayatlar üretiyor sistem. Var oluş amacı tüketmek olan uygun insanlar üretiyor... En çok kim tüketecek? Düşünmeyen, irdelemeyen, önüne konulanı kabul edenler tabii. İşte buna teslim olmuyorum.

Geçtiğimiz zaman dilimlerinde ‘’Greenpeace’’ ile ortak bir çalışmaya imza atmıştınız..Ülkemizde sanatçılar genelde etliye sütlüye karışmayan bir tavır sergiledikleri için şaşırıyoruz bunları duyunca..Bu ve buna benzer alanlarda farklı sosyal sorumluluk projelerinde yer almaya devam edecek misiniz yakın gelecekte?

Dünyanın Kalbi Durmasın isimli parçama, Greenpeace desteğiyle çok güzel bir klip de çekmiştik. Küresel iklim krizine işaret eden ve tüm kirlilik karşısında, kalbi tertemiz olan bir çalışmaydı. Bence kuraklık, doğadan önce kalpte başlar. Duyarsız insanların çorak yüreklerine inat, ben her zaman bu tür projelerde olmayı sürdüreceğim.

İnternet müzisyenler için ‘’korsan’’ problemini beraberinde getirse de,şarkılarını geniş kitlelerle paylaşmaları açısından da büyük bir fayda ve kolaylık sağlıyor..İnternetin bu anlamda müziğinizi nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?

Her ne kadar şarkıların dolaşımı daha kolaylaşmış olsa da, plak şirketleri kar edemediği için, müzisyenler tek başlarına kaldılar. Herkes kendi müziğini kendi maddi imkanlarıyla yapmaya çalışıyor, oysa sanatçının maddi kaygısı olmamalı ki özgür müzik yapabilsin. Yani müzik özgürleşiyor gibi görünse de, müzisyenler geçim derdine düşünce nasıl özgür üretebilir ki.

Geçtiğimiz haftalarda myspace gibi önemli bir platform kapatılmıştı..Söz konusu site telif engeline takılmıştı..Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu tip kısıtlamaları?

Ben bu tür yasaklara karşıyım. Onu kapat, bunu kapat, beynini ve aklını kapat... Evet orada bir telif ihlali olabilir ama uzlaşmanın tek yöntemi kapatmak mıdır? Kullanıcıları cezalandırma ve kullanıcıları bundan mahrum etme hakkını kendilerinde nasıl buluyorlar?En kolay yol, kapat gitsin...

Aydilge’nin müziğini neler besler?Okudukları mı,yaşadıkları mı..O şarkılar,sözler nasıl bir birikim sürecinden sonra ortaya çıkıyor?

Tabii ki her şeyden etkileniyorum. Ruhumun ince bir teni var. Güneş yanıklarına dikkat etmem lazım:) Ama aynı zamanda bu kadar hassas bir ruh tenim olması da benim kolay üretebilmemi, hissedebilmemi sağlıyor...

‘’Sobe’’ beraberinde yapılacak etkinlikler neler olacak?İmza günü,konser gibi planlanmış bir etkinlik takvimi mevcut mu?

Hepsini www.pirefabrika.com ve www.aydilge.net adreslerinden takip edebilirsiniz.

Son olarak Hayat Müzik Platformu takipçilerine ve dinleyenlerinize neler söylemek istersiniz?

“Kalbinin sesini dinle” sözünün bir anlamı kalmadı çünkü bunca gürültü arasında kalbimizin ne dediğini duymak atık mümkün olmuyor. O yüzden kalbimizin sesini yeniden bulup, ona kocaman bir “SOBE!” diyelim

Röportaj:Ahmet ERTEN/Hayat Müzik/2009
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe