EMRE ALTUĞ, HAYAT MÜZİK'TE 

AHMET ERTEN'İN SORULARINI YANITLADI! I VOLTAGE FESTİVALİ 29 HAZİRAN'DA GERÇEKLEŞİYOR! MÜSLÜM GÜRSES'İN ''VEDA''SI RAFTA!

26 Temmuz 2008 Cumartesi


''Bak Gidersem Dönmem'' diyerek adım attığı müzik dünyasına ''Aman'' albümüyle dönen Sadık Karan Ahmet Erten'le Hayat Müzik'in konuğu oldu...Müzikten,olandan ve olması gerekenden konuştuk..İşte Sadık Karan'dan ''Aman'' ve daha fazlası...


-İlk albümünüz üzerinden 2 yıllık bir zaman geçti..Uzun olmasa da yoğun bir tanıtım uygulanmaması sebebiyle,bu aranın dinleyiciye daha uzun geldiğini düşünüyorum..Ve geçen bu sürenin ardından ''Aman'' ile dinleyiciyle yeniden buluştunuz..''Aman''dan bahseder misiniz bize öncelikle..Neler var ''Aman''da ?

2005 yılında çıkarmış olduğum ilk albümümün, çıkış şarkısı BAK GİDERSEM DÖNMEM sevilen ve ilgi gören bir şarkı olmuştu. Günümüz koşullarında albüm çıkarmaktan daha önemli bir hadise olan promosyon, sanırım benim gibi yolun başında olan bütün arkadaşların karşılaştığı en büyük sorun. Aynılaştırmanın içinde sadece işinizle var olmaya çalışmak neredeyse imkansız hale geldi. İyi şarkı iyi iş yerini bulur artık palavranın ta kendisi. Biraz keskin oldu ama samimice içimden gelen bu. Cd gönderdiğiniz kişiler Cd nizi dinleme gereği duymuyorlarsa, sizi her hangi bir yerde dinleyen kişiler albümünüzü alıp sahiplenmiyorlarsa, şarkınızın beğenilme kriteri alt yapılarınız, sözleriniz, müziğiniz, aranjeleriniz, sesiniz, yorumculuğunuz değil de arkanızda sizi destekleyen kişilere göre yürüyorsa dünyanın en iyi işini de çıkarmış olsanız tamamıyla hayal dünyasında yaşıyorsunuz demektir. Yanlış anlaşılmasın en iyi albümü ben yaptım cahilliğinde değilim. Göreceli bir durumdur güzel iş, güzel şarkı. Burada anlatmak istediğim albümlerin tanıtımıyla ilgili sorunlar. Aslında uzun uzadıya tartışılması gereken bir konu. Fazla da uzatmak istemiyorum. AMAN başından sonuna, her anıyla benim ilgilendiğim, on bir şarkının sekizine söz ve müzik olarak kendi imzamı attığım, samimice emek verilerek hazırlanmış ve güzel bir ekibin emek verdiği bir albüm. İlk albümden farklı olarak söz ve besteci kimliğimi daha net ortaya çıkarma fırsatım oldu. Aslında anlatılmak istenen her şey albümde anlatıldı. Değerlendirecek olan bu noktada dinleyici. Ben severek çalıştım ve emek verdim.Takdir dinleyicinin.

-Albüm Hakan Eren'in yapımcılığında ''Ossi Müzik'' etiketiyle müzik marketlerdeki yerini aldı..Yeni firmanız hayırlı,uğurlu olsun : ) Hakan Eren'le birlikte çalışmak nasıldı?Böyle önemli bir isim bu albüme neler kattı ?

Hakan Eren vizyonu olan, popüler işlere imza atmak yerine daha konsept albümler yayınlamayı tercih eden çok başarılı bir yapımcı. Bir kere bu sektörde var olabilmek için her yolu mübah gören, kar amaçlı yapımlar peşinde biri olan bir yapımcı değil. Ayrılan yanı bu. Başarılı bir radyo programcısı ve mühendis. Haliyle vizyonu ve bakış açısıyla, benim prodüktörlüğüme yapımcı olarak destek oldu. İnandı ve destekledi. Teşekkür etmeliyim kendisine.

-''Aman'' da süpervizör olarak Çisel Onat'a rastlıyoruz...Nasıl bir araya geldiniz?..Şüphesiz albüme kendi has bir renk katmıştır Çisel Onat...

Çisel Onat da başarılı bir çevirmen ve yazar. Aslında en çok da yüreğiyle, bana inancıyla yanımdaydı. Destek verdi. Daha önceki firmamın basın işleriyle meşguldü. Sonrasında yolumuza birlikte devam etmeye karar verdik edindiğimiz tecrübelerimizle. Belki de en büyük şansım beni kendine para kazanılacak biri olarak görmek yerine, benim samimiyetime inanmış ve bu işi yapmam gerektiğine koşulsuz inanmış biri olması. Bir şarkımda da imzası var. Çok özel bir doğum günü şarkısı. Adı da Doğum günü şarkısı. Dinledikleri zaman aslında ne demek istediğimi daha net anlayacaklardır

-Günümüzde işin magazinsel yönünden uzak kalan yeni müzisyenler için durum hayli zor.. Medyada, basında gereken yeri bulmak güçleşebiliyor... Bu konuya Sadık Karan'ın bakışı nasıl..?

Zor olan insanların bu çelişkiden kurtulmaları. Bu nasıl yaman bir çelişkidir ki magazinde yer alan kişiler eleştiriliyorlar ama yer almayanları da tanıyan bilen yok. Her şeyi eleştiren ve günden güne sevgisizliğe alıştırılan bir toplumda insanlara albüm ulaştırmanın yolu kapı kapı dolaşıp albümü anlatmak gibi ütopik bir durumdan geçemeyeceğine göre yeni çıkan benim gibi insanlar ne yapacaklar bilmiyorum. “Magazinde yer almadan da var olan insanlar var!” yalanı benim gibi kişiler için asla geçerli değil. Günümüzde bu anlayış, imkansıza inanmak durumu. Ben de buna inanmaya inatla devam ediyorum benim gibi düşünenler de vardır elbet düşüncesiyle. Medya ve basında yer almanın yolu arkanızda var olanlarla ilintili. Neden bunu dinleyiciden saklarlar ki. Kaba tabirle varsa arkanızda sizi destekleyen paralı bir dayınız her gün medyadasınız. Yoksa beklemek, sabırlı olmak, inancınızı yitirmemek gibi manevi durumlara sarılmanız lazım. Güzel şarkı güzel yorum güzel ses ama eeeee? Deniyorsa zurnanın nasıl bir ses çıkardığını siz tahmin edinJ

-Biyografinizi incelediğimizde oldukça dolu ve renkli bir geçmişle karşı karşıya kalıyoruz..Öğretmenlik yapmışsınız bir dönem...O dönemden bahseder misiniz?

Öğretmenlik dönemimle sahneyi birbiriyle çok yakın bulurum her zaman. Her ikisi de insana yönelik meslekler. İkisinde de ürettiğiniz, ürettiğinizi sunabildiğiniz, yenilendiğiniz ve aktarabildiğiniz kadar var olabilirsiniz. Farkı da var tabii. Öğretmenlikte sunduğunuz bilgi doğrudan karşınızdakine ulaşırken müziğinizi ulaştırmak için üstüne para ödüyorsunuzJ Ne olur benim şarkılarımı dinleyiciye ulaştır diye birilerine. Öğretmenlik ne kadar ciddiye alınan bir meslekse müzik o kadar artık ciddiye alınmayan bir meslek halinde düşünülüyor. Her öğretmenlik bölümünden mezun olan bu işi tam anlamıyla yapamazsa şarkıcılık da böyle. İkisi de tanrısal bir aktarım yeteneğine dayanıyor. Aktaramazsanız işte kapı şurada deniyor. Tabii öğretmenlik kısmı özel sektörde geçerli, dediğim durum için. Çok severek keyifle yaptığım öğretmenlik dönemim müzik yüzünden sona erdi ama her seçim vazgeçiştir ya hani hiç pişman olmadım. Ama arada özlüyorum. Kim bilir belki bir gün yeniden o günlere dönerim. Hayat bu belli olmaz.

-Bir de radyoculuk var...Aslında yine müziğin içinden bir iş...Ve bence bir müzisyene büyük bir artı katacak bir meslek..Siz de o yıllarda kazandığınız birikimlerin artılarını görüyor musunuz bugün?

Ben 90’ larda, özel radyoculuğun Türkiye’deki ilk dönemlerinde radyo sunuculuğu yaptım. Yaklaşık 4-5 yıl kadar. Benim dönemimde bu kadar çok insanın olduğu bir sektör değildi müzik sektörü. Bir albüm alınır dikkatlice dinlenir içinden şarkılar seçilir dinleyiciye sunulur beğenilenler desteklenir albümler anlatılırdı. Kim ne çalmış nerede kaydedilmiş. Günümüzde şarkı çalınırken artık şarkıyı söyleyenin adını bile söylemiyorlar. Radyocu arkadaşlar da haklı kime ne kadar yetişecekler. 90’ larda çıkan sanatçıların bir çıkış hikâyeleri vardı. Şimdi bu hikâyelerin yerini maddi olanağı olanın albüm yapabildiği bir sektör aldı. Haliyle bu durum dinleyiciye de fazlasıyla bir doyum getirdi ve bardak taştı. Artık kimi dinleyeceğini kimi aklında tutacağını bilemez hale geldi. Çok yetenekli olduğu halde parasal yönden gücü olmayan bir sürü arkadaş için sektörde kendine yer bulmak imkânsızlaştı. Müziğe verilen değer de azaldı. Radyoculuk benim gibi ufak yerde doğmuş büyümüş biri için, müziğin içinde olmanın en güzel köprüsüydü. Şarkı üreten biri olarak radyo, dinleyicinin sevebileceği şarkılar yapabilmem de çok büyük bir katkıda bulundu kuşkusuz.

-Her müzisyenin kariyerinde onları derinden etkileyen, hatta bu mesleği seçmelerinde bile büyük etkileri olan isimler vardır... Sadık Karan'ın idolleri ve belki de ona yol açtığını düşündüğü müzisyenler var mı ?

Ben albüm yapmayı düşündüğümde ilk iş olarak o zaman Dokuz Eylül Üniversitesi Şan Bölüm Başkanı olan Prof. Müfit Bayraşa hocamın kapısını çalıp, ondan onay almıştım. Gerek besteci kimliği gerekse şan konusundaki açtığı yol bakımından Müfit Hoca’mın ben de çok önemli yeri olmuştur her zaman.

-İnterneti aktif olarak kullanan isimlerdensiniz anladığımız kadarıyla... Web sitenizi ziyaret ettiğimde en çok dikkatimi çeken bölüm''blog'' sayfalarınız oldu.. Hissettikleriniz, ilettiğiniz satırlar, aracısız dinleyicilerinize ulaşıyor... Cidden keyif de aldığınızı hissediliyor yazılardan....

Aslında internet benim için çok yeni ve bir o kadar da sevmediğim bir ortam. Sevmeyişimin nedeni yazarak anlatmanın duyguyu tonlamayı barındırmamasından kaynaklı. Bazen yazarak anlattığınız bir durum hiç beklemediğiniz bir şekilde yanlış anlaşılabiliyor. Can sıkıcı olan yanı bu. Ama iletişim hızı açısından da tartışılmaz bir rahatlık. Sadece kendi sitemle yakından ilgiliyim. Kendi sitem
www.sadikkaran.net ‘de blog sayfamda keyif aldığım yazılar yazmaya çalışıyorum fırsat buldukça. Samimice ve aracısız bir şekilde, her hangi bir konuda dinleyici dostlarla tanışma, anlaşma ve paylaşma fırsatı sunuyor bana.

-Kendi sözlerini bestelerini yorumlamak bir sanatçı için tartışmasız çok büyük bir artı..Kişisel olarak şarkıyı kuvvetlendiren,duyguyu daha yoğun hissettiren bir durum olduğuna inanırım..Peki kendi şarkılarınızı seslendirmek dışında, başka albümlere de Sadık Karan imzalı şarkılar, sözler vermeyi düşünüyor musunuz? Bu yönde çalışmalarınız var mı ?

Şarkılarımı birkaç arkadaşımla paylaştım daha önce. Albümlerinde yer aldı. Ama kimseyi arayıp benim şöyle bir bestem var al söyle gibi bir durumum olmadı. Benden şarkı istenirse ve değeceğine inanırsam şarkılarımı paylaşmaktan yana bir sıkıntım olmaz. Seve seve destek olmaya çalışırım elimden geldiğince. Ama bunu fark edip benden bir talepte bulunmadıkları sürece ben şarkılarımı sunmam. Bu durum da yanlış anlaşılıyor, sanki ukala bir yaklaşım gibi algılanabiliyor. Ama asla böyle bir durum söz konusu değil. Müzikle ilgilenen birinin, takip etmesi, değerlendirebilmesi, kendine yakışacak şarkıları seçebilecek yetiye sahip olması gerektiğine inandığım için böyle düşünüyorum. Bunu başaran insanlar zaten sektörde kendine güzel bir yer ediniyor. Bunun en güzel örneği de Demet Akalın’dır. Her hangi bir albümde yer alsın da, nasıl yer alırsa yer alsın gibi bestecilik anlayışı benim anlayışıma pek uygun değil. Kendi ürettiğiniz şarkının duygusunu verebilmeniz tabi ki daha keyifli ve daha samimi. Ama besteci yönü olmamasına rağmen söylediği şarkılara hayat veren, besteyi bir basamak daha yukarıya taşıyan çok başarılı yorumcular da var.

-Türk Pop Müziği çok sayıda unutulmaz düetler kazandı bugüne kadar… Sezen Aksu-Yaşar Gaga, Bendeniz-Harun Kolçak gibi isimlerin düetleri ilk aklıma gelenler.. Böyle müzikal uyumlar kolay yakalanmıyor ama yakalandığı vakit çok etkili olabiliyor... Sizin düet yapmayı istediğiniz , düşündüğünüz bir isim var mı?

Düet çok keyifli bir paylaşım. Ses uyumu, ton uyumu, şarkının düete uygun olup olmaması gibi bir takım kriterler var düet yapabilmeniz için. Çok önemli yorumcular var sevdiğim. Ama ses uyumu yakalanır mı onu denemek lazım. Aşkın Nur Yengi çok sevdiğim bir yorumcudur mesela. İlk albümü Sevgiliye’de Harun Kolçak’la Bile Bile şarkısındaki uyumları çok keyifliydi. Çok severek dinlerim hala.

-İlk klibiniz ''Aman'' Devrin Usta yönetmenliğinde çekildi.. Müzik kanallarında da dönmeye başladı.. Bu albüme dair diğer planlarınız neler... Yeni klip, konser programı, imza günleri...?

John Lennon’un bir sözü var. Hayat, siz gelecek için planlar yaparken başınızdan geçenlerdir. Ne güzel söylemiş. Sen kendine göre planlar yapadur hayat bildiğini okur ya hani. Albüm henüz çok yeni. Tek şarkı üzerine kurgulanmış bir albüm değil kesinlikle. Güzel şarkılar var ama başta da dediğim gibi dinleyicinin takdiriyle oluyor her ne olacaksa. Bütün şarkılara tek tek klip çekip onları günlerce müzik kanallarında döndürebilecek güçte değilim henüz maddi açıdan. Ama dinleyici sahiplenirse, konserler de, imza günleri de olacaktır. Geri dönüş oldukça bütün şarkılarımı kliplendirmeyi isterim. Sezon olarak durgun bir dönem yaşıyoruz. Eylül ve ekim döneminde yurt içi ve yurt dışında sahne çalışmalarım olacak. İlk klibim AMAN adlı şarkıma çekildi. Devrin Usta vizyonuna güvendiğim bir arkadaşım. Bundan sonraki kliplerimde de çalışmayı isterim. Bakış ve fikir açısından uyuşabiliyoruz çünkü. Ayrıca çok taze bir şey daha var ki AMAN’ın remix versiyonları tamamlandı. Dünyada iyi tanınan Dj’lerden Burak Yeter ve albümümün aranjörlüğünü üstlenen Gürsel Çelik’in yaptığı versiyonları da artık radyolarda ve gece kulüplerinde sık sık duyabileceksiniz.

-Son olarak ''Hayat Müzik'' takipçilerine iletmek istediklerinizi alarak bu keyifli röportajı noktalıyoruz.. Hayat Müzik'e konuk olduğunuz için teşekkürler : )

Çok teşekkür ederim keyifli bir sohbet oldu benim için de. Uzun yıllar şarkılarımı paylaşabilmeyi diliyorum. Farkında mısınız hayatla müzik ne kadar iç içe. Bazılarınız bunu görmek istemese de. Doğumdan ölene kadar müziğin olmadığı tek anımız yok aslında. Doğduğunuz anda annemizin uyutmak için bizi, kulağımıza fısıldadığı ninniden tutun da ölünce gömülürken hocanın okuduğu sal’a ya kadar hayatımızın her anında var müzik. Doğum günümüzde, düğünlerimizde, maçta, kahvede, dizide, keyifli dost sohbetlerinde, ibadetimizde, savaşa girerken bile, okula başladığımız ilk günümüzde, marşımızda, arabamızda… Her yerde ama her yerde. HAYAT MÜZİK’tir çünkü. İyi olanı sahiplenmeniz seçebilmeniz ve kıymet verebilmeniz dileğiyle. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim..


RÖPORTAJ:AHMET ERTEN
Share this post

0 yorum Yeni Yorum Yap

 

Önemli Uyarı

Hayat Müzik Platformu 2006 yılında yayın hayatına başladı. Ahmet Erten’in editörlüğünde müzik sektörü ile buluşan blog, güncel albüm haberleri, değerlendirmeleri, röportajları ve konuk yazarları ile gündemin nabzını tutuyor.

Hayat Müzik Platformu'nda yayınlanan haberlerin ve röportajların izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır!

HAYAT MÜZİK (2006-2012)

HAYAT MÜZİK                                                            (2006-2012)
Kurucu/Editör Ahmet Erten İletişim: hayatmuzik@gmail.com

Magazin

© SADECE MÜZİK ! HAYAT MÜZİK!
Designed by GeCe